Anahtar kelimeler: Gsm Yidk Sektöründe Tanıtım İbareli Edici Sınıflarda Ayırt Yoğun Markanın
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
KARAR
: Esastan Ret
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin ███████████ başvuru numarası ile "..." ibareli markanın 35., 36. ve 37. sınıflarda tescili talebine yönelik müvekkilinin itirazının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini, GSM sektöründe faaliyet gösteren ve "..." ibareli 242 adet tescilli markası mevcut olan müvekkilinin, yoğun tanıtım faaliyetleri ve kullanım sonucu "..." ibareli markasına ayırt edici nitelik kazandırarak seri marka haline getirdiğini, davalı şirketin tescil isteğinde bulunduğu davaya konu markanın müvekkilinin markasına ayırt edilemeyecek kadar benzer olup bu markalar ile işletmesel bağlantı bulunduğu izlenimi uyandıracak nitelik taşıdığını, davalının binlerce seçenek arasından müvekkiline ait markalar ile iltibas teşkil edecek benzerlikte bir markayı seçmesinin müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız kazanç elde etmeyi amaçladığını ileri sürerek ... sayılı YİDK kararının iptaline ve başvuruya konu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; "..." ibaresinin zayıf marka niteliğinde olduğunu, özgün markaların ya da tanınmış markaların aksine, benzer mal veya hizmetleri kapsayacak biçimde koruma sağlamayacağını, zayıf marka tescil ettiren davacının bu marka ile benzer işaretlerin üçüncü kişiler tarafından kullanılmasına katlanması gerektiğini, müvekkilinin markasında öne çıkan unsurun kırımızı ile yazılmış üzerinde ... telefonu görseli yer alan ve "o" harfinin can simidi şeklinde stilize edildiği "sos" ibaresi olduğunu, bu niteliği ile müvekkiline ait markanın bir bütün olarak davacının markasından ayırt ediciliği olan "..." ibaresinden oluştuğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarının ayırıcı unsurları olan "..." ibaresi ile "..." ibaresi arasında sadece ... ibaresi yönünden anlam ve fonetik benzerlik bulunduğu, markaların hizmet sınıfları aynı tür olsa da, davaya konu markadaki baskın kelime unsurunu teşkil eden "SOS" ibaresinin kullanılış şekli ile davacının markalarından ayırt edicilik sağladığı, davalı markası ile itiraza mesnet davacı markaları arasında fonetik, görsel ve anlamsal bakımdan benzerlik bulunmadığı, dolayısıyla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/4 ve 6/5 maddelerinin işbu dava açısından uygulama alanının bulunmadığı, davalının kötüniyetli davrandığına dair dosyaya yeterli delil ibraz edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." kelimesinin doğrudan ... telefonu ibaresi yerine kullanıldığı, "..." ibareli markaların da tüketicide ... telefonu aracılığıyla erişilebilen bir hizmete ilişkin olduğu algısını oluşturduğu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle yeterli ayırt ediciliğin sağlanması halinde herkesçe kullanılabileceği, somut uyuşmazlıkta da dava konusu başvurunun, davacının "..." ve "..." ibareli markalarından yeterince farklılaştığı, dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin doğmadığı, taraf markaları benzer bulunmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığı etkilemeyeceği, başvurunun kötüniyetle yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 02.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!