Anahtar kelimeler: Safranbolu Talepli Hanesine Beri Karabük Dışına Oğlu Alanında İli İlçesi
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Safranbolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda dava değeri itibarıyla duruşma talebinin reddine ve temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Karabük ili ... ilçesi .... köyü çalışma alanında bulunan 2 03... parsel sayılı 1.257,74 m² yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkartıldığı, 1985 yılından beri .... oğlu ...'ın zilyetliğinde bulunduğu, 1985 yılında bu taşınmaz üzerine inşa edilen ahşap 2 katlı ev ve ahşap ahır garaj ve odunluğun ... oğlu ...'a ait olduğu" şerhi verilerek Hazine adına tespit ve 20.07.2012 tarihinde tescil edildikten sonra 29.01.2014 tarihinden ... adına 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) gereğince satış işleminden dolayı tapuda intikal ettirilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Karabük ili ... ilçesi ... köyünde bulunan 2 03... parsel sayılı taşınmaz ve üzerindeki 2 katlı ev, garaj, odunluk ve samanlığı davacının mirasbırakanı ...'ın 1973 yılından vefatına kadar kullandığını, sonrasında da mirasçılarının taşınmaza malik sıfatı ile zilyet olduklarını, taşınmaz üzerindeki muhdesatların davacının mirasbırakanı tarafından yaptırıldığını, taşınmazın 2/B arazisi olduğunu, dava konusu taşınmaz ve üzerindeki muhdesatların kadastro tespiti sırasında gerçeğe aykırı beyanlar neticesinde davalıların murisi ...'a ait olduğu şeklinde hatalı tespit edildiğini ve akabinde de davalıların murisi tarafından satın alındığını, davacı ve diğer mirasçıların bu durumu intikal için tapu kayıtlarını kontrol ederken öğrendiklerini, davalıların taşınmazı devredeceklerini söylemelerine rağmen bu durumdan çıkar sağlamak amacıyla devirden kaçındıklarını belirterek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile muris ...'ın terekesine iadesi ile mirasçıları adına miras payları oranında ayrı ayrı tesciline, kabul edilmemesi halinde ise taşınmazın değerinin kadastro çalışmasının yapıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile ... mirasçılarına miras payları oranında ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesinde; davacının tek başına dava açma yetkisinin bulunmadığını, dava konusu taşınmazın kadastro çalışmalarının itiraz olmaksızın 20.07.2012 tarihinde kesinleşmiş olduğunu, taşınmazın babaları ... tarafından 29.01.2014 tarihinde bedeli ödenerek Hazineden satın alındığını, davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) “Kadastro tutanaklarının kesinleşmesi ve hak düşürücü süre” başlıklı 12. maddesinin 1. fıkrasına göre “30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir.” Aynı kanunun 3. fıkrasında ise; “Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz” hükmüne yer verildiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dava konusu 2 03... sayılı parselin kadastro tespitinin 20.07.2012 tarihinde kesinleştiği, kadastro tespitinden önceki nedene dayanarak davalı adına oluşan tapu kaydının iptali ve tescilinin istendiği, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemlerinin 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi gereğince kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu, işbu davada 10 yıllık hak düşürücü sürenin 20.07.2022 tarihinde dolduğu ve davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra 26.12.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan kullanım kadastrosuna itiraz davasının dinleme olanağı bulunmadığından, hak düşürücü süre nedeniyle reddine yönelik karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gibi dava konusu taşınmazın dava tarihinden önce kadastro tutanağının beyanlar hanesinde adına şerh verilen....'a 6292 sayılı Kanun uyarınca satılarak şahıs adına tapu kaydının oluştuğunun anlaşılmasına göre davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)
353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerin teatisi aşamasının tamamlanmadığını, hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, taraf teşkili sağlanmadan karar verildiğini, davanın niteliği gereği diğer mirasçıların muvafakatlerinin alınması ya da terekeye temsilci atanması gerektiğini, bu hususta taraflarına yetki ve izin verilmediğini, davanın esasının yolsuz tescile dayandığını, bu nedenle zamanaşımı ve hak düşürücü süre bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesi tarafından deliller toplanmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, taşınmazın gerçek malikinin davacının murisi olduğunu, davalılarında bu durumu açıkça bildiğini, davalıların hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddini istemelerinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde bulunan dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının murisinin vefatından sonra taşınmazı mirasçılarının kullanmaya devam ettiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 6292 sayılı Kanun gereğince davalı tarafa yapılan satış sonucu oluşan tapu kaydının iptalinin istenip istenilemeyeceğine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Davacı ...'ın yatırmış olduğu 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!