Anahtar kelimeler: Susuz Vasfıyla Tarla Diyarbakır Kimsenin Alanında İli İlçesi Devletin Yerlerden

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ███████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Diyarbakır Kadastro MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kadastro sırasında Diyarbakır ili .... ilçesi .... Mahallesi çalışma alanında bulunan 3 46... parsel sayılı taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle susuz tarla vasfıyla davalılar ... ve ... adına; 3 46... parsel sayılı taşınmaz, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerlerden olduğu, kimsenin mülkiyet iddiasında bulunmadığı belirtilerek, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş; 3 46... parsel sayılı taşınmaz ise mera vasfıyla sınırlandırılmıştır.2. Davacı ... dava dilekçesinde özetle; Diyarbakır ili .... ilçesi .... Mahallesinde bulunan 3 46... sayılı parselin ... ve ... adına, 3 46... sayılı parselin mera olarak, 3 46... sayılı parselin Hazine adına tespit edildiğini, dava konusu taşınmazlara yönelik babasının tasarrufu ve vergi kaydı bulunduğunu, taşınmaza buğday ektiklerini belirterek, yapılan yanlışlığın düzeltilmesini talep etmiştir.3. Davacı ... dava dilekçesinde; Diyarbakır ili .... ilçesi .... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında dava konusu 3 46... parsel sayılı taşınmazın davalılar adına tespit edildiğini, davalıların taşınmaz üzerinde zilyetlik ve kullanımlarının bulunmadığını, taşınmazın orman vasfında olma ihtimalinin bulunduğunu belirterek, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın görevli ve yetkili mahkemede açılmadığını, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, dava konusu taşınmazların Hazine adına tespit edildiğini, taşınmazların özel mülkiyete konu yerlerden olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.2. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın reddi gerektiğini, davaya konu taşınmazın 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 79. maddesinde geçen taşınmazlardan olması nedeniyle belediye adına tescili gerektiğini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "Asıl dosya yönünden tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun (492 sayılı Kanun) noksan harçlarla ilgili 30. maddesinde “Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır” hükmü öngörülmüştür. 492 sayılı Kanun'un noksan harç ikmali ile ilgili 30. maddesi uyarınca mahkememizce davaya konu taşınmazların kadastro tespiti sırasında yapılan ve tespit tutanağı üzerinde belirtilen değeri üzerinden alınması gereken peşin harç tutarı hesaplanmış ve dava açılırken yatırılan tutar mahsup edilmiştir. Bu şekilde tespit edilen peşin harcın yatırılması için de mahkememizce davacı tarafa kesin süre verilmiş, kesin sürenin sonuçları davacıya ihtar edilmiştir. Davacı tarafa eksik harcın yatırılması için kesin süre verilmişse de davacı tarafından harç ikmal edilmemiştir. Bu haliyle kesin süre verilmiş olduğu da dikkate alınmakla davalı taraf için kazanılmış hak doğduğu sonucuna ulaşılacağı açıktır. Her ne kadar 492 sayılı Kanun'un 30. maddesinin ikinci cümlesinde mülga 1086 sayılı Kanun'un 409. maddesine atıf yapılmışsa da niteliği gereği kadastro dosyalarının işlemden kaldırılması söz konusu olamayacağından benzetme yoluyla 3402 sayılı Kanun'un 28. maddesi uygulama bulacaktır. (bkz. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin ██████████ Esas ve ████████ Karar, 16.02.2009 tarihli ilamı) Tüm bu açıklamalar ışığında; davacının kesin süre içerisinde eksik harcı yatırmamış olduğu anlaşılmakla; aşağıdaki hükümde yazılı parseller bakımından 492 sayılı Kanun'un 30. maddesi yollamasıyla 3402 sayılı Kanun'un 28. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir. Birleşen ████████ Esas sayılı dosya yönünden ise 3 46... sayılı parselin yapılan kadastro çalışmaları sonucu senetsizden davalılar .... ve ... adlarına tespit gördüğü, yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişilerin dava konusu parselin eskiden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanıldığını beyan ettikleri, 3 46... sayılı parselin tespit tarihinden geriye dönük 15- 20... yıllık süre içerisinde mevcut olan hava fotoğraflarında imar ve ihyaya konu edilmeyip ham ve bakir vaziyette olduğu, dava konusu parselin; hava fotoğraflarında komşusu 3 46... sayılı mera parseliyle benzer lokasyonda olduklarının göründüğü, taşınmazın bitki örtüsü bakımından mera özelliği taşıdığının ziraat bilirkişisi raporunda belirtildiği, taşınmazın; yerel bilirkişilerce hayvan otlatmak amacıyla kullanıldığının söylenip taşınmazda kimsenin zilyetliğinin bulunmadığının davalı tanık anlatımlarıyla dahi sabit olduğu ve taşınmazın mera parseliyle aralarında ayırıcı bir unsur bulunmaksızın bütünlük arz ettiğinin hava fotoğraflarından net bir biçimde göründüğü anlaşılmış olup dava konusu parselin mera sayılan alanlardan olduğu sonucuna ulaşıldığı, olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanmaya ilişkin 3402 sayılı Kanun'un 14.maddelerinin meralar hakkında uygulanamayacağı, 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 4. maddesinin 3. fıkrasında açıkça meraların özel mülkiyete geçirilemeyeceği, zamanaşımı hükümlerinin uygulanamayacağı ve amacı dışında kullanılamayacağı belirtildiğinden 3 46... sayılı parsel yönünden birleşen davanın kabulüne karar vermek gerektiği" gerekçesiyle asıl dosya yönünden davanın açılmamış sayılmasına, birleşen ████████ Esas sayılı davanın kabulüne, dava konusu 3 46... ve 11 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline, 3 46... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile mera özel siciline yazılmasına karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "dava konusu 3 46... parsel sayılı taşınmazın hava fotoğraflarının stereoskopik incelenmesine dayalı jeodezi bilirkişi raporundan; dava konusu taşınmazın 19 84... yıllarında dış sınırlarının belirgin olmadığı, taşınmazda kullanım emarelerinin olmadığı, zirai faaliyet bulunmadığı, ham ve bakir nitelikte olduğu, 2011 yılında fen raporunda (A) ve (B) harfiyle gösterilen yerlerin tamamında zirai faaliyetin bulunmadığı, kullanım emarelerinin olmadığı, (A) ve (B) harfi arasındaki sınırın yığma taş ile belirgin olduğu, 1984, 20 02... yıllarında imar ihyanın olmadığı, ziraat bilirkişi raporundan; dava konusu taşınmazı köylülerin hayvanlarını otlatarak değerlendirdiği ve öteden beri bu yerlerin sadece davalı tarafından kullanılmadığı, üzerinde imar-ihya çalışmalarının yapılmadığı, makineli tarım kullanılarak ekim, dikim ve sürüm işlemlerinin yapılmadığı, dava konusu taşınmazın doğu tarafının mera vasıflı arazilerle çevrili olduğu ve 4342 sayılı Mera Kanun'u kapsamında mera vasfında olduğu yönündeki değerlendirme dikkate alındığında dava konusu taşınmazın kadim mera olduğu ve meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağının anlaşılmasına göre, gerçek kişi lehine kazanım koşullarının oluşmadığı, neticede mahkemece varılan sonucun isabetli olduğu; asıl dosya yönünden mahkemece, 22.09.2021 tarihli duruşmada, “Harçlar Kanunu uyarınca dava konusu taşınmazların toplam değeri üzerinden başlangıçta alınması gereken ve başlangıçta yatırılan harç üzerinden eksik kalan 168,92 TL harcı yatırmak üzere davacıya gelecek celseye kadar kesin süre verilmesine, kesin süreye riayet edilmediği taktirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, işbu ihtaratın davacıya tebliğine” şeklinde ara karar verildiği; ara kararın tebligat mazbatasında ihtar hususu şerh düşülerek 01.10.2021 tarihinde tebliğ edildiği, 26.10.2022 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmekle 492 sayılı Kanun'un 30. maddesinin "Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. 1086 sayılı Kanun'un 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır." şeklindeki ve 32. maddesinin "Yargı işlemlerinden alınacak harclar ödenmedikçe mütaakıp işlemler yapılmaz" şeklindeki hükmü dikkate alındığında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde sonuçları itibariyle bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacı ... ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının usul ve kanuna aykırı olduğunu, keşfin usulüne uygun yapılmadığını, bilirkişi raporlarının denetlenmediğini, davacının iddiasını ispat edemediğini, davalıların taşınmazı taşlardan arındırarak ihya ettiklerini, taşınmazın öncesinde davalıların babası tarafından sonrasında da davalılar tarafından kullanıldığını, davalılar yararına zilyetlik koşullarının oluştuğunu, taşınmazın kadim mera olmadığını, mera olmasının da mümkün olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, dava ve temyize konu 3 46... parsel sayılı taşınmazın mera olup olmadığı hususuna ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davalı ...'den alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.