Anahtar kelimeler: Ölümlüyaralanmalı Bitiş Kalıcı Mesuliyet Esaskarar Eylemden Plaka Yolcu Taraflı Araçta

T.C. ...6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

T.C.
ANKARA TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili Dava dilekçesinde özetle
: Davalının maliki olduğu ... plaka sayılı aracın, Müvekkili Şirket nezdinde 118564873 numaralı 11.01.2023-11.01.2024 başlangıç ve bitiş tarihli Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, ... plaka sayılı aracın 31.01.2023 tarihinde dava dışı sürücüsü sevk ve idaresinde iken tek taraflı ölümlü/yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, trafik kazası sonucunda Müvekkili Şirket nezdinde sigortalı araçta yolcu olarak bulunan dava dışı ...'ın kalıcı şekilde yaralandığını, aracın kullanım tarzının 1+1 ve kamyonet olduğu fakat kaza tarihinde araçta yolculuk eden kişi sayısının istiap haddini aşmış bulunması ve aracın kullanım şeklinin yük nakli olduğunu, araçta kullanım şekline aykırı olarak yolcu taşındığını, Genel Şartların B.4. Maddesi uyarınca rücu hakkı doğduğunu, dava dışı malul kalan ...’a ödenen tazminatın rücuen tahsili amacıyla davalı aleyhine .... .... .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, Davalı/Borçlu tarafından icra takibine itiraz edildiğini, davalıya ait aracın dava dışı araç sürücüsünün %100 ve tam kusurlu olduğunu, müvekkili Şirket tarafından dava dışı zarar gören ... / vekiline davaya konu kaza nedeniyle uğradığı bedensel zararlarına karşılık kdv tevkifatı ve stopaj ile birlikte toplam 969.700,00-TL tazminat ödendiğini, beyanla davalı tarafça yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, haksız olarak itiraz edilen tutar üzerinden %20’dan az olmayacak oranda icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle
: husumet ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini talep ettiğini, zamanaşımı, yetki ve görev itirazları olduğunu, sigortacının poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlü olduğunu, dava dışı sürücünün kazaya %100 kusuru sebebiyet verdiği iddialarını kabul etmemekle birlikte kazanın meydana geliş şeklinin de salt istiap haddinin aşıldığından kaynaklanmadığını, rücu şartlarının gerçekleşmesinin ağır kusur halinde mevcut olup somut olayda ağır kusurdan bahsedilemeyeceğini, beyanla Görevsizlik kararı verilmesini, Davanın usulden reddine karar verilmesini mahkeme aksi kanaatte ise, tüm talepler açısından davanın reddine karar verilmesini, Davanın reddi halinde haksız icra takibi nedeniyle %20 dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazası nedeniyle meydana gelen üçüncü kişi zararının ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketi tarafından ödenmesi akabinde, Genel Şartlar gereğince "...yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması..." nedeniyle rücu şartları oluştuğundan bahisle yapılan ödemenin sigortalıdan rücuen tazmini amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı, trafik kazsına karışan aracın trafik sigortacısı(ZMSS), davalı ise sigortalı araç malikidir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasından önce dava şartları ve görev hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
6100 sayılı HMK'nın "dava şartları" başlıklı 114. Maddesinin 1-c bendinde " mahkemenin görevli olması " hususu da dava şartı olarak düzenlenmiştir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler, görev itirazı yapılmamış olsa bile mahkemenin resen görevli olup olmadığını inceleyerek karara bağlaması gerekir.
Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ve 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihlerden sonra açılmış olup, davanın ticari niteliği ve görevli mahkemenin belirlenmesinde 6102 Sayılı TTK ve 6502 Sayılı TKHK ile getirilen düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
6102 sayılı TTK'nın 4. Maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer Kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. 6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK 'nın 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir.
Diğer yandan dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/k. maddesine göre; "Tüketici: ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi" ifade eder. Tüketici işlemi ise Kanunun 3/l. maddesinde tanımlanmış olup, buna göre; "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" kapsar.
Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin TTK'nın 4. ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. 6502 Sayılı Kanun'un 83/2.maddesine göre; "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez". Kanunun 73/1. maddesinde ise;" Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemeleri görevlidir" düzenlemesi yer almaktadır.
Anlatılan yasal düzenlemeler kapsamında 6102 sayılı TTK'nun 4/1-a maddesi uyarınca sigorta hukukundan kaynaklanan davalar mutlak ticari davalardan olup anılan Kanunun 5/2 maddesi uyarınca da tüm ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
Diğer yandan uyuşmazlığın sigorta hukukuna ilişkin olmakla birlikte tüketici işleminden kaynaklanması halinde ise TTK'nın 4 ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan ve kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi olmadığından, TKHK'nın 83/2. Ve 73/1. Maddeleri uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemeleri görevli olmaktadır.
Dolayısıyla bu tür uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin saptanabilmesi için öncelikle; taraflardan birinin tüketici sıfatına sahip olup olmadığı ve böylece aralarındaki ihtilafın tüketici işleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığı saptanarak görevli mahkemenin tespit edilmesi gerekir.
Bir başka anlatımla davalının tüketici olması halinde uyuşmazlığın çözüm yeri tüketici mahkemesi iken davalının tüketici sıfatına sahip olmaması halinde uyuşmazlığın çözüm yeri ticaret mahkemesi olacaktır.
Somut olayda; davalı gerçek kişi olup, kendi adına bir ticari işletmesi bulunduğuna dair emare görülmemiş, mükellefiyet kaydı bulunmadığı, sigortalı çalışan kaydı bulunduğu, tacir sıfatını haiz olmadığı, diğer yandan kazaya karışan aracın kaza tespit tutanağına göre hususi kaydının bulunduğu görülmüştür. Aracın cinsi kamyonet olup kullanım şekli yük nakli ise de kullanım amacı hususi olduğundan ve olayda davalının mesleki bir amaçla hareket ettiğini gösteren somut bir tespit bulunmadığından davalının tüketici sıfatını haiz olduğu anlaşılmaktadır.
Nitekim benzer bir uyuşmazlık bakımından İstanbul BAM 9. HD'nin █████████ esas, █████████ karar sayılı ve █████/2025 tarihli kararında; "...Davalıya ait aracın kullanım şekli kaydında "yük nakli-hususi" olduğu belirtilmiş, dosya kapsamında daha evvel yazılan müzekkere cevaplarından davalının gerçek kişi tacir olmadığı da anlaşılmıştır. Sigortalı aracın kamyonet olsa dahi hususi olup yukarıda açıklanan yasa maddeleri ve düzenlemeler ışığında, davacı, trafik sigortacısı, davalı sigortalı ise tüketici konumunda olup, taraflar arasında akdedilen sigorta sözleşmesi bir tüketici işlemidir. O halde, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi tarafından görülmesi gerekir..." denilmiştir.
Hal böyle olunca davacının tüketici sıfatını haiz olduğu ve ihtilafa konu sigorta poliçesinin tüketici işlemi niteliğinde bulunduğu anlaşılmış, bu itibarla 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73/1. Maddesi uyarınca eldeki uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.(Aynı yönde bkz. ...BAM 13. HD. █████████ E., █████████ K.; yine ...BAM. 21. HD. ████████ E., █████████ K.)
Yapılan açıklamalar kapsamında; davalının tüketici sıfatını haiz olduğu, davaya konu sigorta sözleşmesinin tüketici işlemi niteliğinde bulunduğu gözetilerek, sözleşmenin akitleri arasındaki tüketici işleminden kaynaklanan eldeki uyuşmazlığın çözümü bakımından Tüketici Mahkemeleri'nin görevli olduğu anlaşılmakla, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Davanın GÖREVSİZLİK nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,
2-HMK'nın 20. Maddesi gereğince, kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dosyanın görevli ANKARA (NÖBETÇİ) TÜKETİCİ MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, (ihtar edildi)
3-HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki hafta içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
BU BELGE GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!