Anahtar kelimeler: Meşgul Satımdan Aradan Satımı Döküm İrsaliyeli Hayata Yıllardır Likit Zamanla

T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2018KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali (ticari satımdan kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardır döküm ürünlerinin üretimi ve satımı ile meşgul olduğunu, ticari hayata şahıs şirketi olarak başladığını ve zamanla sermaye şirketi haline geldiğini, davalının da müvekkilinden mal alan müşterilerinden biri olduğunu, davalı adına 9 adet irsaliyeli fatura düzenlendiğini, fatura konusu malların davalıya teslim edildiğini, aradan bir yıl geçmesine rağmen fatura bedellerinin ödenmediğini, tahsil amacıyla ---. İcra Müdürlüğü'nün----- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini, alacağın likit olduğunu belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı yana herhangi bir borcunun bulunmadığını, faturanın tek başına ticari ilişkinin varlığını ispata yeterli olmadığını, taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisinin ve fatura konusu malların tesliminin ispat külfetinin davacıda olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak; davanın reddine ve %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Hukuki Nitelendirme, Delillerin Değerlendirilmesi ve NeticeDava, İİK'nun 67/1 maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır.Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, tarafların ibraz ettiği tüm deliller, vergi dairesi kayıtları, ---- İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı dosyası, mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile dosya arasındaki tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir.---- İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından 9 adet fatura alacağına istinaden davalı aleyhine 109.830,10 TL asıl alacak ve 2.831,61 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 112.661,26 TL alacağın tahsiline yönelik icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya █████/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından █████/2018 tarihinde icra takibine itiraz edildiği, davanın yasal 1 yıllık süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkememizce kaldır ilamı öncesinde;"... Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Yargıtay----- Sayılı İlamı) Somut olay bakımından ise; davalı tarafça akdi ilişkinin varlığına itiraz edilmiş ise de, davacı tarafça düzenlenen 9 adet faturanın ticari defterlerine kayıt edildiği, dava konusu icra takibinin işbu faturalara dayandığı, itirazın iptali davalarının icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olduğu, davacı alacağının işbu faturalarla sınırlı olarak incelenmesi gerektiği, takibe konu 2018 yılına ait 6 adet faturanın kapalı olarak düzenlendiği, kapalı fatura düzenlenmesinin fatura bedelinin peşin olarak ödendiğine karine olduğu, anılan faturaların davacı tarafından da kendi kayıtlarına kapalı fatura olarak kaydedildiği, anılan faturaların ödenmediğine dair herhangi bir delilin dosyada mevcut olmadığı, işbu faturalar yönünden istemin reddinin gerektiği, 2017 yılına ait 3 adet faturanın ise açık fatura olarak düzenlendiği, davalı tarafından işbu fatura bedellerinin davacı şirket yetkilisine ödendiğinin savunulduğu, dava dilekçesinde davacı şirket yetkilisinin şahıs şirketini genişleterek davacı şirketi kurduğunu beyan ettiği, bu hali ile davacı şirket yetkilisine ait şahıs şirketinin davacı şirketin devamı olarak kabulünün gerektiği, ancak yapılan ödemelere ilişkin davacı kayıtlarında bilirkişi raporları ile tespit olunanlar haricinde herhangi bir kayda rastlanılmadığı, davalı vekilince örnekleri sunulan tahsilat makbuzlarının asıllarının yapılan ihtara rağmen dosyaya sunulmadığı, bu nedenle tahsilat makbuzları altındaki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığının denetlenemediği, davalı tarafça yemin deliline dayanılmış ise de yemin teklifinin davacı şirket yetkilisince eda edildiği, bu hali ile davalı tarafında 2017 yılına ait 3 adet fatura bedelinin ödendiğinin ispat edilemediği, davacının anılan faturalar nedeniyle 60.108,14 TL alacaklı olduğu, davalı yanın icra takibi öncesinde temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dosyada herhangi bir delilin bulunmadığı, bu nedenle icra takibi ile talep edilen işlemiş faiz miktarının yerinde olmadığı, tespit olunan alacak miktarına talep gibi takip tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceği kanaatine varılmıştır.Takibe konu alacağın miktarı kesin ve belirli olduğu gibi hesaplanması bir tespit yapılmasını gerektirmediğinden davalının haksız itirazı nedeniyle alacaklının alacağına geç kavuşmasına neden olduğu kanaatine varılmıştır" denilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine istinaf mahkemesince,"... Dava; ticari satıma dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalı tarafça sunulan tahsilat makbuzlarının ödeme olarak kabul edilip edilemeyeceği noktasındadır.Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, ----İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı takip dosyası ile "fatura" borcun sebebi gösterilerek 109.830,10 TL Asıl Alacak, 2.831,16 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 112.661,26 TL alacağın tahsili istemiyle 08.05.2018 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay----- Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine göre davacı tarafça düzenlenen 9 adet faturanın ticari defterlerine kayıt edildiği, 2018 yılına ait 6 adet faturanın kapalı olarak düzenlendiği, anılan faturaların davacı tarafından da kendi kayıtlarına kapalı fatura olarak kaydedildiği, 2017 yılına ait 3 adet faturanın ise açık fatura olarak düzenlendiği ve davacının anılan 3 adet 60.108,14 TL tutarındaki faturalardan dolayı alacaklı olduğu, davalının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine göre 15.11.2017 yevmiye tarihli 98.258,72 TL tutarlı, davacıyı borçlandıran, virman açıklamalı bir kaydın bulunduğu, davalının, takip tarihi olan 10.04.2018 tarihi itibarıyla davacıdan 19.039,90 TL alacaklı olduğu, takibe konu faturaların her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu belirlenmiştir. Ödemeler yönünde yapılan incelemede ise davacı ticari defterlerine göre davalının 2018 yılında toplam 52.125,03 TL ödeme yaptığı, davalının ticari defterlerine göre ise 2018 yılında davacıya 25.000,00 TL, 35.000,00 TL, 49.957,40 TL olmak üzere toplam 109.957,40 TL ödeme yapıldığı, buna göre 57.832,37 TL ödemenin davacının kabulünde olmadığı, davalı defterlerinde yer alan 25.000,00 TL'lik ve 10.000,00 TL'lik senet ödemesine ilişkin kaydın davacı ticari defterlerinde yer almadığı anlaşılmıştır.Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davacı ve davalı beyanlarından taraflar arasında ticari bir satım ilişkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının icra takibine konu ettiği faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olması, hiç bir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden, faturalar içeriğindeki malların davalıya teslim edildiğine karine oluşturur. Bu karinenin aksini, bir başka deyişle faturalar içeriği emtianın teslim edilmediğini, faturaların usulsüz olduğunu davalı ispatlamalıdır. Ticari defterlerde kayıtlı bir hususun aksinin ispatı da ancak yazılı delille mümkün olabilecektir. Somut olayda davalı tarafça takibe konu faturalar ticari defterlerine işlenmiş olup, davacı alacağını ispatlamıştır. Davalı bu faturaların bedellerini ödediğini savunmuş ve tahsilat makbuzlarına dayanmış olmakla faturalara konu malların bedellerini davacıya ödediğini ispat yükü, davalı üzerindedir.Davalı , davacı şirket yetkilisi ... ile aralarında davacı şirket kurulmadan önce şahıs mükellefiyeti kapsamında oluşan ticari ilişki nedeniyle ...'a yapılan ödemelerin davacının alacağından düşülmesi gerektiği savunmasında bulunmuş ve davacı şirket yetkilisi ...'tan takip tarihi itibarıyla 98.258,72 TL alacaklı olduğuna ilişkin 2017 yılı cari hesap ekstresi sunmuş olup, davacı şirketin kurucu ortaklarından biri olan ve münferit temsile yetkili ...'a yapıldığı iddia olunan ödemelerin, davacı şirket tarafından kabul edilmemiş olması karşısında öncelikle ödeme iddiasına ilişkin tahsilat makbuzlarının değerlendirilmesi gerekir. Bu kapsamda mahkemece dava konusu faturalara yönelik olarak davacı şirkete yapılan ödemelere ve dava dışı şirket yetkilisi ...'a ait cari hesap alacağına ilişkin yazılı delillerini ve ayrıca davacıya yapılan ödemelere ilişkin dosyaya sunulan tahsilat makbuz asıllarını sunmak üzere davalıya kesin süre verilmiş olup, davalı tarafça belge asıllarının sunulmaması üzerine yerinde olarak davalıya, dava ve takip konusu edilen 17.10.2017 tarihli, 22.11.2017 ve 09.12.2017 tarihli fatura bedellerini davacı yana ödediğine dair yemin teklif etme hakkı hatırlatılmıştır.HMK 232 vd maddelerinde yemin teklifi usulü düzenlenmiş olup, yemin metnini taraflarca hazırlanmasına yönelik bir hüküm bulunmadığı gibi mahkeme hazırlanan yemin metni ile bağlı da değildir. HMK'nın 225 ve devamı maddelerinde düzenlenen yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalara ilişkin olup, yemine ilişkin hükümlerin hiç birisinde yemin altında söylenen sözlerin bölünmesine yer veren bir kural benimsenmiş olmadığı için yemin metninin tüm olarak göz önünde bulundurulması gerekir. Bir davada, bir tarafın diğer tarafa yemin teklif etmesi demek, iddianın sonucuna yemin edecek kimsenin iradesine ve vicdanına bırakma yani onun söyleyeceklerinin gerçek olduğunu hakimin kabul etmesine önceden rıza göstermek demek olduğu HGK’nun 01.04.1964 tarih ----- sayılı kararında da vurgulanmıştır.Yemin teklif eden tarafın hazırladığı yemin metni, mahkemeye bir teklif niteliğindedir. Yemin teklif eden taraf, hangi vakıa hakkında yemin teklif ettiğini bildirir; yemin konusunu (sorusunu) ise hakim tespit eder. Yemin sorusunun isabetli ve doğru hazırlanması gerekir. Yemin delilinin kesin bir delil olması yani hakimi bağlaması ve bunun ötesinde uyuşmazlığı kesin bir şekilde çözmesi nedeniyle yemin sorusunun yeteri kadar açık olarak tespit edilmesi gerekir. Hakim, yemin metnini hazırlarken, yemin metninin olaya uygun olmasına dikkat eder. Aksi takdirde hazırlanan yemin metnine göre yapılan yemin amacına ulaşmayabilir. Hakim yemin metnini hazırlarken, yemin teklif edenin iradesi çerçevesinde hareket etmeli; karşı taraf da yemini, kendisine teklif edilen yemin çerçevesinde eda etmelidir. Yemin sorusu mahkemece resen ve özenli bir şekilde düzenlenip, yemin teklif eden tarafa yemin sorusunun ispat etmek istediği vakıaya uygun olduğu yönünde beyanı alındıktan sonra, yemin konusunun duruşma tutanağına yazılması ve okunarak yemin teklif edene imza ettirilmesi uygun olur. Bundan sonra hakim, yemin şeklini okuyup, yemin metnini okuyup, yalan yere yeminin sonuçları konusunda gerekli ihtaratı yapar. Yemin edecek taraf, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse, hakim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhal bu konuda kararını verir ve gerekirse yemin metnini tekrar düzenler. Hakim, HMK 233/4.maddesindeki şekle uygun olarak yemin yaptırdıktan sonra, yemin eden tarafın ifadesini dinleyip aynen tutanağa geçer ve yazılanları yüksek sesle okuyup yemin eden tarafa yemininde ısrar edip etmediğini sorar. Yemin edenin beyanında ısrar etmesi halinde bu beyan da tutanağa geçerildikten sonra imzası alınmasıyla birlikte yemin tamam olur. (Yargıtay ----- Karar sayılı kararı )Somut olayda talimat mahkemesi aracılığıyla yapılan duruşmada davacı şirket yetkilisi, davalı------ toplam 60.108,14 TL alacaklı olduğuna dair yemin eda etmiştir. Ancak teklif edilen yemin konusunun yeterli açıklıkta olmaması nedeniyle hakim tarafından HMK'nın 233/3.maddesi doğrultusunda işlem yapılması gerekirken mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davalının iddiası dava ve takip konusu 2017 yılı faturalarına ilişkin davacıya ödeme yapıldığı yönünde olup, olaya uygun yemin sorusunun bizzat hakimce davacı şirket yetkilisine sorulup usulüne uygun yemin yaptırıldıktan sonra sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekir" denilerek karar kaldırılmıştır.Kaldırma ilamı sonrası Mahkememizce tensiben duruşma günü tayin edilmiş ve kaldırma ilamında belirtildiği üzere 3/███████ tarihli ara karar tesis edilerek mahal (-----) mahkemesine talimat yazılarak davacı şirket yetkilisi ...’a, dava ve takip konusu edilen █████/2017, █████/2017 ve 9/███████ tarihli fatura bedellerinin davalı tarafça kendisine ödenmediğine dair yemin eda edilmesine ve bu hususta mahkememizce hazırlanacak yemin metninin müzekkere ekinde gönderilmesine karar verilmiştir.Mahal mahkemesince usulüne uygun davet edilen davalı şirket yetkilisi █████/2025 tarihli (talimat) duruşma gününde duruşmaya iştirak ederek,"Dava ve takip konusu edilen █████/2017, █████/2017 ve 9/███████ tarihli fatura bedellerinin davalı tarafça kendisine ödenmediğine namusum, vicdanım ve kutsal saydığım tüm değerler üzerine yemin ederim" demek suretiyle yemini eda etmiştir.İstinaf (kaldırma) ilamında da belirtildiği üzere, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davacı ve davalı beyanlarından taraflar arasında ticari bir satım ilişkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının icra takibine konu ettiği faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olması, hiç bir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden, faturalar içeriğindeki malların davalıya teslim edildiğine karine oluşturur. Bu karinenin aksini, bir başka deyişle faturalar içeriği emtianın teslim edilmediğini, faturaların usulsüz olduğunu davalı ispatlamalıdır. Ticari defterlerde kayıtlı bir hususun aksinin ispatı da ancak yazılı delille mümkün olabilecektir. Somut olayda davalı tarafça takibe konu faturalar ticari defterlerine işlenmiş olup, davacı alacağını ispatlamıştır. Davalı bu faturaların bedellerini ödediğini savunmuş ve tahsilat makbuzlarına dayanmış olmakla faturalara konu malların bedellerini davacıya ödediğini ispat yükü, davalı üzerindedir.Mahkememizce, dava konusu faturalara yönelik olarak davacı şirkete yapılan ödemelere ve dava dışı şirket yetkilisi ...'a ait cari hesap alacağına ilişkin yazılı delillerini ve ayrıca davacıya yapılan ödemelere ilişkin dosyaya sunulan tahsilat makbuz asıllarını sunmak üzere davalıya kesin süre verilmiş ancak davalı tarafça belge asıllarının sunulmaması üzerine davalıya, dava ve takip konusu edilen 17.10.2017 tarihli, 22.11.2017 ve 09.12.2017 tarihli fatura bedellerini davacı yana ödediğine dair yemin teklif etme hakkı hatırlatılmıştır.Yukarıda belirtildiği üzere davacı usulüne uygun yemin ettiğine göre davalı ödeme iddiasını kanıtlayamadığından davanın kaldırma öncesinde alınan mali rapor doğrultusunda kabulüne karar verilerek kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1.-Davanın kısmen kabulü ile;a.)Davalının ----İcra Müdürlüğü’nün ------ sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 60.108,14 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,b.)Likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,2-HARÇLARAlınması gerekli 4.105,98 TL harcın davacı tarafından dava açılışı sırasında yatırılan 1.314,97 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik bakiye 2.791,01 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,3-VEKALET ÜCRETİa-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı için takdir olunan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,b-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı için taktir olunan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-YARGILAMA GİDERLERİa-Davacı tarafından harç olarak yatırılan 1.350,87 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,b-Davacı tarafından sarf edilen toplam yargılama gideri olan 2.922,60 TL'nin davanın kabul ve red oranı gözetilerek 1.599,24 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,c-Davalı tarafından sarf edilen 730,90 TL bilirkişi ücretinin davanın kabul ve red oranı gözetilerek 330,95 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,d-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki (2) hafta içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu.