Anahtar kelimeler: İzafe Çarpışması Ktk Cismani Zmms Gelmiştir Plaka Hasarlı Müterafik Yolcu

T.C.

İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ
: █████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;
TALEP
:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "11.09.2018 tarihinde ZMMS kapsamında sigortası olmayan ... plaka sayılı araç ile ... plaka sayılı aracın çarpışması neticesinde çift taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. ... plaka sayılı araç içerisinde yolcu konumunda olan ve herhangi bir müterafik kusuru bulunmayan müvekkil ..., kaza neticesinde ağır bir şekilde yaralanmıştır.
Dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde, kaza tespit tutanağında her iki araç sürücüsüne de kusur izafe edilerek,
... plaka sayılı araç sürücüsü ...'nun KTK md. 57/1-a kuralını ihlal ettiği;
... plakalı araç sürücüsü ...’in ise KTK md. 52/1-a kuralını ihlal ettiği kanaat edilmiştir.Müvekkil geçirmiş olduğu trafik kazası sonucunda, tedavi evraklarından da görüleceği üzere ağır bir şekilde yaralanmış olup halen yaşamını idame ettirmekte ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Müvekkil kaza sonrasında geçici iş gücü kaybı yaşadığı gibi kalıcı olarak da maluliyet yaşamaktadır.
Dava dilekçemize ek olarak sunduğumuz ... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenmiş 07.11.2019 tarihli raporda müvekkilin kalıcı sakatlığının %5 olduğu ve 90 gün geçici iş göremediği tespit edilmiştir. Yine ... Üniversitesi ... Merkezince düzenlenmiş Sağlık Kurulu Raporunda da müvekkilin sürekli engel oranının %5 olduğu kanaat edilmiştir.
Müvekkil 05.03.1973 doğum tarihli olup memurdur. Geliri asgari ücret düzeyinin üzerindedir. Gelire ilişkin ek bilgi ve belge sunma hakkımız saklıdır.
Davamız 6100 sayılı yeni Hukuk Yargılama Yasası’nın 107.maddesine göre "belirsiz alacak davası" olarak açılmış bulunmakla, yargılama sırasında toplanacak delillere, mahkemece yapılacak incelemelere ve tazminat hukuku alanında uzman bilirkişiden alınacak rapora göre belirlenecek maddi tazminat tutarlarının, peşin harcı yatırıldıktan sonra, hüküm altına alınmasını talep etmekteyiz.Buna göre fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla müvekkilin mağduriyetinin giderilmesi için geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam maddi tazminatının kaza tarihi itibariyle işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek müvekkile ödenmesi gerekmektedir.Kazaya karışan ... plaka sayılı aracın kaza tarihindeki ZMM sigortası bulunmadığından ... Hesabı Yönetmeliği uyarınca davalı Güvence Hesabının sorumluluğu mevcuttur. Diğer ... plaka sayılı aracın ZMM sigortası ise ... Sigorta Şirketi tarafından düzenlenmiştir.
Her iki davalının Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası genel şartları ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluk oranında zorunlu sigorta limitine kadar sorumluluğu bulunmaktadır.
Yargılama sonucunda müvekkil için geçici iş göremezlik tazminatının maddi tazminat değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik asgari 500 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranları ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,
Yargılama sonucunda müvekkil için kalıcı iş göremezlik tazminatının maddi tazminat değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik asgari 8.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranları ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,
Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara müştereken ve müteselsilen tahmiline karar verilmesi" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davadaki talepler zamanaşımına uğramıştır. Gerçekleştiği belirtilen kaza tarihi ile dava tarihi dikkate alınarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekir. Davadan önce yapılan ödeme ile zarar karşılanmıştır. Fazlaya ilişkin zarar mevcut değildir. Ayrıca müvekkil kuruma başvuru sırasında yönetmeliğe uygun sağlık kurulu raporu sunulmamıştır. KTK madde 97 ve 99 gereği dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerekir.
Davadan önce yapılan başvuru üzerine müvekkil kurum tarafından 08.01.2021 tarihinde 25.686,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı davacı vekiline ait banka hesabına ödenmiştir. Yapılan ödeme ile zarar karşılanmış olup davacının maluliyet oranında bir artış meydana geldiği ya da kusur oranlarının kabul edilmediği ve sair herhangi bir itiraz olmaksızın soyut ve farazi bir şekilde talepte bulunularak “zararın karşılanmadığı” iddia edilmişse de davadan önce yapılan ödeme ile zararın karşılanmadığı yönünde hiçbir delil ibraz edilmeksizin bakiye olduğu iddia edilen zarar ile ilgili dava açılması kabul edilemez.
Zararın karşılanmadığı iddia edilmiş olmasına karşın ne kadarlık bir zararın daha olduğu hakkında hiçbir açıklama yapılmamış olup kısmi dava açıldığı görülmektedir. O halde davadan önce yapılan başvurunun dayanaksız ve asılsız olduğu da açıktır. Görüldüğü üzere davadan önce müvekkil kuruma başvuru yapılmış olması zorunludur. Bu zorunluluk işbu davada dava şartı olarak öncelikle ele alınmalı ve aşağıda açıklanan nedenlerle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerekir. Görüleceği üzere davadan önce usulune uygun bir başvuru gerçekleşmemiştir.
Davadan önce yapılan ödeme ile zarar karşılanmış olmakla birlikte, dava konusu kaza nedeniyle davacının kalıcı nitelikteki tüm vücut fonksiyon kaybını gösterir Erişkinler İçin Engelilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre alınan sağlık kurulu raporu sunulmadan talebin değerlendirmeye alınması beklenemez. bu düzenleme sonradan tamamlanabilir bir dava şartı değildir.
Açıklanan nedenlerle; yapılan ödemeye karşın zararın karşılanmadığı iddia edilmişse de maluliyet oranında değişiklik iddiası bulunmadığı, usulüne uygun alınmış sağlık kurulu raporu ibraz edilmediği, kusur oranlarında herhangi bir değişiklik iddiası bulunmadığı ve hesaplama yöntemine dair bir itiraz ileri sürülmediği anlaşıldığından yapılan başvurunun da dayanaksız olduğu görülecektir. Huzurdaki dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilmelidir. Davacı tarafından verilen ifadeden görüldüğü üzere soruşturma aşamasında dava konusu kaza nedeniyle davacı ve şikayetçi olunmadığı ve bu nedenle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı ve şikayetçi olmadığı açıkça ifade edilmiş olması nedeniyle artık hukuk davası açma imkânı bulunmamaktadır.
Davacı tarafından zararın karşılanmadığı yönündeki iddia somutlaştırılamamış olup maluliyet oranı ve buna istinaden yapılan aktüer hesaplamasına göre başvurana gerekli tazminat ödemesi yapılmış olması nedeniyle fazlaya ilişkin farazi istemin reddi gerekir. Aksi kanaat halinde yeniden hesaplama yapılacak ise; yerleşik Yargıtay içtihadı gereği davadan önce ödenen miktar ile dava sırasında hesaplanan miktar arasında fahiş bir fark bulunmadığı taktirde KTK MADDE 111 hükümleri de göz önünde bulundurularak talebin reddi gerekecektir. Ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapıldığında, müvekkilin davacının zararını karşılamış olduğu tespit edilecek olup fahiş olmayan hesaplama farklılıkları nedeniyle KTK 111 göz önünde bulundurularak davanın reddi gerekir.
Her hâlükârda, ödenen miktarın ödeme tarihinden itibaren güncelleştirilerek dikkate alınması gerekmektedir. Yapılacak olan hesap, ödeme tarihindeki verilere göre yapılmalıdır. Müvekkilin ödediği tutarın “güncellenmesi” yasal faiz ile sınırlı değildir. Ödenen tutara yasal faiz işletilmesi, yapılan güncel hesabın ise güncel asgari ücretten yapılması, hesaplamalar ve taraflar arasında dengesizliğe, adaletsiz ve hakkaniyete aykırı bir hesaba neden olmaktadır.
Belirtmek gerekir ki, güncelleştirme işlemi yasal faiz ile sınırlı tutulamaz. Zira müvekkil kurum tarafından ödenen tazminat ile aynı parametreler kullanılmadıkça; örneğin, müvekkilin ödediği tutarı ödeme tarihinden itibaren yalnızca yasal faize tabi tutup davacının ise toplam tazminatı hesap tarihindeki asgari ücrete göre belirlendiğinde, davacı nezdinde çok açık bir sebepsiz zenginleşme meydana gelmektedir. Ülke ekonomik şartlarında asgari ücretteki yıllara göre artış, yasal faize kıyaslandığında önemli ölçüde fazladır. Bu orantısızlık, müvekkil kurum aleyhinde haksız ve fahiş tazminat hesaplanmasına neden olmaktadır.
Halbuki, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle, eğer güncel hesap yapılacak ise, ödenen tazminatın da ödeme tarihinden bugüne güncellenirken asgari ücretteki aynı artış oranı tatbik edilmelidir.
Bu tutardan, geçmişte yapılan ödemenin hesap tarihindeki değeri düşülerek kalan tutar hak sahibine ödenir.
Bu maddeden de anlaşılacağı üzere, güncellemedeki tek yöntem yasal faiz değildir. Geçmişte yapılan ödemenin – ödeme tarihindeki asgari ücret ile – güncel asgari ücret arasındaki dengeye bakılarak hesabın güncel hali mahsup edilmelidir.
Kazanın oluşundaki kusur oranlarının tespiti için keşif yapılarak bilirkişi raporu alınmalıdır (Yargıtay tarafından da benimsenen görüş uyarınca Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden) denetime elverişli ve ayrıntılı inceleme yapılmış bir rapor alınması gerekmektedir. Davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil kurum, kazaya sebep olduğu iddia edilen sigortasız aracın kusuru oranında, kaza tarihindeki teminat limiti dahilinde sorumludur. Davacının iddia ettiği kalıcı maluliyet oranının tespiti için sağlık kurulu raporu alınmalıdır. Sosyal Güvenlik Kurumu ile ilgili emeklilik kurum ve kuruluşlarına müzekkere yazılarak davacıya ödenen bir tazminat ya da bağlanan bir maaş/aylık/ödenek olup olmadığı sorulmalı, cevaba göre müvekkilin sorumluluğunda olacak tutardan mahsup edilmelidir. Zarar, sosyal güvenlik kurumları tarafından karşılandığı ölçüde müvekkil kurumun da sorumluluğu sona ermektedir. Aksi halde davacı tarafından haksız kazanç elde edilmiş olacaktır.
Tazminat hesaplamasının TRH Yaşam tablosu ve % 1,65 teknik faiz dikkate alınarak sicile kayıtlı aktüer bilirkişi tarafından yapılması gerekmektedir. Davayı kabul anlamına gelmemekle beraber, tazminat hesaplamasında aşağıdaki hükümlerin dikkate alınması gerekir.
Sürekli sakatlık tazminatı; ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak,
Hesaplanır. Anılan bu kanun maddesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların halen yürürlükte bulunulan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nda belirlenen usul ve esaslara tabi olduğu açıklığa kavuşmuştur.
Bu kapsamda Genel Şartlar uyarınca Sakatlanma ve Ölüm Teminatı, Üçüncü kişinin sürekli sakatlığı dolayısıyla ileride ekonomik olarak uğrayacağı maddi zararları karşılamak ve ölüm halinde ise üçüncü kişinin desteğinden yoksun kalanların destek zararların karşılamak üzere, Genel Şartlar’ın Ek2 ve Ek3’ünde sinde yer alan esaslara göre belirlenen tazminatları içeren teminattır.
Bahsi geçen ek incelendiğinde, hesaplamalarda esas alınacak iskonto oranı, %1,65 olarak belirlenmiş olup 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 90 ıncı maddesi uyarınca TRH 2010 tablosunun %1,65 iskonto oranı ile esas alınacağı belirtilmiştir.
Davayı kabul anlamına gelmemekle beraber zarar gören, motosiklette yolcu olduğu sırada kaza meydana gelmiştir. Sürücü ehliyetsizdir. Ayrıca davacı koruyucu ekipman kullanmamıştır.
Bu nedenle zararın doğmasını ve artmasını önleyecek koruyucu tertibatlar (kask, dizlik, omuzluk, dirseklik, koruyucu kıyafetler vs.) kullanmalıdır. Bunları kullanmaması ile zarar arasında nedensellik bağı olması halinde tazminattan indirim yapılmalıdır. Kişilerin trafikte koruyucu tertibatları kullanması zorunlu olup bunların kullanılmaması kimi zaman zararın gerçekleşmesine doğrudan neden olduğu gibi kimi zaman da zararı artırıcı niteliktedir.
Dava konusu kaza nedeniyle müvekkil ... Hesabı tarafından;
Davacıya 08.01.2021 tarihinde 25.686,00 TL,
Karşı araç sürücüsü ...'e ise 23.02.2021 tarihinde 84.000,00 TL ödeme yapılmıştır. Yapılacak yargılama neticesine aleyhe hüküm kurulması halinde, ... Hesabı’nın sorumluluğu kaza tarihi itibariyle Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası teminat limiti ile sınırlıdır. Dolayısıyla yapılacak hesaplamada davadan önce yapılan ödemelerin de dikkate alınması gerekmektedir. Aleyhimize karar verilmesi durumunda Güvence Hesabı’nın sorumluluğu kaza tarihindeki poliçedeki teminat limitini aşamaz. Trafik Sigortası Genel Şartları madde B.2.2.4 uyarınca, eğer tazminat teminat limitini geçiyorsa, yargılama giderleri, harçlar ve avukatlık ücreti yönünden de buna göre oran yapılarak sorumluluk sınırlandırılmak zorundadır.
Davadan önce yapılan ödeme ile zarar karşılandığı gibi, davadan önce yapılan başvuruda mevzuata uygun sağlık kurulu raporu da sunulmamıştır. Mevcut koşullarda davacının talebinin değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle dava açılmasına sebep olunmaması nedeniyle müvekkil kurumun yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumluluğu bulunmamaktadır.
Müşterek müteselsil sorumlu tutulmamız yönündeki dayanaksız ve hukuksuz talebin reddi gerekir. Müvekkil kurum, kaza sırasında geçerli ZMSS poliçesi bulunmayan aracın kusuru oranında ve teminat limiti ile sınırlı olarak sorumludur. Bu nedenle dava dilekçesinde yer alan "müşterek müteselsil" sorumluluğun herhangi bir yasal dayanağı bulunmamakta olup reddi gerekir.
Temerrüt gerçekleşmemiştir. Kaza tarihinden itibaren faiz talebi haksız ve hukuka aykırıdır. Ayrıca, temerrüt dahi gerçekleşmemiştir. Avans faiz talep edilmesi mümkün değildir. Müvekkil kurum ticaret şirketi olmayıp ayrıca davacı ile müvekkil arasında sözleşmesel bir ilişki de yoktur. Olay trafik kazası olup haksız fiilden kaynaklanan tazminat talebi için ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebilir. Davadan önce müvekkil kuruma yapılan başvuruda kazaya sigortasız aracın kusuru Oranında ve yapılan aktüer bilirkişi hesabı gereğince tazminat ödenmiştir. Bakiye tazminata dair usul ve yasaya uygun bir başvuru yoktur. Bu nedenle müvekkilin temerrüdünden söz edilemez.
Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, Davanın, yukarıda açıklanan nedenlerle, öncelikle zararın karşılanması ve başvuru şartlarının oluşmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, aksi kanaat halinde ise cevap dilekçemizdeki diğer nedenlerle davanın esastan reddine,
Davanın,... plakalı araç maliki... ile araç sürücüsü ...'ya ihbar edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan geçici ve sürekli iş görmezlik tazminatı istemine ilişkin davadır.
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu █████/2022 tarihli dilekçesinde özetle: " Yukarıda yazılı dosya numarası ile mahkemenizde görülen ve davalılar ...Sigorta Şirketi ve ... Hesabı aleyhine açmış olduğum davada, davacı müvekkil ...'in maddi tazminat taleplerine ilişkin olarak yalnızca davalılardan ... Sigorta Şirketi ile sulh olmuş bulunmaktayız. Davalı şirket ile müvekkilin maddi tazminat alacağı, fer’ileri ile dava vekalet ücreti ve yargılama giderleri dahil olmak üzere mutabakat sağlanmıştır. Davacı vekili olarak, ekte sunduğum ibraname ve feragatname gereği, müvekkilimin maddi tazminat taleplerine ilişkin olarak davalılardan yalnızca ...Sigorta Şirketi yönünden davadan tüm haklarım yönünden feragat etmiş bulunmaktayım. İş bu feragat hasebi ile, davanın müvekkilimin maddi tazminat taleplerine ilişkin olarak yalnızca ...Sigorta Şirketi yönünden feragat nedeniyle reddine, gerek lehime gerekse de davalı ... Şirketi aleyhine yargılama gideri ve ücreti vekalete hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmesini" talep ettiği anlaşılmakla mahkememizin █████/2022 tarihli ara kararı doğrultusunda; Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında davalı olarak bulunan ... Sigorta Şirketi yönünden davalı tefrik edilmiştir.
Mahkememiz ara kararığı gereği dosyanın rapor alınmak üzere Adli Tıp Kurumu'na gönderildiği, Adli Tıp Kurumu'nun mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: "... ve ... oğlu, █████/1973 doğumlu, ...’in █████/2018 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, ...tarih ve ... sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu dolayısıyla; Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 1(bir) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde rapor sunulmuştur. Alınan ATK raporu taraflara tebliğ edilmiş ancak davacı vekilince rapora itiraz edilmediğinden davacı bakımından ilgili rapor kesinleşmiştir.
Rapordan sonra mahkememizin █████/2025 tarihli celsesinde kusur ve tazminat hesaplaması yapılması için bilirkişi ara kararı kurulmuş ancak hazır bulunmayan taraflara bilirkişi ara kararını içerir duruşma zaptı tebliğ edilmemiştir. Bunun üzerine mahkememizce █████/2025 tarihli celsede "1-Geçen celse ara kararının taraflara tebliğ edilmediği anlaşılmakla;
Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi, uyuşmazlığın çözümü, meydana gelen kazada tarafların kusur oranlarının tespiti ile alınan ATK raporu doğrultusunda davacının talep edebileceği alacak miktarının hesaplanması amacıyla bilirkişi incelemesi yapılmasına,
*Dosya kapsamında inceleme yapılması için trafik kusur bilirkişisi ile aktüerya bilirkişisi atanmasına,
*Bilirkişilerin sarf edeceği emek ve mesailerine karşılık ayrı ayrı 5.000,00'er TL ücret takdirine, toplam 10.000,00 TL bilirkişi ücretini yatırmak üzere davacı vekiline iki haftalık kesin süre verilmesine, kesin süreye uyulmaması hâlinde bilirkişi deliline dayanmamış sayılacağının ve mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtarına (ihtaratın iş bu duruşma zaptının tebliği ile yapılmış sayılmasına)," şeklinde ara karar kurulmuştur. Söz konusu ara karar █████/2025 tarihinde davacı vekiline elektronik olarak tebliğ edilmiştir. Davacı vekili tarafından buna rağmen gerek verilen kesin süre içerisinde gerekse bir sonraki duruşma gün ve saatine kadar bilirkişi ücretini mahkememiz veznesine yatırmamıştır. Bu sebeple HMK 324 ile HMK 94/2 ile yerleşik Yargıtay ve istinaf ilamları doğrultusunda bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmıştır. (bkz Yargıtay 8. HD ...E ...K sayılı ilamı) Bu sebeple mevcut delil durumuna göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapılması gerekmiştir.
Davacı tarafından sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik istemi ile dava ikame edildiği, ATK'dan alınan rapora göre davacının tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu, bir başka deyişle sürekli iş göremezliğinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeple davacının sürekli iş göremezliğe ilişkin davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca geçici iş göremezlik bakımından ise davacının 1 aylık geçici iş göremezliği bulunduğu ATK tarafından tespit edilmiştir. Ancak somut olayda gerçekleşen trafik kazasının oluş şeklinin tespit edilmesi, kazanın oluşumuna nelerin sebep olduğunun tespit edilmesi ve davacının 1 aylık geçici iş göremezliğine tekabül eden tazminat miktarının hesaplanması için bilirkişi ara kararı kurulmuş ancak davacı tarafça bilirkişi ücreti ikmal edilmemiş olduğundan bilirkişi incelemesi yapılamamıştır. Bu bağlamda gerek trafik kazasının oluş şeklinin tespit edilmesi, gerek kazanın oluşumuna nelerin sebep olduğunun tespit edilmesi ve gerekse davacının 1 aylık geçici iş göremezliğine tekabül eden tazminat miktarının hesaplanması hususları teknik uzmanlığı gerektiren konulardan olması sebebiyle mahkememizce bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılamamış ve geçici iş göremezlik tazminatı bakımından ispat edilemeyen davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL mahsup edilerek bakiye 651,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 50,00 TL tebligat-posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. 13/2 Maddesi gereğince dava değeri olan 8.500,00 TL üzerinden hesaplanan 8.500,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; tarafların yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!