Anahtar kelimeler: Satımdan Tensip İstemli İlamsız Arz Vermiş Masrafları Takibi Ettiklerini Öncelikle

T.C.

İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2019
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;
TALEP
:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "İş bu dava konusu ile ilgili olarak, alacaklı olduğu iddiası ile davalı müvekkili şirket aleyhine ....Adliye 12.İcra Müdürlüğünün .. sayılı ilamsız icra takibi yaptığını, müvekkili şirketin itirazı üzerine davalı şirket tarafından itirazın iptali istemli dava açılmış olup yargılamanın ... 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasından devam ettiğini, öncelikle tensip kararı ile iş bu davanın bu dosya ile birleştirilmesine karar verilmesini arz ve talep ettiklerini, dava konusunun aynı uyuşmazlıkla ilgili olup, taraflarının da aynı olduğunu, yargılama masrafları ile vekalet ücretlerinin de davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir,
SAVUNMA
:
Davalı ... vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil şirketin adresinin .... olduğu , dosyada mevcut olan tüm belgelerden ve ekli vekaletnamemizden sabittir. Bu nedenle, ... mahkemeleri yetkili olup , mahkemeniz yetkili bulunmamaktadır. 6100 Sayılı Kan. 19.maddesi uyarınca yetki itirazında bulunuyoruz. Bu yönde karar verilerek dosyanın ankara ticaret mahkemesine gönderilmesi talebinde bulunuyoruz.Dava itirazın iptaline ilişkin olup , ilgili icra dosyasında sadece borca itiraz yapılmamış olup , ayrıca yetki itirazında da bulunulmuştur. bu nedenle açılan dava usul ve yasalara aykırıdır.uyuşmazlık ile ilgili olarak davacı taraf istanbul arabuluculuk merkezine başvurmuştur. Tarafımızdan yetki itirazında bulunulmuş olup , arabuluculuk dosyası ... 1.sulh Hukuk Mahkemesi'nin... E sayılı dosyasından verilen yetkisizlik kararı ile ... Arabuluculuk Bürosunun yetkili olduğuna karar verilmiştir. Bu husus Mahkemenizin de yetkisiz olduğunu ortaya koymaktadır.
... Arabuluculuk Bürosunca yapılan tevzi ile uyuşmazlık dosyası ,Arabulucu ... ya tevzi edilmiştir. Ancak bu arabulucu tarafından yapılan arabuluculuk süreci ve işlemleri 6325 sayılı arabuluculuk kanununa aykırıdır. bu husus ile ilgili olarak arabuluculuk daire başkanlığına şikayet yapılmış olup, 2019/ 248 sayı ile soruşturma sürmektedir. şikayet dilekçemiz ve bakanlık cevabı ekte sunulmuştur. dolayısı ile davaya esas alınan arabuluculuk tutanağı usulsüz ve geçersizsiz bir tutanaktır. Bu nedenle usule aykırı davanın reddi gerekmektedir.
Esas yönünden de dava haklı bir dava değildir. Dava haklı bir dava olmayıp, davacının fatura konusu olan malları Eskişehir Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından ihaleye uygun bulunmamıştır. Bu nedenle müvekkil şirket zarar görmüştür. Yukarıda belirtilen usulü itirazlarımız hakkında karar verildikten sonra esasa ilişkin ayrıntılı beyanda bulunma ve delil sunma hakkımızı saklı tutuyoruz.
öncelikle yetki itirazımız hakkında verilmesini ve yetkisizlik kararı verilerek Mahkemelerinin yetkili olduğuna karar verilmesini , usule uygun bir arabuluculuk tutanağının olmaması nedeniyle usul yönünde davanın reddedilmesini , esas yönünden de davanın reddi ile yargılama masrafları ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini" talep etmiştir.
Davalı ... vekilinin mahkememize vermiş olduğu cevap dilekçesi özetle: " Yukarıda esas numarası yazılı Mahkemeniz dosyasında davalı tarafın açmış olduğu ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı birleştirme talepli menfi tespit dava dilekçesi tarafımıza 30.07.2022 tarihinde tebliğ edilmiş olup yasal süresi içinde cevaplarımızı sunma zorunluluğu hasıl olmuştur. İşbu uyuşmazlık her iki tarafın da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendiren bir konudan kaynaklandığı için ticari dava niteliğinde olup bu sebeple zorunlu arabuluculuk başvurusu bir dava şartıdır. Davacı söz konusu zorunlu arabuluculuk başvurusunu yapmadığından davanın esasına girilmeden usulden reddi gerekmektedir. Ayrıca davacının, cevap dilekçesinde usulsüz olarak yapıldığını ileri sürdüğü tarafımızca itirazın iptali davasının şartı olarak yapılan arabuluculuk başvurusunun; geçerli olduğu ve menfi tespit davasının da dava şartını yerine getirdiği yönündeki iddiaları açıkça hakkın kötüye kullanımı niteliğindedir. Müvekkil ile davalı arasında aynı borç konusuna ilişkin olarak halihazırda derdest olan bir itirazın iptali davası mevcuttur. Davalı birleşen menfi tespit davasında ileri sürebileceği itiraz ve defilerini itirazın iptali davasında da ileri sürebileceği gibi itirazın iptali davasında da kabul anlamına gelmemek kaydıyla haklı bulunması durumunda müvekkile borcu bulunmadığı tespit edilebilecektir. Bu sebeplerle de davalının ayrıca bir menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır.
İtirazın iptali davasında dilekçeler teatisi aşamasının sona ermesiyle iddia ve savunmaların değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı başlamıştır. Davalı birleşen menfi tespit davası ile şimdiye kadar ileri sürülmeyen iddia, savunma ve delillerini ileri sürme çabasındadır. Ancak bu amaç için ayrı bir dava açıp birleştirme talep etmek kanunun dolaşılması anlamına gelip bu şekilde hakkın kötüye kullanılması hukuk düzenimizce kabul edilmemelidir. Bu suretle davalının sonradan ileri sürülen iddia, savunma ve delillerine de muvafakatimiz olmadığını ve yargılamada nazara alınmaması gerektiğini beyan ederiz.
Davalının birleşen menfi tespit dava dilekçesindeki neredeyse tüm iddiaları satım sözleşmesi karşılığı teslim edilen malların ayıplı olduğuna ilişkindir. Ortada bir ticari iş olduğuna göre somut olayda TTK'nın ayıba karşı tefekkül hükümleri uygulanmalıdır. TTK md. 23'te ayıba karşı tefekkül hükümlerine başvurabilmek için ticari satımda ortaya çıkan ayıplar açıkça belli ise iki gün incelmekle ortaya çıkacak ise sekiz gün içinde satıcıya ayıp bildiriminde bulunulmalıdır.
Davalı basiretli bir tacir olarak söz konusu ihbarı süresi içinde yapmamıştır. Bu sebeple zımni olarak satış konusu malları kabul etmiştir. Davalı, 20.12.2021 tarihli dilekçesinde her ne kadar malların uygun bulunmadığını e-posta yoluyla bildirdiklerini beyan etmişse de, öncelikle e-posta içeriği yazışmalar ayıp ihbarı niteliğinde değildir ve ihbar süresi geçtikten sonra yapılmıştır. Ayrıca davalı, tacir olarak bu şekilde ihbarları TTK md. 18/3 kapsamında noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapması zorunluyken e-posta ile bildirim yapılmış olsa dahi kanunda öngörülen şekle uymadığı için geçerli bir ayıp ihbarından bahsedilemeyecektir. Kanunda her ne kadar sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ve feshe ilişkin ihbarlar şekle bağlanmışsa da; ayıba karşı tefekküle başvurup sözleşme konusu mal bedelini hiç ödememek için sözleşmeden dönmüş olmak gerekir, bu sebeple söz konusu ihbar kanunda yazılı şekillerle yapılmak zorundadır. Buradaki şekil şartının kurucu değil ispat şartı olduğunun kabulü halinde dahi e-posta görüntülerinin tek başına delil niteliği bulunmamaktadır. Davalı teslim edilecek kimyasalların uluslararası akreditasyona sahip ürünlerin, yerli üretim muadilleri, olduğunu ve akreditasyonu olmadığını bilerek sözleşmeyi kurmuş ve malları teslim almıştır Aksini kabul anlamına gelmemekle beraber bilmedikleri varsayımında dahi basiretli bir tacir olarak aldıkları ürünün niteliklerini bilmeleri gerekmektedir. Ayrıca; teslim edilen kimyasalların fonksiyon testlerinde uygun bulunmaması, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı şekilde teslim edildiğini gösteremez. Zira davalı satış esnasında kimyasalların nitelikleriyle ilgili bilgilendirilmiş ve davalının talimatları doğrultusunda temin edilen kimyasallar kendilerine teslim edilmiştir.
İkinci olarak davalının e-posta yazışmalarında beyan ettiğine göre kimyasallar teslim edildikten sonra kullanım kılavuzunda belirtilen saklama koşullarında muhafaza edilmemiştir. Yanlış muhafaza koşullarında bulundurulan kimyasalların fonksiyon testinden geçememesinde müvekkile atfedilebilir bir kusur bulunmamaktadır.(EK-2:Davalı her ne kadar satılan kimyasalların istenilen niteliklere uygun olmadığı iddiasında bulunmuşsa da; satılan kimyasallar davalının talepleri doğrultusunda istenilen kimyasallar ile benzer özelliklere sahip yerli üretim kimyasallardır. Davalı ihaleyi kazanabilmek için düşük fiyatlar tekfif etmiş daha sonra da kar edebilmek için düşük maliyetli muadil malların teslim edilmesini talep etmiştir. Söz konusu teslim edilen mallar muayenelerde kabul görmemesine rağmen, müvekkile aide edilmemiş ve müvekkilin tanzim ettiği fatura bedelleri davalının ticari defter ve kayıtlarına işlenmiştir. Tüm bu olgulardan davalının ayıplı olduğunu iddia ettiği malları kabul ettiği aşikardır. Ne zaman ki müvekkil alacağını talep etmiş, davalı da ayıp iddiasını öne sürmüştür. Ayıba karşı tefekkül hükümlerine başvurmak için hiçbir şartı gerçekleştirmemiş, malları da iade etmemiş olan davalı şuan sadece bedel ödemek istemediği için kötüniyetli olarak söz konusu iddiada bulunmaktadır. ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyası ile açtığı menfi tespit davasının reddine,
.... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasının kabulü ile takibin devamına,
Davalının takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine,
Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Mahkememizde görülmekte olan dava; davacı tarafından davalıya bir takım kimyasal ürünlerin satışının yapıldığı, ürünlerin teslim edildiği ve faturalarının düzenlenmesine rağmen davalı tarafından ödeme yapılmadığı iddiasıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali isteminden ibarettir.
Davalı tarafından mahkememizde görülen itirazın iptali davasından sonra ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ikame edilen menfi tespit davasının, itirazın iptali davasından sonra menfi tespit davası açılamayacağına ilişkin yerleşik Yargıtay kararları doğrultusunda mahkememiz dosyasından tefrik edilerek mahkememizin ████████ Esas numarasını almıştır. İlgili dosya bakımından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkememiz ara kararı gereği mali bilirkişiden rapor alındığı ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: "Davada uyuşmazlık konusunun, davalı hakkında ... 12.İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız takibin, davalının itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkin olduğu, Davalıya ait bilirkişi raporunda, defter kayıt ve belgelerinde davacıya 88.264,95 TL borcu gözüktüğü, davalının yevmiye kapanış tasdiklerini yapılmadığı tespit edilmiş, kendi lehine delil niteliği taşıyıp taşımadığı görüşü sayın mahkemenin takdirinde olduğu, Davacının ticari defterlerinin TTK 64. Maddeye göre zamanında açılış ve kapanış noter tasdiklerini yaptırmış olup, kendi lehine olacağı, kendi lehine delil nit. Taşıdığı, Davacı" nın ...12. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında takip tarihi itibari ile 112.902,57 TL Asıl alacak ve 51.785,45 TL gecikme faizi ile birlikte toplam 164.688,02 TL takipte bulunduğu, Davacının icra tarihi ve dava tarihinde Asıl alacağın 88.265,34 TL Faizin 42.869,53 TL toplamda 131.134,87 TL alacağı olduğu, Takip tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi talep edebileceği, Talep edilen icra inkar Tazminatının Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor alındığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: "Satışa konu ürünlerin kullanım amacına uygun olmadığı ve inceleme neticesinde ortaya çıkan bir ayıp söz konusu olduğundan ayıbın gizli ayıp niteliğini haiz olduğunun düşünüldüğü, Bu nedenle, birleşen dosya davacısının satıma konu ürünlerdeki ayıbın öğrenilmesi tarihinden itibaren sekiz gün içinde satıcıya bildirilmesinin gerektiği; dosya münderecatından satışa konu ürünlerin asıl dosya davalısına ne zaman teslim edildiğinin tespit edilemediği; dolayısıyla, bu noktada bildirimin süresinin hesaplanmasına dair bir değerlendirmenin yapılamadığı, 0Şayet birleşen dosya davacısının ürünleri teslim aldığı tarihinden itibaren sekiz günlük süre içerisinde bildirimde bulundu ise süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulduğunun ifade edilebileceği; buna karşın birleşen dosya davacısının ürünleri teslim aldığı tarihinden itibaren sekiz günlük süre içerisinde bildirimde bulunmadı ise ayıba karşı tekeffülün şekli şartı sağlanmadığından satıcının ayıptan doğan sorumluluğuna gidebilmenin mümkün olmayacağı," şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Mahkememiz ara kararı gereği bilirkişi heyetinden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Dava ve icra takip dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, açıklanan gerekçelerle yüce mahkemenin kabulü halinde, Tarafların ticari defterlerinin açılış ve kapanış noter tasdiklerinin eksiksiz, usulüne uygun ve birbirlerinin doğrulayan surette tutulduğundan sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davacının takip tarihindeki takip kapsamında olan ve olmayan kaydi alacağı 101.931,51TL olmakla birlikte söz konusu kaydi alacağı oluşturan 21.12.2017 tarihli 310 numaralı “...” açıklamalı 13.666,17TL tutarlı borç kaydına dayanak dosyaya sunulu bir belge olmadığı, sadece ticari defter kayıtlarına dayanak iş bankası ekstresinde “...” açıklamalı bir havale işleminin olduğu bunun da zaten kayıtlarda mevcut olduğu, bu nedenle davacının takip tarihindeki kaydi alacağının 101.931,51TL - 13.666,17TL - 88.265,34TL olarak dikkate alınabileceği, 88.265,34TL bakiyeyi oluşturan kayıtlar arasında dava konusu takip kapsamında olmayan 25.12.2017 tarihli 136564 nolu 13.666,17TL tutarlı fatura da olduğu, Bu itibarla davacının alacak iddiası benimsense bile taleple bağlılık ilkesi gereği davacının takip kapsamında alacağının takip öncesinde bedeli ödenmiş olan faturalar ve takip kapsamında olmayan faturaların düşülmesi sonucu 04.12.2018 takip tarihi itibariyle davacının 59.764,21TL davalıdan asıl alacağı olduğu, Davacının takibe dayanak faturalarının davalı aleyhine borç doğurduğu, Birleşen dava kapsamında birleşen davacının yasal süresi içinde faturaya itirazda bulunmadığı ve yasal süresi içinde ve usulüne uygun olarak ayıp ihbarında bulunduğuna dair dosyaya sunulu bir bilgi ve belge olmadığı, Asıl davaya konu takipten önce temerrüt oluşmadığı, işlemiş faiz talebinin yersiz olduğu, Yargıtay içtihadı birleştirme kurulunun ... karar sayılı kararına göre faturanın zorunlu unsurları arasında bulunmayan, takibe dayanak faturalardaki “vade” ibaresi nedeniyle temerrüt oluşmayacağı Sayın Mahkemenin takdirine arz edildiği, Davacının alacak iddiasının benimsenmesi durumunda; Merkez bankası verilerinden, 04.12.2018 takip tarihi itibari ile yasal faizi oranının 9 olduğu anlaşıldığından davacının belirlenen asıl alacağına takip tarihinden itibaren 9 ve değişen oranlarda kademeli olarak yasal yürütülebileceği, Somut olayda satışa konu ürünlerin birleşen dosya davalısına teslim edildiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, dava konusu kimyasal ürünlerin ayıplı çıktığının kök raporda tespit edildiği, dosyaya mübrez belgeler arasında ayıptan doğan sorumluluğu ortadan kaldıran sorumsuzluk anlaşmasına da rastlanılmadığı, Huzurdaki ihtilafta, satışa konu ürünlerin kullanım amacına uygun olmadığı ve inceleme neticesinde ortaya çıkan bir ayıp söz konusu olduğundan ayıbın gizli ayıp niteliğini haiz olduğunun düşünüldüğü, bu nedenle, birleşen dosya davacısının satıma konu ürünlerdeki ayıbın öğrenilmesi tarihinden itibaren uygun süre içinde bildirmek zorunda olduğunun düşünüldüğü, Muhterem Mahkemece ayıbın olağan nitelikte olduğu düşünülürse 8 günlük bildirim süresinin gündeme geleceği, İhbar külfetinin yerleşik yargı içtihatlarında da ifade edildiği üzere herhangi bir şekle tabi olmadığı, Dosya kapsamından ürünlerin teslim edildiği tarih, yukarıda yer alan elektronik postada alıcının davacı şirket yetkilisi olup olmadığı tespit edilmediğinden; bildirimin “uygun sürede” yapılıp yapılmadığı noktasında değerlendirme yapılamadığı, Mahkemece davalının kanun lafzı ile (TTK m. 23 atfı ile TBK m. 223) “uygun bir süre içinde ” ihbarda bulunduğu kanaatinde olunması durumunda davacının ihbar külfetini yerine getirmiş olduğundan ayıp hükümlerine istinaden talepte bulunabilmesinin mümkün olabileceği, Mahkemece aksi kanaatte olunması, yani davalının gözden geçirme ve ihbar külfetini “uygun bir süre içinde” yerine getirmediği kanaatinde olunması durumunda şartları oluşmadığından davalının ayıp hükümleri kapsamında davacıdan talepte bulunması mümkün olmayacağı, Mahkemece ayıpların olağan ayıp olduğu değerlendirmesi yapılır ise TTK m. 23 uyarınca bildirimin 8 günlük sürede yapılması gerektiği, dosyaya mübrez belgeler arasında teslim tarihine rastlanamadığı ve yukarıda alıntılanan e-maillerin davalı yetkilisi tarafından gönderilip gönderilmediği anlaşılamadığından 8 günlük süreye uyulup uyulmadığı tespit edilemediği, Mahkemece ayıpların olağan ayıp olduğu değerlendirilir ise ve birleşen dosya davacısı ürünleri teslim aldığı tarihinden itibaren sekiz günlük süre içerisinde bildirimde bulundu ise süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulduğunun ifade edilebileceği; buna karşın birleşen dosya davacısının ürünleri teslim aldığı tarihinden itibaren sekiz günlük süre içerisinde bildirimde bulunmadı ise ayıba karşı tekeffülün şekli şartı sağlanmadığından satıcının ayıptan doğan sorumluluğuna gidebilmenin mümkün olmayacağı söylenebileceği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Yine mahkememiz ara kararı gereği kök rapor sunan bilirkişilerin sunmuş oldukları ek raporda özetle: "Dava konusu malların teslim tarihi dosyada mübrez belgelerden anlaşılmadığından geçerli bir ayıp ihbarı olup olmadığının tespit edilemediği, Şayet davalı şirket ayıp ihbarını teslim tarihinden sekiz gün içinde tam olarak yapmışsa ayıba karşı tekeffül hükümlerine başvurulabileceği, İtirazın iptaline ilişkin hesaplamaların heyetimizin uzmanlık alanının dışında olduğu ve bu sebeple yapılamadığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Mahkememiz ara kararı gereği kök rapor sunan bilirkişilerden ek rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları ek raporda özetle: "Dosya kapsamında ihbarın şekle tabi olmadığı yönünden görüşümüzü muhafaza edildiği, Yargıtay'ın tutumu ve yaklaşımı ile birlikte değerlendirildiğinde TTK'nın 1530. maddesi mal tedarik sözleşmesine ilişkin olduğu ve olayda uygulama yeri bulunmadığının düşünüldüğü, Davacının kök ve ek raporlara ilişkin itirazları gerek kök gerekse de ek raporlarda yeterince incelenmiş olup 4. Ek rapor aşmasında önceki raporlarda arz ve izah olunan görüş ve kanaatlerin aynı perspektif ile muhafaza edildiği, Mahkemenin görevlendirmesi kapsamında dosyada ayıplı ürünlerin bedellerinin hesaplanması ile davacının davalıdan olan alacağının hesap edilmesi gerektiği, Ancak ayıplı ürünlerin hangi ürünler olduğu mevcut evraklardan net görülemediği, Bu nedenle Davacı vekilinden, ayıplı ürünlerin kimyasal isimlerinin liste halinde okunabilir şekilde tek tek yazılıp bildirilmesi istenmiş ancak davacı vekilinin ifadesine göre ; davacı şirketin ticari sır olduğu gerekçesiyle bahse konu ayıplı ürünlerin kimyasal isimlerini vermek istemedikleri cevabı alındığı, Bahse konu ayıplı ürünlerin kimyasal isimlerinin ne olduğu ve miktarlarının ne kadar olduğunun liste halinde tek tek yazılıp gönderilmesi durumunda bedelleri tespit edilip, gerekli olan hesaplamaların yapılabileceği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde davacı tarafından satılan ve teslim edilen ürünlerin ... tarafından açılan ihale için sipariş edildiği, teknik şartnamenin davacıya iletilmesine rağmen ... tarafından yapılan muayene ve testlerden ürünlerin geçemediği bildirilmiş ve ürünlerin ayıplı olduğu ileri sürülmüştür. Davalı vekili tarafından sunulan delil dilekçesi ekinde davacı taraf ile mail yazışmaları bulunmaktadır. Mail yazışmalarının incelenmesinde davacı tarafından dava dışı kurumun talep ettiği şartların davalı tarafa iletildiği anlaşılmaktadır. Yine davalı tarafça sunulan delil dilekçesi ekindeki ... tarafından davalının ihaleyi kazanmış olmasına rağmen ürünlerin test ve muayeneden geçemediğine ilişkin evrak sunulmuştur. Nitekim bilirkişiler tarafından da yapılan inceleme ve değerlendirmelerde; idari ve teknik şartnamede temizleyici ... standardında belirtilen Tip-1 özelliklerine uygun olacağı, yüklenici firma (davacı) tarafından Tip-1’ e uygunluk belgesi ve askeri standartta belirtilen analiz sonuç belgeleri ile belgelendirilmesi gerektiği, bu belgelerin muayeneler esnasında muayene ve kabul komisyonuna verileceği, standarda uygun belgelerin davalı tarafından davacıya verilmediği sadece ürünlerin ilgili uyumlulukları sağladığının taahhüt edildiği ancak komisyonun ürünlerin standarda uygun olmadığını tespit ettiği, ürünün satışa konu amaca uygun olmamasının dava dışı kurum tarafından yapılan inceleme neticesinde ortaya çıktığından niteliği itibariyle gizli ayıp kapsamında olduğu tespit edilmiştir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında; davalı tarafından açıkça ... tarafından açılan ihale nedeniyle söz konusu ürünlerin alınacağının davacıya bildirildiği ve dava dışı kurumun talep ettiği şartların davacıya iletildiği, davacı tarafından ilgili Tip-1'e uygunluk belgelerinin davalıya teslim edilmediği, dava dışı kurum tarafından yapılan incelemelerde davalının satın almış olduğu ürünlerin standartlara uygun olmadığının tespit edildiği, bilirkişi tarafından ayıbın niteliğinin gizli ayıp olarak tespite edildiği, davalı tarafından ilgili test sonuçlarından sonra davacıya ürünlerin ayıplı çıktığının mail yolu ile iletildiği de dikkate alınarak ayıp bildiriminin süresinde olması nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği kanaati mahkememizde hâsıl olduğundan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 5.624,92 TL'nin mahsup edilerek fazla alınan 4.892,92 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 11.884,40 TL bilirkişi ve tebligat-posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 164.688,02 TL üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!