Anahtar kelimeler: Simli Akması Solventleri Solventlerden İplik Renk Problemi Yaşandığını Sorunun Bilahare

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Esastan retBölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketin simli iplik üretim sürecinde kullandığı solventleri 2015 yılından beri davalı şirketten temin ettiğini, müvekkillinden ürün alan bir firmanın satın aldığı ürünlerde renk akması problemi yaşandığını ihbar etmesi üzerine yapılan incelemede sorunun davalı şirketten temin edilen solventlerden kaynaklandığının tespit edildiğini, bilahare ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ D. İş sayılı dosyası ile delil tespiti yapıldığını, ürünlerin ayıplı olduğu tespit edilir edilmez davalı şirkete bilgi verildiğini, müvekkilinden gizli ayıba havi ürünü alanların satın aldıkları ürünleri iade ettikleri gibi, ayıp nedeniyle uğradıkları zarara istinaden müvekkiline reklamasyon faturası düzenlediklerini, müvekkilinin uğradığı zararı sulh yoluyla gidermeye çalıştığını, ancak davalının sadece müvekkili nezdinde bulunan ayıplı ürünleri geri aldığını, ayıplı ürünler nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararların bugüne kadar giderilmediğini, davalı, müvekkili şirkete sattığı ürünlerdeki ayıbı kabul ederek ayıplı tüm ürünleri iade aldığı halde müvekkilinin zararlarını telafi etmediği gibi ayıplı ürünlerden kaynaklanan alacağının ödenmediği gerekçesiyle müvekkili hakkında yasal işlem başlatacağını bildirdiğini ileri sürerek müvekkili şirketin uğradığı itibar kaybından kaynaklanan zararları ve manevi tazminat talep hakları ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL zararın, ayıbın tespit edildiği 24.07.2017 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili beyan dilekçesinde; yurt dışından temin edilen malzeme Türkiye’ye giriş yapıp tanklara alındığı zaman gerekli analizlerin bağımsız analiz firmaları tarafından yapıldığını, sonrasında ambalajlama ve satış işlemine geçildiğini, dava konusu malzemelerin de analizleri yapılarak sonuçlarının uygun çıktığını, davacının 25.12.2014-23.09.2017 arasında müvekkilinden hammadde aldığını, en son alım 23.09.2017 olduğu halde, bu tarihten yaklaşık 4 ay sonra 4 ayrı hammadde için analiz yaptırmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, zira hammadde analizinin ürün fabrikaya girmeden ya da üretime başlamadan önce yaptırılması gerektiğini, davacının sadece müvekkilinden değil, piyasada diğer tedarikçiden ürün temin ettiğini bilindiğini, dolayısıyla ayıplı olduğu belirtilen ürünlerin müvekkiline ait olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığını, davacının müvekkiline ait depolardan ürünleri kendisinin aldığını, bu süreçten sonra depolama, taşıma vs. sebeplerle oluşabilecek hasardan müvekkilinin sorumlu tutulmayacağını, müvekkilinden 8 ayrı ürün alındığını, 4'ünde sorun olduğunun ileri sürüldüğünü, bunların da 3'ünde kendi yaptırdıkları analizde sorun görülmediğini, sorunlu çıkan aseton ürünün ise uygun şartlarda depolanması gerektiğini, Değişik İş dosyasında alınan raporda analiz edilen ürünün nereden alındığının belli olmadığını, davacının kendi kusurundan faydalanmaya çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında mal satışına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, 2017 yılı içeresinde davalı şirket tarafından davacı şirkete dava konusu edilen faturalara konu malların satıldığı, satılan malların davacı tarafından davalıdan teslim alındığı, ürünlerin fason olarak işlenerek davacının dava dışı müşterilerine satıldığı, dava dışı ...isimli müşterisinden reklamasyon faturası ile bir kısım malların iade edildiği, ancak iade edilen malların davalıdan alınan ürünlerden kaynaklanıp kaynaklamadığının tespit edilemediği, davacı tarafından davalıdan alınan ürünlerin saklama ve depolama koşullarına uygun saklanıp saklanmadığı ile gizli ayıbın saklama koşullarından kaynaklanıp kaynaklanmadığının dosyada somut belge bulunmadığından anlaşılamadığı, dava dilekçesinde davaya konu gizli ayıbın öğrenme tarihinin 24.07.2017 tarihi olduğunun belirtildiği, ancak gizli ayıplı ürünün davalıdan alınan ürün olup olmadığının belli olmadığı, gizli ayıplı ürünü davalı taraf satmış olsa bile ayıp ihbarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 23/1-(c) hükmüne göre 2 ve 8 günlük sürelerde yazılı ihbarda bulunması gerektiği, üründeki ayıbın ürünün kullanılması ile ortaya çıkması halinde ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 223/1 hükmüne göre derhal ve yazılı olarak davalı tarafa bildirilmesi gerektiği, dava dilekçesi ile davalıdan satın alınan dava konusu mallardaki ayıbın 24.07.2017 tarihinde öğrenildiği bildirildiği halde TBK'nın 223/1 maddesi kapsamında davacı tarafından gizli ayıp ihbarının yapıldığına dair yazılı belgenin dosyaya sunulmadığı, davalı şirketten satın alınan ürünler nedeniyle davacı zararının olup olmadığı, iade ve reklamasyon faturalarına konu zararın davalı şirketten tedarik edilen ürünlere ait olup olmadığının davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın yargılama aşamasında sunduğu 28.03.2018 havale tarihli delil dilekçesinde, müvekkili ile davalı arasındaki e-posta yazışmalarına dayanıldığı, davalıya sözlü bildirilen ayıpların yazılı olarak bildirildiğinin ispatlanacağı; tanıklarının da ayıplı ürünlerin sadece davalıdan alındığı, ayıbın davalıya bildirildiği, ayıp nedeniyle müşteriler tarafından mal iadesi ve reklamasyon faturası düzenlenip düzenlemediği konuları olmak üzere dava dilekçesindeki iddiaları konusunda beyanda bulunacağının belirtildiği, ancak yargılama aşamasında davalıya ayıp ihbarında bulunduğuna dair yazılı her hangi bir delil sunulmadığı, ayrıca delil dilekçesinde belirttiği e-posta yazışmalarını sunmadığı, davacı vekilinin istinaf dilekçesi ekinde müvekkili ile davalı arasında olduğunu belirttiği 28.07.20 17... .07.2017 tarihli e-postaları sunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 357. maddesine göre istinaf aşamasında yeni delillere dayanılamayacağı, bu nedenle istinaf dilekçesinde sunulu e-postaların dikkate alınmadığı, 30.10.2018 tarihli ara karar ile davacının tanık dinletme talebinin kabul edilmediği, yazılı olarak yapılması gerekli ayıp ihbarının, tanık deliliyle ispat edilemeyeceği, davacının, davalının malların bir kısmındaki ayıbı kabul ettiği, o malları 12.06.20 17... .09.2017 tarihli iade faturalarıyla iade aldığını ileri sürdüğü ancak söz konusu iade faturalarında malların ayıplı olduğu hususunda herhangi bir kayıt bulunmadığı, davalı vekilinin 20.03.2020 tarihli dilekçesinde, davacının o malları kullanmadığı beyanı üzerine iade alındığını ifade ettiği, davacı iddiasını kabul etmediği, TBK'nın 223. maddesi uyarınca satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, durumun hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği, somut olayda davacının, iddia edilen ayıbı davalı satıcıya hemen bildirdiğini ispat edemediği, kanunun açık hükmü karşısında, davalı satıcının bu hususu cevap dilekçesinde sunmasına gerek olmadığı, mahkemece dikkate alınacağı, talebe konu ürünlerinden davacının davalıdan aldığı ürünler olduğu somut olarak belirlenemediğinden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, ancak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4 hükmü uyarınca maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerkirken nisbi vekâlet ücretine hükmedilmiş olması doğru değilse de bu hususun mahkemesince HMK'nın 304. maddesi kapsamında her zaman düzeltilebilecek olmasına göre kaldırma sebebi yapılmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, gizli ayıp iddiasına dayalı tazminat talebine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya kapsamından, davacı tarafından, ... ve Tic. A.Ş.'ye 24.07.2017 tarihinde analiz yaptırıldığı, davalı şirket ile 31.07.2017 tarihli ürünlerde kalite sorunu olduğuna dair e-mail gönderildiği, aynı tarihte davalı cevabi e-posta yazısında ürünlerin üretime girmeden önce analiz yaptırılarak standart dışı olduğunun ispatlanması halinde ürünün geri alınabileceği, davacının farklı zamanlarda aldığı ürünleri şu anda geri almalarının mümkün olmadığı içerikli yazışma yapıldığı, 23.09.2017 tarihli toplamı 6902 kg'a tekabül eden mal ile ilgili olarak davacı tarafından iade faturası düzenlendiği, 11.09.2017 tarihinde başvurulan delil tespiti talebine istinaden ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Değişik İş dosyası kapsamında TÜBİTAK tarafından 17.01.2018 tarihli rapor düzenlendiği anlaşılmaktadır.Taraflar tacir olup, aralarında süregelen ticari ilişki çerçevesinde davacının davalıdan solvent ürünü aldığının sabit olduğu, yukarıda belirtilen kronolojik sıra dikkate alındığında taraflar arasında ihtilaf çıkıp karşılıklı yazışmalar yapıldıktan sonra davacının 23.09.2017 tarihli fatura ile ürünü iade etmesi, davalının iade edilen ürünleri alması karşısında, artık davalının ürünler ayıplı olduğu için değil davacı istemediği için iade alındığı yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceğinden, ürünlerin gizli ayıplı olduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine yönelik davacı istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.