Anahtar kelimeler: Bayi Bayilik Münhasır Tanındığını Satıcı Akdedildiğini Listesinden Noterliğinin İnternette Yevmiye

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Esastan retBölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket ile müvekkili arasında ... 4. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı bayilik sözleşmesi akdedildiğini, işbu bayilik sözleşmesi ile müvekkiline münhasır satıcı yetkisi tanındığını, bayilik yetkisi verilen gerçek ve tüzel kişileri gösteren internette yayınlanan ve bu suretle ilan edilen bayi listesinden müvekkilinin çıkarılması ve müvekkiline mal teslimine son verilmesi suretiyle münhasır satıcı bayi sözleşmesinin 2012 yılı Şubat ayı sonu itibariyle fiilen ve haksız bir biçimde feshedildiğini, sözleşme hükümlerine rağmen, davalı şirketin bayilik bölgesinde başka bayiler ihdas ettiğini ve bayi dışında satış yaptığını, bu suretle müvekkilinin hem maddi olarak menfi ve müspet biçimde zarar gördüğünü hem de bu sözleşmeye aykırı davranış nedeniyle şahsında manevi nitelikte bir zarar oluştuğunu, müvekkilinin bu sözleşmedeki münhasır bayilik sözleşmesine güvenerek, söz konusu markanın tanıtımında önemli ve yetkin bir rol aldığını, "... ” markalı gazlı içeceklerin tüm ... ilinde pazarlanmasında, dağıtımında ve satışa arzında tek yetkili ve satıcı olarak büyük başarılar elde ettiğini, ancak davalı şirketin müvekkilinin görüş ve onayını almaksızın 2011 yılı Mayıs ayından itibaren ... il sınırları içerisinde birden fazla bayilik ihdas ettiğini, müvekkili ile bu bayiler arasında herhangi bir ilişki ve irtibat kurulmasına imkan verilmeksizin bu bayilere de müvekkili ile aynı kapsamda satış, pazarlama ve dağıtım yetkileri verdiğini, bu nedenle müvekkilinin cirosunun her geçen gün düşmeye başladığını, müvekkilinin davacı şirketin haksız ve kötü niyetli davranışı nedeniyle ciddi oranda zarar gördüğünü, davalının bayilik sözleşmesine aykırı olarak başka bayiler ihdas ederek müvekkiline teslim edilmesi gereken malı teslim etmediğini, teslim edilen mal miktarını azalttığını, müvekkiline teslim edilmesi gereken ürünleri yeni bayilere teslim ederek müvekkilinin dağıtım kanallarını tıkadığını, nitekim 2012 yılı Ocak ayından itibaren hiç bir mal teslimi yapılmadığını, mal teslim yükümlülüğü üreticinin asli edim yükümlülüğü olup, müvekkilinin bayi olarak yeterli mal temin edememiş olması nedeniyle edimlerini yerine getirme imkanının elinden alındığını, müvekkili kusursuz olup, ödemelerini yapamaz hale getirildiğini, müvekkili ... ilinde tek yetkili satıcı iken, davalı şirketin taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinden sonraki bir tarih olan 2011 yılı Mayıs ayından itibaren ... Bölgesi sorumlusu ana bayi olarak, ... Otomotiv adında bir bayi ile anlaştığını, yine davalı şirketin sözleşmeye ve rekabet hukukuna aykırı biçimde, müvekkilinin görüş ve onayını almaksızın ... ili Avrupa yakasında, ... Taşıma Nak. Ltd. Şti., ...ve San. Tic. A.Ş., Form Gıda San. Tic. Ltd. Şti., ...Gıda Pazarlama ve Dış Tic. Ltd. Şti., ...İnş. San. Tic., ... Ticaret Ltd. Şti. ve ... yakasında ... Gıda Ambalaj İnşaat Sanayi Ticaret Ltd., ...Gıda Pazarlama adındaki gerçek kişi ve ticari şirketlere bayilik yetkisi verdiğini, davalının müvekkiline zarar verme kastı ile fesih hakkını ve rekabet hukuku anlamında hakim durumunu kötüye kullandığını, müvekkilinin faaliyetleri ile markanın tanımışlığı, müşteri sayısının artışı ve yeni müşteri kazanılması arasında illiyet bağı bulunduğunu, müvekkilinin bu müşterilerin kaybından dolayı zarara uğradığını, müvekkilinin işbu bayilik sözleşmesine güvenerek yatırımlar ve bazı maliyetli masraflar yaptığını, müvekkilinin, ... kamyoneti davalı şirkete rehin ettiğini, ayrıca biri ... Transit diğeri .... marka araçları işbu münhasır sözleşmeye güvenerek temin ettiğini, bu araçların davalı şirket tarafından reklam amacıyla giydirilmesine imkan tanıdığını, bu suretle hem davalı üreticinin tanıtımını yaptığını hem de münhasır satıcı ve bayilik sözleşmesine dayanarak bu araçları satın aldığını, araçları ... ili sınırları dahilinde dolaştırdığını, mazot giderlerini karşıladığını, satış ve pazarlama yaptığını, üreticinin marka ve ürünlerinin tanıtımı amacıyla bu araçları kullandığını, bu maliyetlerin büyümesi nedeniyle müvekkilinin bu araçları satmak zorunda kaldığını ve bu suretle zarara uğradığını, müvekkilinin tüzel kişi niteliği olmayıp haksız fesihten, müşterilerinin gözünde itibar kaybetmiş olmasından, ticari ve mali kayıplardan dolayı büyük bir manevi ıstırap ve üzüntü duyduğunu ileri sürerek davalı şirketin müvekkiline münhasır yetki verilen bölge olan ... ilinde bayiler eliyle yaptığı satışların öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilerek durdurulmasına, müvekkilinin yatırımlarının, devam eden masraf ve maliyetlerinin maddi olarak tazmin edilmesine, hakkaniyet gereği denkleştirme hükümleri uygulanarak maddi tazminat ödenmesine, bayilik sözleşmesinin haksız nedenle feshi nedeniyle belirsiz alacak davasının kabulüne, davalı şirketin müvekkiline bayilik sözleşmesine aykırılığın başladığı tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte şimdilik 10.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminat ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı taraf usulüne uygun tebliğe rağmen yasal süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, vekilinin dosya kapsamındaki yazılı beyanlarıyla; davacının müvekkili şirket ile çalıştığı dönemde usulsüz işlemler yaptığını, müvekkiline borçlandığını ve bu borçlarını uzun süre ödemediğini, yaptığı usulsüz işlemlerin yeminli mali müşavir tarafından bir rapor ile tespit edilmesi üzerine davacı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının, müvekkili şirkete olan borcunu ödememesi sebebi ile ... 12. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ E. sayılı dosyası ve █████████ E. sayılı dosyası ile ayrı ayrı takip başlatıldığını, davacının █████████ E. sayılı dosyası ile yapılan 223.075,24 TL miktarlı takibin 64.159,78 TL miktarına itiraz ettiğini, itiraz edilen kısmın güveni kötüye kullanarak tahsil edilen kazançlar kalemine ilişkin olduğunu, itiraz edilmeyen kısmın tahsili için yapılan icrai işlemlerde davacının mal kaçırdığını, bu sebeple ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası ile satışın iptali/alacak miktarı için satış izni talebi ile açılan davada, mahkemece "davacının mal kaçırdığı ve tazminat ödemesi gerektiğine" karar verildiğini, ancak kaçırılan taşınmaz tekrar 4. kişiye satıldığından müvekkilinin alacağını tahsil etmesine davacı tarafından engel olunduğunu, davacının itiraz ettiği ve müvekkili şirket adına şikayette bulundukları 64.159,78 TL miktarı için ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını ve müvekkili şirket lehine alacağın varlığına, itirazın iptaline karar verildiğini, ... 11. Ağır Ceza Mahkemesinin ███████ E. sayılı dosyası ile "taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi gereğince, mal dağıtımı yaptıklarında 2010 yılında 21.370 koli mal dağıtımı yaptıkları halde 27.187 koli dağıtmış gibi fazladan fatura düzenleyerek 2011 yılında 3398 koli gazoz bedelini fazla göstererek, toplamda 104.998,79 TL sı cari hesabın aşağı çekilmek suretiyle dolandırıcılık suçunun işlendiği iddia edilmişse de iddia edilen işlemin ticari faaliyet niteliğinde basit yada kasıtlı işlem hatası niteliğinde olduğu, tacirin basiretli iş adamı gibi davranması gerektiği, hile ve desise unsuru olmadığından" beraat kararı verildiğini, kararın Yargıtay tarafından onandığını her ne kadar ceza dosyasında davacının beraatine karar verilmişse de davacının, iddia edilen olayı gerçekleştirdiğini, kasıt ya da dikkatsizlikle yapılmış olsa da durumun telafisi yoluna gidilip müvekkiline olan borç ödenmeye çalışılmadan, taraflar arasında güven sağlanmadan yeniden ticari iş yapılmak istenildiğini, bu talebin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının müvekkili şirketin güvenini sarsmış olduğundan ve müvekkiline olan borcunu ödemediğinden, müvekkilinin alacağı ödenene kadar ticari mal göndermemeyi tercih ettiğini, müvekkili şirketin ticari hayatının devamlılığı için başka bayilerle çalışmasının zorunlu hale geldiğini, davacının taleplerinde haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında 15.11.2010 tarihli bayilik sözleşmesi yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, bu sözleşme uyarınca davacının davalının ... bayiliğini üstlendiği, sözleşmenin, davalının davacıya mal vermemesi suretiyle 2012 yılı Şubat ayı sonu itibariyle fiilen sona erdirildiği, taraflar arasında ihtilaf konusunun davalının yapmış olduğu feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, feshin haksız olması durumundan davacının buna bağlı olarak zararların tazmini talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplandığı, feshin haksız olup olmadığının tespiti bakımından yaptırılan bilirkişi incelemesinde davacının dağıtım yaptığı koli adedinden daha fazla olacak şekilde davalıya fatura kestiğinin tespit edildiği, bir diğer ifade ile davacının haksız olarak davalıya fazla fatura kestiği, her ne kadar bu yönde ... 11. Ağır Ceza Mahkemesinin ███████ E. sayılı dosyasında dolandırıcılık suçundan yapılan yargılamada iddia ve eylemin ticari faaliyet niteliğinde basit işlem hatası ya da kasten işlem hatası niteliğinde olduğu, tacir sıfatı taşıyan kişilerin basiretli davranma yükümlülüğü gözetildiğinde olayda suçun hile ve desise unsurunun oluşmayacağı, olayın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, dolayısıyla sanıkların üzerlerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle beraat kararı verilmiş ise de, belirtilen eylemin yapılmadığı yönünde bir vakıa tespiti yapılmamış olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74. maddesi uyarınca ceza mahkemesinin kararının hukuk mahkemesini bağlayıcılığı bulunmadığı, dosyada yapılan mali tespit ile ceza dosyasındaki tespitler dikkate alındığında davalının sözleşmenin feshinde haksız olmadığı, haklı feshin var olduğu, bu nedenle davacının maddi veya manevi tazminat talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 15.11.2010 tarihinde imzalandığı, başladığı ve 2012 yılı Şubat ayında fiilen sona erdiği çekişme konusu olmayıp, uyuşmazlığa mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı TTK) uygulanması gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ███████-116 E. ve █████████ K. sayılı ilamında da işaret edildiği üzere; genel olarak portföy tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişkinin devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden müvekkilinin hâlen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığı olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 122. maddesinde açıkça "denkleştirme istemi" olarak tanımlanan, doktrinde de "müşteri tazminatı", "portföy tazminatı", "portföy akçesi" olarak da ifade edilen bu tür tazminatın, fesih tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'da açıkça düzenlenmediği, ancak, fesih tarihinde yürürlükte bulunan ve somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 134. maddesinde fesihten sonraki komisyon alacağı, tazminat borcu başlığı altında düzenlendiği, anılan maddenin ilk fıkrasına göre, acente ancak, sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi veya ihbar süresine uyulmadan sözleşmenin feshi hâlinde, başlanmış işlerin tamamlanmamasından dolayı uğradığı zararın tazminini isteyebilmesinin mümkün olduğu, somut olayda, taraflar arasında imzalanan 15.11.2010 tarihli bayilik sözleşmesinin belirsiz süreli olarak düzenlendiği ve davalı tarafın davacıya herhangi bir süre vermeden fiili olarak 2012 yılı Şubat ayında sözleşmeyi sona erdirdiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 6. maddesi uyarınca sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini ve haklı fesih nedeni olduğu ileri sürülen olguların gerçekleştiğini ispat yükünün davalıda olduğu, davacı vekili bilirkişinin iade faturalarını dikkate almadığını ileri sürmüş ise de, taraflar arasında görülen ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02.06.2015 tarih ve ████████ E., ████████ K. sayılı itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sırasında, davalının (işbu davanın davacısı) davacı adına düzenlediği, 64.159,27 TL tutarındaki faturalar nedeniyle davacıya borcu bulunmadığını belirterek icra takibine itiraz etmiş ise de, davalı tarafın bu faturaların mesnedi ile içeriğinin davacıya teslimi veyahut faturaların tebliğine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı ve davalının düzenlediği 5 adet faturanın davacı şirketin BA formlarında yer almadığı, davalının itirazlarını ispat edemediği gerekçesiyle; davanın kabulüne karar verildiği, ayrıca işbu davada da iade faturalarının dayanaklarının ibraz edilmediği görülmekle iade faturalarının dikkate alınmadığına yönelik istinaf sebebinin yerinde görülmediği, sözleşmenin haklı nedenle feshedilip edilmediğine yönelik tespitin hakimin görev alanına girdiği, hukuki değerlendirmeye yönelik olduğu gözetildiğinde davacı vekilinin bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğine yönelik istinaf sebebinin yerinde görülmediği, ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı, ancak hukuk hâkiminin bu bağımsızlığının sınırsız olmadığı, gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı, somut uyuşmazlıkta; ... 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.10.2013 tarih ve ███████ E., ████████ K. sayılı kararı ile davacı hakkında verilen beraat kararının, tek başına hukuk hakimini bağlayıcı niteliğinin olmadığı, mahkemece de bu husus nazara alınarak, dava dosyasına sunulan deliller, bilirkişi raporlarındaki tespitler ışığında davalı tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği, bu nedenle davacının davalıdan kâr mahrumiyeti, haksız fesih nedeniyle maddi tazminat, denkleştirme tazminatı ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesi ile davanın reddedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı yanın aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, davalı şirketin, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine aykırı olarak yeni bayiler oluşturduğu ve taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı olup, yatırımları ve devam eden masraf ve maliyetlerinin tazmini, denkleştirme tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe1.Dava tek satıcılık sözleşmesinden kaynaklanan tazminat taleplerine ilişkindir. Dosya içeriğine göre, taraflar arasında 15.11.2010 tarihinde yapılmış olan süresiz bayilik sözleşmesinin 2012 yılı Şubat ayı itibariyle davalı tarafından mal göndermemek suretiyle eylemli olarak feshedildiği anlaşılmaktadır. Davalı, sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği savunmasında bulunmakla bu hususta ispat yükünü üzerine almış olup, haklı neden kapsamında ileri sürdüğü tüm delil ve belgeleri toplandıktan ve davacının da buna ilişkin delilleri dosyaya kazandırıldıktan sonra oluşturulacak yeni bilirkişi heyetinden hem önceki bilirkişi raporlarını irdelemek ve buna ilişkin taraf itirazlarını da değerlendirmek suretiyle denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.2.Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.