Anahtar kelimeler: Anılacaktır Özetidavacı Güçlü Piyasada Merkezli Yıllar Kaydettiren Tercih Boyunca Birçok

T.C.
İSTANBUL1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Alacak (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2026KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:(1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .. (Bundan böyle "Müvekkil firma/şirket" olarak anılacaktır.) ... merkezli bir şirketi olup Türkiye’deki özel üniversitelere yabancı öğrencilerin kayıt yapmasına aracılık hizmeti sağlamadığını, bunun karşılığında ise, üniversitelerden aracılık hizmet bedeli elde edilmesine yönelik sözleşme akdedildiğini, müvekkili şirketin, yabancı öğrenciler tarafından tercih edilen ve söz konusu piyasada itibarı güçlü bir şirket olduğunu, uzun yıllar boyunca Türkiye’deki birçok üniversitede en çok öğrenci kaydettiren ve ülkemizin eğitim alanındaki bilinirliğini artıran firmalar arasında yer aldığını, müvekkili ile davalı arasında uluslararası öğrencilerin davalı üniversiteye kayıt yaptırılmasının sağlanması ve bu kayıtları karşılığı üniversitenin ödeme yükümlülüklerinin yerine getirilmesi konusunda uzun yıllardır sözleşmeler imzalandığını, müvekkili ile davalı arasında 2022-2023, 2023-2024, 2024-2025 eğitim öğretim yıllarına ait sözleşmelerde daha önceki yıllarda olduğu gibi akdedildiğini, müvekkili firma 2023-2024 ve 2024-2025 eğitim dönemlerinde de yüzlerce öğrencinin kaydını davalı üniversite nezdinde başarı ile gerçekleştirdiğini, fakat, sözleşmeler uyarınca hak edilen komisyon ödemeleri ve burs hakları müvekkili firmaya asılsız ve hukuka aykırı nedenlerle verilmediğini, müvekkili firma tüm iyi niyetli çabalarına rağmen davalı üniversiteden kaydettirmiş olduğu öğrencilere ilişkin komisyon ödemelerini alamadığını, davalı üniversiteye noter yolu ile ihtarname gönderildiğini, fakat söz konusu ihtarnameye davalı tarafından herhangi bir cevap verilmediğini, davalı aleyhine başlatılan arabuluculuk sürecinin de 2 aylık son sürenin sonunda anlaşamama olarak sonuçlanması nedeniyle belirsiz alacak davasını açtıklarını, müvekkilinin üniversiteye kaydettiği öğrencilere ilişkin alacak tutarlarının müvekkili tarafından belirlenmesinin mümkün olmadığını, zira sözleşme hükümleri uyarınca müvekkilinin hak ettiği ücretlerin üniversite tarafından indirime konu edilebileceğini, bu sebeple huzurdaki davayı belirsiz alacak davası olarak açmakta müvekkilinin hukuki yararı bulunmadığını, 1997 tarihli Türkiye Cumhuriyeti ile Kuveyt devleti arasında hususi hukuk, ticaret ve ceza hukuku konularında hukuki ve adli işbirliği anlaşması ...tarih ve ... sayılı kanunla onaylandığını, sair anlaşma uyarınca Kuveytli müvekkili firmanın Türkiye’de dava açarken teminat yatırma yükümlülüğü bulunmadığını, müvekkili firma, davalı üniversite ile yapmış olduğu sözleşme uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, müvekkilinin üniversiteye öğrenci yönlendirmesi ve kaydını tamamlatmasına rağmen davalı üniversiteden alacağını alamadığını, davalının, müvekkilin hakkı olan bedelleri müvekkiline ödememek suretiyle sözleşmeyi ihlal ettiğini, davalı tarafından bu bedellerin müvekkiline ödenmeyeceği açıkça ifade edildiğini, davalı tarafı ile müvekkili arasında akdedilen sözleşme uyarınca ödemelerin durdurulmasına ilişkin bir hüküm bulunmadığını, dolayısıyla, müvekkili firmanın kendi ticari ilişkilerinden dolayı diğer firmalarla herhangi bir hukuki ihtilaf içerisinde olsa bile bu durum davalının müvekkiline hak etmiş olduğu ödemeleri yapmasına engel olmadığını, taraflar arasında sözleşme hükümlerinde böyle bir hüküm olmadığı gibi kanuni olarak da bir düzenleme bulunmadığını, davalının keyfi şekilde sözleşmeyi ihlal ettiğini, davanın kabulünü, belirsiz alacak davası olarak açılan davada 10.000,00 USDnin (onbin Amerikan Dolar) dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca ABD Doları cinsi üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak fiili ödeme günündeki TCMB efektif satış kuru üzerinden "-TL" karşılığının müvekkile ödenmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE1-Dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nın 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır.Görev hususu da kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır ve görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Somut uyuşmazlıkta öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı tespit edilmelidir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 4. maddesinin birinci fıkrası;"(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: █████/2012-6335 S.K./l.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;a) Bu Kanunda,b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkmdaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, fınansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: █████/2012-6335 S.K/l.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. " hükmünü içermektedir.Yasanın mevcut düzenlemesi kapsamında oluşturulan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.06.2020 tarih ve ...Esas - ...Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak, mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi;“(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: █████/2012-6335 S.K/2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.(3) (Değişik fıkra
:█████/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükmünü içermektedir.6102 Sayılı TTK'nın 16/2.maddesi;" Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.(2) Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar. " hükmünü içermekte olup aynı yasanın 19/2.maddesi ise "Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır." hükmünü içermektedir.Eldeki dava, taraflar arasında imzalanan sözleşme nedeni ile davacıya ödenmesi gereken bedelin ödenmediği iddiasına dayanan alacak davasıdır. davacı tacir ise de davalı vakıf üniversitesidir. Vakıf üniversiteleri kazanç amacı olmamak şartı ile mali ve idari konular dışında akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları olup tüzel kişiliğe haiz ise de 6102 sayılı Yasanın 16/2. Maddesi uyarınca tacir değildir.6102 sayılı TTK'nın 4/1.maddesine göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliği gözetildiğinde eldeki davanın mutlak ticari dava olduğundan da söz edilemez. Bu hali taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir.(Emsal İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi ... Esas ....Karar)Yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre davacının davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Davacının davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan REDDİNE,2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içinde talep edilmesi halinde dosyanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,3-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,4-Kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içinde dosyasının görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi için Mahkememize başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına,Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU açık olmak üzere karar verildi. 16.03.2026Katip¸e-imzalıdırHakim¸e-imzalıdır