Anahtar kelimeler: Bitimi Projelerde İşine Uzmanı Euro Yurt Net Tatili Ulusal Bayram

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 24. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait yurt dışı projelerde 07.07.2004- 30.11.2013 tarihleri arasında iş güvenliği uzmanı olarak çalıştığını, en son net aylık ücretinin 1.720,00 Euro olduğunu, iş bitimi sebebiyle davacının işine son verildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı ile imzalanan iş sözleşmesinden doğan uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanması gerektiğini, tüm ücretlerin banka kanalıyla ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİstanbul 24. İş Mahkemesinin 26.12.2019 tarihli kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 26.12.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 12.07.2023 tarihli kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİBölge Adliye Mahkemesinin 12.07.2023 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece; davacı işçinin 11.07.2004-29.09.2005, 28.12.2007-15.09.2008, 20.11.2008- 31.05.20 10... .06.2010-30.11.2013 tarihleri arasında davalı Şirketin yurt dışındaki projelerinde dört dönem hâlinde fasılalı olarak çalıştığı, hukuk seçimi anlaşması bulunmayan üçüncü ve dördüncü çalışma dönemlerinde sırasıyla mutad işyeri hukuku olan Arnavutluk ve Kosova hukuku, birinci ve ikinci çalışma dönemleri yönünden de belirlenecek olan mutad işyeri hukukunun uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün iptal edildiği, iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasında 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesinin yeniden düzenlendiği, eldeki davada uygulanacak hukukun Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki gerekçesi de dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği, aksine bir uygulamanın Anayasa'nın 153. maddesine aykırı olacağı, dolayısıyla Anayasa Mahkemesi gerekçeli kararında da vurgulanan şekilde değerlendirme yapıldığında işçiye daha yüksek standartta koruma sağladığı anlaşılan Türk hukukunun somut uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;a. Ücretin hatalı şekilde brütleştirildiğini,b. İhbar tazminatının hatalı hesaplandığını,c. Yıllık izin ücretinden mahsup yapılmasının hatalı olduğunu,d. Fazla çalışma ücretinin hatalı hesaplandığını,e. Alacaklardan indirim yapılmaması gerektiğini ileri sürmüştür.2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;a. Uyuşmazlıkta yabancı hukukunun uygulanması gerektiğini, aksi yöndeki karar ile hukuka ve Yargıtay kararlarına aykırı hareket edildiğini,b. Davacı tanıklarının görgüye dayalı bilgileri olmamasına rağmen ifadelerine itibar edilmesinin hatalı olduğunu,c. Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hatalı hesaplandığını, ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk ile dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığına ilişkindir.Somut uyuşmazlıkta; bozma kararında, hukuk seçimi anlaşması bulunmayan üçüncü ve dördüncü çalışma dönemlerinde sırasıyla mutad işyeri hukuku olan Arnavutluk ve Kosova hukuku, birinci ve ikinci çalışma dönemleri yönünden de belirlenecek olan mutad işyeri hukukunun uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği ifade edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyulmasına karar verilmesine rağmen Türk hukukuna göre yargılama sonuçlandırılmıştır.Hükmün Yargıtay tarafından bozulması üzerine bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Bozma ilâmına uyulduğunda, bozma kararı lehine olan taraf için usuli kazanılmış hak oluştuğundan, Mahkemece bozma gereklerinin yerine getirilerek karar verilmesi zorunludur.Usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin yerleşik ilke ise Dairemizin 14.12.2022 tarihli ve ██████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilâmında;"...Bilindiği üzere 6100 sayılı Kanun'da usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 09.05.1960 tarihli ve ███████ Esas, 1960/9 Karar sayılı karar). Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 04.02.1959 tarihli ve ███████ Esas, 1959/5 Karar sayılı karar) ..." şeklinde açıklanmıştır.Diğer yandan, Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün iptaline dair 10.03.2025 tarihli ve 32837 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.11.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı iptal kararının uyuşmazlığa etkisinin ele alınması gereklidir.Anayasa’nın 153/1 hükmünde herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, 153/5 hükmünde ise "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir.Türk anayasal sisteminde, Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar olan dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır.Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli iptal kararında kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup iptal kararında öngörülen yürürlük tarihinden önce 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 18. maddesi ile 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle herhangi bir yasal boşluk gerçekleşmemiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki yapılan kanun değişikliği niteliği itibarıyla maddi hukuka ilişkin bir düzenleme olduğundan sadece yürürlüğe girmesinden sonra ortaya çıkan hukuki olgu ve ilişkilere uygulanabilir. Yürürlüğünden önce ortaya çıkan olaylar ve hukuki ilişkiler, ortaya çıktıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tâbidir.Yukarıda belirtildiği üzere Anayasa'nın 153. maddesinde düzenlenen geriye yürüme yasağına ilişkin hükmün amacı, kazanılmış hakların korunması ve hukuki güvenliğin sağlanmasıdır. Bununla birlikte ceza ve vergi gibi birey ile Devlet arasındaki ilişkilerde bireyin lehine olarak geriye yürümeden söz edilebilir ise de özel hukuk ilişkilerinde özellikle sona ermiş bir iş sözleşmesinden doğan hak ve borçları ortadan kaldıracak veya önemli ölçüde değiştirecek şekilde geriye yürüme, kazanılmış hakları ortadan kaldıracağı gibi hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını da ihlal edecektir. Ayrıca, Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi bir kanun hükmünü iptal ederken kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinin kanun hükmü olarak uygulanması da mümkün değildir.Kaldı ki bir an için Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararı sonucu 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesinin 1. fıkrasının uygulanmasının mümkün olmadığı düşünülse bile, aynı Kanun'un 24. maddesi ve 27/2 hükmü uyarınca da hukuk seçimi imkânı bulunduğundan ve 27. maddenin iptal edilmeyen 4. fıkrası da dikkate alındığında; daha sıkı ilişkili hukukun uygulanması söz konusu olamayacaktır.Yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgulara göre; Bölge Adliye Mahkemesince 25.06.2024 tarihli duruşmada hükmüne uyulan bozma kararı doğrultusunda hukuk seçimi anlaşması bulunmayan üçüncü ve dördüncü çalışma dönemlerinde sırasıyla mutad işyeri hukuku olarak Arnavutluk ve Kosova hukuku, birinci ve ikinci çalışma dönemleri yönünden de belirlenecek olan mutad işyeri hukukunun uyuşmazlıkta uygulanması suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, bozma gereği yerine getirilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.