Anahtar kelimeler: Kriz Sivas Ülkede Kur Hızlı Yaşanan Değişim Kayseri Alımı Yemek
6. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar asıl davada davacı, birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
1-Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili arasında 2022-2023 yılı malzemeli yemek hizmet alımı sözleşmesinin imzalandığını ve sözleşme gereği teminatın yatırıldığını, ancak ekonomideki hızlı değişim sebebi ile sözleşmenin başlaması ve tamamlanmasının mümkün olmadığını, ülkede yaşanan ekonomik kriz ve kur farkı nedeniyle ihaleye verilen teklifin uygulanması imkansız hale geldiğinden mücbir sebep doğrultusunda sözleşmenin hükümsüzlüğüne ve sözleşme kapsamında verilen teminat mektubunun iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
2-Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; taraflar arasında 25.11.2021 tarihinde sözleşme imzalandığını, davalının taahhüdünü sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmediğinden kesin teminat mektubunun alındığı tarih olan 06.12.2021 tarihinden gelir kaydedildiği 08.04.2022 tarihine kadar aylık toptan eşya fiyat endeksine göre güncellendiğinde hesaplanan tutar 2.637.980,92 Türk Lirası ile gelir kaydedilen 2.040.000,00 Türk Lirası teminat miktarı arasındaki fark olan 597.980,92 Türk Lirası teminatın gelir kaydedildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkili idareye ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Asıl davada davalı vekili cevabında; sözleşme gereği davacının müvekkili kuruma herhangi bir yazılı talebinin bulunmadığını, ayrıca yetkili merciler tarafından belgelendirilmiş mücbir sebebin söz konusu olmadığını, sözleşmede işin başlangıcından bitişine kadar geçen sürede işçilik giderleri için fiyat farkı verileceğinin hüküm altına alındığını, işin süresinin 24 ay olduğu gözetilerek teklif verildiğini, TTK'da her tacirin, faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğinin düzenlendiği, aşırı ifa güçlüğünün tacirlerde daha sıkı koşullarda uygulanabileceğini, davacı yönünden aşırı ifa güçlüğüne dayanılamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2-Birleşen davada davalı vekili cevabında, ülkede yaşanan, öngörülmesi mümkün olmayan ekonomik kriz ve kurdaki dalgalanma sebebiyle maliyetlerin bir anda artması nedeniyle taraflar arasında imzalanan sözleşmenin hükümsüz kaldığının tespiti amacıyla dava açıldıktan sonra işbu davanın açıldığını, dava devam ederken idare tarafından söz konusu iş için başka bir firma ile sözleşme imzalandığı, davacının hiçbir zararının doğmadığını, sözleşme için müvekkilinin vermiş olduğu teminatın irad kaydedildiği gibi bir başka firmadan da aynı şekilde teminat alındığını, davacı fazladan gelir elde ederek zenginleşmiş olduğunu, taleplerin hukuka aykırı ve dayanaksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi 17.05.2023 tarihli kararı ile 2021 yılı Aralık ayında meydana gelen kur şoku ve devamındaki resmi olarak açıklanan oranların oldukça üzerindeki enflasyon halinin taraflar arasındaki sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum olarak değerlendirildiği ve davacının TBK'nın 138. maddesi hükmünden yararlanmasının mümkün olduğu, davalının taraflar arasındaki sözleşmeye konu işi daha sonra başka bir firmaya yaptırmış olduğundan sözleşmenin değişen koşullara uyarlanmasının mümkün olmadığı, davacı vekilinin sözleşmenin feshi talebinin yerinde görüldüğü, sözleşmenin feshi halinde tarafların sözleşme kapsamında daha önce ifa ettikleri edimlerin iadesini talep edebileceklerinden davacı tarafın ödemiş olduğu teminat mektubu bedelinin iade edilmesini talep etmesinin yerinde olduğu, birleşen dava yönünden ise; asıl davada söz konusu teminatın asıl dava davacısına iadesine karar verildiğinden birleşen davanın reddi gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, sözleşmenin feshine, sözleşme kapsamında davalıya verilmiş olan teminat mektubunun paraya çevrilmiş olması nedeniyle 2.040.000,00 Türk Lirası bedelin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 17.05.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 11.10.2023 tarihli kararı ile mevcut olan ve sözleşmenin yapılmasından sonra ortaya çıkan olağanüstü durumun davacı açısından TBK'nın 138. maddesi anlamında aşırı ifa güçlüğü meydana getirdiği anlaşıldığından davacı tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin tespiti yönünde hüküm tesis edilmesi ve teminat mektubunda yazan bedelin davacıya iadesi gerektiği, bu yönden asıl davadaki hükmün kaldırılarak düzeltilmesi gerektiği, birleşen davanın reddi yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararının ise yerinde olduğu, teminat mektubunun iadesi talebi yargılama aşamasında bedele dönüşmüş olduğundan bu noktada maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığı, fakat bu hususun ayrıca yargılama yapılmasını gerektirmediğinden asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin asıl dava yönünden istinaf isteminin belirtilen nedenlerle kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulüne, sözleşmenin feshinin tespitine, sözleşme kapsamında davalıya verilmiş olan teminat mektubunun paraya çevrilmiş olması nedeniyle 2.040.000,00 Türk Lirası bedelin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.10.2023 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce; somut olayda mücbir sebebin varlığı ve buna bağlı olarak tam veya kısmi ifa imkansızlığı bulunduğundan söz edilemeyeceği, asıl davada davacı tacir olup fiyatlarda yükselmeler olabileceğini öngörerek sözleşme imzalaması gerektiğinden bunun doğrudan ifaya engel olan mücbir sebep teşkil etmesinin de düşünülemeyeceği, fiyat artışları öngörülemez sınırlarda gerçekleşmiş ve edim dengesi aşırı ölçüde bozulmuş ise TBK'nın 138. maddesi kapsamında aşırı ifa güçlüğü söz konusu olabilir ise de bunun için de mahkemeden uyarlama talebinde bulunulabileceği, bu durumda, davacı haklı bir neden olmaksızın sözleşme konusu edimlerini yerine getirmediğinden sabit olmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, asıl davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, birleşen davada ise; sözleşmenin hükümsüz sayılmasına dair istem yerinde olmadığından birleşen dosya davacısının davasında, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 22. maddesinin 2'nci bendi hükmü doğrultusunda fark istemesi yerinde bir istek olmasına rağmen birleşen davanın kabul edilmesi gerekirken bu talebin reddedilmesinin doğru olmadığı gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verildiği, bozma ilamına uyulması halinde bozma ilamı doğrultusunda karar verilmesi yasal ve usuli zorunluluk olduğu, asıl davada, sözleşmenin imzalanmasının üzerinden 1 ay geçmeden piyasa koşullarının bozulmasının ileri sürülmesinin ifa güçlüğü açısından dikkate alınamayacak bir iddia mahiyetinde olduğu, öte yandan davacının mücbir sebep olduğunu ileri sürerken dayandığı sebepler tedarik zincirinde bozulma nedeniyle erzak temin edememe, çalışacak eleman bulamama gibi sözleşmenin ifa edilmesine engel oluşturan bir neden olmayıp, ülkede yaşanan ekonomik kriz ve kur farkı nedeniyle ihaleye verilen teklifin uygulanmasının imkansız hale gelmiş olduğu iddiası olduğu, bu durumda somut olayda mücbir sebebin varlığı ve buna bağlı olarak tam veya kısmi ifa imkansızlığı bulunduğundan söz edilemeyeceği, asıl davada davacı tacir olup fiyatlarda yükselmeler olabileceğini öngörerek sözleşme imzalaması gerektiğinden bunun doğrudan ifaya engel olan mücbir sebep teşkil etmesinin de düşünülemeyeceği, fiyat artışları öngörülemez sınırlarda gerçekleşmiş ve edim dengesi aşırı ölçüde bozulmuş ise TBK'nın 138. maddesi kapsamında aşırı ifa güçlüğü söz konusu olabilir ise de bunun için de mahkemeden uyarlama talebinde bulunulabileceği, bu durumda, davacı haklı bir neden olmaksızın sözleşme konusu edimlerini yerine getirmediğinden sabit olmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, birleşen davada ise; sözleşmenin hükümsüz sayılmasına dair istem yerinde olmadığından birleşen dosya davacısının davasında, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 22. maddesinin 2'nci bendi hükmü doğrultusunda fark istemesi yerinde bir istek olduğundan birleşen davanın kabul edilmesi gerektiği gerekçeleriyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı, birleşen davada davalı vekili; ekonomideki hızlı değişim nedeniyle sözleşmenin başlaması ve tamamlanmasının mümkün olmadığını, mücbir sebep nedeniyle sözleşmenin hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, ihale tarihindeki maliyetler ile ekonomik kriz ve kur farkının dikkate alınması gerektiğini, teminat mektubunun nakde çevrilmesinin müvekkilinin iflasına sebep olacağını, sözleşme serbestisi olmakla birlikte bunun sınırsız olmadığını, teminata dair hükmün genel işlem şartı mahiyetinde olup BK'nın 25. maddesi gereği dürüstlük kuralına aykırı hüküm konulamayacağını ve teminatın irat kaydedileceğine dair hükmün yok hükmünde sayılması gerektiğini, bunun idare lehine sebepsiz zenginleşme yarattığını, ihalenin kamu hizmeti görülmesine ilişkin olmadığını, aksinin kabulü halinde teminatın idarenin zararını karşılama amacı taşıdığından bu hususta uyarlama yapılması gerektiğini, idarenin yargılama devam ederken başka firma ile sözleşme imzalayarak bir teminat aldığını, yargılamanın devamı esnasında müvekkili ile akdedilen sözleşmenin münfesih hale geldiğini, asıl dosyadaki taleplerinde haklı olduklarından idarenin birleşen dosyadaki bedeli talep edemeyeceğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl davada taraflar arasındaki sözleşmenin hükümsüzlüğünün tespiti ve teminat mektubunun iadesi ile birleşen davada alacak istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl davada davacı, birleşen davada davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!