Anahtar kelimeler: Lider Online Üyesinin Milyon Web Ziyaret Kere Günümüzde Sektöründe Sektörünün

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1998 yılından beri online alışveriş/elektronik ticaret sektöründe faaliyet gösteren, sektörünün lider kuruluşlarından biri olduğunu, müvekkiline ait ... web sitesinin günümüzde 32 milyon kayıtlı üyesinin bulunduğunu ve günde 200 milyon kere ziyaret edildiğini, müvekkilinin “...”li markalarını bu faaliyetleri kapsamında aktif olarak kullandığını ve tüketici nezdinde bilinir hale getirdiğini, müvekkilinin markasının T/... sayı ile tanınmış marka statüsüne de alınmış olduğunu, dava konusu edilen markanın müvekkilinin bu tescilli/tanınmış markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer bir marka olduğunu, dava konusu edilen markanın tüketiciler tarafından müvekkilinin seri ve tanınmış “...”li markalarının bir devamı şeklinde algılanmasının kaçınılmaz olduğunu, dava konusu markanın tescilinin müvekkilinin markalarının tanınmışlığına zarar vereceğini, davalının haksız olarak müvekkili markalarının tanınmışlığından fayda sağlayacağını, davalının bu markayı kendisine seçerken kötüniyetli olduğunu ve davacı ile haksız rekabet yapma saikini taşıdığını ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) 24.01.2022 tarih ve 2022-M-521 sayılı kararının iptali ile ██████████ sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarının benzer olmadığını, zira davalının markasının genel kompozisyonun markaların görünümlerini farklı kılmaya yettiğini, taraf markalarında ortak olarak “...” ibaresinin bulunmasından hareketle markaların benzer olduğunu söylemenin mümkün olmadığını, zira bu ibarenin davacı tarafından yaratılmış/fantezi bir ibare olmadığını ve markasal hüviyetinin düşük olduğunu, markalar benzemediği için davacının tanınmışlık iddialarının somut olaya bir etkisi olmadığını, davacının dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetle ve haksız rekabet saikiyle yapıldığını ispat edemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.2.Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının dava konusu edilen markasının “...” ve “...” kelimelerinden oluştuğu, davacının bilhassa “...”, “...”, ...”, “...”, ...”, ...”, “...”, ... ”, “... ”, “...”, “...”, “...”, ...”, “...”, “...”, “...”, “...”, “...”, “...”, “...”, ...”, ...”, “... ”, “...”, ...” birleşik kelimelerini ihtiva eden markalarında, “...” ibaresinin sonuna eklenen, tasviri/tanımlayıcı olan ve Türkçe’de de yerleşik birer anlamı haiz olan kelimelerle, aynı yazım özelliklerinde ve puntolarda yazılmış olması itibariyle birleşik olarak algılanan kelimelerin, dava konusu edilen markadaki birebir aynı kompozisyonla, yani yerleşik anlamı haiz kelimelerin dilbilgisi kuralları dışına çıkılarak birleşik yazılması şeklinde tasarlanmış bir kompozisyonla yazılmış/kurgulanmış olmalarının, karşılaştırılan işaretleri görsel ve kavramsal açılardan benzer kıldığı, karşılaştırılan markalarda, dilbilgisi kurallarının aksine, birleşik olarak yazılmış isim tamlamalarının hepsinin de “...” kelimesiyle başlıyor olması, işaretlerin sadece “...” ibaresinin ortaklığı itibariyle dahi benzer olarak algılanmasına sebebiyet verdiği, “...” kelimesi Türkçe’de bilinen/yerleşik anlamı olan ve sıklıkla kullanılan bir zamir olup “bütünü, tamamı, tümü, cümlesi” anlamlarına geldiği ve bu ibarenin, markasal hüviyette soyut ayırt edici niteliğinin çok düşük olduğu, dava konusu somut olayda da, davacının gerek dava dosyasına gerekse marka işlem dosyasına sunduğu belge ve delillerden “...” markasının davacı tarafından elektronik ticaret/online alışveriş sektöründe ... web sitesi tahtında Türkiye geneline yaygın, yoğun ve ciddi kullanımı ve tanıtımı neticesinde, yani kullanım sonucunda belirli bir ayırt edicilik kazanmış olduğu, koruma kapsamının arttığı, davacının “...”li markalarıyla bir “seri marka” yarattığı ve bunun sonucunda da dava konusu benzerliğin/ortaklığın dikkat çekici hale geldiği, davalının markasında “...” ibaresinin davacının markalarında olduğu gibi yerleşik anlamı haiz başka kelimelerle aynı kompozisyonda, yani birleşik olarak kullanılmış olduğu tespit edildiğinden davalının markasının, davacının “...”li markalarının serisinin bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu ve alt marka algısı yaratmaya uygun nitelikte olduğu, bu benzerliğin, potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde davacının “...”li markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...” ibareli markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının, davacının yeni bir marka yarattığı yönünde bir algısının oluşmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markasında ortak olan “...” ibaresinin varlığının ve bu ibarenin markalarda kullanılmış kelime öbeklerinin baş kısmında yer almasının, markaları kulakta bıraktıkları “tını” itibariyle işitsel açıdan bir derecede yakınlaştırdığı, taraf markalarında geçen bu ibarenin, yukarıda incelenen yerleşik/bilinen anlamından dolayı markaların tüketici zihninde yarattığı algının farklılaştığının da söylenemeyeceği, davacı markaların pazar derinliği ve bilinirliği düşünüldüğünde davalı markanın davacı markaları ile benzer olduğu ve karıştırılacağı, davacının bilhassa “...” kelimesi ile başlayan ve herhangi baskın bir şekil unsuru da ihtiva etmeyen, sadece birleşik birer kelimeden ibaret markaları özelinde karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal ve genel kompozisyon itibariyle benzerlik olduğu, dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen 09. sınıftaki emtia açısından davacının muhtelif markaları yönünden somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, “...” markasının Türkiye’de her yaştaki ve her sosyo-ekonomik seviyedeki kişiler tarafından iyi bilinen, sektör ayırımı dahi olmaksızın geniş bir kitleye hitap eden, büyük bir çoğunluk kitlesi tarafından kullanılan bir online alışveriş sitesinin tanınmış markası olduğu, “...” ibaresinin davacı ile özdeşleştiği, davalının dava konusu edilen markasının kapsamına giren tüm emtia açısından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 maddesi hükmünün aradığı şartların somut olayda gerçekleşme ihtimali olduğu, dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetli veya haksız rekabet saikiyle yapıldığının ispat olunamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'nın 2020/M-521 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalı şirket temsilcisi ve davalı Kurum vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli itirazına mesnet tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan "..." ibaresinin ortak olduğu, bu ibarenin her iki markada da aynen bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği, yani markaları karıştırabileceği, dava konusu edilen ██████████ sayılı markanın kapsamına alınmak istenilen tüm emtia açısından emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, davacının “...” markasının tanınmış bir marka olduğu, bu tanınmışlığın, dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen tüm emtia açısından tesciline engeli olacağı gerekçesiyle davalı şirket temsilcisi ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA.Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Kurum'un temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 29.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.