Anahtar kelimeler: Aradan Sonu Münhasıran Tutulmuş Zarfında Gerçeğe Ödemediğini Ret Defterlerine Borcu
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ Esas, ████████ Karar
HÜKÜM
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket ile olan ticaretinden 2012 yılı sonu itibariyle 2.793.500,00 TL alacaklı olduğunu, davalı tarafın aradan geçen bu zaman zarfında borcu ödemediğini, işbu davada münhasıran davalı tarafın ticari defterlerine dayandıklarını, davalının gerçeğe aykırı olmayan ve usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceklerini, davalının ticari defterlerinin ibraz edilmesi halinde müvekkilinin 2012 yılındaki cari hesap kaydının 2012 yılı içerisinde kapatılıp kapatılmadığının ve kapatılmamış ise müvekkilinin ne kadar alacaklı gözüktüğünün, kapatılmış ise hangi sebeplerden dolayı ne şekilde kapatıldığının incelenmesini talep ettiklerini ileri sürerek şimdilik 300.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 05.04.2021 tarihli dilekçesiyle dava değerini 2.793.500,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı bir şahıs şirketi olup 2010 - 2015 yılları arasında müvekkili ile açık hesaba dayalı ticari ilişki içerisine girdiğini, bu süreçte davacıya, karşılıklı yapılan hesap mutabakatları doğrultusunda muhtelif tarihlerde ödemeler yapılarak tüm alacak ödendiği gibi, 9.748,68 TL fazla ödeme yapıldığını, buna ilişkin kayıtların müvekkiline ait ticari defterlerde kayıtlı olduğunu, taraflar arasında belirli bir dönemi kapsar cari hesap sözleşmesi bulunmadığından, borç ve alacaklılık durumunun sadece bir mali yıl hesap dönemi ile sınırlandırılması sureti ile uyuşmazlığın çözümünün mümkün olmadığını, bu nedenle ilişkinin devam ettiği 2013, 20 14... yıllarını da kapsar şekilde müvekkilinin ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması gerektiğini, bu şekilde inceleme yapıldığında ticari ilişkinin 2015 yılında sonlandırılarak tüm borcun da ödenmek sureti ile kapatıldığının görüleceğini, davacının mali müşaviri tarafından müvekkiline hesap mutabakatı sağlanması amacıyla gönderilen 10.04.2015 tarihli e-posta ekindeki cari hesap ekstresinde, 31.12.2014 itibariyle davacının müvekkilinden 65.226,14 TL alacaklı olduğunun beyan edildiğini, bu miktar müvekkilinin ticari defterleriyle uyumlu olup davacı açısından bağlayıcı olduğunu, alacak borç durumunun davacının vergi dairesine sunduğu bilançolardan da anlaşılacağını, davacının kendisine yapılan ödemeleri bilmemesinin, 6 yıl boyunca 2.793.500,00 TL gibi fahiş bir alacağına ilişkin hiç bir hukuki adım atmaksızın beklemesinin de ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının münhasıran müvekkilinin defterlerine dayanmış olması nedeniyle başkaca delil gösteremeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava dilekçesinde münhasıran davalı tarafın ticari defterlerine dayandığı, davacı tarafın, ticari defterlerini kaybettiği gerekçesiyle ... . ATM'nin ████████ E. sayılı dosyasında zayi belgesi aldığı, davalı tarafça 2012 yılına ilişkin defterlerin zayi olduğu gerekçesiyle mahkemenin ████████ E. sayılı dosyasında açtığı davanın ise reddine karar verildiği, alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olması nedeniyle davalı tarafın zamanaşımı definin yerinde görülmediği, münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanılması durumunda, bunun sadece bir tarihe özgülenmesi somut olay açısından mümkün olmadığı, bu nedenle davalı tarafın ilişki dönemini kapsayan 2012 ve sonraki yıllara ilişkin tüm ticari defterlerinin incelenmesinin gerektiği, davacının münhasıran davalı tarafın defterlerine dayanması nedeniyle ispatın ancak davalı defterleri ile yapılması davacı açısından zorunlu ise de, davalının karşı iddialarına ilişkin ispatı kendi defterleri yanında geçerli diğer delillerle de yerine getirebileceği, davalı taraf 2012 yılına ilişkin defterlerini ibraz etmemiş/edememiş ise de, sonraki yıllara ilişkin usulüne uygun tutulan defterlerini ibraz etmiş olup, bilirkişi incelemesinde de sabit olduğu üzere davalı tarafın ilişkili döneme ilişkin tüm ticari defterlerine göre borcun ödenerek sona erdiğinin anlaşıldığı, davacı tarafın bizzat vergi dairesine verdiği beyannameleri ve ekindeki belgelerde, yıllar itibariyle alacak miktarları ve nihayetinde alacağın sona erdiği hususlarının, incelenen davalı defterleriyle de birebir uyuştuğu ve tüm bu hususlara göre davacı tarafça borcun sona ermediği, halen alacaklı olduğu hususunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça açıkça münhasıran davalının ticari defterlerine delil olarak dayanıldığı, davalı tarafça 2012 yılı ticari defterlerinin zayi olduğundan bahisle zayi belgesi verilmesi istemi ile açılan davanın reddedildiği, bilirkişi incelemesine ibraz edilen davalının 2013 ve sonraki yıllara ait ticari defter kayıtlarına göre 2015 yılı sonu itibariyle davalının davacıya borcunun kalmadığının görüldüğü, taraflar arasındaki ilişki açık hesap ilişkisi niteliğinde bulunduğundan ve sonrasında da devam ettiğinden, salt 2012 yılı ticari defterleri ile bir sonuca gidilmesi mümkün olmayıp devam eden yıllardaki kayıtların da dikkate alınması gerektiği, bu durumda davacı tarafça münhasıran delil olarak dayanılan davalı ticari defterleri kapsamında, ilişkinin sonlandığı 2015 yılı kayıtlarının dikkate alınması gerekmekte olup bu kayıtlara göre de davalının borcu bulunmadığı, nitekim davalı tarafça sunulan ve davacı muhasebecisinin hesap mutabakatına ilişkin e-postası ekinde gönderdiği 2014 yılına ait davacının cari hesap ekstresi ile davacının vergi beyannameleri ekindeki bilançolarının da davalının ticari defter kayıtlarını doğruladığı, bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, açık hesap alacağının tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde davacıya iadesine, 29.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!