Anahtar kelimeler: Edimekle Boyahane Boyacı Krizi Kalp Olayının Geçirdiğini Vefat Babası Eşi
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 2. İş Mahkemesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edimekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, davacıların eşi ve babası olan ... ...'ün davalı işyerinde boyahane bölümünde boyacı olarak çalıştığını, 30.08.2021 tarihinde kalp krizi geçirdiğini, neticesinde tedavi için kaldırıldığı hastanede 08.09.2021 tarihinde vefat ettiğini, vefat olayının Sosyal Güvenlik Kurumu inceleme raporu ile iş kazası olduğunun tespit edildiğini, davalı işverenin kusurlu olduğunu, davacıların müteveffanın desteğini kaybetmesi nedeniyle maddi kayba uğradıklarını ileri sürerek murislerinin iş kazası sonucu ölümü nedeniyle maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müteveffanın işyerinde rahatsızlandığını ve işyerinde çalışan oğlu tarafından hastaneye götürüldüğünü, ortada iş kazası olmadığını, sonrasında ise, müteveffanın vefat ettiğinin kendilerine bildirilmediğini, ölüm sebebinin belli olmadığını, bu nedenle de Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirimde dahi bulunulmadığını, meydana gelen ölüm olayında kendi kusurlarının bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların murisinin 30.08.2021 tarihinde kalp krizi geçirerek vefat ettiğinin anlaşıldığı, iş kazası ile ilgili olarak, dosya kapsamında mevcut 06.03.2025 tarihli kusur bilirkişi raporuna göre iş kazasının meydana gelmesinde, davalı şirketin % 80, müteveffanın ise %20 kusurlu olduğunun anlaşıldığı, Mahkemece aldırılan 13.03.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda iş kazası neticesinde müteveffanın ölümü nedeni ile davacı eşin maddi destek kaybının 1.533.633,68 TL olduğunun bildirildiği anlaşılmış olmakla; davacı ... için bu miktar üzerinden destekten yoksun kalma tazminatına hükmedildiği, davacılar ... ile ...'nin destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle;
"1- Davanın kısmen kabulü ile
Davacı ... için 1.533.633,68 TL destekten yoksun kalma tazminatının iş kazası tarihi olan 30.08.2021 tarihinden itibaren davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine,
Davacı ... için 70.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 25.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 25.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 30.08.2021 tarihinden itibaren davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,
Davacılar ... ile ...'nin destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin reddine " karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sigortalının davalı işyerinde fabrikanın boyahane bölümünde boyacı olarak çalışmakta iken, 30.08.2021 tarihinde rahatsızlanarak aynı işyerinde çalışmakta olan oğlu ... tarafından hastaneye götürülmesi ve yapılan ilk tetkikler sonucu kalp krizi geçirmiş olduğunun tespit edilerek hastaneye yatırıldığı ve 08.09.2021 tarihinde vefat etmiş olduğu dosya kapsamından anlaşılmakta olup, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından olayın iş kazası olarak kabul edildiğinin görüldüğü, davalının aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, hükme esas alınan ve aralarında uzman doktorun da bulunduğu alanında uzman iş güvenliği uzmanları tarafından düzenlenen 06.03.2023 tarihli kusur heyeti raporunda, ... işçinin %20 oranında, davalı işverenin %80 oranında kusurlu bulunduğu, raporda ... işçiye en son 2015 yılında işverence tıbbi değerlendirme yapıldığı, standart kardiyovasküler testlerle tespit edilebilecek kronik iskemik kalp damar hastalığı bulunan ve 57 yaşında bedeni efor gerektiren iş yaptırılan ... işçiyi hiçbir sağlık gözetimi uygulamadan çalıştıran işverenin kusurunun bulunduğunun belirlendiğinin anlaşıldığı, somut olayda hükme dayanak alınan bilirkişi heyeti raporunun, 6331 sayılı Kanun'un öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle yukarıda açıklanan Yargıtay kararlarına uygun şekilde incelemek suretiyle kusurun aidiyetini ve oranını hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptadığı, tarafların sosyal ekonomik halleri, iş kazasının meydana geldiği tarih, tarafların kusur durumları, iş kazası sonucu ölüm olayı nedeniyle davacıların manevi varlığında meydana gelen kayıp gözetildiğinde, Mahkemenin takdir edilen manevi tazminat miktarlarına ilişkin kararının isabetli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Sigortalının 30.08.2021 tarihinde iş yerinde rahatsızlandığını, ilaçlarının olduğunu söyleyerek ilacını içtiğini, sonrasında aynı işyerinde çalışmakta olan oğlu ...'ün çağrıldığını ve hastaneye götürüldüğünü, savunmalarını tanık anlatımları ile ispatladıklarını, işyerinde rahatsızlanan sigortalının hayatın olağan akışında kalp krizi geçirdiğinin anlaşılmasının mümkün olmadığını, nitekim, yaşanan kalp krizinin işyerinde gerçekleşmediğini, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda iş kazası sayılan hallerin düzenlendiğini ve yaşanan hastalık ile iş ilişkisinin illiyet bağı olması gerektiğini, bilirkişi raporunda kalp krizinin doğrudan iş kazası kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişinin iş kazasına ilişkin illiyet bağını değerlendirmediğini, raporun bu hali ile hükme esas alınamayacağını, kalp krizinin iş kazası olarak kabulü halinde dahi, 6331 sayılı Kanun'un 4. maddesinde işverenin yükümlülüklerinin sayıldığını, bu kapsamda, meydana gelen kalp krizinde müvekkiline kusur atfının mümkün olmadığını, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin eğitimlerin verildiği, önlemlerin alındığı, sağlık kontrollerinin yapıldığı işyerinde işverenin %80 kusurlu kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişinin, "... çalışanın da aldığı eğitimler ve tecrübesi gereği işverene sağlık durumu hakkında yeterli bilgilendirme yapması ve zorlanıyorsa ve çalışma şartları sıkıntılı ise, bildirmesi ve tedbir alınmasını istemesi veya çalışmaktan kaçınma hakkını kullanması gerekirdi" şeklindeki değerlendirmesinin savunmayı doğruladığını, işçinin kendi yükümlülüklerini yerine getirmemesine rağmen, sigortalıya atfedilen %20 kusurun hakkaniyete aykırı olduğunu, iş kazası şartlarının olayda gerçekleşmediğini, bilirkişi raporunda tanık anlatımlarının değerlendirilmediğini,
b. Hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve ... sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
2.Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde:
"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.
3.Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.20 13... /21-1 02... /1456 sayılı kararı).
4.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
5.Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. Maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
6.Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.20 13... /21-1121 E. ████████ sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
7.İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
8.Öte yandan kaçınılmazlık; hukuksal ve teknik anlamda; fennen önlenmesi mümkün bulunmayan başka bir anlatımla, işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemlerin alınmış olduğu koşullarda dahi önlenmesi mümkün bulunmayan durum ve sonuçları ifade eder. Olayın önlenemezliği hususunu açmak gerekirse; buradaki önlenemezlik olayla ilgili değildir. Önlenemezlik unsuru, tamamen davranış normu ve borca aykırılıkla ilgili olup alınabilinecek tüm tedbirler alınmış olunsa dahi bir davranış normunun veya sözleşmeden doğan bir borcun ihlalinin ifadesidir. Yani olay önlenemez olmasına rağmen bir davranış kuralına ya da sözleşmeden doğan borca aykırılık önlenebiliyorsa artık kaçınılmazlıktan söz etme imkanı yoktur.
9.Kalp krizi sonucu gerçekleşen iş kazalarında kaçınılmazlığın söz konusu olmayacağı dikkate alınarak işveren kusuru ile bünyesel faktör arasındaki dağılımın ne miktarda olduğunun tespiti gerekmektedir. Zira, kaçınılmazlıktan farklı olarak bünyesel faktörden davalı işverenin sorumlu tutulması mümkün değildir.
10.Dosya kapsamından ... sigortalının davalı şirket nezdinde boyacı olarak çalışmakta iken 30.08.2021 tarihinde rahatsızlandığı, aynı işyerinde çalışmakta olan oğlu ... tarafından hastaneye götürüldüğü, yapılan ilk tetkikler sonucu kalp krizi geçirmiş olduğunun tespit edilerek hastaneye yatırıldığı ve 08.09.2021 tarihinde vefat ettiği, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından olayın iş kazası olarak kabul edildiği, SGK Başkanlığı inceleme raporunda; kazanın meydana gelmesinde işveren şirketin ve ... sigortalının kusurunun bulunmadığı yönünde tespitler yapıldığı, hükme esas alınan içerisinde ....Uzmanı ve İş Güvenliği Uzmanlarının bulunduğu bilirkişi heyet raporu uyarınca davalı işverenin kazanın meydana gelmesinde %80, müteveffanın ise %20 kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece bu rapora itibar edilerek karar verildiği, ancak işbu raporda bünyesel faktörlerin iş kazasının oluşumunda bir etkisinin olup olmadığı, tartışılıp irdelenmediği anlaşılmaktadır.
11.Tüm yukarıda açıklanan ilkeler ve yasa maddeleri doğrultusunda, Mahkemece yapılacak iş ; öncelikle hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından açılmış olan rücuan tazminat dava dosyasındaki kusur raporunun dosya kapsamına getirtilerek -verilen kararın kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek- davacının kaza öncesi ve kaza sonrası dönemlere ait, temin edilebilen tüm tıbbi belge ve raporları dosyaya celp edildikten sonra yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda işverenden sigortalının şahsi sicil dosyasının tümü getirtilerek, işverenin sigortalının periyodik sağlık muayenelerini yaptırıp yaptırmadığı, bu muayenelerde kalp rahatsızlığı ile ilgili bir bulguya rastlanıp rastlanmadığı, şahsi dosyada "kalp rahatsızlığı" nedeniyle alınmış bir istirahat raporunun bulunup bulunmadığı, ölüm olayından önceki tarihlerde sigortalının bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı, olay günü sigortalıyı işyerinde rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir olayın cereyan edip etmediği araştırılmak, ayrıca, kalp krizinde, kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyevi yapısının, tütün bağımlılığı, alkol kullanımı, egzersiz durumunun, cinsiyetinin de faktör olduğu, sağlığının çeşitli faktörlerinin bir araya gelmesiyle bozulabileceği; ayrıca işyerinde çalışma şartlarının kalp krizini tetikleyip tetiklemediği hususlarının kusurun ağırlığının değerlendirilmesinde dikkate alınacağı işyeri hekimliği, iş gücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman olan bir kardiyoloğun da yer alacağı bilirkişi heyetinden iş kazası ile çalışma şekli arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, illiyet bulunuyorsa kalp krizinin oluşumunda işverenin kusurunun bulunup bulunmadığının saptandığı, kusuru mevcut ise kusurunun ağırlığını, kalp krizinde işyeri koşullarının etkili olup olmadığını, sigortalının kendi bünyesinden kaynaklanan nedenlerin ne kadar etkili olduğunu ve tarafların iddia ve itiraz sebeplerinin değerlendirilmesini de kapsar şekilde tespit eden kusur raporu aldıktan sonra, belirlenecek kusur oranını Mahkemece hükme esas alınan 13.03.2024 tarihli hesap raporuna uygulamak, bu hesap raporundaki bilinen devre sonu olarak esas alınan tarihi ileri çekmemek ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkları rapora yansıtmamak suretiyle alınacak raporu hükme esas almaktan ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek (özellikle davacıların istinaf ve temyiz yoluna başvurmadığının) davacıların talepleri doğrultusunda karar vermekten ibarettir.
12.Öte yandan, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davaları nitelikçe Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın tahsiline ilişkindir. Bu nedenle haksız zenginleşmenin ve mükerrer ödemenin önüne geçmek için ilk peşin sermaye değerinin rücuya tabi kısmının hesaplanan tazminattan düşülmesi gerekir.
13. Davanın yasal dayanağını, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu oluşturmaktadır. Kanun'un 55. maddesinde, “ Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir.
14.Adalet Komisyonu'nun 55. maddesinin gerekçesinde; “sosyal güvenlik ödemelerinin, denkleştirme (indirim) işlevi görebilmesi, onun sorumluluğu doğuran olaya sebebiyet verenlere rücu edilebilmesine bağlıdır. Bu kural gereği, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri; teknik arıza, tam kaçınılmazlık hallerindeki ödemeler, bu tazminatlardan indirilemez. Bağlanan gelirlerin, işçinin kusuru ve kaçınılmazlık gibi nedenlerle rücu edilemeyen kısmı da indirilemez. Bir kısmı rücu edilemeyen miktar dahi denkleştirilemeyeceği gibi, zarar görenin kusuruna (müterafik kusura) yansıyan sosyal güvenlik ödemeleri, tahsis tarihinden sonra meydana gelen sosyal güvenlik ödemelerindeki artışlar, kısmi kaçınılmazlık ve teknik arıza halindeki ödemeler ve benzerleri rücu edilemediğinden bu miktarlar dahi denkleştirilemez.” düzenlemesi mevcuttur.
15.Dosya kapsamından davacılara bağlanan gelir var ise bu gelirlerin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmının tenzil edilmediği anlaşılmaktadır.
16.Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş, maddi tazminat isteminde bulunan davacı eşe iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanıp bağlanmadığını Kurumdan sormak, bağlanmış ise bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmının - usulü müktesep hakkın gözetilmesi ile birlikte -13.03.2024 tarihli hesap raporunda belirlenen maddi tazminat alacağından tenzil ederek yapılacak hesabı hükme esas almaktan ibarettir.
17. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
18. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz eden davalı vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin ... Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
2. Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!