Anahtar kelimeler: Suşehri Dağıtmadığını Müdürünün Temsile Tutarda Kar Payının Kayseri Beri Düşük
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
HÜKÜM
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Suşehri Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkette %50 pay ile ortak müvekkilinin imza yetkisinin bulunmadığını, şirketi temsile yetkili şirketin müdürünün ... olduğunu, şirketle ilgili bilgilerin müvekkiline verilmediğini, davalı şirketin kurulduğundan beri kâr dağıtmadığını, kâr payının olduğundan düşük tutarda gösterilmesi için kâr ve zarar beyanlarında oynamalar yapıldığını, 2015-2022 yılları arasında şirketin kâr zarar hesaplarının doğru yapılmadığının tespit edildiğini, beyan edilen ve üzerinden vergi hesaplanan tutar ile gerçekte oluşan şirket kârı arasında tutarsızlık bulunduğunu, şirket müdürünün müvekkilinden şirket kârını saklamak için aslında olmayan giderleri şirket defterlerine işleyerek şirket kârını düşük gösterdiğini, ... ile yapılan anlaşma gereği bayilerine ... tarafından her yıl belli bir yüzdesi oranında katkı yapıldığını, 2015-2022 yılları arasında davalıya toplamda 2.513.258,00 TL ödediğini, şirketin bu tutarı mali tablolardan çıkarması adına market satışlarında oynamalar yapıldığını, 20 17... yıllarında herhangi bir ihtiyaç yokken kredi kullanıldığını, kullanılan kredilerde kredilerle nerelere ödeme yapıldığının anlaşılamadığını, krediler nedeniyle ödenen faizlerle kredi büyüklükleri arasında uyumsuzluklar bulunduğunu, mali tablolarda kredi bakiye varken faiz gideri yansıtılmadığını, herhangi bir ticari ilişki bulunmayan kişilere ödemeler yapıldığını, ödeme yapılan kişilerin ...'ın birinci dereceden yakın akrabaları olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 614/3 hükmü gereği müdürün akrabayla işlem yapma yasağını da ihlal ettiğini ileri sürerek şirketin 2015-2022 yılları arasındaki kârların tespit edilmesini, davalı şirkete kayyım atanmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından iddialarının gerçeği yansıtmadığını, şirket gider hesaplarında oynama yapılan rakamın genel yönetim gideri kalemi olduğunu, defterlerin detaylı incelemesi sonucu şirketin tüm giderlerinin görüleceğini, davacının şirket kasasından yaptığı harcamaların kaydedildiğini, davacının eşinin Sosyal Güvenlik Kurumu giderleri ve yine davacının çocuklarının giderlerinin yıllarca karşılandığını, defterleri yıllarca düzenli olarak kaleme alan kişinin davacının öz oğlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın, dağıtılabilir kâr payının tespiti istemiyle açıldığı, dava sonunda elde edilecek hükmün davacının tespit davası açmasına neden olan tehlikeyi bertaraf edebilecek nitelikte olmadığı, dolayısıyla davacının eldeki davayı açmasında hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kâr payı alacağının tahsili için eda davası açma olanağı varken işbu, davalı şirketin dağıtılabilir kâr payının tespiti talebine ilişkin tespit davasını açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, dağıtılabilir kar payının tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 29.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!