Anahtar kelimeler: Mini Market Devraldıklarını Maaşının Ödediklerini Çektiğini Yerini Eşinin Kesilmemesi Emekli
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalının 29.04.2010 tarihi itibariyle "... Mini Market" isimli iş yerinde ortak olduklarını, iş yerini 43.500,00 TL bedelle devraldıklarını, devir bedelini eşit olarak ödediklerini, devir bedelini karşılamak amacıyla müvekkilinin eşinin 19.000,00 TL kredi çektiğini, emekli maaşının kesilmemesi için iş yerinin davalı adına yapıldığını, taraflar arasında adi ortaklık sözleşmesinin imzalanmadığını, kâr payı olarak kişi başı her ay 3.750,00 TL ortaklıktan nakit para aldıklarını, 30.09.2017 tarihine kadar ortaklığın devam ettiğini, bu tarihten sonra davalının kâr payını müvekkiline vermediğini, iş yeri adına tahakkuk edilen KDV, stopaj, gelir vergisi, SSK ödemeleri ve elektrik faturalarının müvekkilinin mail adresine geldiğini, iş yerine ait ödemelerin müvekkili aracılığıyla anlaşmalı bankalara yapıldığını, ... şirketine verilen online siparişlerin detaylarının müvekkilinin telefonuna mesaj olarak geldiğini, ayrıca ... pos cihazına ait dökümlere ilişkin harcama kayıtlarının müvekkilinin mail adresine yollandığını, tarafların iş yerinin günlük gelir giderlerini yazılı olarak deftere geçirdiklerini, adi ortaklığın mini market olduğunu, markette bizzat bulunmak suretiyle işlerini devam ettirdiklerini ileri sürerek; adi ortaklığın tespitine ve devamına, müvekkilinin 30.09.2017 tarihinden dava süreci de dahil olmak üzere adi ortaklıktan alması gereken kâr payının ay ay hesaplanarak işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı ile müvekkili arasında ortaklığın söz konusu olmadığını, ortaklık iddiasının davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacının kızının adi ortaklığa ait olduğu anlaşılan borç ödemelerini yapmış olmasının adi ortaklığın varlığını ispata yeterli olmadığı, yemin delilinin hatırlatılmasına rağmen davacı tarafça yemin teklif hakkının kullanılmadığı, mevcut delillere göre ortaklığın ispatlanamadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; müvekkili ile davalının "... Mini Market" isimli iş yerini "... Gıda" adı altında faaliyet gösteren ...'ndan 43.500,00 TL bedel karşılığında devraldıklarını, ortaklığın her iki tarafın eşit maddi katkısıyla kurulduğunu, 2012 yılı Aralık ayında müvekkile kullandırılan kredi dosyasında, kredi çekmesi için davalı tarafından imzalanarak hazırlanan iş yerine ortak olduğunu belirten yazı bulunduğunu, yazı aslının bankadan gönderildiğini ancak dosyada kaybolduğunu, söz konusu yazı hakkında Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında imza incelemesi yapılması hususu belirtilmediği halde Mahkemenin istinaf kararını aşan şekilde gerekçe kurduğunu, takdiri deliller ile davayı ispatlama hakkının bulunduğunu, adi ortaklığın fiilen defterlere yansıdığını, davalının SGK primlerinin, vergi borcunun, elektrik faturalarının müvekkilinin kızı tarafından tarafından ödendiğini, Mahkemenin aynı celsede hem dosyanın bilirkişiye gönderilmesine karar verdiğini, hem de yemin teklif ettiğini, yargılamada delillerin toplanmasına devam edildiği aşamada yemin teklif edilemeyeceğini, taraflar arasında yıl sonu kâr payı dağıtımı yapılmayıp dönemsel olarak her ay kişi başı 3.750,00 TL gelir elde edildiğini, tanık beyanlarının aynı yönde olduğunu, takvim yılı hesabına göre hesap paylaşımının söz konusu olmadığını, dosyada bulunan yazılı delil başlangıcı niteliğindeki belgeler nedeniyle ortaklığın varlığını tanık dahil her türlü delil ile ispatlayabilme imkanının olduğunu, yazılı delil başlangıcı niteliğindeki belgelerin; bankadan kredi çekmesi için davalı tarafından verilen müvekkilin iş yerine ortak olduğunu belirtir yazı sureti, 2017 yılı Ocak- Mart ayları arasındaki hesapları gösterir 1 adet defter sureti (defterin 7.3.2017 tarihinde tutulan hesaplarında "fırın 2 " başlığının yanındaki "72.000" rakamı davalının kendi el yazısı ile davalı tarafından yazıldığını), 2017 yılı Ağustos-Eylül ayları arasındaki hesapları gösterir 1 adet defter sureti, (defterin 14... tarihinde tutulan hesaplarında "..." başlığının yanındaki "38.000" rakamı davalının kendi el yazısı ile davalı tarafından yazıldığını), 2017 yılının ilk 9 ayını gösterir hesap dökümlerinin bulunduğunu, tarafların iş yerini devraldıklarını gösteren önceki iş yeri sahibi ... tarafından kendi el yazısıyla yazılmış devir yazısının bulunduğunu, müvekkilinin eşi tarafından iş yeri devri için gereken meblağdan payına düşen kısmın ödenmesi için çekilen kredi, muavin defteri, müvekkilinin kızı tarafından yapılan ödemeleri gösteren dekontlar olduğunu ve fotokopi üzerinden imza incelemesi yapılmasının mümkün olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, adi ortaklığın tespiti ve kâr payı istemine istemine ilişkindir.
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla yükümlüdür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190. maddesi; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklindedir.
Aynı Kanunun 31. maddesinde; hâkimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup, anılan madde uyarınca, hâkimin uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 620/1 maddesine göre; adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.
Adi ortaklık sözleşmelerinde "şekil serbestisi" ilkesi uygulanmakta olup, ortaklık ilişkisinin sözlü olarak da kurulabilmesi mümkündür. Adi ortaklık sözleşmesinde şekil, ispat açısından önem arz etmektedir.
Taraflar arasında ortaklık ilişkisinin varlığına dair ihtilaf çıktığında, ispat yükü, ortaklık ilişkisinin varlığını iddia edene düşer.
Adi ortaklık ilişkisi, 6098 sayılı Kanunun 620. maddesinde de tanımlandığı gibi sözleşme temeline dayanmakta olup, aynı zamanda bir hukuki işlemdir. Bu nedenle, 6100 sayılı Kanunun 200. maddesinde düzenlenen parasal sınırın üzerindeki ortaklık ilişkisinin varlığının ispatında, kural olarak, senetle ispat zorunluluğu geçerlidir.
6100 sayılı Kanunun 202. maddesinde ise; ''(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacı tarafça, davalı ile mini marketin işletilmesi konusunda aralarında adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu, iş yerinin davalı adına kayıtlı olduğu, adi ortaklık kapsamında iş yeri adına tahakkuk edilen KDV, stopaj, gelir vergisi, SSK ödemeleri ve elektrik faturalarının davacının mail adresine geldiği, iş yerine ait ödemelerin davacı aracılığıyla anlaşmalı bankalara yapıldığı, ... şirketine verilen online siparişlerin detaylarının müvekkilinin telefonuna mesaj olarak geldiği, ayrıca Finansbank pos cihazına ait harcama kayıtlarının davacının mail adresine yollandığı ve iş yerinin günlük gelir giderlerinin taraflarca yazılı olarak deftere geçirdikleri ileri sürülmüş, davalı ise davacı ile aralarında adi ortaklık ilişkisinin bulunmadığını savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilip, bu karara yönelik davacının istinaf istemi de aynı gerekçelerle esastan reddedilmiştir.
Mahkemece alınan 15.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda, davacının kızına ait banka hesabından dava konusu iş yerine ait ödemelere ilişkin bir çok banka dekontunun bulunduğu, bu dekontlarda gazete parası, SGK, vergi ödemeleri, muhasebe, elektrik ücretine ilişkin açıklama yapıldığı ve buna ilişkin olarak davalı ile e mail yazışmalarının olduğu belirtilmiştir.
Diğer taraftan, davacı, dava konusu adi ortaklığa konu iş yerini dava dışı kişiden devralırken payına düşen devir bedelini ödemek için eşi tarafından bankadan kredi çekildiğini, kredi temini sırasında davalı tarafça bankaya hitaben davacının firma kâr ortaklarından olduğu hususunda dilekçe verdiğini iddia etmiş, fotokopisini Mahkeme dosyasına sunmuştur. Mahkemece 12.11.2018 tarihinde bankaya yazılan müzekkerede kredi dosyasındaki dilekçe evrakının tasdikli (aslı gibidir) bir örneğinin istenildiği, Banka tarafından müzekkereye verilen cevapta, evrak aslının ekte Mahkemeye gönderildiği bildirilmiştir. Mahkemenin 11.04.2019 tarihli duruşmasında bankaya yazılan 12.11.2018 tarihli yazıya cevap verilmediği belirtilerek, dilekçe aslının gönderilmesinin istenilmesine ilişkin ara karar kurulduğu, ara karar üzerine yazılan müzekkereye verilen 09.05.2019 tarihli cevapta, müzekkereye daha önce cevap verildiği belirtilip davacı tarafça kullanılan kredi sözleşmesi gönderilmiştir. Bankanın 28.12.2022 tarihinde verdiği cevapta da ilgili evrakın aslına ulaşılamadığı belirtilmiştir.
Ayrıca, davacı tarafça sunulan ve Mahkeme kasasına alındığı anlaşılan defterlerde davalıya ait el ürünü rakamların bulunduğu iddia edildiği halde bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı görülmüştür.
Bunun yanında, davacı tarafça, iş yeri adına tahakkuk edilen KDV, stopaj, gelir vergisi, SSK ödemeleri ve elektrik faturalarının davacının mail adresine geldiği, iş yerine ait ödemelerin davacı aracılığıyla anlaşmalı bankalara yapıldığı ve ... şirketine verilen online siparişlerin detaylarının mesajların davacının telefonuna geldiği iddia edildiği halde, bu hususlara ilişkin de herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla İlk Derece Mahkemesince; eldeki davada 6100 sayılı Kanunun 31. maddesi uyarınca hakimin, davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunup bulunmadığının tespiti yönünden, öncelikle davacının kızına usulüne uygun şekilde davetiye tebliğ edilmesi, duruşmada kızının hesabından yapılan ödemeler konusunda beyanının alınması ve üçüncü kişinin davaya konu işletmenin ticari borçlarını ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gözetilmesi; davalı tarafça bankaya sunulduğu iddia edilen dilekçenin, örneğinin Bankada kalıp kalmadığının müzekkere ile sorulması, Mahkeme kasasında bulunan defterlerin bilirkişi incelemesinin yapılarak tarafların el ürünü olup olmadığı hususunda rapor alınması, davacının mail adresine ve telefonuna gelen adi ortaklığa ilişkin ödemelerin ve sipariş kayıtlarının araştırılması ve gerekli görülmesi halinde ... şirketine müzekkere yazılarak verilen sipariş detayları hakkında bilgi ve belgelerin gönderilmesi istenilerek tüm deliller toplandıktan ve yeniden değerlendirildikten sonra hasıl olacak sonuca uygun hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!