Anahtar kelimeler: Planda Güttüğünü Sınai Dürüstlük Niyet Noktada Markanın Tanınmış Tanınmışlığından İyi
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
HÜKÜM
: Davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı gerçek kişi tarafından yapılan marka başvurusunun müvekkili adına tescilli tanınmış markanın ön planda kullanılması ile müvekkili şirkete ait markanın tanınmışlığından haksız menfaat elde etme amacı güttüğünü, bu noktada ticari dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil eden kötüniyetli bir başvuru olduğunu, müvekkilinin esas unsuru "..." ibaresi olan pek çok markayı tescil edildikleri tarihlerden itibaren kullandığını, başvuruya konu “...” markasında asli ve ayırt ediciliği olan baskın unsurun, müvekkili şirket adına tescilli tanınmış marka olan “...” ibaresinden oluştuğunu, ... tarafından itirazlarının kabul edilmesi gerekirken reddedilmesinin hukuka aykırılık taşıdığını, müvekkili şirket adına tescilli “...” markasının tanınmış marka olarak tescilli olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/ 4. ve 5. maddesi uyarınca mal veya hizmetlerin aynı veya benzer olmasına bakılmaksızın ret nedeni olarak kabul edildiğini, davalının “...” ibareli başvurusunun kökünün, müvekkili şirket adına tescilli tanınmış “...” markasını içerdiğini, “...” ibaresinin markanın anlamını değiştirmeyen, markanın kullanılacağı sektöre ilişkin bilgi içeren tamamlayıcı unsur olduğunu, davalıya ait marka başvurusundaki asli unsurun tartışmasız bir şekilde müvekkili şirket adına tescilli tanınmış marka olan “...” ibaresi olduğunu ileri sürerek 2020-M-3983 sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptaline, ... numaralı başvuru tescil edilmişse sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, davacı markalarında yer alan “..." ibaresinin kısa bir ibare olup, genel izleniminin kolaylıkla farklılaşabildiğini, başvuru markasının “...” şeklinde olduğunu, bir bütün olarak algılandığını, davacının markalarından tamamen farklılaştığını, kısa ibarelerin ayırt edici niteliklerinin düşük olduğunu, ufak bazı eklemelerin dahi markaları farklılaştırmaya yeteceğini, “...+şekil” başvuru markasının davacı markaları ile çağrıştırma ihtimali dahi oluşturmayacak türden, ayrıca ... ibaresinden türetilen bir ibare olması nedeniyle, anlamının oluşturduğu çağrışımla da farklılaşacak bir ibare olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, ortalama algı seviyesindeki hiç kimsenin bu iki marka arasında bir bağlantı kurmadığını, davacının markası ile dava konusu markanın ses ve görsel olarak benzerlik taşımadığını, “...” ibaresi olan bir çok markanın tescilli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının markasının "..." şeklinde tek kelimeden oluşacak şekilde tescil başvurusuna konu edildiği, "..." ve "..." şeklinde iki ayrı kelimenin birleşiminden oluştuğu, markanın kelime ve şekil markası olduğu, esas unsurun ... ibaresi olduğu, dava konusu “...” ibaresinin bütün halinde herhangi bir anlam taşımadığı, markanın grafik tasarım renk ve şekil unsuru ile tamamen farklılaşmasının yanı sıra, ... ibaresinin de marka içerisinde bağımsızlığını yitirdiği, yeni bir kelime oluşturulduğu, davacının markalarının esas unsurunun ... ibaresi olduğu, "..." kelimesinin İngilizce, "Japonya merkezli bir ... mezhebi" anlamına, Türkçe kabul edilmesi halinde "..." anlamına geldiği, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "...+şekil" ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf markaları arasında iltibas doğmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde SMK'nın 6. maddesinin beşinci fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı, davalının yedekleme, şantaj, marka ticareti gibi bir niyetle hareket ettiğine dair delil bulunmadığından kötüniyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuru konusu "..." markasında karşılaştırmada esas alınacak ibarenin "..." olduğu, zira ... ibaresinin markaya anlam bakımından yenilik katmayan, markanın kullanılacağı bir kısım sektöre ilişkin tanımlayıcı bilgi içeren unsur niteliği taşıdığı, markadaki vurgunun "..." ibaresinde toplandığı, bu itibarla taraf markalarında karşılaştırılacak ibarelerin aynı olduğu, tarafların markalarının görsel, anlamsal ve işitsel olarak benzerlik içerdiği, iltibas riski taşıdığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ
: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, aşağıda yazılı harcın istekleri halinde davalılara iadesine, 28.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!