Anahtar kelimeler: Sahipsiz Yolsuz Kapı Sokak Mütalaası Vakfın Oysa Yerin Yıllarında Hazinesi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 20. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; İstanbul ... . Mahallesi ... Sokak 65 kapı numaralı 2 09... ada, 15 parselin davacı Vakfın adına tespit ve tescili gerekirken 1935 yıllarında yapılan kadastro çalışmaları sırasında bu yerin sahipsiz yerlerden olduğu mütalaası ile Kadastro Kanununa istinaden Maliye Hazinesi adına tesciline karar verildiği, oysa taşınmazın tespit ve tescil işleminin yolsuz tescil niteliğinde olduğu, 1936 yılı beyannamesi ile bildirilen taşınmazın Maliye Hazinesi adına tescilinden sonra üçüncü kişilere satılmış olması sebebiyle taşınmaz bedelinin talebi için davayı açtıklarını ileri sürerek, ıslahen 504.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.II. CEVAPDavalı vekili; zararın kaynağını oluşturan usulsüz işlemin dayanağının kadastro çalışmalarından kaynaklandığını, taşınmazın ... oğlu ...'a ait olmasına rağmen adı geçenin kaçak eşhastan olduğunun tespit edilmesi üzerine Maliye Hazinesi adına tescil edildiğini, hak düşürücü süreye rağmen dava açılmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 08.10.2019 tarihli kararıyla; İstanbul ... Mahallesi ... Sokak 65 kapı numaralı 2 09... ada 15 parsel sayılı taşınmazın davacı vakıf tarafından tanzim edilerek gerekli makamlara verilen 1328 tarihli eşhas-ı hükmiye cetveli ile 1936 yılı beyannamesinde vakıf malı olarak gösterilmesine rağmen, mezkûr taşınmazın anılan tarihte yürürlükteki Kadastro Kanunu'nun 22/h maddesine göre usulsüz olarak Maliye Hazinesi adına tescil edildikten sonra, ... oğlu ... adına devredildiği, bu nedenle dava dışı kişi adına kayıtlı bulunduğu, hal böyle olunca, dava konusu taşınmaza ilişkin olarak tapu kaydının iptali ile vakfı adına tescilinin mümkün olmaması nedeniyle davacının zararının tahsili isteminde bulunma yasal hakkının bulunduğu, taşınmazın niteliğine göre davacının isteminin zamanaşımına uğramadığı, gerek emsaller gerekse taşınmazın konumu, geometrik şekli, topoğrafik durumu, merkezi konumu, ulaşım imkanları, belediye hizmetlerinden yararlanma durumu, 2013 emlak rayiç değerleri, taşınmazın dava tarihindeki metrekare birim fiyatının 13.000,00 TL olacağı, bu durumda dava konusu taşınmazın değerinin 591.276,00 TL olduğu, davacı tarafın istinaf incelemesi öncesi yapmış olduğu ıslah dilekçesinde bildirdiği 504.000,00 TL taleple bağlı kalınarak, bu tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davacı ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin 16.09.2020 tarihli kararıyla; davaya konu taşınmazın, 1935 yılında yapılan kadastro çalışmaları ile taşınmaz maliki ... oğlu...'un firari ve kaçak eşhastan olduğu gerekçe gösterilmek suretiyle Maliye Hazinesi adına tescil edildiği, taşınmazın davacı Vakıf tarafından tanzim edilerek gerekli makamlara verilen 1328 tarihli eşhas-ı hükmiye cetveli ile 1936 yılı beyannamesinde vakıf malı olduğu, 1941 yılında hazine tarafından taşınmazın üçünçü şahıslara satıldığı, sonrasında intikal ve satış suretiyle son maliki olan ... oğlu ...ya devredildiği, davacı .... Kilisesi Vakfının, dava konusu parselin Vakfa ait olduğuna dair 1936 yılı beyannamesini verdiği, keza 1328 tarihli eşhas-ı hükmiye cetvelinin 3. sırasında da akar olarak gösterildiği, uygulama imar planında bulunan ve dava tarihi itibarıyla vasfı arsa olarak belirlenen taşınmazın değerinin resmi veriler ışığında emsal satış yöntemiyle hesaplandığı, ıslah talebine bağlı olarak karar verildiği gerekçesiyle, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Dairemizin 26.11.2024 tarihli kararıyla davacının sair, davalının tüm temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verildikten sonra "Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma yapmaksızın esas hakkında istinaf incelemesi yapmaları durumuna dair karar verme usulü 6100 sayılı Kanun’un 353. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde düzenlenmiştir. Buna göre Bölge Adliye Mahkemesi; yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı veya kararın gerekçesinde hata edildiği durumlarda düzelterek yeniden esas hakkında karar verir. Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında yer alması gereken hususlar ise aynı Kanun'un 359. maddesinde belirtilmiş olup, buna göre kararda; “Tarafların iddia ve savunmalarının özeti”, “İlk Derece Mahkemesi kararının özeti”, “İleri sürülen istinaf sebepleri” ve “Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep” yer alması gereken zorunlu unsurlardır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; "Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince; davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine rağmen davacı vekilinin istinaf itirazları incelenmeden karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.2. Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı yazılı kararıyla; davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde, davaya konu tazminat talebinin mahkemece TMK’nın 1007. maddesi uyarınca hükmedildiğini, oysa bu hakkın yeni bir hak olduğunu ve 5737 yasanın geçici 7 ve 11 maddeleri ile getirildiğini belirterek hükmün gerekçesinde tazminat talebinin 5737 sayılı yasa uyarınca kabulü şeklinde düzeltilmesi talebinde bulunmuş ise de söz konusu 5737 sayılı yasanın geçici 7 ve 11 maddeleri uyarınca getirilen tazminat talebi tapusu sicilinin geniş anlamda hatalı tutulmasından kaynaklı olup TMK’nın 1007. maddesine dayalı tazminat kapsamında kalmaktadır. Ancak zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden 5737 sayılı yasanın geçici 7 ve 11 maddelerinin yürürlük tarihi itibariyle değerlendirme yapılmalıdır. Mahkemece gerekçeli kararda davalı hazinenin zamanaşımı itirazı 5737 sayılı yasanın geçici 7 ve 11 maddeleri uyarınca reddedilmiş olup söz konusu tazminat talebi TMK’nın 1007. maddesine dayalı tazminat kapsamında kaldığı değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının reddine karar verilmiş, karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.VI. TEMYİZA.Temyiz SebepleriDavalı Hazine vekili, davacının hak düşürücü sürede davayı açmadığını, ayrıca zamanaşımı süresinin de dolduğunu, dava konusu taşınmazın Hazine adına tasfiye kanunları gereğince tescil edildiği göz önüne alındığında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca devlete kalan taşınmaz mallar arasında tasfiye kanunları (Emvali Metruke Kanunları) olması nedeniyle Devlete geçen taşınmaz mallar arasına girmiş bulunmaktadır. Yerel Mahkeme dosyasında alınan bilirkişi raporunda da dava konusu taşınmazın emvali metruke kanunları uyarınca tasfiye edildiği belirtilmiş olmasına rağmen bu durumun dikkate alınmadığını, ayrıca hükmedilen bedelin tamamına dava tarihinden itibaren faiz hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.B. Gerekçe ve DeğerlendirmeUyuşmazlık, davacı Vakfa ait olduğu iddia edilen taşınmazın yolsuz tescili nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir.1. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.2. İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan miktarın ıslah ile artırılan kısmına ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz eden davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,2. Davalı vekilinin, faize ilişkin temyiz itirazlarının kabulüyle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi Kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin hükümden çıkartılarak yerine "1-Davanın KABULÜNE, 504.000,00.TL tazminatın 15.000,00 TL'sine dava tarihinden, kalan bedelin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," ifadesinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.