Anahtar kelimeler: Saatte Gününün Kayseri Gelmiş Başlanarak Davetiye Olmalarıyla Günde Dinlenerek Sözlü
6. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 02.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 17.09.2021 tarihinde ... ve İş Makinası Kiralama Hizmet Alımına ilişkin iki adet sözleşme imzalandığını, sözleşmenin yapıldığı tarihten bu yana ekonomik koşulların olağanüstü bir şekilde değiştiğini, davalı tarafından fiyat farkı uygulanarak ödeme yapılmış olmasına rağmen müvekkilinin durumunun katlanılamayacak derecede ağırlaştığını ileri sürerek, hizmet alım sözleşmelerinin günümüz koşullarına uyarlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı tarafından yapılan başvuru neticesinde ek fiyat farkı hesaplamalarının mevzuata uygun şekilde yapılarak ödendiğini, sözleşmenin uyarlanmasını talep eden tarafın tacir olması durumunda "basiretli tacir gibi davranma" yükümlülüğünün ekonomik risklere ilişkin öngörülü olma halini de kapsadığını, bu nedenle uyarlama talebinin reddedilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça akaryakıt, araç parçası, araç sigortası fiyatlarındaki artışların aşırı ifa zorluğu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de dava konusu sözleşmeye konu işin davacı tarafça ihale sonucu alındığı, davacı şirketin ihale ve sözleşme şartlarını baştan beri bilerek kabul ettiği, sözleşmeye bağlılık ilkesinin esas olduğu, TTK 'nın 18/2. maddesi gereğince davacının basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, davacının Türk Lirasının yabancı para karşısında değer kaybetmesi, ekonomik kriz, rekabetin artması vs. gibi durumları öngörebileceği, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştiren ve sözleşmenin yapıldığı sırada öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun bulunmadığı, basiretli davranmak zorunda olan davacı bakımından ekonomik dalgalanmanın TBK'nın 138. maddesinde tanımlanan beklenmedik veya öngörülemeyen durum olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, 17.09.2021 tarihli ve 16.931.829,44 TL bedelli sözleşme yönünden davanın reddine, 17.09.2021 tarihli ve 4.563.801,94 TL bedelli sözleşme yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin 17.09.2021 tarihinde imzalandığı ve davanın 29.11.2022 tarihinde açıldığı dikkate alındığında uyarlama talebinin dayanağı olarak gösterilen nedenlerin sözleşmenin yapıldığı sırada işinin ehli olup basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken yüklenici tarafından öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum niteliğinde olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; sözleşme konusu edimin ifasının müvekkilinden beklenilemeyecek bir hal aldığını, fiyat artışlarının öngörülemez sınırlarda gerçekleştiğini, bilirkişi raporunda taleplerinin incelenmediğini, müvekkili ile aynı durumda olup sözleşmesi feshedilen diğer yüklenicilerin sözleşmelerinin incelenmediğini, müvekkiline ödenen arttırımlı fiyat farkının girdi maliyetlerine karşı müvekkilini korumaktan uzak olduğunu, uyarlama açısından bütün şartların dava konusu olayda gerçekleştiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmenin uyarlanması istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan davalıya ödenmesine,
Aşağıda yazılı harcın temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
- KARŞI OY -
Davacı sözleşmenin yapıldığı tarihten bu yana ekonomik koşulların olağanüstü bir şekilde değiştiğini, davacı kurum tarafından 4735 sayılı kanunun geçici madde 5'e göre fiyat farkı uygulanmış olmasına rağmen değişen ekonomik koşullar sebebiyle müvekkilinin durumunun katlanılamayacak derecede ağırlaştığını, işbu sebeple █████/2022 tarihinde davalı idareye sözleşmenin günümüz şartlarına uyarlanması talebiyle başvuruda bulunulduğunu, ancak davalı tarafça taleplerinin "söz konusu sözleşmelerin █████/2022 tarih ve 31834 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5546 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 13. maddesi 2. bendi hükümlerine uymadığı" gerekçesi ile reddedildiğini, davalının, diğer taşeron şirketler ile yaptığı hizmet alım sözleşmelerini yapılan işin %15'in altında olması sebebiyle fesih edildiğini, günümüz şartlarına uygun olarak tekrar ihale edildiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan işin %16 olması gerekçesiyle müvekkilinin sözleşmesinin uyarlanmadığını, davalı kurumca taleplerinin reddedilmesi sebebiyle müvekkili şirket ile davalı arasında yapılmış olan hizmet alım sözleşmelerinin günümüz koşullarına uyarlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Makemesince, İhaleye katılan tüm firmalar aynı şartlarla katılmış ve tekliflerini buna göre vermişlerdir. Davacı şirketin ihale ve sözleşme şartlarını baştan beri bilerek kabul ettiği, sözleşmeye bağlılık ilkesinin esas olduğu, TTK'nın 18/2 madde hükmü gereğince, her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, somut olayda; basireti davranmakla yükümlü tacir olan davacının Türk Lirasının yabancı para karşısında değer kaybetmesi, ekonomik kriz, rekabetin artması vs. gibi durumları öngörebileceği, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştiren ve sözleşmenin yapıldığı sırada öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun bulunmadığı, sözleşmeyle bağlılık ilkesinin esas olduğu, davacı almış olduğu ihale kapsamında davalıya iş makinası kiralama hizmet alımı vereceğini bilmekte olup basiretli davranmak zorunda olan davacı bakımından ekonomik dalgalanmanın TBK'nın 138. maddesinde tanımlanan beklenmedik veya öngörülemeyen durum olarak kabul edilemeyeceği belirtilerek 16.931.829,44-TL bedelli sözleşme yönünden davanın reddine diğer sözleşme yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bu kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu esastan reddine karar verilmiştir.
Sözleşmenin uyarlanması genel hüküm olarak 6098 sayılı TBK 138. maddede düzenlenmiştir. Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden ... haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır (TBK 138/1). Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır (TBK 138/2).
Maddenin gerekçesinde; bu yeni düzenlemenin, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen, "işlem temelinin çökmesi"ne ilişkin olduğu, imkânsızlık kavramından farklı olan aşırı ifa güçlüğüne dayanan uyarlama isteminin temelinin, Türk Medenî Kanununun 2 nci maddesinde öngörülen dürüstlük kuralları olduğu, ancak sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması ya da dönme hakkının kullanılmasının, dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlı olduğu belirtilmiştir.
Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere aşırı ifa güçlüğü nedeniyle sözleşmenin uyarlanmasının istenebilmesi için gerekli dört koşul olarak;
1-Sözleşmenin yapıldığı sırada, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmış olmalı, ( öngörülmesi beklenmeyecek derecede önemli, açık ve aşırı derecede edim dengesinde bozulma)
2- Bu durum borçludan kaynaklanmamış olmalı, (borçlunun kusurundan doğmama).
3-Bu durum, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olmalı (objektif olarak katlanılması beklenecek rizikonun aşılmış olması).
4-Borçlu, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden ... haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır. (ifa öncesi talep etme veya saklı tutma).
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında ... ve İş Makinası Kiralama Hizmet Alımına ilişkin 2 adet sözleşme imzalanmıştır. 17.09.221 tarihli ve 4.563.801,94-TL bedelli sözleşme yönünden uyarlanması istenen 3.214.080-TL'lik kısım olup ilk derece mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Yine aynı tarihli ve 16.931.829,44-TL bedelli sözleşme yönünden ise uyarlanması istenen kısım 9.953,280,00-TL olup davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin süresi 01.10.20 21... .09.2024 tarihleri arasında olmak üzere 3 yıldır. Dava sözleşmenin ifası başladıktan yaklaşık 1 yıl 2 ay sonra sözleşme süresi dolmadan önce açılmıştır. Davacı 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu geçici 5. madde kapsamında fiyat farkı verilmiş olmasına rağmen fiyat farkı verilmeyen kısımlar yönünden sözleşmenin uyarlanmasını istemektedir. Sözleşmenin uyarlanmasının istenebilmesi için borçlunun, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden ... haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması gerekir. Bu nedenle dava tarihinden önce ifası tamamlanıp hakedişe bağlanmış kısımlar yönünden sözleşmenin uyarlanması mümkün değil ise de bu davanın açılmasından sonra gerçekleşen ifa yönünden bu dava haklarını saklı tutarak ifa olacağından sonrası dönem yönünden sözleşmenin uyarlanmasının istenmesi mümkündür. Ancak sözleşmenin uyarlanmasının istenebilmesi için yukarıda sayılan diğer koşulların da gerçekleşmiş olması gerekir.
Mahkemece sözleşme kapsamında yüklenici tarafından temin edilecek yakıt fiyatlarındaki artışa ilişkin verileri de gösteren bilirkişi kurulu raporu alınmış ise de basiretli tacir olarak hareket etmesi gereken davacının yaşanan fiyat artışları nedeniyle uyarlama isteyemeyeceği kabul edilerek dava reddedilmiştir.
Tacir olmanın hükümleri 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 18. maddede düzenlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında; "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir." kuralına yer verilmiştir. Bu kural uyarınca tacir kendisinden beklenecek özeni değil, aynı alanda faaliyet gösteren tedbirli ve öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermelidir. Diğer bir ifadeyle bu yükümlülüğün objektif esaslara göre belirlenmesi gerekir. Öngörülebilir sınırları aşacak şekilde gerçekleşecek olağanüstü bir ekonomik olumsuzluğun veya buna neden olan doğal ve sosyal olayın tacir tarafından önceden bilinebilmesi mümkün olmadığı gibi bunları önceden öngörebilmesi de kendisinden beklenmez. Örneğin genel enflasyonun % 50 civarında seyrettiği bir süreçte bazı malların fiyatı % 400 oranında artmış ise bu öngörülme sınırlarını aşan bir durum olup, tacirin basiretli davranma yükümlülüğü ile izah ve berteraf edilemez. Aksinin kabulü tacirin kusursuz sorumluluğu anlamına gelecektir ki TTK 18/2. madde hükmü böyle bir sorumluluk esasını içermemektedir.
Öte yandan edim dengesinin bozulması ve işlem temelinin çökmesi nedeniyle sözleşmenin uyarlanmasının düzenlendiği TBK 138. madde hükmünde uyarlamaya esas unsurlar sayılmış ancak tacirin bu hükümden yararlanamayacağına dair bir istisnaya yer verilmemiştir. Tacirler yönünden sözleşmenin uyarlanmasını sınırlayan ek koşullar getiren bir hüküm TTK'da da bulunmamaktadır. Kanunda yer verilmemiş bir istisnanın TBK 18/2. madde hükmünün kusursuz sorumluluk derecesinde aşırı bir yorumla uygulanmak suretiyle yaratılması da mümkün olmamalıdır.
Dosyada alınan bilirkişi raporunda ihale tarihi ile dava tarihi arasında akaryakıt fiyatlarında % 380 fiyat artışı olduğu tespitine yer verilmiş ancak sözleşmenin uyarlamaya konu kısımları itibarıyla tüm girdilerde bu ölçüde bir artış olup olmadığı yönünden bir inceleme yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece bilirkişi kurulundan ek rapor alınmak, mümkün olmadığı takdirde yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle sözleşmenin uyarlanması istenen kısımlar bakımından girdi maliyet fiyatlarında öngörülebilme sınrlarını aşan bir artış olup olmadığı diğer ekonomik göstergelerle de karşılaştırma yapılacak biçimde tespit ettirilip uyarlama koşularının gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden değerlendirme yapılarak sonucuna göre uyarlama gerekip gerekmediği ve gerekiyorsa ne miktar üzerinden uyarlanması gerektiğine dair bir karar verilmesi gerekirken, ekonomik olumsuzluklarla ilgili bir tespit ve değerlendirme yapılmaksızın eksik inceleme sonucu tacirin basiretli davranma yükümlülüğüne dayalı gerekçeyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan onama yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!