Anahtar kelimeler: Beykoz Gününün İstemli Murisi Aldıkları Davetiye Günde Dinlenerek Sözlü Dinlenildikten
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.01.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat .... ile davalılar vekili Avukat ...'nun sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalıların murisi ...'ın birlikte satın aldıkları dava konusu 98 parsel sayılı taşınmazın 1/5 payı ile 32 01... parsel sayılı taşınmazın, düzenlenen 03.03.19 99... .02.1995 tarihli satış vaadi sözleşmeleri ile belirlenen bedel karşılığında müvekkili adına satışının vaat edildiğini, daha sonra 13.05.1994 tarihinde düzenlenen rızai taksim anlaşmasıyla 98 parsel sayılı taşınmazın 1/5 payının tamamının müvekkili adına kaydedildiğini, ancak davalılar tarafından Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ████████ E. sayılı tapu iptal davasından sonra rızai taksim sözleşmesinin bir geçerliliği kalmadığını, ayrıca akrabalık ilişkisi nedeniyle davalılar lehine ipotek gösterdiği taşınmazın satılması nedeniyle maddi kayba uğradığını, davalılardan ... tarafından el yazısı ile yazılan 12.11.2008 tarihli mektup ile mevcut alacağın ikrar edildiğini, tapunun iptalinin gündemde olması nedeniyle davalıların sebepsiz zenginleşecekleri tutarların iadesi gerektiğini ileri sürerek; ödenen satış vaadi bedellerinin bugüne uyarlanarak yasal faizi ile tahsili ile davalıların borcu nedeniyle satılan taşınmazların bedelinin tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davacı tarafın ileri sürdüğü rızai taksim sözleşmesinin 13.05.1994 tarihinde yapıldığını, bahse konu gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin düzenleme tarihlerinin ise 09.02.19 95... .03.1999 olduğunu, rızai taksim sözleşmesi ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin birbirlerinden bağımsız olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında verilen tapu iptal tescil kararının 1994 tarihli rızai taksim sözleşmesi ile bir alakasının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak açılan davanın dayanaklarının satış vaadi sözleşmeleri ile kefalet ve ipotek sözleşmeleri olduğu, bu durumda sözleşmeden kaynaklı alacak talep hakkının, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 146. maddesinde tanımlanan genel on yıllık zamanaşımı süresine tabii olacağı, alacağa dayanak düzenleme şeklindeki gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin imzalandığı tarihlerin 03.03.1999, 09.02.1995 ve kefalet sözleşmesi kapsamında davacıya ait ipotek tesis edilen taşınmazların 2007 tarihinde icra marifetiyle satıldığı, sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak talepli eldeki davanın ise 08.11.2022 tarihinde açıldığı, borcun davalı ... tarafından üstlenildiği iddia edildiği tarihin ise 12.11.2008 olup, dava tarihine kadar on yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; 6098 sayılı Kanunun 146. maddesinde tanımlanan zamanaşımı süresinin genel bir süre olup, maddede de ifade edildiği üzere aksine bir hüküm bulunmadığı hallerde bütün alacaklar için geçerli olduğunu, aksine hükmün bulunduğu somut olayda ise açılan tapu iptal ve tescil davası ile zamanaşımı süresinin kesilmesi gerektiğini, müvekkilinin aile birliğinin korunması maksadı ile davalılara karşılıksız olarak dört dairesini ipotek olarak verdiğini, ayrıca davalılardan ...'ın vicdan azabı duyarak yazılı ve imzalı beyanı ile borcunu kabul ettiğini, bu eylemin borç ilişkisinin devam ettiğini ortaya koyduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
1. Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 6098 sayılı Kanun'un 146. maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacak olmasına göre; davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için, bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olması gerekir.
İade borcunun kapsamını belirlemede, öncelikle fakirleşme ve zenginleşme zamanının tespit edilmesi gerekir. Sebepsiz zenginleşme nedeniyle iade isteminde bulunabilmek için, bir tarafın mal varlığının diğer tarafın mal varlığı aleyhine çoğalması gerekir. Bu azalma ve çoğalmanın, dava konusu taşınmazda davacı adına olan 1/5 payın iptali ile davalılar adına tesciline dair Mahkeme kararının kesinletiği tarihte gerçekleştiğinin kabulü zorunludur.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; dava tarihi itibariyle dava konusu 98 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, her ne kadar davalılar tarafından açılan Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.06.2022 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı tapu iptal tescil davasında dava konusu 98 parsel sayılı taşınmazın davacı adına olan 1/5 payının iptali ile davalılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de; ilgili kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Şu durumda, İlk Derece Mahkemesince; talep edilebilirlik koşulları henüz oluşmayan alacağa ilişkin işbu davanın zamansız (erken) açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/4 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve sonucu itibariyle doğru bulunan İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz eden davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin DEĞİŞTİRİLEREK ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
40.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!