Anahtar kelimeler: İşlettiği Kesildiğini Ştinin Tacir Aboneliğin Bağlantısı Anadolu Borcu Kaçak Gösteren

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; müvekkilinin gerçek kişi tacir olarak işlettiği ticari işletmesinde daha önce faaliyet gösteren ve kaçak kullanım cezası bulunan ... Ltd. Şti.nin davalı şirkete olan borcu ve müvekkilinin bu şirket ile bağlantısı olduğu iddiasıyla, davalı şirket tarafından 01.11.2023 tarihinde aboneliğin elektriğinin kesildiğini ileri sürerek; müvekkile ait elektrik aboneliğinin kaçak elektrik kullanmadığının tespiti ile hukuka aykırı şekilde enerjinin kesilmesi nedeniyle yapılan işlemin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; müvekkili şirket çalışanlarınca çeşitli tarihlerde yapılan kontrollerde kullanıcı olan dava dışı ... Ltd. Şti.nin kaçak elektrik kullanıldığı tespit edilerek hakkında kaçak elektrik faturası tahakkuk edildiğini, tahakkuk ettirilen faturaların ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlatıldığını, anılan şirketin toplam 390.559,72 TL borcu bulunduğunu ancak davacı tarafından yeni abonelik alındığını, işlemin muvazaalı olduğunu, anılan dava dışı şirketin ticaret odası kayıtlarına göre ortağı ve yetkilisi ... .'ın davacının oğlu, diğer yetkili ...'ın ise davacının eşi olduğunu, tesisata yeni abonelik alarak eski işlerine devam ettiklerini, muvazaalı işlem yapıldığının davacıya bildirilmesi üzerine müvekkili şirketten indirim ve taksit talep edildiğini, ancak prosedür işlemlerini yapmaya gelinmediğinden elektrik kesme işleminin gerçekleştirildiğini, dava dışı ... Ltd Şti.nin halen davaya konu tesisat adresinde faaliyete devam ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının davalı şirkete borcu olmadığı, kaçak elektrik kullanmadığı ve iş yerindeki elektriğinin daha önceki kullanıcı nedeniyle kesilmesinin Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'ne (Yönetmelik) aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacıya ait elektrik aboneliğinin kaçak elektrik kullanmadığının tespiti ile; mühürleme işlemine konu elektrik kesintisinin iptaline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının ... Ltd. Şti.nin ortaklarından olmadığı, faaliyet konusunun da farklı olduğu gözetildiğinde, sadece davacı ile dava dışı şirketin ortakları arasındaki akrabalık bağının organik bağın varlığını ispata elverişli olmadığı, buna göre davacının elektriğinin bu nedenle mühürlenmesinin ve elektrik enerjisinin kesilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili; dava konusu tesisata ait üç dosyadan ... Ltd. Şti.nin toplamda 390.559,72 TL borcu bulunduğunu, davaya konu tesisata ilişkin kaçak elektrik tüketiminden kaynaklı faturaların ödenmemesi sebebiyle Yönetmeliğin 43. maddesince elektriğin kesildiğini, ödeme yapılmadan elektriğin açılmasının mevzata aykırı olduğunu, davaya konu tesisat adresine davacı tarafından tedarik şirketinden yeni abonelik alınarak muvazaalı bir işlem yapıldığını, dava dışı ... Ltd. Şti. ortağı ve yetkilisi ... .'ın davacının oğlu, yetkili ... ise eşi olduğunu, tesisata davacı adına yeni abonelik alınarak eski işlerine devam edildiğini, davacıya muvazaa durumu tespit edildiğinden borcun ödenmemesi ve yapılandırılmaması halinde elektriğin kesileceğinin bildirildiğini, bunun üzerine borçlu şirketçe indirim ve taksit talep edildiğini, şirkete gerekli indirim ve taksit imkanı sunulduğunu, borçlu teklifi kabul ettiğini bildirdiği halde gerekli prosedür işlemlerini yapmaya gelmediğinden elektrik kesme işleminin gerçekleştirildiğini, elektriğin kesilmesi üzerine bu kez tedbir yoluyla elektriğin açılması talep edilerek huzurdaki dava açıldığını, tesisat adresinde asıl faaliyet gösterenin ... Ltd. Şti olduğunu, davacının 2022 yılı Gelir Vergisi Beyannamesini ve ███████ döneminden itibaren KDV beyannamelerini vermediğini, vergi dairesi tarafından resen terk çalışmasına başlandığını, yani davacının işyerinde faal olmadığını, Sultanbeyli Vergi Dairesi Müdürlüğünün 21.11.2023 tarihli müzekkere cevap yazısının ekinde gönderdiği vekaletnamede davacının geniş manada dava dışı şirket yetkilisi eşi ...'e vekalet verdiğini, dava konusu adreste mülk/hisse sahibi olarak ... Gıda Ltd.Şti.nin bulunduğunu, hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğini, bilirkişinin davayı anlamadığını, özellikle muvazaalı işlemler yapılarak abone olarak elektrik tüketilmeye çalışıldığı iddiasında bir değerlendirme yapılmadığını, muvazaalı olan durumların araştırılması gerektiğini, yakın akrabalar arasındaki işlemlerin muvazaalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacı adına kayıtlı aboneliğin elektriğinin kesilmesi suretiyle yaratılan muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir.Bir sözleşmenin taraflarının, üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, gerçek durumu gizleyerek, gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında geçerli olmayan bir hususta anlaşmalarına muvazaa; bu şekilde yapılan işlemlere de, muvazaalı işlemler adı verilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 09.02.2005 tarihli ve ███████ E, ███████ K; 16.6.2010 tarihli ve ████████ E, ████████ K. sayılı ilamları).Muvazaada, daima, görünüşte var olan, ancak taraflarca gerçekte asla istenmeyen, salt üçüncü kişilere yanlış kanaat verip onları aldatmak amacıyla yapılmış bir hukuki işlem ile bu işlemin aralarında geçerli olmadığına ilişkin bir muvazaa anlaşması mevcuttur.Bir sözleşmenin konusunda ve koşullarında muvazaa halinde, görünüşteki hukuki işlem tarafların gerçek iradelerine uygundur. Ancak, görünüşteki işlemin bazı şartları ve konusunun belli bir bölümü, aralarındaki gizli işlemden farklı düzenlenmiştir. Burada taraflar görünüşteki sözleşmenin bazı koşullarını değiştirirken sözleşmenin tamamı, yani, niteliği değil, bazı koşulları gizli sözleşmeye uymaz. Muvazaa sözleşmesinde şekil koşulu aranmaz.Muvazaa yazılı veya sözlü yazılabilir. Görünüşteki sözleşme şekle bağlı olsa dahi muvazaa sözleşmesinin yazılı veya resmi şekilde yapılması gerekmez. Görünüşteki sözleşmenin şekle bağlı olması halinde muvazaanın yazılı delil ile ispat edilmesi kuralı muvazaa sözleşmesinin yazılı olmasının geçerliliği için değil ispat edilebilmesi için aranan bir kuraldır (05.02.1947 tarihli ve ███████,1947/6 K sayılıYargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı).Bu bilgiler ışığında, somut olay incelendiğinde; davaya konu 01.11.2023 tarihli "Dağıtım Borçtan Kesme Ve Mühürleme Tutanağı" başlıklı tutanağın daha önceki kullanıcının borcuna yönelik olduğu, taraf beyanlarından ve tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Uyuşmazlık konusu, davacı ile dava dışı borçlu şirket arasında muvazaa olup olmadığına ilişkindir. Bu doğrultuda yapılan incelemede, "... . Organik" ünvanı adı altındaki davacı işletmenin 02.12.2019 tarihinde nakil ile Sultanbeyli Vergi Dairesi mükellefi olup, dava dışı ... Ltd Şti.nin mülk sahibi olduğu "... Mah. ... Sok. ... Sit. H Blok Apt No:1 12/1 .../İstanbul" adresinde kiracı olarak "fırıncılık mamüllerinin toptan ticareti" alanında faaliyet gösterdiği ve 2022 yılı Gelir Vergi Beyannamesini ve ███████ döneminden itibaren KDV beyannamelerini vermediğinden Vergi Daire Müdürlüğünce re'sen terk çalışmasına başlandığı görülmüştür.Dava dışı ... Ltd. Şti.nin 27.09.2019 tarihinde İstanbul Ticaret Odasına kaydolduğu ve ekmek, un ve unlu mamülleri alanında faaliyette bulunduğu, şirket ortağının ve yetkililerin, davacının oğlu ... ile davacının eşi ... olduğunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.Bundan ayrı, 09.02.2015 tarihinde "... Organik" tarafından davacının eşi olan ...'in vekil tayin edildiği görülmüştür.Bu durumda, İlk Derece Mahkemesince; davacının işlettiği işletme ile dava dışı şirketin aynı iş kolunda faaliyet gösterdiği, davacının işlettiği işletmede re'sen terk çalışmasına başlandığı ve dava dışı şirketin ortağı ile yetkililerinin davacının eşi ve oğlu olduğu nazara alındığında davacının işlettiği işletme ile dava dışı şirket arasında organik bağ olduğu ve elektrik aboneliği tesisi işleminin muvazaalı olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.