Anahtar kelimeler: Miktardan Davadan Kararıyla Hmk Sayisi Esastan Adliye Vekilleri İstinaf Derece

MAHKEMESİ :... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, █████████ KararHÜKÜM
: Kısmen kabulTaraflar arasındaki davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 18.06.2025 tarihli ve █████████ E., █████████K. sayılı kararıyla davacı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine, davalı vekili bakımından kararın onanmasına karar verilmiştir.Davacı vekili 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 305/A maddesi gereğince hükmün tamamlanması talepli dilekçesinde, "İhtiyati Tedbir Talebimiz" başlığı altındaki açıklamalarının ve yine "Talep Sonucu" başlığı altında bulunan "İhtiyati tedbir talebimizin kabulü ile, davalı şirketin mal varlığı (menkul ve gayrimenkulleri ile marka ve lisans hakları) üzerinde tedbir uygulanması" taleplerinin değerlendirilmediğini ve verilen onama ilamında da zikredilen hususlarda bir değerlendirme bulunmadığını ileri sürüp verilen kararın eksik olduğu belirterek Daire kararının kaldırılmasını ve dilekçede belirtilen sebeplerle hükme bağlanmayan talepler yönünden hükmün tamamlanmasını talep etmiştir.HMK’nın 305 /A maddesi gereği hükmün tamamlanmasının kararı veren mahkemeden talep edileceği açık olduğu gibi temyiz incelemesi sonucu verilen onama ilamında İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemeleri kararlarına yer verilerek kararların HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca usul ve yasaya uygun bulunduğu açık olarak belirtilmiştir.Davacı vekili tarafından kararın eksik olarak değerlendirildiği gerekçesi ile düzeltilmesi istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:HMK'nın "Hükmün tashihi" kenar başlıklı 304. maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:" (1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. ... "Dosya içeriğine göre, davacı vekilinin hükmün tamamlanması dilekçesi olarak sunduğu dilekçede dayandığı olguların maddi hata olarak değerlendirilemeyeceği, HMK'nın 305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanması talebinin de bu anlamda kesin olarak verilmiş onama ilamında uygulanabilirliğinin bulunmaması karşısında HMK'nın 304. maddesi uyarınca herhangi bir maddi hata bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin maddi hataya dayalı karar düzeltme dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekir.HMK'da istinaf ve temyiz olmak üzere iki olağan kanun yolu öngörülmüştür. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenen karar düzeltme müessesine ise yer verilmemiştir. Buna rağmen birçok dosyanın, “olmayan bu kanun yolu” üzerinden yeniden Yargıtay’a gönderildiği sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Hak arama hürriyeti veyahut mahkemeye erişim hakkı kapsamında Dairemize intikal ettirilen bu tür dosyalar, Dairemiz esasına kaydedilmekle, müteakiben gelen birçok dosyanın, temyiz inceleme sırasını ötelemenin yanı sıra, kararın kesinleşme sürecini de akamete uğratarak lehine karar verilen tarafı da mağdur etmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “Dürüst Davranma” kenar başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrası “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.” hükmünü amirdir. Dolayısıyla bölge adliye mahkemelerinin fiilen devreye girmesinden sonra daha önceden istinaf ve temyiz denetiminden geçen bir kararın her ne ad altında olursa olsun yeniden Yargıtay gündemine taşınması kötüniyetli kanun yolu başvurusu addedilip, talebin reddinin yanısıra, para cezası tayinini de gerektirir. Müzakereler esnasında; “karar düzeltme ve buna bağlı kötüniyetli başvuruyla ilgili bir yaptırım düzenlenmediğinden ceza tayininin hukuka aykırı olacağı" tezi de dile getirilmiştir. Ne var ki olağan kanun yollarından olan temyiz ve istinaf taleplerinin kötüniyetli yapılması halinde bile ceza öngören kanun koyucunun, kanunda hiç yer almayan “karar düzeltme” yoluna özel yaptırım getirmemiş olmasının yegane sebebi böyle bir müessesenin kanun metninde yer almamasından kaynaklanmaktadır. Doğal olarak kanun metinleri, bünyesinde düzenleyip tarif ettiği hususlara ilişkin hükümler koyar. Bünyesinde barındırdığı denetim yollarının kötüye kullanılmasını düzenler. Aksi hal, kanun yapma tekniğine de aykırı düşecektir. Dolayısıyla kanunda hiç yer almayan ve dolayısıyla kötüniyetin en bariz şekilde tezahür ettiği bu halin yaptırımdan muaf tutmanın kanunun özü ve ruhuyla bağdaşmayacağı şeklinde tezahür eden çoğunluk görüşüyle, dilekçe reddinin yanısıra cezai müeyyideye bağlanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Kaldı ki, HMK'nın "Kötüniyetle istinaf yoluna başvurma" başlıklı 351. ve "Kötüniyetle temyiz" başlıklı 368. maddelerinin atıfta bulunduğu "Kötüniyetle veya haksız dava açılmasının sonuçları" başlıklı 329. madde metninin özünde, mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanıldığı tüm halleri kapsadığı anlaşıldığından kötüniyetle maddi hataya dayalı karar düzeltme yoluna başvuran davacı asıla para cezası verilmesi gerekmiştir.KARARAçıklanan sebeple;Davacı vekilinin HMK'nın 305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanması talepli dilekçesinin REDDİNE,Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi üzerine Yargıtayca verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi mümkün olmayıp karar düzeltme talebinin kötüniyetle yapıldığı anlaşıldığından, HMK'nın 368. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 329. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca maddi hataya dayalı karar düzeltme talep eden davacı asılın takdiren 5.000,00 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA,Para cezasının İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.