Anahtar kelimeler: Davatazminat Alımsatım Satımdan Süreçte Çeşitli Satışını Ürünlerin Şirkete İlamda Özetle

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:█████████KARAR NO
:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2022NUMARASI
:████████ Esas - ████████ KararDAVA
:Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2026Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkinin sadece alım/satım ilişkisi niteliğinde olduğunu, davalı şirketin bu süreçte müvekkili şirkete ait çeşitli ürünlerin satışını ve pazarlamasını gerçekleştirdiği, işbu ticari ilişkinin 08.08.2019 tarihi ile sona erdiğini, müvekkili tarafından Beyoğlu ... Noterliği 06.05.2019 /... tarih ve sayılı ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarihten itibaren 3 ay sonra hüküm doğuracak şekilde feshedildiğini, buna göre performans düşüklüğü sonucu satışların düşmesi sebebiyle müvekkili şirketin zarara uğradığını, bu zarardan kaynaklanan bakiye alacak kalemlerinin tahsili için işbu belirsiz alacak davasını açma zorunluluğu doğduğunu, 60.000 TL tutarındaki zararın davalıdan tazminini, yargılama giderleri ve vekillik ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davacı arasındaki ticari ilişkinin 2003 yılında Istanbul Avrupa yakasında başladığı ve müvekkilin 2006 yılında Avrupa yakasındaki tek distribütör olduğu, 2015 senesinden itibaren ise İstanbul'un tamamında (Anadolu yakası dahil) tek distribütör olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkil tarafından 2003 yılından itibaren hiçbir zaman ödeme ve teminat ile ilgili bir problem çıkartılmamasına, davacıya yapılması gereken ödemelerin ve verilmesi gereken teminatların eksiksiz şekilde yerine getirdiğini ancak davacının özellikle 2016 yılından itibaren kurduğu ticari baskı, yıldırma politikaları, ülke ekonomisinin geldiği fiili durumda gerçekçi olmayan hedefler talep ettiğini, mutabakatların zorla ve baskı sonucu imzalatılması ile 16 yıllık karşılıklı çalışma sonunda taraflar arasında oluşan güven doğrultusunda yıllık cironun 1'nin müvekkile ödenmesi gerektiği şeklindeki anlaşmanın yerine getirilmemesi ve son olarak davacı tarafından 06.05.2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihbarnamesi ile distribütörlük ilişkisinin tebliğden 3 ay sonra sonuç doğuracak şekilde tek taraflı, hâksiz bir şekilde sona erdirildiği, bu haksız sona ermeye davacının sebep olduğu, mağdur olan tarafınsa sözleşmenin güçsüz tarafı olan davalı müvekkil şirket olduğunu, her sene sonunda davacı adına, müvekkil üzerinden yapılan harcamalar "fiyat farkı", "bütçe hizmet bedelleri" adları adı altında fatura edildiğini sene sonunda mutabakat yapılarak bu bedeller müvekkile ödendiğini, ancak 2016 yılındaki mutabakatta 1.622.000,00 TL'lik tutar davalı tarafından kabul edilmediğini, lakin bu farka neden olan davacı satış yöneticilerinin iş akitleri davalı tarafından sona erdirildiğini, davalının işbu tutar farkını neden olan satış yöneticilerini kovarak zımmen 1.622.000,00 TL'lik tutarı kabul ettiğini, işbu mutabakat problemi sonrası taraflar arasındaki ticari ilişki bozulma sürecine girdiğini, 2017 yılında ise taraflar arasında yapılan görüşmelerde daha önce kabul edilmeyen 1.622.000,00TL'lik mutabakat farkına istinaden, 2018 yılından başlamak üzere, 1.622.000,00 TL tutar karşılanana kadar her yıl, yıllık cironun %1inin müvekkile verilmesinin kabul edildiğini, davacının işbu yaklaşımla, ilişkileri bir nebze de olsa düzeltilmiş olsa da müvekkil tarafından ilgili yıl 30.000.000 TL net satışla kapatılması rağmen davalı tarafından hedeflerin tutmadığı iddia edilerek müvekkilin hak kazandığı ücretler ödenmediğini, haksız davanın reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakta olup, işbu nedenle öncelikli olarak taraflar arasındaki sözleşmenin hukuki niteliğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Dosyadaki deliller ve tanık beyanlarından, davacı firmanın bir kısım temizlik-kozmetik ürünlerinin İstanbul bölgesindeki pazarlama ve satışının davalı tarafından yapılacağı hususunda taraflar arasında yazılı olmayan bir anlaşmanın ve ticari ilişkinin bulunduğu, ancak davacı tarafın davalı haricinde gerek bizzat gerekse başka firmalarla da ürünlerinin pazarlama ve satışını yaptığı, dolayısıyla davacı tarafça davalı firmaya satış konusunda münhasır yetki verilmediği, sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça davalıya gönderilen fesih ihbarnamesinde, "Davalının 2019 yılı Ocak ve Şubat aylarında istenilen satışı yapmış olmalarına rağmen Mart ve Nisan aylarında ortalamanın altında kalmış olduklarını, davalıya bildirilen 2018 yılı hedeflerini gerçekleştirememiş olmaları ve performanslarındaki düşüş" gerekçe gösterilerek ticari ilişkinin feshedildiğinin bildirildiği, taraflar arasındaki yazılı bir sözleşme bulunmadığından davalı tarafça davacıya satış ve performans hususunda verilmiş bir taahhüt bulunmadığı gibi dinlenen tanıkların beyanlarından satış hususundaki hedeflerin davacı tarafça tek taraflı olarak belirlendiği ve bu konuda davalı firmaya bir inisiyatif tanınmadığının anlaşıldığı, gönderilen ihtarnamede davalının 2019 yılı Ocak ve Şubat aylarına ilişkin hedefi gerçekleştirdiğinin kabul edildiği, davalı tarafın 2018 yılı ile 2019 Mart ve Nisan aylarında hedefi gerçekleştirmediği ileri sürülmüş ise de hedefin nasıl belirlendiği ve davalıya bildirildiği hususunda ve hedefin gerçekleştirilemediği hususunda mahkememizce alınan bilirkişi raporlarına göre kesin bir veri de bulunmadığı, yine davalının 2019 yılı Nisan ayından sonraki performansı beklenilmeden sözleşmenin davacı tarafça tek yanlı olarak feshedildiği, tüm bu nedenlerle feshin haksız olduğu, kaldı ki fesih haksız olsun olmasın, davalının performans hususunda davacı tarafa bir taahhüdünün bulunmadığı, münhasırlık yetkisi verilmemiş olunması nedeni ile davacının satış ve pazarlamayı kendisinin bizzat ve davalı dışında başka firmalar aracılığı ile yapabileceği, davalının kusurundan kaynaklanan nedenlerle zarara uğranıldığının ve zararın miktarının davacı yanca ispatlanamadığı sonuç ve kanaatine varılarak davanın reddine, ..." karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin; gerçeği yansıtmaması, tutarsız olması ve eksik inceleme ile oluşturulduğu gerekçeleriyle taraflarıyla itiraza uğrayan bilirkişi raporunu, ek rapor almaksızın hükme esas alması yasaya ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına aykırı olduğunu, huzurdaki davanın 14.02.2022 tarihli ve 5 numaralı karar celsesinde Yerel Mahkeme tarafından, tarafımızca bilirkişi raporuna yaptığımız itirazların reddine ilişkin gerekçe niteliği taşımayan sebepleri makul olmadığını, Mahkemenin yalnızca tanık beyanlarının nazara alınarak “satış tutarlarındaki hedeflerin tek taraflı olduğu” yönünde kanaate varması hukuka uygun olmayıp davalı, sürümü artırma yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, bu sebeple Yerel Mahkemenin, davacı Şirket tarafından şirketler arasındaki ticari ilişkinin bitirilmesini geçersiz addetmesi usule ve yasaya aykırı olduğunu, davalının dava dilekçesinde ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde öne sürdükleri“Davalının ürünleri zamanında müşterilere teslim etmemesi” yönündeki açıklamalarıznz Yerel Mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, bu husus Mahkemece silahların eşitliği ilkesi ve hukuki dinlenilme hakkının davacı yönünden göz ardı edildiğini gösterdiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE
:Dava; taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden kaynaklanan zararın tazmini davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispat edilip edilmediği noktasındadır.Davacı taraf, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sadece alım satım ilişkisi niteliğinde olduğunu, davalının davacı şirkete ait çeşitli ürünlerin satışını ve pazarlamasını gerçekleştirdiğini, davalının 2019 Mart Nisan aylarında ortalamanın altında kalması, 2018 yılı hedefleri gerçekleştirilmemiş olması ve performansındaki düşüş sebebiyle Beyoğlu ...Noterliği'nin 06.05.2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile tebliğden itibaren 3 ay sonra hüküm doğuracak şekilde sözleşmenin feshettiğini, performans düşüklüğü sonucu satışların düşmesi sebebiyle davacı şirketin zarara uğradığını, sürümü ve pazarlamayı artırma yükümlülüğünü yerine getirmediği, dağıtım yaptığı müşteriler tarafından ürünlerin zamanında teslim edilmemesi sebebiyle şikayetler geldiğini, davalıdan kaynaklanan sebeplerden işbu ticari ilişkiyi sonlandırmaları nedeniyle uğradıkları zararın davalıdan tazminini talep etmiştir. Davalı taraf, 2003 yılında Istanbul Avrupa yakasında başladığı ve müvekkilin 2006 yılında Avrupa yakasındaki tek distribütör olduğu, 2015 senesinden itibaren ise İstanbul'un tamamında (Anadolu yakası dahil) tek distribütör olarak faaliyet gösterdiğini, davalının 2003 yılından itibaren hiçbir zaman ödeme ve teminat ile ilgili bir problem çıkartmadığı, davacıya yapılması gereken ödemelerin ve verilmesi gereken teminatların eksiksiz şekilde yerine getirdiğini ancak davacının özellikle 2016 yılından itibaren kurduğu ticari baskı, yıldırma politikaları, ülke ekonomisinin geldiği fiili durumda gerçekçi olmayan hedefler talep ettiğini, mutabakatların zorla ve baskı sonucu imzalatığı, ilgili yıl 30.000.000 TL net satışla kapatılması rağmen davalı tarafından hedeflerin tutmadığı iddia edilerek müvekkilin hak kazandığı ücretlerin ödenmediğini, tek taraflı, hâksiz bir şekilde sözlşemeyi sona erdirildiği, bu haksız sona ermeye davacının sebep olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki ticaretin haklı feshine ilişkin hükümleri içeren yazılı bir sözleşmenin olmaması sebebiyle performans, satış ve zarar hususunda davacının ibraz ettiği belgelerle tespit yapılamadığı, Kurumlar Vergisi Beyannameleri, Bilanço ve Gelir Tabloları ile davalıya yapılan satışlar karşılaştırılarak davacının davalıya gerçekleştirdiği satışlarının incelenen 2015-2018 yılları arası satışlarının tüm satışlara oranının ortalama payının % 5-6 seviyesinde gerçekleştiği, ancak davacının incelenen yıllar içinde faaliyetlerinden elde ettiği kar/zarar miktarı incelendiğinde ise 2016 yılında kar ettiği, diğer incelenen 2015-2017-2018-2019 yıllarında ise zarar elde ettiği, zarar miktarlarında yıllar arasında büyük oransal değişiklikler olduğu ancak bu aşamada, davalıya yapılan satışların davacının elde ettiği karlılık ve zarar miktarını ancak toplam satışlara oranı %5-6 payında etkileyebileceği, davacının talebi olan 60.000,00 TL tazmin bedelinin ibraz edilen veriler ile tespit edilemediği belirtilmiştir. Bilirkişi raporu denetime elverişli olup Mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.6098 sayılı TBK'nın 125. maddesinde, Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.TBK'nın 126. maddesinde, İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir, düzenlemesi mevcuttur.Davacı taraf davalının sadece müşterileri olduğunu, davalı ise tek distribütor olarak çalıştığı beyan etmiştir Somut olayda, taraflar arasında 2003 yılından beri ticari ilişki bulunduğu ihtilafsız olup dosya kapsamına göre aralarında yazılı herhangi bir sözleşme bulunmadığı sabittir.Taraflar arasında bulunduğu ihtilafsız olan ticari ilişki çerçevesinde karşılıklı olarak tarfların yükümlülükleri, malın alım satımında teslim süreleri, davacı tarafından belirlenen hedeflerin yıllık veya dönemsel hangi verilere dayanarak tespit edildiği, karşılıklı kabul koşulları, iskonto oranlarının belirlenme şartları, 2019 yılına ilişkin Mart ve Nisan satışlarının hangi oran baz alınarak ortalamanın altında kaldığına ilişkin tespit yapıldığı, 2018 yılına ilişkin hedeflerin ne olduğuna ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmadığı ve davalının ürünleri geç teslim etmesi nedeniyle zararları olduğuna ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, taraflar arasında imzalanmış yazılı bir sözleşme sunulamadığından, taraflara hangi hak ve yükümlülüklerin yüklendiğinin, davalının yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği hususları ispatlanamamıştır Buna göre TBK 126. Maddesi uyaırnca gecikme tazminatı istenebilmesi için borçlunun temerrüte düşürülmesinin gerektiği,gecikme tazminatı istenebilmesi için borçlunun temerrüte düşürülmesinin gerekli olup davacı tarafından, taraflar arasındaki belirsiz süreli sözleşmenim davalının kusuru ile haklı olarak feshedildiği de ispatlanmadığından, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıkalanan nedenlerle HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.KARAR
:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.█████/2026