Anahtar kelimeler: Tramere Tramer Davadavacı Girildiğini Geçirmiş Mesaj Ekranından Çarparak Kazalarını Aracında

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: TespitDAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ----tarafından ------poliçesi ile sigortalı ----- plakalı araç, ---- tarihinde müvekkille ait ------ plakalı araca çarparak hasarlanmasına sebep olduğunu, Müvekkil, aracın kazalarını öğrenmek için Tramer sistemine mesaj göndermiş, gelen mesaj içeriğine göre aracın --- tarihinde geçirmiş olduğu kaza nedeniyle ----aynı kaza için iki ayrı tarihli iki adet hasar kaydı girildiğini öğrendiğini,-----tarihinde müvekkilin aracında tek bir kaza gerçekleşmiş olmasına karşın iki farklı kaza gerçekleşmiş gibi tramer'e iki ayrı kazanın girildiğini öğrendiğini, kaza Tespit Tutanağından ve --- kusur ekranından da açıkça görüleceği üzere kaza tarihi ----tarihi, şirketinizce ----hatalı olarak bildirildiğini, Müvekkil --- tarihinde sadece tek bir kaza geçirdiğini Ancak davalı sigorta şirketi hatalı/mükerrer Tramer işlemesi ile ---- tarihinde ve ---- müvekkilin birden fazla kaza yaşamış izlenimin oluşmasına sebebiyet verdiğini Sigorta şirketine --- tarihinde bu hususta başvuru yapmamıza rağmen herhangi bir gelişme sağlanamadığını, ------ hasar miktarını sigorta şirketleri bildirdiğinden ve sigorta şirketlerinden gelen verileri veya dayanak belgeleri denetleme yükümlülüğü olmayan ----verileri kendisine bildirildiği haliyle TRAMER'e işlediğinden husumetin davalı sigorta şirketine tevcihinde bir isabetsizlik bulunmadığını açılan davanın kabulü --- tarihinde gerçekleşmiş olan kaza sebebiyle müvekkile ait ---- plakalı araç ile ilgili olarak davalı sigorta şirketince mükerrer hasar bildirildiğinin ve kaza tarihinin ------ olduğunun TESPİTİNE, karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.SAVUNMA
:Davalı yan kendisine usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen davacının dava dilekçesine cevap vermemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava hukuki niteliği itibariyle, Tespit davasıdır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Dava konusu olayın Karayolları Trafik Kanunu kapsamında TRAFİK KAZASI olduğu, Davalı Yan Sigortalısı ---- Plakalı Otomobil Aracın ------ 2918 Sayılı Kara Yolları Trafik Kanununun da Madde 84'ü ihlal ettiği nedeni ile Asli ve Tam Olarak %100 kusurlu olduğu, Davacı Yan ---- Plakalı Otomobil Aracın Şoförü Olan------kazanın oluşumunda üzerine atfı kabul kusuru bulunmadığı, 10.4. sigorta bilgi gözetim merkezi tarafından mahkemeye gönderilen müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere yukarıda kırmızı renkler içerisinde gösterilmiş olan kaza tarihleri irdelendiğinde, bu tarihlerden ---- tarihli olanın hatalı olarak ---- kayıtlarına işlenmiş olduğu, kaza tarihinin davalı yan sigorta şirketi olan --- tarafından doğru olarak ---- bildirilmiş olduğu, kaza tarihinin davacının iddia ettiği gibi ---- değil davalı yan tarafından doğru olarak bildirilmiş ---- tarihi olduğu, ---- tarihli kayıtın davacı yanın kendi sigorta şirketi olan----- kayıtlarında görüldüğü, davaya konu hatalı TRAMER kayıt işleminin davalı yan sigorta şirketi kayıtlarında görülmediği hususları beyan ve rapor edilmiştir. Bilindiği üzere taraf koşulu; 6100 sayılı HMK’nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartı olup kamu düzeni ile ilgisi sebebiyle yargılamanın her aşamasında resen göz önüne alınması zorunludur.(HMK 115/1).Davada taraf sıfatı (husumet) dava konusu yapılan, maddi hukuktan doğan (subjektif) hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı (husumet) dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Başka bir ifadeyle sıfat, dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilenlerin, maddi hukuk açısından, gerçekte bu niteliği taşıyıp taşımadığıyla ilişkilidir ve esas hakkında verilecek olan kararın içeriğinin belirlenmesi bakımından önem taşır. Yoksa, sıfatın hakim açısından tarafın hak sahipliğine yönelik olarak karar verilinceye kadar, yargılamanın yürütülmesi bakımından, herhangi bir önemi yoktur. Davayı takip yetkisi ise yargılamanın kim tarafından yürütüleceği sorusunun cevabını teşkil eder. Dolayısıyla, davayı takip yetkisi tümüyle usuli bir kavramdır. O nedenle, hukukumuzda taraflara ilişkin dava şartları arasında düzenlenmiştir. Buna karşılık, sıfat ise, dava dilekçesinde taraf olarak gösterilenlerin, maddi hukuk bakımından gerçekte hak sahibi ve yükümlü konumda bulunup bulunmadığıyla ilişkili olduğu için esasa ilişkindir; yani, bir maddi hukuk sorunudur. O nedenle, hüküm anında mevcut olmalıdır; bir başka ifadeyle, sıfat, bizatihi hükümde somutlaşır; zira, tarafların haklılık durumu hüküm ile belli olur. Sonuç olarak, davanın yürütülmesi ve karara ulaşılmasındaki süreç, davayı takip yetkisini; bu sürecin bitiminde elde edilen maddi hukuka yönelik sonuç ise sıfatı ifade eder. Öte yandan, davayı takip yetkisi, usuli bir soruna ilişkin bulunduğu için dava şartıdır; eksikliği, davanın usulden reddi sonucunu doğurur; buna karşılık, sıfat ise subjektif hakkın özüne ilişkin olduğu için, bir maddi hukuk sorunu teşkil eder ve maddi hukuk anlamında bir itiraza vücut verir. Eksikliği anında verilecek karar, usulden red değil; davanın sıfat (husumet) yokluğu nedeni ile red kararı olup, esasa ilişkin bulunduğundan o davada taraf olarak gösterilen kişiler açısından, maddi anlamda kesin hüküm gücüne sahip olacaktır ------Uygulamada sıfat için ''husumet'' terimi kullanılmaktadır. Fakat, husumet (özellikle husumet ehliyeti) teriminin, taraf ehliyeti ve dava ehliyeti (ve hatta dava takip yetkisi) terimleri için de kulanıldığı görülmektedir. Böylece, bugün uygulamada kullanılan ''husumet'' teriminin belirli bir anlamı yoktur. Bu terim ile neyin kastedildiğini anlayabilmek için her olayın ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, husumet terimi yerine, daha açık olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve taraf sıfatı terimlerinin kullanılması doğru olur. Yukarıda da belirtildiği gibi, sıfat, dava konusu yapılan ve maddi hukuktan doğan hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası bakımından bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez ve dava sıfat yokluğundan (husumetten), esastan reddedilir. Taraf sıfatının (davacı bakımından aktif husumet ehliyetinin; davalı bakımından, pasif husumet ehliyetinin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (def'i değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hallerinde olduğu gibi sıfat yokluğu da ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir. Sıfat yokluğu, bir davada dava şartlarından sonra, yani tahkikat aşamasında incelenir. Sıfat yokluğunun, mümkünse diğer itirazlardan önce incelenmesi gerekir. Çünkü, taraflardan birinin taraf sıfatı yoksa, diğer itiraz ve def'ilerin incelenmesine gerek kalmaz (HMK md. 143).------Nitekim yukarıda açıklanan ilkeler -----sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.Somut olayda davacı taraf, -------davalı olarak göstermiştir. Dosya kapsamındaki deliller ve -----kayıtları incelendiğinde, sisteme kayıtlı kaza tarihleri değerlendirildiğinde, kaza tarihinin davalı --- tarafından ----doğru şekilde ----- olarak bildirildiği anlaşılmaktadır. ----kayıtlarında yer alan ---- tarihinin ise hatalı olduğu ve bu kaydın davacı tarafın trafik sigorta şirketi olan dava dışı ------ kayıtlarında görüldüğü tespit edilmiştir. Bu nedenle, davaya konu hatalı tramer kayıt tarihinin davalı sigorta şirketinin kayıtlarından kaynaklanmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı taraf, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.124 uyarınca hasım değişikliği talebinde bulunmuş ise de, davacının hasımda yanılmasını haklı gösterecek bir durum bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Bu itibarla, davalı ----yönünden pasif husumet bulunmadığından, açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-DAVANIN PASİF HUSUMET EHLİYETİ YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,2-Karar harcı 732,00 TL den başlangıçta peşin olarak yatırılan 615,40 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 116,60 TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde -----Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026