Anahtar kelimeler: Uzadığını Lojman Başmüdürlük Bitim Binası İşine Yapım Proje Ruhsat Yazim

T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: ████████ Esas - ████████
T.C....12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RDAVA
: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda;DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirket ile davalı ...Teşkilatı A.Ş. arasında █████/2017 tarihinde "Siirt ... Başmüdürlük, Merkez Müdürlüğü ve Lojman Binası Yapım İşi"ne ilişkin bir eser sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre 300 gün olan işin, yer tesliminin sözleşmeye aykırı olarak 133 gün gecikmeyle █████/2017'de yapılması, idareden kaynaklanan proje değişiklikleri ve ruhsat gecikmeleri gibi nedenlerle uzadığını, işin bitim tarihinin █████/2018 olması gerekirken geçici kabulün █████/2020'de yapıldığını ve eksikliklerin giderilmesiyle birlikte sürecin 1212 gün sürdüğünü, sözleşmenin 14.2. maddesinde fiyat farkı hesaplanmayacağı belirtilmiş olsa da, bu hükmün idareden kaynaklanan veya mücbir sebep hallerindeki süre uzatımlarını kapsamadığını, bu dönemde yaşanan ekonomik kriz ve COVID-19 salgını nedeniyle ciddi fiyat artışları meydana geldiğini, ayrıca sözleşme kapsamında olmayan ek işlerin yaptırıldığını ve bu işlerin bedelinin ya hiç ödenmediğini ya da eksik ödendiğini, yapılan ödemelerdeki gecikme ve enflasyon nedeniyle müvekkilinin menfi, müspet ve munzam zarara uğradığını, bu zararların tazmini için █████/2021 tarihli başvurularının reddedildiğini ileri sürerek, davalının sözleşmeye aykırı davrandığının tespitini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL alacağın en yüksek ticari mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, █████/2024 tarihli açıklama dilekçesiyle talebini; sözleşmede yer almayan ve bedeli ödenmeyen işler için 200,00 TL, fiyat farkı için 200,00 TL, sözleşmede olmayan işlerin yaptırılma bedeli için 200,00 TL, menfi zararlar için 100,00 TL, müspet zararlar için 100,00 TL ve munzam zararlar için 200,00 TL olarak açıklamış, █████/2026 tarihli talep artırım dilekçesiyle de talebini, 404.409,74 TL sözleşme dışı iş bedeli, 426.801,78 TL fiyat farkı, 103.632,07 TL munzam zarar ve 530.098,19 TL müspet zarar olmak üzere toplam 1.464.941,78 TL'ye yükseltmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde, sözleşme konusu işin Siirt'te yapılması nedeniyle Siirt Mahkemelerinin yetkili olduğunu, ayrıca alacak talebinin TBK m. 72 uyarınca iki yıllık zamanaşımına uğradığını, esasa ilişkin olarak ise yer teslimindeki 133 günlük gecikmenin Türk Telekom'un binayı boşaltmasından kaynaklandığını ve bu sürenin iş süresinden sayılmadığını, davacıya idareden kaynaklanan nedenlerle toplam 414 gün süre uzatımı verildiğini, sözleşmenin 14. maddesinin fiyat farkı verilmesini açıkça yasakladığını, ilgili mevzuat gereği fiyat farkı verilebilmesi için bu durumun sözleşmede öngörülmesi gerektiğini, Yüksek Fen Kurulu'nun da bu yönde görüş bildirdiğini, davacının 2019 yılında imalat girdilerindeki fiyat artışları nedeniyle 4735 sayılı Kanun'a eklenen geçici madde uyarınca sözleşmeyi feshetme veya tasfiye etme hakkı varken bu hakkı kullanmayıp süre uzatımı almayı tercih ettiğini, davacının kesin hesabı ihtirazi kayıtla imzalamasına rağmen itiraz ettiği noktaları açıkça belirtmediğini savunarak davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddini talep etmiştir.DELİLLER
: Arabuluculuk son tutanağı, taraflar arasındaki █████/2017 tarihli eser sözleşmesi, hakediş raporları, tarafların ticari defter ve kayıtları, █████/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporu, █████/2025 tarihli bilirkişi kurulu ek raporu ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan sözleşme dışı imalat bedeli, fiyat farkı, menfi, müspet ve munzam zarar alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.Taraflar arasında █████/2017 tarihinde "Siirt ... Başmüdürlük, Merkez Müdürlüğü ve Lojman Binası Yapım İşi"ne ilişkin eser sözleşmesi imzalandığı, davacı vekilinin davalının yer teslimini geç yapması, proje değişiklikleri gibi nedenlerle işin süresinin fahiş şekilde uzadığını, bu süreçte sözleşme dışı işler yaptırıldığını, ekonomik kriz ve salgın hastalık nedeniyle maliyetlerin arttığını, bu nedenlerle sözleşme dışı iş bedeli, fiyat farkı ile menfi, müspet ve munzam zararlarının bulunduğunu ileri sürerek bu zararların tazmini istemi ile bu davayı açtığı, davalı vekilinin ise sözleşmede fiyat farkı ödenmeyeceğinin açıkça kararlaştırıldığını, davacıya gerekli süre uzatımlarının verildiğini, davacının kanunen tanınan fesih hakkını kullanmayıp işe devam etmeyi tercih ettiğini savunarak davanın reddini istediği görülmüştür.Eser sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir.Uyuşmazlık, sözleşmede öngörülmeyen işlerin (iş artışı-iş eksilişi) bedelinin ve işin süresinin idareden kaynaklanan nedenlerle uzaması halinde fiyat farkı ödenip ödenmeyeceği noktalarında toplanmaktadır. 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'na tabi işlerde, sözleşmede öngörülmeyen durumlar nedeniyle bir iş artışının zorunlu olması halinde, bu işlerin bedelinin nasıl hesaplanacağı ilgili mevzuat ve sözleşme hükümleriyle belirlenir. Taraflar arasında bu konuda sonradan bir anlaşma yapılmışsa, bu anlaşma esas alınır.Sözleşmede fiyat farkı ödenmeyeceği kararlaştırılmış olsa dahi, işin süresinin iş sahibinin kusurundan kaynaklanan nedenlerle veya öngörülemeyen (mücbir) sebeplerle aşırı derecede uzaması ve bu süreçte ülkenin ekonomik koşullarında öngörülemeyecek ölçüde değişiklikler yaşanması halinde, sözleşmedeki bu hükmün aynen uygulanması TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına ve sözleşme adaletine aykırılık teşkil edebilir. Bu gibi durumlarda, sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması veya oluşan zararın tazmini gündeme gelebilir.Munzam (aşkın) zarar, TBK'nın 122. maddesinde düzenlenmiş olup, borçlunun temerrüdü nedeniyle alacaklının uğradığı ve temerrüt faizi ile karşılanamayan zararı ifade eder. Özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde, alacaklının para alacağını zamanında tahsil edememesi nedeniyle uğradığı alım gücü kaybı, munzam zarar kapsamında değerlendirilebilir.Talimat ile yaptırılan keşif sorası alınan, inşaat, elektrik, makine mühendisleri ile mali müşavir ve nitelikli hesap uzmanından oluşan bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli raporda, sözleşme dışı yaptırılan işlere ilişkin olarak, projeye eklenen işlerin 2019 yılı birim fiyatları ve %8 tenzilatla, projeden çıkarılan işlerin ise 2017 yılı birim fiyatları ve %23,82 ihale indirimiyle hesaplanması gerektiği, bu hesaplama sonucunda davalı tarafından 205.895,76 TL ödeme yapıldığı dikkate alındığında, davacının KDV dahil 404.409,74 TL eksik ödeme alacağı bulunduğu, sözleşmede fiyat farkı ödenmeyeceği belirtilmekle birlikte mahkemenin aksi kanaatte olması halinde 4734 sayılı Kanun'a ilişkin esaslar kapsamında KDV dahil 426.801,78 TL fiyat farkı alacağı hesaplandığı, davalı tarafın sözleşmede belirtilen ödeme takvimine uymaması nedeniyle davacının temerrüt faiziyle karşılanamayan 103.632,07 TL munzam zararı olduğu, sözleşmenin zamanında ifa edilmemesi nedeniyle davacının 530.098,19 TL müspet zararı bulunduğu, ancak sözleşme feshedilmediğinden menfi zarar hesaplanamayacağı belirtilmiştir.Tarafların itirazları üzerine alınan █████/2025 tarihli ek raporda ise, bilirkişi kurulu kök rapordaki tespit ve hesaplama yöntemlerinin yerinde olduğunu, davacının güncel piyasa rayiçlerine göre hesaplama yapılması talebinin kamu ihale sözleşmesi sistematiğine aykırı olduğunu, davalının ise projeden çıkarılan işlerin de uygulama yılı fiyatları üzerinden hesaplanması gerektiği yönündeki itirazının sözleşme dengesini bozacağını belirterek kök rapordaki görüşlerini tekrar etmiştir.Davacı vekili █████/2025 ve █████/2025 tarihli bilirkişi raporlarına itiraz dilekçelerinde, hesaplamaların işin yapıldığı dönemdeki fahiş enflasyonist ortamı yansıtmadığını, 2017 yılı birim fiyatlarının ve ihale indirim oranının esas alınmasının hatalı olduğunu, tüm alacak kalemlerinin karar tarihine en yakın güncel piyasa rayiçleri üzerinden yeniden hesaplanması gerektiğini, menfi zarar talebinin oluşmadığı yönündeki tespitin de haksız olduğunu belirterek ek rapor alınmasını veya yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmasını talep etmiştir.Davalı vekili █████/2025 ve █████/2025 tarihli bilirkişi raporlarına itiraz dilekçelerinde, iş artış ve eksiliş hesabında, projeden çıkarılan (azalan) imalatlar için de taraflar arasındaki █████/2020 tarihli anlaşma tutanağı uyarınca uygulama yılı birim fiyatları ve %8 indirim oranının uygulanması gerektiğini, bilirkişi raporundaki hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, davacının ticari defterlerinde alacak bulunmadığından ve müvekkil idarenin temerrüde düşmediğinden munzam zarar koşullarının oluşmadığını, davacının kanuni fesih hakkını kullanmayıp işe devam etmeyi tercih etmesi nedeniyle müspet zarar talep edemeyeceğini, bilirkişi raporundaki aleyhe hususları kabul etmediklerini beyan etmiştir.Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, taraflar arasında █████/2017 tarihli eser sözleşmesi bulunduğu, mahkememizce dosyaya uygun, ayrıntılı ve gerekçeli görülerek hükme esas alınan █████/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile █████/2025 tarihli ek raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sözleşme kapsamı dışında ek imalatlar yaptığı, bu imalatların bedelinin hesaplanmasında, bilirkişi kurulunca benimsenen; projeye eklenen yeni işlerin yapıldıkları tarihteki birim fiyatlarla, sözleşmede yapılması kararlaştırılıp sonradan vazgeçilen işlerin ise sözleşmenin imzalandığı tarihteki birim fiyatlar ve ihale tenzilatı üzerinden mahsup edilmesi şeklindeki yöntemin sözleşme adaletine ve hakkaniyete uygun olduğu, bu hesaplama sonucunda davacının KDV dahil 404.409,74 TL sözleşme dışı imalat bedeli alacağı bulunduğunun anlaşıldığı; sözleşmede fiyat farkı ödenmeyeceği kararlaştırılmış ise de, işin süresinin davalı idareden kaynaklanan nedenler ve COVID-19 salgını gibi mücbir sebeplerle sözleşmede öngörülen sürenin dört katına yakın bir süreye uzadığı, bu süreçte yaşanan öngörülemez ekonomik dalgalanmalar karşısında sözleşmedeki bu hükmün katı bir şekilde uygulanmasının TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği ve taraflar arasındaki edim dengesini davacı aleyhine katlanılamaz ölçüde bozacağı, bu nedenle davacının fiyat farkı talep etme hakkının doğduğu, bilirkişi raporunda ilgili mevzuata göre yapılan hesaplama uyarınca davacının KDV dahil 426.801,78 TL fiyat farkı alacağı olduğunun tespit edildiği;Davalı idarenin sözleşmede öngörülen ödeme takvimine uymaması ve işin uzaması nedeniyle davacının alacaklarını çok daha geç tahsil ettiği, bu süreçte yaşanan yüksek enflasyon nedeniyle temerrüt faizi ile karşılanamayan alım gücü kaybının oluştuğu, bu zararın TBK'nın 122. maddesi kapsamında munzam zarar niteliğinde olduğu ve bilirkişi raporunda hesaplanan 103.632,07 TL munzam zarar alacağının da bulunduğu;Davacıya, sözleşme dengesini yeniden kurmak amacıyla fiyat farkı ve enflasyon kaybını karşılamak amacıyla munzam zarar alacağı verildiğinden, ayrıca sözleşmenin zamanında ifa edilmemesinden kaynaklanan kar kaybı niteliğindeki müspet zarar talebinin kabulünün mükerrer tahsilata yol açacağı ve sebepsiz zenginleşme oluşturacağı anlaşıldığından bu talebin reddi gerektiği; sözleşme ayakta olup ifa edildiğinden ve davacı ifaya bağlı alacaklarını talep ettiğinden menfi zarar koşullarının da oluşmadığı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın kısmen kabulü ile, 404.409,74 TL sözleşme dışı imalat bedeli alacağı, 426.801,78 TL fiyat farkı alacağı, 103.632,07 TL munzam zarar alacağı olmak üzere toplam 934.843,59 TL alacağın, █████/2024 dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesinde belirtilen şekilde değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,2-Kabul edilen 934.843,59 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 63.859,17 TL karar ve ilam harcından 427,60 TL peşin harç, 25.018,00 TL tamamlama harcı toplamı olan 25.445,60 TL harcın düşümü ile eksik kalan 38.413,57 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 427,60 TL peşin harç, 60,80 TL vekalet harcı, 25.018,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 25.934,00 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davacının karşıladığı 2.185,75 TL yazışma gideri, 30.000,00 TL bilirkişi ücreti, 8.723,00 TL keşif harcı, 750,00 TL diğer giderler olmak üzere toplam 41.658,75 TL yargılama giderinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 26.584,28 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 15.074,47 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,5-Davalının karşıladığı 10.000,00 TL bilirkişi ücretinden ibaret yargılama giderinin, red / talep oranına göre hesaplanan 3.618,56 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, geri kalan 6.381,44 TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 1.128,99 TL'sinin davacıdan, 1.991,01 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 934.843,59 TL üzerinden takdir edilen 146.226,54 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 530.098,19 TL üzerinden takdir edilen 84.815,71 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır