Anahtar kelimeler: Bam Cismani Esaskarar Başkan Açılmadan Yazim Mahal Katip Ölüm Üye

T.C. BAM . HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .../... - .../...
T.C.....BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A...... HUKUK DAİRESİ K A R A RDOSYA NO
: .../...KARAR NO
: ..../...BAŞKAN
: .....ÜYE
: .................ÜYE
: .......KÂTİP
: .......İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: .../....KARAR NO
: .../...KARAR TARİHİ
: ...İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
: ...DAVACI
: ..........VEKİLİ
: Av.........DAVALI
: ..........VEKİLİ
: Av. .........DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)B.A.M. KARAR TARİHİ
: ..........KARAR YAZIM TARİHİ
: ..........Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde, █████/2007 tarihinde sürücü .................'ın sevk ve idaresindeki ........... plaka sayılı traktör ile ...... ili ........ ilçesi .......... Su Deposu mevkiinde tarlayı sürmekte iken traktörün bahçe kenarına devrilmesi sonucu traktörün altında kalması nedeni ile ölümlü maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu kazada müvekkili .......'ın desteği olan ..............'ın hayatını kaybetmiş olup bu kaza nedeni ile desteğe veya müvekkiline atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, dava konusu kazaya karışan ......... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibari ile geçerli herhangi bir ZMMS sigortası bulunmadığından güvence hesabı yönetmeliğinin 9/1-b maddesi uyarınca, meydana gelen kazanın KTK uygulamasında Karayolu ile bağlantılı olan bir alanda meydana gelmesi nedeni ile KTK hükümleri gereği güvence hesabının sorumlu olduğunu, yapılan başvuruya cevap verilmediğini, müvekkili .......'ın eşi .........'ın desteğinden yoksun kalması nedeni ile şimdilik 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans0 faizi ile birlikte davalı güvence hesabından tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı cevap dilekçesinde, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14. Maddesi uyarınca ve anılan yasaya dayanılarak çıkartılan ........... yönetmeliğinin ilgili maddesi uyarınca motorlu araç kazalarından doğan zararların tazminine ilişkin taleplerin zarar görenin zarar ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl olup trafik kazasına sebebiyet veren fiilin cezayı gerektirmesi durumunda ise ceza zaman aşımının uygulanacağını, davaya konu olan trafik kazasının gerçekleşme tarihinin █████/2007 tarihi iken müvekkili kurum aleyhine açılan davanın ise işbu ceza zaman aşımı ve de uzamış ceza zaman aşımı süreleri geçtikten sonra açıldığını, ceza zaman aşımı süresinin 8 yıl olup, davacı tarafça iş bu sürenin de geçirildikten sonra açıldığını, öncelikle davanın zaman aşımı nedeni ile reddine karar verilmesini ayrıca davanın esastan reddini talep etmiştir.Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; 34.868,43 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, müteveffanın dava konusu kazaya kendi kusuruyla sebebiyet verdiği, Hukuk Genel Kurul kararı ve güncel içtihatlar gereği müvekkili kurumun sürücü kusurundan kaynaklanan zararlardan sorumlu olmadığı, yasa gereği davacılara müvekkili kurum tarafından tazminat ödemesi yapılamadığı, müvekkili kurumun mevzuat gereği rücu hakkı bulunduğundan alacaklı ve borçlu sıfatının birleştiği, davaya konu kazanın gerçekleştiği yerin kanunda öngörülen kamuya açık karayolu kapsamında bulunması sebebiyle talebe konu kazanın ZMMS Genel Şartlarının A1 md. belirtilen trafik kazası kapsamında olmadığı, ................'nın sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğu, avans faizi talep edilemeyeceği, SGK'nın ödediği tazminatın tespit edilerek ödenecek tazminattan düşülmesi gerektiği, █████/2021 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren yeni Genel Şartlar gereği hesaplamada %1,65 iskonto oranının esas alınması gerektiği, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, talep etmiştir.DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE
:Dava, zorunlu trafik sigortası bulunmayan araç işleteni olan sürücüsünün, tek taraflı trafik kazasında ölümü dolayısıyla, işleten mirasçısı davacı tarafından, davalı ........'na karşı ileri sürdüğü destekten yoksun kalma tazminatı talebine yöneliktir.2918 sayılı KTK 85 maddesi işleten ve araç işleticisinin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğunu düzenlemiştir. Buna göre, işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olacaktır.2918 sayılı KTK 91. maddesi gereği aynı yasanın 85/1 maddesi kapsamındaki sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirilmiştir. İşletenin sorumluluğu tehlike sorumluluğu olmakla birlikte, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu ise sözleşmeye dayalı sorumluluktur. Zorunlu mali sorumluluk sigortasının yaptırılmaması durumunda, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 14 maddesi gereği, zorunlu mali sorumluluk sigortasının kaza tarihindeki limitleri dahilinde, işletenin üçüncü kişilere karşı sorumluluğu .......... tarafından karşılanacaktır.2918 sayılı KTK 92/b maddesinde “İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) kapsamı dışında olduğuna” yasal düzenlemesi yapılmıştır. Bu hükümle kanun koyucu; tehlike sorumlusu olan işletenin ve dolayısıyla eylemlerinden sorumlu olduğu sürücünün eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararları ZMSS kapsamı dışına çıkarmıştır. Şu hâliyle, anılan kişilerin mallarına gelen zararlar dışında kalan ölüm ve yaralanmaya ilişkin cismani zararlar ise sigortacının sorumluluğu kapsamında bırakılmış, böylece tehlike sorumlusunun yakınlarının dahi belirtilen anlamda sigorta kapsamında olduğu benimsenmiştir. Böylelikle, gerek işletenin gerekse eylemlerinden sorumlu olduğu araç sürücüsünün, eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin ölüm veya yaralanmaları hâlinde bundan kaynaklanan zararlarının zorunlu sigorta kapsamında olduğu kabul edilmelidir.Ayrıca, 2918 sayılı KTK 92/a maddesinde yer alan “İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğuna” ilişkin hüküm, işletenin eyleminden sorumlu olduğu kişilere yönelik kendi zararına dayalı talepleri noktasında önem arz etmektedir. Salt sigorta şirketinin dava edildiği ve üçüncü kişinin zararının söz konusu olduğu durumlarda bu hükmün uygulama alanı bulamayacağı açıktır.Mahkeme önündeki uyuşmazlıkta, işletenin kendisine ait aracı sevk ve idare ettiği sırada tam kusuruyla meydana gelen kazada ölümü sonucu onun desteğinden yoksun kalınması davanın sebebini teşkil etmekte, işletenin eşi, işletenin kendi sigortacısının olmadığını belirterek davalı Güvence Hesabı'ndan ZMMS kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı istemekte olduğundan, destekten yoksun kalma tazminatının hukuki niteliği de irdelenmelidir.6098 sayılı TBK 53/3 (olay tarihinde yürürlükte bulunan benzer düzenleme içeren 818 sayılı BK 45/2 maddesi) maddesinde ifadesini bulan destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse 6098 sayılı TBK 53/3 maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Yasada sözü geçen destek kavramı hukuki bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar. Sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların doğal akışına göre eğer ölüm gerçekleşmeseydi, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.Destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu hâlde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir.Davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterdikleri zarar; işletenin ve sürücünün ölümü sonucunda meydana gelmekle birlikte işleten ve sürücü üzerinde doğan bir zarardan ayrı ve salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Böyle bir zararın işletenin ve dolayısıyla sürücünün kendisinin sahip olacağı hakla bir ilişkisi olmadığı gibi, doğrudan işletenin ve sürücünün zararıyla bağlı ve onunla sınırlı bir zarar da değildir. İşletenin ve sürücünün ölümü, zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlar üzerinde oluşmuştur. Buradaki zarar, mirasçıların salt bu sıfatla devraldıkları murislerinin uğradığı ve ondan intikal eden bir zarar da değildir.Bu durumda, aracı kullanan işletenin tam kusuruyla meydana gelen kazada, işletenin ölümü nedeniyle talep edilen destek zararının ölenin değil, üçüncü kişi durumundaki destek tazminatı isteklilerinin zararı olduğu kabul edilmelidir (Yargıtay HGK ███████-111 E- ████████ K sayılı ilam).Destekten yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hak, desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde doğan zarardır. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez. işletenin ve şoförün, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacıların hakkına, desteklerinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemeyeceğinden, destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır.Sorumluluk sigortasının yaptırılmaması durumunda 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu' 14. maddesi gereği, zorunlu mali sorumluluk sigortasının kaza tarihindeki limitleri dâhilinde işletenin üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu ....ı karşılayacağından, .......... hesabının, hukuken ödediği tazminatı davacıdan rücu etmesi yukarıda açıklanan gerekçeye göre olanaklı olmadığından, 6098 sayılı TBK 135 maddesi kapsamında alacaklılık ve borçluluk sıfatlarının birleştiğinden söz edilemeyecektir.Davacı desteğinin ölümüne neden olan kazanın █████/2007 tarihinde (█████/2015 tarihinden önce) meydana geldiği davacının ölenin salt mirasçısı olarak değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün tam kusurlu olması halinde, desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceğine, 2918 sayılı KTK, kazanın meydana geldiği tarihte geçerli olan Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’na ve Yönetmeliğe göre, zorunlu trafik sigortası limitleri dahilinde sorumluluğu üstlenen davalı ....'nın, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacının da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davacının davalıdan destek yoksun kalma tazminatı talep etmesi olanaklıdır. Davalı vekilinin, zarardan sorumlu olmadıkları yolundaki istinaf talebi yerinde değildir.SGK ...... İl Müdürlüğü'nce düzenlenen iş kazası ve tahkikat raporu, ........ Cumhuriyet Başsavcılığı ....../......soruşturma nolu dosya incelendiğinde kazanın, zeytinlik ve stabilize yol arasındaki eğimli arazide meydana geldiği anlaşılmaktadır. 2918 sayılı KTK'nın uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmeyip karayolu ile bağlantısı olan, karayolu sayılan bir alanda meydana gelmesi halinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilmektedir. Davaya konu trafik kazasının meydana geldiği yerin, kara yoluna sınırı olan yer olmakla, 2918 sayılı KTK 2 maddesi gereğince karayolu bağlantısı olduğundan kazanın meydana geldiği yer karayolu sayılan yerlerdendir. Bu nedenle meydana gelen zarar teminat kapsamındadır. (Yargıtay 17 HD █████████ E- ██████████ K sayılı ilam). Davalı vekilinin dava konusu olayın trafik kazası olmadığı yolundaki istinaf talebi yerinde değildir.Anayasa Mahkemesi'nin █████/2020 tarih, ███████-███████ sayılı kararı ile; 2918 sayılı KTK 90 maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; tazminat hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, TRH 2010 yaşam tablosu, progresif rant yöntemi kullanılarak, bilinmeyen devirdeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp, %10 iskonto edilmesi suretiyle, teknik faiz dikkate alınmaksızın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 17 HD █████████ E- █████████ K sayılı ilam). Kaldırma kararında işaret edildiği üzere garame hesabı yapılıp, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yönteminin kullanılarak ve PMF 1931 yaşam tablosu kullanılarak alternatifli hesaplama yapıldığı, mahkemece PMF 1931 yaşam tablosuna göre yapılan hesabın hükme esas alındığı, davacı tarafça da istinaf yoluna başvurulmamakla davalı vekilinin istinaf talebinin reddi gerekmiştir.6100 sayılı HMK 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- ,,, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... tarih ve .../..... - .../.... sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,2- İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılması gereken 2.381,86.-TL istinaf karar harcından peşin alınan 595,47.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.786,39.-TL istinaf karar harcının davalı .......'ndan alınarak hazineye gelir kaydına,3- Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,4- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5- İstinaf yargılama giderinin istinafa başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK 362/1-a. hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.BaşkanÜyeÜyeKatip