Anahtar kelimeler: Nazaran Süreç Edenin Görüşü Kötüye Neticesinde Takdiren Edilebilir Sayisi Esastan
5. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
SUÇ
: Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM
: Hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin dosya kapsamına nazaran uygun görülmeyen duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299. maddesi uyarınca takdiren reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
İstanbul Anadolu 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.01.2022 tarihli ve ███████ Esas, ███████ sayılı Kararı ile sanığın görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 62, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 75 tam gün karşılığı 2.250 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/5. madde ve fıkrası gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmuştur.
B. İstinaf
Sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine duruşma açılmaksızın yapılan yargılama neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 07.02.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ sayılı Kararı ile hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Müvekkilinin ...'ın yargılandığı dosyada katılan ... ile istinaf kanun yoluna başvurmayacakları hususunda mutabık kaldıklarına, sanığın bu nedenle istinafa gitmediğine, katılanın istinaf kanun yoluna başvurmak istememesinin nedeninin suça sürüklenen çocuğun yargılama sırasında mahkemeye hitaben kendi özgür iradesi ile suçu işlediğine dair ikrarda bulunması olduğuna, İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasından verilen karara karşı istinaf kanun yoluna gidilmiş olsaydı da durumun değişmeyeceğine, kanun yoluna başvuran diğer suça sürüklenen çocukların da neticede ceza aldıklarına ve bu cezaların infaz edildiğine, katılanların mağdur olmadığına, aksine olmayan mağduriyet için sanıktan para istemek suretiyle kazanç elde etme peşinde olduklarına, müvekkili hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ve kararın bozulması istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanması sırasında hak yoksunluğunun hükümde belirtilen gün sayısının yarısından az olamayacağı gözetilmeden 38 gün yerine 37 gün olarak eksik belirlenmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/2. maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmiş ise de bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı bulunmuştur.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne karşı hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın eleştirilen hususlar dışında usul ve kanuna uygun olması karşısında, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
III. KARAR
Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin Kararında, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.12.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Dairemizin sayın çoğunluğu ile aramızdaki uyuşmazlığın temeli sanığın üzerine atılı suçun sübut bulup bulmadığına ilişkindir.
Suç tarihinde sanığın, müdafi olarak görev yaptığı dosyada 7 günlük istinaf başvuru süresi içerisinde İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı istinaf başvurusunda bulunmadığı tartışmasızdır.
Bu sebeple sanığın görevinin gereklerini yapmakta ihmal gösterdiği de kuşkusuzdur. Ancak somut olayda görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin objektif cezalandırma şartlarından olan kişi mağduriyetinin gerçekleşmediği, gerçekleştiği kabul edilse dahi bunun bizzat sanığın kusurundan ileri gelmediği anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; suç tarihinde avukat olan sanığın, İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında suça sürüklenen çocuk ... müdafi olarak görev yaptığı, İlk Derece Mahkemesince suça sürüklenen çocuğun cinsel istismar suçundan sonuç olarak 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin mahkumiyet hükmünü süresinden sonra istinaf ettiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin █████████ Esas sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verildiği sabittir.
Ancak sanığın müdafiliğini yaptığı ... yönünden katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının aleyhe istinaf başvurusu olduğu halde Bölge Adliye Mahkemesince bu başvuru incelenmemiş, bu suça sürüklenen çocuk yönünden sadece müdafiinin süresinden sonra yapılan istinaf başvurusunun reddiyle yetinilmiştir. Aynı dosyada suça sürüklenen çocuk olarak bulunan ...hakkındaki İlk Derece Mahkemesi hükmü bozulurken katılan vekilinin istinaf istemi dikkate alınarak zorunlu müdafi yokluğundan dolayı hüküm bozulmuştur. Eğer Bölge Adliye Mahkemesince sanığın müdafiliğini üstlendiği suça sürüklenen çocuk yönünden de katılan vekilinin açıkça aleyhe olarak isim belirtmek suretiyle başvurduğu istinaf incelemesi yapılmış olsaydı aynı gerekçeyle bu suça sürüklenen çocuk yönünden de hükmün bozulacağı kesin ve aşikardır. Zira her iki suça sürüklenen çocuk yönünden de İlk Derece Mahkemesinde hüküm kurulurken müdafilerinin yokluğunda karar verildiği görülmektedir. Bunların yanında, katılan bakanlığın sanığın müdafisi olduğu suça sürüklenen çocuk ... yönünden aleyhe istinaf başvurusunun incelenmemesi adı geçen suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün henüz kesinleşmediği sonucunu doğurmaktadır. Bu haliyle de objektif cezalandırma şartının gerçekleştiğinin kabulü mümkün değildir.
Aksi durumun kabulü halinde ise sanığın suça sürüklenen çocuk müdafi olarak görev yaptığı dosyada istinaf süresini kaçırması şeklinde ihmali eylemi mevcut ise de, Bölge Adliye Mahkemesinin yapmış olduğu hatalı değerlendirme ve katılan vekilinin istinaf başvurusunu dikkate almaması sonucunda kişi mağduriyeti oluşmuş olup, münhasıran kişi mağduriyeti sanığın eylemi sebebiyle oluşmadığı dikkate alınarak sanığa kusur atfedilemeyeceği kanaatinde olduğumdan ve bu sebeplerle sanığın beraatine karar verilmesi görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki kararına iştirak etmiyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!