Anahtar kelimeler: Kent Kurulumu Bakımı Cihazına Traktörü Onarımı Ruhsatı Sistemleri Denetleme İşletilmesi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ███████ -█████████İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ Esas - ████████ KararBölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ile ... arasındaki '.. Belediyesi Kent Güvenlik Yönetim Sistemi, Trafik Elektronik Denetleme Sistemleri Kurulumu, Bakımı ve Onarımı ve 5 yıl süre ile İşletilmesi İşi' sözleşmesi kapsamında kurulan bir elektronik denetleme cihazına, davalı ...’in, ruhsatı diğer davalı ...’e ait traktörü ile kasten çarparak zarar verdiğini, davalı ...’in mala zarar verme suçundan ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ E, ████████ K. sayılı kararı ile cezalandırıldığını, elektronik cihazın Belediyece henüz kesin kabulü yapılmadan bu zarar verildiği için, davacının cihazı yenisi ile değiştirmek zorunda kaldığını, bununla ilgili olarak 116.820 Euro para ödemek zorunda kaldığını, bunun 69.665,00 TL'sinin ... Sigorta A.Ş. (cihazın sigortacısı) tarafından ödendiğini, kalan Euro’nun TL karşılığı 332.768,33 TL üzerinden ... 3. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı dosyası kapsamında davalılar hakkında icra takibi başlatıldığını, (icra takibinden sonra ödenen 5.000,00 TL'nin de düşülerek kalan miktar olarak 327.768,33 TL dava değeri açıklandığı), ancak takibe itiraz edildiğini belirterek icra takibine yapılan itirazın iptaline, davalıların %20 oranında icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayın, ceza mahkemesinde de tespit edildiği üzere; taksirle (trafiğe ilişkin bir taksirle) değil, kasıtlı olarak davalı ... tarafından gerçekleştirilen bir olay olması, araç sahibi olan davalı baba ...’in aracın kullanımından dahi haberdar olmaması nedeniyle; kusursuz sorumluluk ilkesinin burada uygulanamayacağı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) anlamında da işleten sıfatının bulunmadığı, buna göre; ...’e yöneltilen davanın husumetten reddedilmesi gerektiği, diğer davalı ... hakkında ise; her ne kadar bu davalı dava konusu mala kasten zarar vermiş ise de, davacı tarafın ve belediyenin de ilgili yönetmelik ve poliçe hükümleri gereğince gerekli önlemleri almayarak kusurunun bulunduğu, müterafik kusurunun belirlenmesi gerektiği, ayrıca cihazın doğrudan fatura bedelinin istenmesinin haksız olduğu, üretici firmadan alınan indirim ve Devletten alınması olası hibe miktarının düşülmesi gerektiği savunması ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ".... Davacı şirket tarafından ihalesi alınarak kurulumu yapılan ve ihbar olunan belediyenin geçici kabulünü yaptığı elektronik denetleme cihazına, davalı ...'in, diğer davalı ... adına kayıtlı 22... plakalı traktörü ile kasten çarparak zarar verdiği, davalı ...'in bu eyleminin ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/1 00... /466 Karar sayılı kararı ile tespit edildiği, yargılama sırasında yaptırılan bilirkişi incelemesine göre; cihaza verilen ve davacı tarafa ödenmesi gereken zarar miktarının 153.449,65 TL olduğu, bu zarar miktarından eylemi kasten gerçekleştiren davalı ... ile eylemin gerçekleştirilmesinde kullanılan motorlu araç sahibi olan davalı ...'in müteselsil olarak sorumlu oldukları, davalı ...'in; kasıtlı eyleminden kaynaklanan %100 kusuru nedeniyle, davalı ...'nin ise Borçlar Kanunu'nun "kusursuz sorumluluk" hükümleri gereğince sorumlu oldukları, her ne kadar davalılar vekilinin savunmasında "eylemin kasıtlı bir eylem olması nedeniyle kusursuz sorumluluk hükümlerinin araç sahibi hakkında uygulanamayacağı" ileri sürülmüş ise de, Borçlar Kanunu'nun haksız eylem sorumluluğunu düzenleyen hükümleri gereğince; haksız eylemin bir unsuru olan "kusur" genel kavramının içinde "kasıt" unsurunun da yer aldığı, yani aslında kastın da genel anlamda bir kusur türü olduğu göz önüne alındığında, kasıtlı eylem için de, bir motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan zarar verme eylemi bakımından kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanması gerektiği, diğer taraftan; yine davalılar vekilinin savunmasına göre "EDS cihazı ile ilgili gerekli güvenlik önlemleri alınmadığı için müterafik kusur uygulanması gerektiği" dile getirilmiş ise de, bir taraftan; EDS cihazı ile ilgili sigorta poliçesindeki "malzemelerin depolandığı alanın etrafının çitle çevrilecek olması" koşulunun yere sabitlenen böyle bir cihaz için değil, hırsızlığa konu olabilecek menkul eşyalar için konulmuş matbu bir hüküm olmasına, diğer taraftan ise; cihazın belediye tarafından geçici kabulü yapılmış olsa bile, ceza mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, "kamu malı" olup herhangi bir koruması olmasa bile kamunun (şehirde yaşayan tüm insanların) tekafülü (koruması) altında olmasına, ayrıca zaten kasten gerçekleştirilen bir eylem için cihazın etrafının bir güvenlik çemberiyle çevrilmesinin faydasız olması hususuna göre, olayda müterafik kusur durumunun uygulanmayacağı, dolayısıyla; bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenen zarar miktarından araç sahibi (işleteni) olan davalı ... ile aracı kasten cihaza çarpan davalı ...'in müteselsilen sorumlu oldukları, konu ile ilgili yapılan icra takibine yaptıkları itirazda belirlenen miktar kadar haksız oldukları, ancak davacı tarafın da icra takip miktarını 327.768,33 TL olarak başlatması nedeniyle 153.449,65 TL miktarın dışında kalan kısım ile ilgili olarak haksız olduğu, diğer taraftan; her ne kadar icra inkar tazminatı istenmiş ise de, zarar miktarının yargılama sonucunda bilirkişi incelemesi ile belirlenmesine ve likit olmamasına göre davacı tarafın icra inkar tazminatı isteğinin de uygun olmadığı kanaatleri ile, davanın kısmen kabulüne, 153.449,65 TL miktar bakımından itirazın iptaline, icra inkar tazminatı isteğinin reddine" karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili ve davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ile davacı vekilinin istinaf istemi yönünden yapılan incelemede; bilirkişi raporu ve ek raporun dosya kapsamı ile uyumlu ve denetime elverişli olduğu, davalılar vekilinin istinaf istemi yönünden yapılan incelemede; Ceza Mahkemesinin ilamı ile sanık ... hakkında kamu malına zarar verme suçunu işlediği gerekçesiyle mahkumiyet kararı verildiği ve kararın istinaf denetiminden geçerek kesinleştiği, her ne kadar davalı ... araç maliki yani işleteni olarak tazminatla sorumlu tutulmuşsa da, işletenin sorumluluğu için aranan şartlardan en önemlisi aracın verdiği zararın trafik kazasından kaynaklanması olup dava konusu zarara neden olan eylem bir trafik kazası olmayıp kasıtlı olarak kamu malına zarar verme olduğundan, olayda trafik kazası söz konusu olmadığından davalı ...'in işleten olarak sorumluluğuna gidilemeyeceği, adı geçen davalının dava konusu haksız eyleme dahil olduğu ve diğer davalı ile birlikte hareket ettiği de iddia ve ispat olunmadığına göre tazmin sorumluluğunun olmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin yerinde olduğu, davacı şirketin ... Risk Sigortası yaptırmaması müterafik kusur olarak değerlendirilemeyeceği gibi tamir yaptırılsa bile zararın talep edilmesine engel olmadığı gerekçesiyle; "A-Davacı vekilinin istinaf isteminin reddine, B-Davalılar vekilinin istinaf isteminin davalı ... yönünden kabulüne, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi ███████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına; yeniden hüküm oluşturularak;1-Davanın davalı ... yönünden reddine,2-Davanın davalı ... yönünden kabulüne, ... İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı icra takibindeki davalı ...'in itirazının, yargılama sırasında belirlenen 153.449,65 TL bakımından iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,3-Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin, iptaline karar verilen miktar yargılamayı gerektiren ve yargılama sonunda belirlenen likit olmayan bir miktar olması nedeniyle reddine" karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma KararıMahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Daire; "... Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd). Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakta olup uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp, çözümlenmesi gerekmektedir. Bölge Adlliye Mahkemesince, işleten olan davalı ... de tazminattan sorumlu olduğu halde yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir" gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen KararMahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla bozma ilamına uyularak taraf vekillerince yapılan istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunun “Hesaplamalar” bölümünde; bilirkişilerin müvekkili şirketin uğradığı zararın 116.820,00 Euro olarak talep edildiğini, ancak, dosya içerisinde 116.820,00 Euro tutarlı zararın nasıl hesaplandığına dair her hangi bir bilgi bulunmadığını ifade ettiklerini, bu hatalı tespit sonucunda da hesaplama yaparken dosyaya sundukları 13.11.2015 tarihli faturayı esas alarak müvekkili şirketin zararının 228.669,00 TL olduğunu hesap ettiklerini, kanıt listesinin 6. maddesinde belirtildiği üzere; “Davaya konu cihazın satın alma ve ayrıca hasar sonrası değişim faturaları” dosyaya sunulduğunu, sunulan faturaların ilki bilirkişinin hesabına dayanak yaptığı 23.11.2015 tarihli fatura olup bu faturanın toplu halde cihazların ilk satın alındığı tarihte müvekkili şirkete kesilen ve müvekkili şirketçe ödenen tutarları gösteren fatura olduğunu, iki adet faturanın bilirkişi raporlarında iddia edildiği gibi mükerrer olmadığını, icra takibine konu asıl alacak, müvekkili şirketin takip açılış tarihindeki Euro kuru üzerinden uğradığı ve karşılanmayan zararının TL'ye çevrilmesi suretiyle hesaplanan 332.768,33 TL tutarda olduğunu, bu nedenle mahkeme kararının bozularak yapılacak inceleme sonucunda dosya içeriğinde sunmuş oldukları kanıtlar ve faturalar doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; bu aşamaya dek olan tüm yazılı ve sözlü beyanlarını ve dilekçelerini tekrarlayarak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin lehlerine verdiği red gerekçelerinin gözetilerek bozma kararı verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanan tazminat alacağı ile ilgili icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Davacı vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın taraflar yönünden ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'den alınmasına,Aşağıda dökümü yazılı peşin harcın onama harcına mahsubuna,Dosyanın, mahkemeye gönderilmesine,26.11.2025 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.KARŞI OYDosya kapsamından, dava konusu olayın ... Belediyesi tarafından geçici kabulü yapılan davacı şirkete ait elektronik denetleme cihazına aracın sürücüsü olan davalı ...'in traktörle kasten çarparak zarar verdiği, araç sürücüsü ... hakkında olayla ilgili 'kamu malına zarar verme' eyleminden ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ E, ████████ K. sayılı dosyası ile ceza yargılaması yapıldığı ve eylem sabit kabul edilerek cezalandırılmasına karar verildiği, istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın ise 27.12.2016 tarihinde kesinleştiği, kazaya karışan aracın ise diğer davalı ... adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.Davalı ...'in eylemi 'kamu malına zarar verme' şeklinde olup, "bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazası" niteliğinde bulunmamakta; sürücünün aracı işletilme kavramından bağımsız ve silah olarak kullandığı kasıtlı bir eylem vasfını taşımakta olup 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamına girmediğinden ve olayın işletenin de bilgisi dahilinde meydana geldiği iddia ve ispat edilemediğine göre davalı ...'in zarardan sorumlu tutulma imkanı bulunmamaktadır.Dava konusu olayda işletenin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğinden ve davalı sürücünün kasten eylemi neticesinde meydana gediğinden, davalı ...'in sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenle, karara karşı davalı ... vekilinin davanın reddi gerektiği hususundaki temyiz itirazının kabulü gerektiğini düşündüğümden, sayın çoğunluğun 1. bentteki temyiz itirazlarının reddi kararına katılmıyorum.