Anahtar kelimeler: Gkarar Reklamı Denizli Akdedildiğini Başkan Yazim Katip Borçlular Hava Üye

T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ...
KARAR NO
: ...
KARAR TARİHİ
: █████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN
: ...
ÜYE
: ...
ÜYE
: ...
KATİP
: ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ... Esas ... Karar
DAVACI
: ...
...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALILAR
: 1-...
2-...
3-...
VEKİLLERİ
: Av....
Av. ...
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
G.KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile borçlular arasında Açık Hava Reklamı Kira Sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşme uyarınca borçlulara müvekkilince 3 adet duvar reklam alanının █████/2018-█████/2019 tarihleri arasında kiralandığını, sözleşme uyarınca ödenmesi gereken kira bedellerinin borçlular tarafından davacıya ödenmediğini, davalıların bu sözleşmeden doğan toplam 194.700,00 TL borcu bulunduğunu, █████/2018 tarihinde davalıların borcun 15.000,00 TL sini ödediğini, ancak yapılan ödemenin süresinde olmaması nedeniyle TBK'nun 100. Maddesi de gözetilerek öncelikle faizden düşüldüğünü daha sonra asıl alacaktan düşüldüğünü, bu doğrultuda yapılan ödemenin 442,08 TL sinin takip öncesi faizden, 14.557,92 TL sinin takip öncesi alacaktan düşüldüğünü, davalı şirketlerin 180.142,00 TL si asıl alacak, 17.068,35 TL si takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere takip sonrası işleyen faiz hariç toplam 197.210,43 TL borcu bulunduğunu, müvekkilinin alacağının davalı borçludan tahsilinin sağlanması amacıyla...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, başlatılan icra takibine dair davalılar tarafından takibe itiraz edildiğini ve haksız itiraz nedeniyle takibin durdurulduğunu belirterek, öncelikle borca-uyuşmazlık konusu miktara yetecek tutarda, davalıların taşınır ve taşınmaz mallarına ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyaten haciz konulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 180.142,08 TL nin tazmini ve vade tarihlerinden başlayarak tahsile kadar işleyecek T.Merkez Bankasının öngördüğü reeskont faizi ile birlikte, tahsil için açılan ....İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptaline, haksız olarak yapılan itiraz nedeniyle alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; görev ve yetki itirazında bulunmuş, takibe konu alacağın muaccel hale gelmediğini, ihtiyati haciz talebinin mükerrer şekilde ileri sürüldüğünü ve karar altına alındığını, davacı tarafın işbu davayı açmadan önce ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı dosyasından da ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, anılan dosyada da ihtiyati haciz kararı verildiğini, ikinci bir talepte bulunulmasında hukuki yarar bulunmadığını, yargılama gerektiren konularda herhangi bir somut delil olmaksızın ve icra takibine itiraz edilmiş olduğu halde uyuşmazlığın esasına yönelik olarak iddia edilen alacaklarının ödenmediğinin gerekçe yapılamayacağını, mahkemenin ihtiyati haciz talebini kabul ettiği kararının gerekçesinde kira sözleşmesi ve faturalara göre alacaklının kira alacağına ilişkin faturaların ödenmediği yönünde kanaat bildirerek ihtiyati haciz talebini kabul ettiğini, ancak anılan kira sözleşmesi ve faturaların, kabul anlamına gelmemek üzere, en fazla bir alacağın varlığını kanıtlayabileceğini, bu alacağın herhangi bir nedenle sona erip ermediği veya yasal olarak takip edilebilir nitelikte olup olmadığına ilişkin herhangi bir hususu kanıtlamaya elverişli olmadığını, ancak bu hususların da yargılamayı gerektirdiğini, ihtiyati haciz talebi dinlenirken bu hususlar yok sayılıp alacağın varlığı ve istenebilir olduğunun tam ve kesin olarak ispat edilmesi gerekliliği aranmadığından bahisle ihtiyati haciz kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin ihtiyati haciz kararında tek taraflı olarak davacının iddialarını geçerli saydığını ancak müvekkili şirketlerin borca itirazını zikretmeye dahi yanaşmadığını, dahası ihtiyati haciz sebepleri olan müvekkili şirketin mal kaçırmakta olduğu ve alacaklılarının haklarına kavuşmasına engellemeye çalıştığı iddialarına ilişkin hiçbir delil veya somut iddia sunulmasını da görmezden geldiğini, takibe konu alacağın muaccel hale gelmediğini müvekkili şirketlerin ne suretle mal kaçırma ve alacaklıyı zarara uğratma ihtimali olduğuna dair bir emare dahi gösterilmediğini,...ile ...arasında akdedilen “Açık Hava Reklamı Kira Sözleşmesi” uyarınca; alacaklı olduğunu iddia eden taraf reklam alanının sahibi adına yetkili olduğunu kabul ettiğini, buna karşın ...’nin reklamların konulduğu taşınmazların maliki olmaması ve taşınmazın maliklerinden yetki almadığı ve muvafakatlerinin de olmadığına ilişkin şikayetler alınması üzerine alacaklı olduğunu iddia eden taraftan taşınmazın maliklerinden kendisinin yetkili olduğuna ve/veya taşınmazların duvarlarının reklam alanı olarak kullanılmasına muvafakat ettiklerine dair belge getirilmesinin talep edildiğini, müvekkili şirketlerin hukuki sorumluluğunu doğurabilecek ve sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil eden bu durumun yazılı bir belgeyle açıklığa kavuşturulmaması nedeniyle sözleşme hükümlerine göre iade alınması gerekecek tutarlar da olabileceğinden alacaklı olduğunu iddia eden tarafın talep ettiği kira bedellerinin muaccel hale gelmediğini, mahkemenin de yargılama gerektiren ödeme hususunda herhangi bir iddia ve delil yokken ödeme yapılmadığının tespiti yönünde esasa yönelik kanaat ve gerekçe bildirilmesinin de mutlak olarak hukuka aykırı olduğunu, icra takibine itiraz haklarının hukuksuz bir şekilde ellerinden alındığını, mahkemenin verdiği ihtiyati haciz kararı itiraza uğramış bir icra takibi hakkında ihtiyati haciz kararı vererek müvekkilinin yasal haklarını fiilen kullanamaz hale getirdiğini, davacının sırf müvekkili şirketleri zarara uğratmak üzere kötüniyetli olarak talepte bulunduğunu, itirazın iptali veya kaldırılması davası açmayan davacının bunun yerine yasal olarak müvekkili şirketin malvarlığına ihtiyati haciz uygulayarak müvekkili şirketleri ödemeye zorlamak için yasal haklarını kötüye kullanmasına imkan verildiğini, borcun muaccel olmaması haline dayanan davacının talebi aşılarak muaccel olmayan borçlara ilişkin koşulların oluşup oluşmadığı değerlendirilmeden soyut beyanlara ve gerekçelere dayalı verilen ihtiyati haciz kararının da hukuka aykırı olduğunu, hiçbir somut emaresi olmadan ve davacının soyut iddiaları araştırılmadan yasada yer alan ifadelerin geçirilmesi suretiyle gerekçesiz ve nedensiz olarak ihtiyati haciz uygulanmasının müvekkili şirketin ticari itibarını dahi zedeleyecek ölçüde haklarını ihlal edecek bir nitelik taşıdığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yapılan yargılama, dava ve cevap dilekçeleri, toplanan deliller, .... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı icra takip dosyası, ...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin... D.iş sayılı dosyası, ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekilince ... İcra Müdürlüğü'nün ....esas sayılı dosyasında asıl alacak ve faiz olmak üzere takip öncesi ödemeler düşüldükten sonra 197.410,43 TL toplam alacak üzerinden yapılan icra takibinin davalılar vekilinin itirazı üzerine durduğu, bilirkişiler tarafından ticari defterler üzerinde yapılan inceleme sonunda bilirkişi ... tarafından █████/2020 tarihli raporda toplam borç miktarının 197.210,43 TL olduğu yönünde rapor verildiği, bilirkişi ...tarafından davalıların ticari defterlerinde yapılan önceleme sonunda yine toplam borç miktarının 197.224,04 TL olarak hesaplandığı alınan bilirkişi raporlarının birbiri ile uyumlu olduğunu, ayrıca davacı vekilince dava dosyası kapsamında söz konusu açık hava reklam panolarının kiralanmasına ilişkin bina maliklerinden alınmış yazı ve muvafakatnamelerin █████/2019 tarihli beyan dilekçesi ile dosyaya sunulmuş olduğu anlaşılmakla, hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilen raporlar doğrultusunda taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi gereğince ( davacının dava dışı üçüncü kişilerden söz konusu reklam alanlarını kiralayarak müşterilerin reklamlarının yayınlanacağa alanlara ilişkin aracılık ettiği, sözleşmenin hizmete ilişkin olduğu ) düzenlenen fatura alacaklarından kaynaklı olarak başlatılan icra takibinde davalının davacıya borcunu ödediğine, böyle bir borcu bulunmadığına dair yazılı herhangi bir delil de sunamadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile; davalıların .... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazların iptali ile takibin devamına, davalıların asıl alacağın (180.142,08 TL) 'nin %20'si (36.028,42 TL) oranında icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahiyeti değişmiş olduğu halde kira sözleşmesi değerlendirmesiyle yapılan bilirkişi incelemesinin yeterli görülmesinin hukuka aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kira sözleşmesi ilişkisi olmadığı reklam hizmet sözleşmesi olduğuna karar verildiğini ve böylece sözleşmesel ilişkinin bütünüyle değiştiğini, bununla birlikte zaten hatalı olan ve kaldırma kararı öncesinde yapılan bilirkişi incelemesi yeterli görülerek yeni duruma göre bir bilirkişi incelemesi yapılmadığını, bu durumun açıkça hukuka aykırı olduğunu adil yargılama ilkelerine de aykırı olduğunu, görevsiz mahkemede yapılan işlemlerin tamamının yok hükmünde olup kamu düzenine ilişkin olan görev kurumunun şekli değil esasa ilişkin bir önemi olduğunun unutulmaması gerektiğini, görevin görevsiz mahkemenin yaptığı inceleme ve verdiği kararın üzerindeki mahkeme adının değiştirilmesinden ibaret olmaması gerektiğini, ... ile ... arasında akdedilen “Açık Hava Reklamı Kira Sözleşmesi” uyarınca; alacaklı olduğunu iddia eden tarafın reklam alanının sahibi adına yetkili olduğunu kabul ettiğini, buna karşın...nin reklamların konulduğu taşınmazların maliki olmaması ve taşınmazın maliklerinden yetki almadığı ve muvafakatlerinin de olmadığına ilişkin şikayetler alınması üzerine alacaklı olduğunu iddia eden taraftan taşınmazın maliklerinden kendisinin yetkili olduğuna ve/veya taşınmazların duvarlarının reklam alanı olarak kullanılmasına muvafakat ettiklerine dair belge getirilmesinin talep edildiğini, ilgili belgenin müvekkilince talep edilmesine rağmen davacı tarafça kayıtsız kalındığını, müvekkili şirketlerin hukuki sorumluluğunu doğurabilecek ve sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil eden bu durumun yazılı bir belgeyle açıklığa kavuşturulmaması nedeniyle sözleşme hükümlerine göre iade alınması gerekecek tutarlar da olabileceğinden alacaklı olduğunu iddia eden tarafın talep ettiği hizmet bedellerinin muaccel hale gelmediğini, bu bağlamda sözleşmede davacı tarafından garanti edilmiş olan reklam alanlarının sahiplerinden gerekli izinlerin alındığı ediminin yerine getirildiğinin kanıtlanması gerektiğini, müvekkili şirketlerin ısrarlı taleplerine karşın davacı tarafından bugüne kadar gerekli izinlere ilişkin herhangi bir belge sunulmadığını, deliller toplanmadan ve değerlendirilmeden borç hesaplaması yapılmasının hatalı olduğunu, taraflar arasındaki kabul anlamına gelmemekle birlikte borç ilişkisinin ve muacceliyet durumunun öncelikle incelenmesi gerektiğini, cevap dilekçelerinde bildirdikleri 4 numaralı delilde "Davacıdan celbedilmesi talep edilecek reklam alanlarına ilişkin gerekli izinlerin alınıp alınmadığını ve bunların müvekkil şirketlere sunulup sunulmadığını gösteren kayıtlar ve belgeler" talep edildiğini, sözleşmede reklamların yapıldığı duvarlardaki adreslerin belirli olup ilgili tapu kayıtlarının mahkeme dosyasına celp edilmediğini, ayrı 3 duvardaki taşınmaza malik olanların muvafakatinin olup olmadığının sorgulanmadığını, borcun ve taraflarınca yapılan itirazın ana sebebinin söz konusu duvarlara malik olan kişilerce şikayetlerin olmasına istinaden söz konusu iddia edilen borcun muaccel hale gelmediğini, itirazları olmasına rağmen itiraz konusu araştırılmadan dosyanın bilirkişiye tevdii edilerek, bilirkişi raporu alınmasının hukuki dinlenilme haklarını ihlal eder nitelikte olduğunu, taraflar arasında öncelikle hukuki ilişkinin ve muacceliyet bilgisinin araştırılması gerektiğini, davacının mahkemeye sunduğu faturalara istinaden düzenlenen ve defter incelemesi yapılan borcun kabul edilmediğini, borcun muaccel hale gelmesi için taşınmaza malik olanlar tarafından verilen muvafakatnamenin, sözleşme ve kiralanması halinde tahsil kabiliyetinin olduğunu gösterir bilgi ve belgelerin paylaşılması gerektiğini, zira müvekkili şirketler açısından borcun muacccel hale gelmediğini, taraflar arasındaki hukuki ilişki değerlendirilmeden bilirkişinin borç hesaplaması yapmasının hatalı olduğunu, ...ile...arasında akdedilen “Açık Hava Reklamı Kira Sözleşmesi” uyarınca; alacaklı olduğunu iddia eden taraf reklam alanının sahibi adına yetkili olduğunu kabul ettiğini, buna karşın ...’nin reklamların konulduğu taşınmazların maliki olmaması ve taşınmazın maliklerinden yetki almadığı ve muvafakatlerinin de olmadığına ilişkin şikayetler alınması üzerine alacaklı olduğunu iddia eden taraftan taşınmazın maliklerinden kendisinin yetkili olduğuna ve/veya taşınmazların duvarlarının reklam alanı olarak kullanılmasına muvafakat ettiklerine dair belge getirilmesinin talep edildiğini, ilgili belgenin müvekkilince talep edilmesine rağmen davacı tarafça kayıtsız kalındığını, müvekkili şirketlerin hukuki sorumluluğunu doğurabilecek ve sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil eden bu durumun yazılı bir belgeyle açıklığa kavuşturulmaması nedeniyle sözleşme hükümlerine göre iade alınması gerekecek tutarlar da olabileceğinden alacaklı olduğunu iddia eden tarafın talep ettiği kira bedellerinin muaccel hale gelmediğini, bu bağlamda sözleşmede davacı tarafından garanti edilmiş olan reklam alanlarının sahiplerinden gerekli izinlerin alındığı ediminin yerine getirildiğinin kanıtlanması gerektiğini, müvekkili şirketlerin ısrarlı taleplerine karşın davacı tarafından bugüne kadar gerekli izinlere ilişkin herhangi bir belge sunulmadığını, müvekkili şirketlerin iddia edilen alacağın likit olmayıp icra inkar tazminatının önceki karardaki gibi reddi gerekirken bu kez kabulüne karar verilmesinin hem BAM kararına hem de kanuna aykırı olduğunu, bilirkişinin hukuki değerlendirmede bulunup alacağın likit olduğundan bahisle icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesine kendince karar verdiğini, önceki beyanlarında ve defaatle açıkladıkları üzere kabul anlamına gelmemekle birlikte ortada muaccel hale gelmiş bir likit borç bulunmadığını, icra inkar tazminatına hak kazanılacağının kabul edilemeyeceğini, bilirkişice raporun yanlı olarak oluşturulduğunu, itirazları doğrultusunda terditli bir hesaplama yapma gereği dahi duymadığını, davacı tarafın sözleşmede garanti ettiği ve müvekkili şirkete sunacağını taahhüt ettiği muvafakatnameleri sunmadığını, bu belgelerin daha sonra davanın ilerleyen bir aşamasında dosyaya sunulması alacağın varlığı yönünden yeterli görülecekse bile müvekkili şirketin bu belgeler sunuluncaya kadar ödemeden imtina etmesinde sözleşme ve kanundan doğan haklı bir ödemezlik def'i hakkı olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatı talebinin reddi gerekirken kabule karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir.
Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, TBK'nın 89. maddesi hükmü gereği para borcunda ifa yeri, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri olduğundan yetkiye yönelik itirazın yerinde olmadığına, icra takibine dayanak faturaların davalı tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olup, tarafların ticari defterlerinin alacak/borç miktarı konusunda birbirlerini doğrulamasına, davalı tarafından faturalarda konu hizmetin alındığından sabit olmasına, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yanlışlık bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2025 tarih, ...Esas ...Karar sayılı kararına karşı davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 13.471,44 TL istinaf karar harcından peşin alınan 3.367,86 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.103,58 TL istinaf karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen yatırana iadesine,
5-İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026
...
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!