Anahtar kelimeler: Silahlı Delaletiyle Sıfatı Örgütüne Olma Edenin Görüşü Ret Terör Üye

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 18. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI
: ████████ E., 2020/9 K.SUÇ
: Silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılıkHÜKÜM
: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; 3713 sayılı Kanun'un 7/1. maddesi delaletiyle TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1, TCK'nın 62/1, 53/1-2-3, 58/9-6 ve 63. maddeleri uyarınca verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının reddi ve düzeltilerek esastan reddi, Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçundan TCK'nın 158/1-e, 43/1, 62/1, 52/2-4, 53/1-2-3 ve 63. maddeleri uyarınca verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Ret, bozmaBölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;Sanık müdafiinin duruşma talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK'nın 299/1 inci maddesi uyarınca REDDİNE,Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;1- Sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafinin temyiz istemi incelendiğinde;İlk derece mahkemelerince verilen beş yıldan az hapis ve adli para cezasına mahkûmiyet kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi uyarınca temyiz edilemez nitelikte olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz talebinin 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE,2- Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin █████████ esas ve █████████ sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören, fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında,Sanığın dosya kapsamına yansıyan eylemleri, savunması, tanık beyanları ve sair deliller nazara alındığında; dosya kapsamında sanık savunmasının aksini ortaya koyan, örgütün hiyerarşik yapısına organik bağ ile bağlandığı, süreklilik çeşitlilik ve yoğunluk kapsamında değerlendirilebilecek faaliyetlerde bulunduğu yönünde, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil mevcut olmadığı gözetilmeksizin, sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraati yerine delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek sonucu yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.