Anahtar kelimeler: Kefili Şubesi Başlattığını Bilgisayar Vermediğini Bankanın Defter Bakırköy Ret Şti
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
HÜKÜM
: Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; dava dışı ... Bilgisayar Ltd. Şti. ile davalı bankanın ... Şubesi arasında 08.12.2019 tarihli genel kredi sözleşmesi düzenlendiğini, davalı bankanın sözleşme kapsamında kredi verdiği iddiasıyla sözleşmenin kefili olarak kendisi hakkında takip başlattığını, ancak davalının kredi vermediğini, kredi sözleşmesinde yer alan bankanın defter ve kayıtlarının kesin delil olacağına dair düzenlemenin emredici hükümlere aykırı olduğunu, Rekabet Kurulunun 08.03.2013 tarihli kararında, aralarında davalı bankanın da bulunduğu 12 bankanın 21.08.2007-22.09.2011 tarihleri arasında kredi faizlerinin belirlenmesinde kartel oluşturduğunun tespit edildiğini, kredi alacağının tahsili için yapılan takipte taşınmazlarına haciz uygulanması ve borcu kartel faizi ile ödemek zorunda kalması nedeniyle zararının doğduğunu, 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 58. maddesi uyarınca zararının üç katı oranında tazminata hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca yapılan takip nedeniyle manevi zarara da uğradığını ileri sürerek şimdilik 3.560,00 TL olmak üzere zararının üç katının davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kredi sözleşmesinde kefil olan davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, Rekabet Kurulu kararının iptali için açılan davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, müvekkili bankanın kusuru ve hukuka aykırı bir fiili, davacının da zararının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Rekabet Kurulu'nun rekabetin ihlaline dair kararının idari yargı sürecinde iptal edildiği ve bu kararın kesinleştiği, bu nedenle rekabetin ihlal edilmemesi nedeniyle haksız fiilin oluşmadığı, aksi halin düşünülmesinde dahi davacının kefili olduğu dava dışı şirkete kullandırılan kredinin ticari nitelik taşıdığı, ticari kredilerin Rekabet Kurulu kararı kapsamında kalmadığı, davalının, davacının kişilik haklarına eylemi de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerek davacının kefili olduğu şirket, gerekse davalı bankanın sermaye şirketi olduğu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) ilgili hükümlerine tabi bulundukları, TTK'nın 8. maddesi gereğince tacir olan tarafların faiz oranının serbestçe belirlenebileceği, Rekabet Kurulu kararına konu faiz oranının ticari kredilerdeki faiz yönünden uygulama yerinin olmayacağı, davacı vekilinin aksine iddialarında isabet görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna aykırılık nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 27.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!