Anahtar kelimeler: Ödünç Bam Başkan Katip Üyesi İçindeki Üye Yerinin Verme Görevsizlik

T.C. *********** BAM ***************** HUKUK DAİRESİ

T.C.
************* BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
***********. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
G E R E K Ç E L İ İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO
: ************
KARAR NO
: **************
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ************ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: *********
NUMARASI
: 2********* Esas **************** Karar
DAVACI
: ... -...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: ... -...
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 22/2 maddesi gereğince ****************. Asliye Hukuk Mahkemesi ve ********** Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile dosya yargı yerinin belirlenmesi için dairemize gönderilmekle dosya içindeki tüm belgeler ile dairemiz üyesi tarafından hazırlanan ön inceleme raporu incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı-borçlunun ******** vade tarihli, 110.000,00.-TL bedelli, borcunu müvekkiline ödememesi üzerine taraflarınca davalı aleyhine********** İcra Dairesinin ******** Esas sayılı takip dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrini tebliğ alan davalının, yasal süresi içinde imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek, imzaya itiraz ettiğini, bu itiraz üzerine icra takibinin durduğunu, Senetin altındaki imzanın davalıya ait olup, davalının imza itirazı ile birlikte kötüniyetli olarak icra takibini geciktirmeye çalıştığını, Borcun sebebinin davalının kendi yazısı ile bizzat yazarak ve imzalayarak, müvekkiline vermiş olduğu******** vade, ************-TL bedelli, davalının kimlik bilgisinin de bulunduğu adi senetten kaynaklandığını, imzanın kendisine ait olmadığını beyan eden davalının, adi senet altındaki imzanın davalı tarafın eli ürünü olup olmadığına ilişkin incelemenin yapılabilmesi için öncelikle Grafoloji uzmanı Grafolog Bilirkişisi aracılığıyla imza incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, davalı tarafın esas açısından icra takibine itirazı haksız ve kötü niyetli olup, takibin sürüncemede bırakılması maksatlı olduğunu, bu kapsamda davalı tarafından yapılan haksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazın iptalini, imzanın grafolog aracılığıyla davalı eli ürünü olup olmadığının tespit edilmesini, iptale hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
**********. Asliye Hukuk Mahkemesince ************ tarihli ************* Esas, *************Karar sayılı karar ile, taraflar arasında senetten kaynaklı uyuşmazlık olduğu, davanın mahiyeti bir bütün olarak değerlendirildiğinde bononun kambiyo vasfında olup olmadığını değerlendirmek için TTK hükümlerinin tartışılması gerektiğinden TTK'nın 4.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu anlaşılmış, somut olayda bononun kambiyo vasfında olup olmadığı ve adi senet hükmünde olup olmadığını inceleme ve takdir yetkisi ile davayı çözüme kavuşturma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğu, uyuşmazlığın ticari nitelikte olduğu, davanın açıldığı tarih itibari ile mahkememiz yargı çevresinde Asliye Ticaret Mahkemesine ait davalara bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin ********** Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
*********** Asliye Ticaret Mahkemesince, görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. HMK’nın 115/1. ve 138. maddeleri ile usul ekonomisi ilkesi uyarınca dosya üzerinden dava şartları nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi mümkündür (YHGK ███████-2141E., ████████K.). Eldeki uyuşmazlığın çözümünde ***********. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşıldığından, HMK'nın 114/1-c, 115/2 maddeleri uyarınca karşı görevsizlik kararı verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
:
HMK 23/1 maddesinde yargı yerinin belirlenmesine ilişkin incelemenin dosya üzerinden yapılabileceği düzenlenmektedir. Bu nedenle dairemizce dosya üzerinden yapılan incelemede;
Bilindiği üzere, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.
Somut olayda; davacının davalıdan alacağı olduğunu belirterek itirazın iptalini talep ettiği, tarafların tacir olmadığı, kambiyo takibi yapılmadığı, mevcut durumda görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu anlaşılmış ve yargı yeri olarak belirlenmesi gerekmiştir.
KARAR
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
6100 Sayılı HMK’nun 21. ve 22. maddeleri gereğince ************* Asliye Hukuk Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
Dava dosyasının, dosyayı dairemize gönderen mahkemeye iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, █████/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
KANUN YOLU
: HMK'nun 362/1 maddesi uyarınca kesin olmak üzere
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ
:***********
...
Başkan
...
e-imza
...
Üye-...
e-imza
...
Üye -...
e-imza
...
Katip
...
e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!