Anahtar kelimeler: Kanalında Sunuculuğunu Tekrarında Yayınında Televizyon Sarf İfadelerle Programın Saldırıya Diş

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ███████ 15... /608 KararİLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 27. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: 2019/2 95... /62 KararBölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalı ....'nin sahibi olduğu .. TV televizyon kanalında yayınlanan diğer davalıların sunuculuğunu yaptığı ".. .." isimli programın 07.01.2019 tarihli yayınında ve 08.01.2019 tarihli tekrarında sarf edilen söz ve ifadelerle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, İstanbul 7. Aile Mahkemesinin ███████ D.iş sayılı kararı ile müvekkili yararına koruma kararı verildiğini, davalı ... hakkında hakaret suçundan mahkumiyet kararı verildiğini, davalıların zarardan birlikte sorumlu olduklarını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile kararın yayınlanması talep edilmiştir.II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yayında dava dışı ..'ın davacı hakkındaki iddialarının dile getirildiğini bu nedenle müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, kişilik haklarına bir saldırı olmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu yayında davalı ...'in davacıya doğrudan yönelttiği hakeret içeren bir beyanın bulunmadığı, davalı ...'in dava dışı ..'ın davacı ve ailesine yönelik ifadelerini aktardığı, yine program sırasında davalı ... tarafından da davacıya karşı herhangi hakaret içerikli bir ifade kullanılmadığı, her ne kadar İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/ 41... /200 Karar sayılı kararı ile yayında davalı ...'in davacıya karşı ''dolandırıcı'' ifadesini birden fazla kez kullandığı gerekçesi ile mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de programda davalı ... tarafından sadece dava dışı ..'ın iddialarının aktarıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'in dava dışı ..'la olan mesajlaşmalarından bahisle ...'ın davacı hakkındaki bir kısım iddialarını dile getirdiği, magazinsel kişiliği olan insanların hakaret içermeyen, eleştirel nitelikteki bu tür yayınlara, sıradan insanlara göre daha fazla tahammül göstermesi gerektiği, buna göre sarfedilen sözlerin düşünceyi açıklama ve eleştiri hakkının sınırları kapsamında kaldığı, davacının kişilik haklarına saldırı boyutuna varmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı ... hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmasına rağmen iş bu karar değerlendirilmeden hukuka aykırı olarak davanın reddedildiğini, yayında müvekkili hakkında bir çok kez dolandırıcı ifadesinin kullanıldığını, müvekkili yararına koruma kararı verilmesine rağmen bu kararın ihlali sonucunu doğuracak şekilde yayınlara ve sosyal medya paylaşımlarına devam edildiğini, davalı ...'in tüm gerçek dışı beyanlarının diğer sunucu olan davalı tarafından teyit edildiğini, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; .. TV televizyon kanalında yayınlanan ".. .." isimli programın 07.01.2019 tarihli yayınında ve 08.01.2019 tarihli tekrarında davacı hakkında sarf edilen söz ve ifadeler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir.1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin davalı ...'ye yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Davacı vekilinin davalılar .... ve ...'e yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."Anayasa'nın 26 maddesi şöyledir
:"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. ... Bu hürriyetlerin kullanılması, ... başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir...."AİHS'nin 10 maddesi şöyledir
:"1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. ... 2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ... başkalarının şöhret ve haklarının korunması ... için gerekli olan bazı ...sınırlamalara ... tabi tutulabilir."TMK'nın "Kişiliğin korunması" başlıklı 24 maddesi şöyledir:“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”TBK’nın “Kişilik hakkının zedelenmesi” başlıklı 58 maddesi şöyledir:“Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.”Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin karşılığı manevi zarar olarak kabul edilerek keder ve acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için kanunlarımız manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir. TMK'nın 24 ve TBK'nın 58 maddelerinde yer verilen kişilik haklarının korunması da bunlardan biridir.İfade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir. Muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve bu konuda başkalarını ikna çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için hayati önemdedir (Anayasa Mahkemesi (AYM); Bekir Coşkun, B. No: ██████████, 4/6/2015; Mehmet Ali Aydın, B. No: █████████, 4/6/2015).İfade özgürlüğü; aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); Von Hannover/Almanya, B. No: ████████).Ancak belirtmek gerekir ki ifade özgürlüğü sınırsız değildir. Başta siyasi kişiler olmak üzere, en geniş hâlde dahi ifade özgürlüğünün, kişilerin itibarına zarar verecek boyuta ulaşmaması gerekir. Bu gereklilik, temel hak ve hürriyetlerin; kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiğini belirten Anayasa'nın 12/2 maddesinden doğan bir zorunluluktur (AYM; Fatih Taş, B. No: █████████, █████/2014). Bu itibarla, Anayasa'nın 26/2 maddesine göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri de başkalarının şöhret ve itibarının korunmasıdır. Davalının söylediği sözlerin, ifade özgürlüğünün sınırlarını aştığını tespit ederken mahkemece ortaya konulan gerekçenin, bu özgürlüğü sınırlamak için yeterli ve ilgili olmasının yanında, ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamanın, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik, ölçülü, orantılı ve istisnai nitelikte olması gerekir. Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.Bu tür davalarda mahkemece yapılması gereken; kamuya mal olmuş kişilerin şöhret ve itibarı ile ifade özgürlüğünün çatışması hâlinde bu iki hak arasında makul bir dengenin kurulmasıdır. Dengeleme yapılırken her bir somut olay bakımından şu hususları göz önüne almak gerekmektedir: Dava konusu açıklamanın kamu yararına ilişkin bir tartışmaya sağladığı katkı, ilgili kişinin tanınırlığı, toplumdaki rolü ve işlevi ile yazıya konu olan faaliyetin niteliği, açıklama veya yayının konusu, kapsamı, şekli ve etkileri, ilgili kişinin daha önceki davranışları, bilgilerin elde edilme koşulları ve gerçekliği ile uygulanan yaptırımın niteliği (AYM; Kemal Kılıçdaroğlu (3), B. No: █████████, 18/7/2018).Somut olayda, dava konusu yayınlarda davalı ... tarafından somut bir delile dayanılmaksızın davacıya olgu isnadında bulunulduğu, adı geçen davalı hakkında davacıya yönelik hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği, başkasına ait bir iddianın dile getirilmesinin yayını hukuka uygun hale getirmeyeceği, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, kullanılan söz ve ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bahsi geçen yayının yapılması yönünden kamu yararının bulunmadığı, davacının kişilik haklarına saldırının gerçekleştiği anlaşılmaktadır.Bu durumda davacının şeref ve itibarının korunmasını isteme hakkı, davalı tarafın ifade özgürlüğünden üstün tutulmalı ve davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı kabul edilmelidir. İfade özgürlüğüne bu kapsamda getirilen sınırlama, ölçülü ve orantılı olduğu gibi demokratik toplum düzeninin gereklerine de uygundur.Şu durumda; kişilik hakları saldırıya uğrayan davacı yararına TBK'nın 58 maddesi uyarınca uygun miktarda manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle istemin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.VI.KARAR1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı ...'ye yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE,2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalılar .... ve ...'e yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.