Anahtar kelimeler: Cebrî Kapak Evraktan Gününe Bono Kıymetli Geçilmesine Satılma Boyunca Bononun

T.C.

İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2026
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu alacağın, 20.11.2008 düzenleme tarihli ve aynı tarihli ödeme gününe sahip kambiyo senedine (bono) dayalı olduğunu, söz konusu bononun düzenlendiği tarihte muaccel hale geldiğini, buna rağmen borcun, vade tarihinden itibaren uzun yıllar boyunca ödenmediğini, bono bedeline ilişkin alacak nedeniyle 2011 yılında icra takibine geçilmesine rağmen, borç yaklaşık 16–17 yıl boyunca fiilen tahsil edilemediğini, ancak 2026 yılında, cebrî icra ve taşınmazın satılma ihtimali karşısında ödeme yapıldığını, icra dosyasında yapılan kapak hesabı neticesinde, borç 177.673,67 TL olarak ödendiğini ve icra dosyasının bu suretle kapandığını, ancak söz konusu tutarın, yalnızca kanuni/kambiyo faizi ve fer’ilerini içerdiğini, alacağın reel değerindeki kaybını telafi etmekten uzak olduğunu beyanla; şimdilik 100.000,00 TL belirsiz alacağın kabulü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
GEREKÇE
:
Dava; kambiyo senedine dayalı alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle oluşan munzam zarara ilişkin alacak istemidir.
HMK'nun 115/1. maddesinde "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilir." hükmü amirdir. Yine aynı madde uyarınca eksikliğin giderilmesinin mümkün olması halinde davacıya kesin süre verileceği hüküm altına alınmıştır.
TTK’nın 5/A maddesi “Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükümlerini içermektedir.
█████/2023 tarih 32154 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Orman kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 7442 sayılı Kanunun 31.maddesinde "6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1.fıkrasında yer alan "paranın ödenmesi, alacak ve tazminat talepleri hakkında " ibaresi "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında " şeklinde değiştirilmiş, aynı yasanın geçici 1.maddesinde "bu maddeyi ihdas eden kanunla 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1. fıkrası ve 7036 sayılı kanunun 3. Maddesinin 1. fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm █████/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanır" denilmiştir.
Arabuluculuğa ilişkin esaslar ise, 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesinde “Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Mahkememizin █████/2026 tarihli tensip tutanağı ile davacı vekiline arabuluculuk son tutanak örneğini sunmak üzere 1 haftalık kesin süre verildiği, tutanağın davacı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak davacı vekilinin süresi içerisinde arabuluculuk son tutanak örneğini sunmamış olduğu görülmüştür.
Dava dosyasının yapılan incelemesinden; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinde arabuluculuk faaliyetine başvurulduğunun belirtilmediği, buna ilişkin olarak arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin de sunulmadığı, bu haliyle davacının arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açtığı açıkça anlaşıldığından; açılan davanın Arabuluculuk Kanununun 18/A-2. maddesi ile HMK'nun 115/2. maddesi hükmü gereğince, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-DAVANIN ARABULUCULUK DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 1.707,75 TL'den mahsup edilerek fazla yatırılan 975,75 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından bu dava sebebi ile yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
█████/2026
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!