Anahtar kelimeler: Partisi Aşıldığını Gazetesinin Sarf Yayın Başkanı Paylaşımda Dan İfadelerle Saldırıya

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ███████ 97... /2523 KararİLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: 2018/3 81... /166 KararBölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin .. Gazetesi'nin yayın sahibi olduğunu, .. Partisi Ankara İl Başkanı olan davalı tarafından 11.05.2018 tarihinde .. 'dan yapılan paylaşımda sarf edilen söz ve ifadelerle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın 11.05.2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile kararın yayınlanması talep edilmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin .. Partisi Genel Başkanı .. 'nun avukatı olduğunu, .. Gazetesi'nde dava dışı .. hakkında yapılmış olan haksız habere tepki göstermek amacıyla dava konusu paylaşımın yapıldığını, davacının kişilik haklarına bir saldırı olmadığını, ifade özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile siyasi parti il başkanlığı görevini yürüten davalının .. hesabından davacının yayın sahibi olduğu .. Gazetesi'nde yayınlanan bir haberi .. ine ekleyerek yaptığı paylaşımın eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde olduğu, kullanılan söz ve ifadelerin değer yargısı ve eleştiri sınırlarında kaldığı, davacının kişilik haklarına bir saldırı bulunmadığı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının siyasetçi kimliğiyle kendi değer yargısına göre düşüncelerini belirterek eleştirel mahiyette ifadeler kullandığı, davaya konu açıklamaların düşünceyi açıklama ve eleştiri hakkının sınırları kapsamında kaldığı, kişilik haklarına saldırı olmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının .. ına eklediği haberin kendisi ile ilgili olmadığını, kendisi ile ilgili olmayan haber hakkında sarf ettiği söz ve ifadeler yönünden eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, davalının birçok takipçisi olduğunu, bu sözlerin geniş bir kitleye ulaştığını, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; davalı tarafından 11.05.2018 tarihinde ..'dan yapılan paylaşımda sarf edilen söz ve ifadeler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; siyasetçi kimliğine sahip davalı tarafından yapılan değer yargılarından oluşan dava konusu paylaşımın davacıya yönelik sert eleştiri niteliğinde olduğunun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22... tarihli ve ████████ başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiğinin, tüm bu açıklamalar ışığında paylaşımda geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığının anlaşılmasına göre temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.11.2025 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.KARŞI OYUyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 26 ncı maddesi şöyledir:"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. ... Bu hürriyetlerin kullanılması, ... başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir...."TMK'nın "Kişiliğin korunması" kısım başlıklı 24 üncü maddesi şöyledir:“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”TBK’nın “Kişilik hakkının zedelenmesi” başlıklı 58 inci maddesi şöyledir:“Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.”İfade özgürlüğü demokratik bir toplumun en önemli temellerinden birisi olup, toplumsal ilerlemenin ve her bireyin gelişiminin başlıca koşullarından birini teşkil etmektedir. AİHS’nin 10. maddesinin 2. fıkrası saklı kalmak koşuluyla, ifade özgürlüğü yalnızca iyi karşılanan ya da zararsız veya önemsiz olduğu düşünülen değil, aynı zamanda kırıcı, hoş karşılanmayan ya da kaygı uyandıran “bilgiler” ya da “düşünceler” için de geçerlidir. Bunlar, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olup, bunlar olmaksızın "demokratik toplum" olmaz (Handyside/Birleşik Krallık, Başvuru No: ███████, 07.12.1976, parag. 49).Ancak belirtmek gerekir ki ifade özgürlüğü sınırsız değildir. Başta siyasi kişiler olmak üzere, en geniş hâlde dahi ifade özgürlüğünün, kişilerin itibarına zarar verecek boyuta ulaşmaması gerekir. Bu gereklilik, temel hak ve hürriyetlerin; kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiğini belirten Anayasa'nın 12 nci maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur (AYM; Fatih Taş, B. No: █████████, 12.11.2014). Bu itibarla, Anayasa'nın 26 ıncı maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri de başkalarının şöhret ve itibarının korunmasıdır. Davalının söylediği sözlerin, ifade özgürlüğünün sınırlarını aştığını tespit ederken mahkemece ortaya konulan gerekçenin, bu özgürlüğü sınırlamak için yeterli ve ilgili olmasının yanında, ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamanın, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik, ölçülü, orantılı ve istisnai nitelikte olması gerekir. Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.Yasal düzenlemeler ışığında somut olay incelendiğinde; dava konusu paylaşımda davacı gazete hakkında sarf edilen " paçavra gazete" sözünün kişisel değer yargısı olarak kabul edilemeyeceği, davacının itibarının sarsılmasına neden olduğu, siyasi kimliği bulunan davalı yönünden daha geniş kabul edilse de ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığı, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı anlaşılmakla, yararına manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyorum.