Anahtar kelimeler: İrtikap İkna Görmüş Görme Görmediği Doğruya Alabilecek Surette Kavramının Maliye

MAHKEMESİ
:Ağır Ceza MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇLAR
: İkna suretiyle irtikap, kamu görevlisinin resmi belgedesahteciliğiHÜKÜMLER
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: BozmaDairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, ███████ Karar sayılı ve benzer kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hâli" olarak anlaşılması gerektiği, bu bağlamda Hazine ve Maliye Bakanlığının kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan doğrudan doğruya zarar görmediği, bu suç yönünden kamu davasına katılma ve kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı;Buna karşın Hazine ve Maliye Bakanlığının, irtikap suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı CMK'nın 237/1. maddesi gereği katılan sıfatını alabilecek surette doğrudan zarar gördüğü, kanun yoluna başvuru hakkının bulunduğu ve hükmün süresi içinde vekili tarafından temyiz edilmesi karşısında, 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce hükmün temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Kanun'un değişiklik öncesi 18. maddesinde yer verilen "...Hazine avukatının yazılı başvuruda bulunması halinde Maliye Bakanlığı, başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazanır." düzenlemesi gereği başvuru tarihinde bu suç yönünden katılan sıfatını kazandığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK'nın 237. maddesi gereği Hazine ve Maliye Bakanlığının sadece irtikap suçundan;Suçtan zarar gören Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ise her iki suçtan açılan kamu davalarına katılan sıfatını alabilecek surette doğrudan zarar gördüğü, gerekçeli kararın tebliği üzerine hükmün, vekili tarafından kanuni süresinde temyiz edildiği anlaşılmakla,Hazine ve Maliye Bakanlığının irtikap suçundan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ise irtikap ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından açılan kamu davalarına 5271 sayılı CMK'nın 237/1 ve devamı maddeleri uyarınca katılma hakkı ve aynı Kanun'un 260/1 maddesi gereği Hazine ve Maliye Bakanlığının irtikap suçundan; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ise irtikap ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından kurulan hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu anlaşılmakla, katılan sıfatıyla kabullerine karar verilerek yapılan ön inceleme neticesinde sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. Hazine ve Maliye Bakanlığının Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Talebi YönündenDairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 22.04.2014 tarihli ve ███████-397 Esas, ████████ Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı TCK'nın “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan belgede sahtecilik suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi hâlinde dahi suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi hâlinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği, “mağdur” kavramı, suçun konusunun ait olduğu kişi ya da kişiler olarak; "suçtan zarar görme" kavramının ise gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulu gerek Dairemiz kararlarında; "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hâli" olarak yorumlanıp uygulandığı gözetildiğinde Hazine ve Maliye Başkanlığının bahse konu suçtan doğrudan doğruya zarar görmediği, bu itibarla suçtan zarar gören sıfatının, dolayısıyla da 5271 sayılı CMK'nın 237 ve devamı maddeleri uyarınca kamu davasına katılma ve aynı Kanun'un 260/1 maddesi gereği hükme karşı kanun yollarına başvurma hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, Hazine ve Maliye Bakanlığı vekilinin bahse konu suça yönelik temyiz isteğinin, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,II. Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Katılan ... Vekili ile Sanık Müdafiinin Temyiz Talepleri YönündenSanığın üzerine atılı suç için 5237 sayılı TCK'nın 204/2 maddesinde 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü, 5271 sayılı CMK'nın zorunlu müdafi görevlendirilmesine ilişkin 150/3. maddesinin ise alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar yönünden uygulama alanı bulacağı anlaşılmakla, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,III. İkna Suretiyle İrtikap Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Katılanlar Hazine ve Maliye Bakanlığı ile ... Vekillerinin ve Sanık Müdafiinin Temyiz Talepleri YönündenYargılama konusu suç için 5237 sayılı TCK’nın 250/2 maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan ve 67/4 maddesi uyarınca 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü, bu suç yönünden zamanaşımını durduran bir nedenin bulunmadığı da gözetildiğinde suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmekle, temyiz talepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün, 1412 sayılı CMUK’un 321/1 maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında ikna suretiyle irtikap suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.11.2025 tarihinde karar verildi.