Anahtar kelimeler: Ektedir Yarıda Projeyi Bırakmış Yapmamış Dekontları Elden Hatta Yapım Birçok

T.C.
İSTANBUL3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :TALEP
:Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı vekili davaya sunduğu █████/2023 tarihli Dava Dilekçesinde özetle; “Davacı müvekkil ile davalı şirket arasında 2022 yılında sözlü olarak eser sözleşmesi yapıldığını belirtmiş, Davalı şirket müvekkilce yüklenilen projeyi birçok işlemi tamamlanmasına hatta davalı yan tarafından gönderilen işçilik ücretleri ve yapım ücretlerini de işçilere gerek elden gerek kendi hesabından göndermesine ( işçilere verilen imzalı para dekontları ektedir.) rağmen projeyi yarıda bırakmış ve müvekkilin ödemesini yapmamış, ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin....E. Numaralı delil tespiti davasındaki █████/2022 tarihli Bilirkişi Raporu ve 14.02.2023 tarihli Uzman Görüşü Raporu ile de daha yüksek bir miktarda yapılan anlaşmanın büyük bir kısmını yaptığı için gereği 135.700,00 TL değerinde işi yaptığı tespit edilmiştir. Öte yandan bu rapor davalı şirkete tebliğ edilmiş fakat davalı tarafça rapora itiraz edilmemiştir. ... 21. Noterliğinden ... tarihinde ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı yana borcun ödenmesi için ihtarname gönderilerek temerrüde düşürülmüştür. Fakat buna rağmen müvekkile hiçbir ödeme yapılmamıştır. Bunun üzerine davalı şirket aleyhine ... 4. İcra Dairesi...E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış, davalı şirket █████/2022 tarihinde başlatılan takibe haksız olarak itiraz etmiş ve takip durdurulmuştur. █████/2022 tarihli Arabuluculuk Tutanağını dilekçe ekinde vermiş ve Davamızın kabulüne, Davalı Borçlunun haksız itirazının iptali ile ... 4. icra dairesi ... E. Sayılı takibin devamına, Takibe haksız itiraz eden davalı-borçlu aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin de davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesi ” talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
:Davalıya usulüne uygun tebligatın çıkarılmış olduğu ancak dosya içerisinde davalının cevap dilekçesine rastlanılmamıştır.DELİLLER VE GEREKÇE
:Mahkememizde görülmekte olan dava taraflar arasında sözlü olarak yapılan sözleşmeye istinaden davacı tarafından mimarlık hizmetlerinin yerine getirilmiş olmasına rağmen davalının ödeme yapmadığı iddiasıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali isteminden ibarettir.Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin ... E... K sayılı ilamında özetle; "Somut olayda, taraflar arasında satım ilişkisi bulunduğunu, malı teslim ettiğini, takip konusu faturadan dolayı alacaklı olduğunu ispat yükü, davacı alacaklıdadır. Davacı, ticari defterlere, faturaya, bilirkişi incelemesine, ödeme dekontlarına, BA formlarına ve yemin deliline dayanmıştır.HMK'nın 222/3 maddesine göre ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulması, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması gerektiği, bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesinin ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı olduğu, ayrıca söz konusu maddenin son fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması halinde ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağının düzenlendiği görülmektedir.Davacı taraf ticari defterlerini sunmuş ancak davalı taraf sunmamıştır. Dosya kapsamında bulunan ve davacı ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporlarına göre takip ve dava konusu alacağın dayanağı fatura davacı defterlerinde kayıtlıdır. Ancak fatura konusu malın davalıya tesliminin de kanıtlanması gerekir. Tek başına fatura düzenlenmiş olması ve bunun davacı defterinde kayıtlı olması alacağı kanıtlamaya yeterli değildir." şeklinde karar verilmiştir.... 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin... D.iş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda özetle davacı tarafından projeye göre duvarların örüldüğü, Elektrik alt yapısı, su alt yapısı, mekanik alt yapı , sıva işlemleri tamamlanmış, karot işlemleri tamamlandığının tespit edildiği, bodrum kat ve zemin katın mimari projesinin tamamlandığı havalandırma tesisat projesi tamamlandığı tespit edildiği ve ... tarafından projenin gereksinimleri belirlenerek fiyat araştırması yapıldığı, gerekli malzeme araştırması yapıldığı, ...'na davalı tarafından 85.000,00 TL ödeme yapıldığı, davacının hizmet bedelinin ise 135.700,00 TL olduğu ve hizmetlerinin tamamını ifa ettiği tespit edilmiştir.Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Davacı ile ilgili olarak Sayın Mahkeme’nin davada verdiği inceleme kararı üzerine; Davacı adresi ... olduğundan Davacı’ya ait ait Ticari Defterler incelenememiştir. Takdir Sayın Mahkemenin takdirindedir. Davalı, Sayın Mahkemenizin █████/2023 tarihli Tensip Zaptı tebliğ edilmesine rağmen Davaya cevap vermemiş, █████/2023 tarihli duruşmasına katılmamış dolayısı ile Davalı Şirkete ait Ticari Defterler incelenememiştir. Takdir Sayın Mahkemenin takdirindedir.) Davacı ..., ... Vergi Dairesi’nin ... T.C. kimlik numaralı mükellefi olduğu ve 06.10.2021 tarihinden itibaren ... Ticaret Sicili Müdürlüğünde ... numarasında kayıtlı ... olarak kaydı olduğu ve hala faal olduğu anlaşılmaktadır. Takdir Sayın Mahkemenin takdirindedir. Dava dosyası içinde olan yazışmalar, dosya incelemeleri ve Whatsup mesajları ile makbuz karşılığı ödemelerin sonucu Davalı tarafından yapılan ödemelerin İnşai Faaliyetler için olduğu anlaşılmış ve Eser Ödemesi olarak değerlendirelebileceğini ve böylelikle Mimari Proje ve Projenin uygulama Hizmet Bedeli dışında olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle tesbiti yapılan 137.500 TL.’nin Davacı alacağı olduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.Mahkememiz ara kararı gereği mali bilirkişiden rapor aldırıldığı ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: "25 Ocak 2021 tarihli ve 31375 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 523 sıra No.lu VUK Genel Tebliği ile 396 sıra No.lu Tebliğde değişiklik yapılmış ve mal ve hizmet alımlarının Form Ba ve Form Bs ile bildirilmesine ilişkin esaslarda değişiklik yapılmıştır. Bu değişiklikler aşağıdaki gibidir. Vergi Usul Kanunu kapsamında elektronik olarak düzenlenen belgeler, 2021 yılının Temmuz ayına ilişkin dönemden itibaren Form Ba ve Form Bs bildirimlerine dâhil edilmeyecektir. Elektronik belge düzenlemesine ilişkin usul ve esaslar, temel olarak 509 sıra No.lu VUK Genel Tebliğinde yer almaktadır. Bir kişi veya kurumdan yapılan mal ve/veya hizmet alış tutarları ile bir kişi veya kuruma yapılan mal ve/veya hizmet satış tutarlarına ilişkin 5.000 TL tutarındaki haddin belirlenmesinde, elektronik olarak ve kâğıt ortamında düzenlenen tüm belgelerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu haddin aşılması halinde sadece kâğıt ortamında düzenlenen belgeler bildirimlere dâhil edilecektir. Yukarıda belirtilmiş olunan kanun değişikliğine uyularak düzenlenen Firmaya ait faturaların dönemlerine ait FORM BA/ FORM BS bildirimleri ekte sunulmuştur. Bu kanun gerekçesi ile düzenlenen ve firma muhasebe kayıtlarına işlenen faturalar E-ARŞİV faturası olmasından dolayı Form BA-Form BS bildirimlerine dahil edilmediği görülmüştür. Davacı firmanın düzenlemiş olduğu █████/2022 tarih ve ... nolu e-Arşiv fatura dosyada görülmüş olup ... yev.madde no ile muhasebe kayıtlarına işlediği görülmüştür. Davacı firmanın muavin defter dökümlerinde '' .... Ltd. Şti.'' ne ait firmanın 135.700,00 TL borç bakiyesi verdiği tespit edilmiş olup, dosyada veya muhasebe kayıtlarında herhangi bir ödeme dekontuna rastlanılmamıştır. Davacı firma bu durumda muhasebe kayıtlarına göre davalı firmadan alacaklı durumdadır. TTK md. 21/2’ye göre:“Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” Görüldüğü üzere kanunda, muhatabı süresi içerisinde itiraz etmediği takdirde faturanın adına fatura düzenlenen aleyhine delil teşkil edeceği yönünde bir karine ortaya konulmuştur. Sekiz günlük süre, sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Burada sözü edilen karine kanunla belirlenmiştir, kanunî karinedir. Kanunî karineler, aksi ispat edilebilir olup olmamasına göre “kesin karine” ve “adi karine” olarak ikiye ayrılır (2). Faturaya süresi içerisinde itiraz edilmemesiyle fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması, aksi ispat edilebilir bir karinedir, yani adi karinedir. Dolayısıyla faturaya süresinde itiraz etmeyen taraf, faturadaki borcun tamamen veya kısmen doğru olmadığını ispatlamak için hukuki yollara başvurabilir; kanunen kabul etmiş sayıldığı faturaya ilişkin olarak bu karinenin aksini ispat yoluna gidebilir. Zira 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190/2. maddesi şöyledir: “Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” TTK md. 21/2’de yer alan karine, HMK md. 190/2 bağlamında kanunda öngörülen istisnalardan (kesin karinelerden) olmayıp, aksi ispat edilebilir bir karinedir (adi karinedir). Faturaya süresi içerisinde itiraz edilmemesinin en önemli neticesi, faturaya konu borcun varlığı/yokluğu noktasında taraflar arasındaki ispat yükünün yer değiştirmesidir. Şöyle ki; faturaya itiraz edildiği takdirde, faturayı tanzim eden satıcı, olası bir davada bu faturanın haklı olduğunu ispatlamakla mükellef olacaktır. Ancak faturaya süresi içerisinde itiraz edilmediğinde, olası bir dava durumunda faturayı tebliğ alan taraf, faturaya konu borcun tamamen veya kısmen “yokluğunu” ispatlamakla mükellef hâle gelecektir. Yukarıda açıklaması ulunan TTK md. 21/2’ye göre: Davacı tarafın Muhasebe kayıt, belge ve dosyalarında davalı şirket tarafından faturaya itiraz edildiğine ilişkin hiçbir belgeye rastlanılmamıştır. Faturası düzenlenen ''Mimari tasarım proje takip ve uygulama hizmeti'' ne ait taraflar arası yazılı imza altına alınan herhangi bir sözleşmeye dosyada rastlanılmamıştır." şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.Yine mahkememiz ara kararı gereği ek rapor sunan mali bilirkişiden ek rapor aldırıldığı ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu ek raporda özetle: "Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler tarafımdan tekrar incelenmiş, ticari defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığının ve sahibi lehine delil teşkil edip etmediğinin, davacının veya davalının alacaklı veya borçlu olup olmadığının tespiti için dava dosyasında ki bilgi ve belgeler ile tarafıma sunulan ticari defter ve belgeler ile birlikte 1 adet flaş bellek incelendiğinde: kök rapordaki ve ek rapordaki bilgilerin geçerli olduğu""Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler tarafımdan tekrar incelenmiş, ticari defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığının ve sahibi lehine delil teşkil edip etmediğinin, davacının veya davalının alacaklı veya borçlu olup olmadığının tespiti için dava dosyasında ki bilgi ve belgeler ile tarafıma sunulan ticari defter ve belgeler ile birlikte 1 adet flaş bellek incelendiğinde: kök rapordaki ve ek rapordaki bilgilerin geçerli olduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; tarafların birbirlerine dair kesmiş oldukları faturaların bir kısmının BA/BS formları ile bildirildiğinin mahkememizce alınan ilk bilirkişi raporunda tespit edildiği ve delil tespiti dosyasından alınan rapor ile Whatsapp yazışmaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde taraflarca 135.700,00 TL bedeli ile mimarlık sözleşmesinin sözlü olarak akdedildiği kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Mahkememizce bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmek suretiyle sözleşmenin ne kadarlık kısmının tamamlandığının araştırılması istenmiş ise de bilirkişi tarafından dava konusu işletmede farklı bir işletmenin faaliyet gösterdiği, davacı tarafın yapmış olduğu imalatların söküldüğü bildirilmiş olduğundan delil tespit dosyasında yapılan değerlendirmeler doğrultusunda davacı tarafça akdedilen sözleşme uyarınca üzerine düşen yükümlülüklerin ifa edildiği ve 135.700,00 TL'lik hizmet bedeline hak kazandığı kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Nitekim davacı tarafından usulüne uygun tutulan ticari defter ve kayıtlarında da 135.700,00 TL'lik fatura bedelinin defterine işli olduğu ve davalıdan takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. Davalı taraf ise ticari defter ve kayıtlarını mahkememize ibraz etmediğinden herhangi bir inceleme yapılamamıştır. Bu bağlamda emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi kararında da belirtildiği üzere davacı taraf her ne kadar fatura kesmiş ve faturasını defterlerine işlemiş olsa da faturanın gereğinin yerine getirildiğini de ispat külfeti altındadır. Az yukarıda izah edildiği üzere davacı taraf 135.700,00 TL'lik faturanın gereğinin yerine getirildiğini delil tespit raporunda yapılan değerlendirmeler ile ispat etmiştir. Ancak davacı tarafça davalıdan 85.000,00 TL bedelinde ödeme alındığı da yine delil tespit raporunda tespit edilmiştir. Davacı tarafça delil tespit raporuna sunulan itiraz dilekçesinde söz konusu ödemeler inkar edilmeyerek davalıdan alınan ödemelerin taşerona ve işçilere yapılan ödemeler olduğu iddia edilmiştir. Bilindiği üzere herkes iddiasını ispat ile mükelleftir. Davacı tarafça davalıdan alınan 85.000,00 TL'lik ödemenin; işçilere ve taşeronlara davalı nam ve hesabına yapılan ödeme olduğu iddiasının ispatı gerekmektedir. Bu bakımdan davacının ticari defter ve kayıtlarında yapılan incelemelerde herhangi bir husus tespit edilememiş ancak bilirkişiler tarafından Whatsapp konuşmaları dikkate alındığında ödemelerin inşaat işleri için alınmış olduğu kanaati oluşmuştur. Ancak alınan ödemenin miktarı da dikkate alındığında ödemenin ne için alındığı ve nereye kullanıldığının davacı tarafından yazılı delil ile ispatlanması gerekmekte olduğundan bilirkişilerin görüşüne mahkememizce itibar edilmemiştir. Davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan imzalı ve notlu olan tahsilat makbuzlarının incelenmesinde ise davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşme uyarınca davacı tarafından yaptırılan inşaat işleri için üçüncü kişilere toplam 55.754,89 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacının davalıdan almış olduğu 85.000,00 TL'lik ödemenin 55.754,89 TL'sini davalının nam ve hesabına dava dışı üçüncü kişi olan işçi ve taşeronlara ödemiş olduğunu ispat etmiş ancak fazlaya ilişkin ödemeleri ispat edememiştir.Tüm bu sebeplerle taraflar arasında mimarlık işlerine ilişkin sözlü olarak sözleşme akdedilmiş olduğu, sözleşme uyarınca davacının yapmış olduğu işlere karşılık davalıdan 135.700,00 TL almaya hak kazandığı, davalı tarafından davacıya 85.000,00 TL ödeme yapıldığı, davalının yapmış olduğu ödemelerin 55.754,89 TL'sinin davacı tarafından davalı nam ve hesabına inşaat işlerinde çalışan işçi ve taşeronlara ödendiğinin imzalı ve açıklamalı tahsilat makbuzları ile ispat edilmiş olduğu ancak fazlaya ilişkin kısmın ispat edilemediği anlaşılmakla davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 79.945,11 TL alacaklı olduğu, davacı tarafından keşide edilen ihtarnamedeki temerrüt şartı ve takipte temerrüt başlangıç tarihinin █████/2022 olarak belirtilmiş olduğu dikkate alınarak taleple bağlılık ilkesi doğrultusunda alacağına takip tarihine kadar 275,97 TL faiz işlemiş olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin sözleşmesel ilişki olması, alacağın likit ve muayyen olması nedeniyle alacak miktarının %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,1-Davalı tarafından .... 4. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin 79.945,11 TL asıl alacak ve 275,97 TL işlemiş faiz üzerinden takip talebindeki şartlarla DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin reddine,2-Alacağın % 20'si olan 16.044,21 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.479,90 TL harçtan peşin alınan 1.636,58 TL'nin mahsup edilerek bakiye 3.843,32 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,4-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red durumuna göre 1.809,60 TL'sinden davalı tarafın, 1.310,40 TL'sinden davacı tarafın sorumlu olması kaydı ile tahsili ve hazineye irat kaydına,5-Davacı tarafından yatırılan 1.636,58 TL peşin harç, 179,90 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 1.816,48 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen kabul edilen 80.221,05 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği takdir olunan 45.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davalı kendisini bir vekille temsil ettirmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,8-Davacı tarafından yapılan 888,50 TL tebligat, posta gideri ile 18.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 18.888,50 TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre 10.955,33 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,9-Davalı tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,10-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026Katipe-imzalıdırHakime-imzalıdır