Anahtar kelimeler: Meblağdan Davadavacı Kalmış Kazanacağı Edimini Uğramış Boyunca Feshettiğini Öğrenci Firması

T.C.

İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ... ile davalı şirket ... firması arasında 30.08.2020 tarihli "Öğrenci Taşıma Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme süresinin 3+3 yıl olduğunu, müvekkili şirket, 2020-2021, 2021-2022, 2022-2023, 2023-2024 ve 2024-2025 eğitim öğretim yılları boyunca toplam 5 yıl sözleşme kapsamında öğrenci taşıma edimini yerine getirdiğini, sözleşme kapsamında müvekkil, 2025-2026 yılında da hizmet vereceğini, ancak davalı şirket, 02.08.2025 tarihinde, gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshettiğini, müvekkili şirket, 2025-2026 eğitim öğretim yılı için kazanacağı meblağdan yoksun kalmış, zarara uğramış olduğunu, sözleşmenin feshi için geçerli bir sebep olmadığını, davalı firma, sözleşmeyi dürüstlük ilkesine aykırı biçimde yorumlayarak sözleşmeyi ihlal etiğini, davalı... firması, WhatsApp konuşma uygulaması üzerinden müvekkiline fesih bildiriminde bulunmuş, herhangi bir gerekçe bildirmediğini, oysa sözleşmenin 11. başlığının 5. maddesinde sözleşmenin mücbir sebep olmadığı sürece feshedilemeyeceği taraflarca kararlaştırıldığını, davalı firmanın kusurlu hareketi sebebiyle müvekkili firmanın zararı oluştuğunu, yargılama sırasında davalı borçlunun mal varlığını eksilterek tahsil kabiliyetini ortadan kaldırma riski bulunduğundan, müvekkilinin haklarına zarar gelmemesi ve tahsil kabiliyetinin zedelenmemesi için sayın mahkemenizden, fazlaya ve faize dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 200.000 TL alacağı için ihtiyati haciz kararı verilmesini, fazlaya, faize ve sözleşme kapsamında sair her türlü alacak hakkı saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 200.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalı ... A.Ş.'den alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA/Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin 11.3. hükmü gereğince sözleşmenin 15 gün önceden bildirimde bulunularak tazminatsız olarak fesih hakkı bulunduğu, davacı yanın sözleşmenin haksız feshedildiği ve müvekkilin dürüstlük kuralına aykırı davrandığı yönündeki beyanı yersiz olduğu, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, aksi varsayımda dahi davacının bir zarar bulunmadığını, müvekkilinin herhangi bir öğrenci taahhüdü verilmediğini, ayrıca davacının sözleşmenin feshi nedeniyle kurtulmuş olduğu giderlerin ve yeni iş alma ihtimalinin gözetilmesi gerekildiğini, tüm bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, alacak davasıdır.
Dava konusu uyuşmazlığın, taraflar arasındaki 30.08.2020 tarihli "Öğrenci Taşıma Sözleşmesi"nin davalı tarafından feshi nedeniyle davacının davalıdan mahrum kalınan kazanç talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Taraflar arasında imzalanan 30.08.2020 tarihli Öğrenci Taşıma Sözleşmesi kapsamında okul öğrencilerinin ev ve okul ikametleri arasında ayrıca okulun uygun gördüğü öğretmen ve personelin sözleşmenin cari bulunduğu dönem içerisinde taşıyıcı firma taşınmasının sözleşmenin konusunu oluşturduğu; sözleşmenin süresinin 3+3 eğitim öğretim yılı arası geçerli olduğu kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin diğer başlıklı kısımda yer alan 3 nolu bentte " Taraflar 15 gün önceden yazılı bildirimde bulunmak kaydıyla dilediği zaman herhangi bir sebep olmaksızın tek taraflı irade açıklaması ile tazminat ödemeksizin sözleşmeyi feshetme hakkına sahiptir." ifadesinin yer aldığı anlaşılmıştır. 5 nolu bentte ise "Bu sözleşme mücbir sebep olmadığı sürece tek taraflı fesih edilemez" şeklinde kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde iş bu bent kapsamında davalının 2025- 2026 yılında verilecek hizmet kapsamında davalının 02.08.2025 tarihinde sözleşmeyi gerekçe belirtmeksizin feshetmesi nedeniyle 6. Sözleşme yılında kazanacağı gelirden mahrum kalması nedeniyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında 2020 yılından itibaren devam eden sözleşme ilişkisinde mahkememiz ara kararı uyarınca davacı vekili tarafından sunulan 06.02.2026 tarihli beyan dilekçesinde de sözleşme kapsamında müvekkil şirket ile davalı şirket arasında, eğitim - öğretim sezonu başında (temmuz - ağustos dönemi) müvekkil şirkete taşıma hizmeti vereceği öğrencilerin listesi verilerek velilerle iletişime geçmesi ve organizasyonu yapması bildirildiği; 3+3 yıllık sözleşme süresinin ilk 5 yılında süreç bu şekilde ilerlemiş olup örnek kabilinden 5. seneye ilişkin taşıma listeleri sunulduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında 2020 ve devamı yıllarda sözleşme ilişkisinin önceki yıllarda da sözleşmenin fesih bildirimine ilişkin olduğu haliyle yapıldığı nitekim davacı şirket yetkilisi tarafından dava dilekçesi ekinde yer alan yazışmalarda okulla ilgili karar verilip verilmediği hususunda sorulan soruya "yola ... ile devam ediyoruz ... Bey. Bu zamana kadar verdiğiniz destek için teşekkür ederim" ifadesine karşılık şirket yetkilisinin sözleşmenin devam ettiği yönünde beyanına 15 gün önceden yazılı bildirimin yeterli olduğu ve buradan yazılı olarak bildirdiğine dair kayıt bulunduğu anlaşılmıştır.
Davalı taraf sözleşme kapsamında 2020 yılından itibaren 3+3 yıl şeklinde olan ve sözleşmenin son yılı olan eğitim öğretim dönemi başında davacı tarafla sözlemeyi feshettiği anlaşılmıştır. Davalı taraf mesaj yazışması ile Sözleşmenin diğer başlıklı kısımda yer alan 3 nolu bentte yer alan" Taraflar 15 gün önceden yazılı bildirimde bulunmak kaydıyla dilediği zaman herhangi bir sebep olmaksızın tek taraflı irade açıklaması ile tazminat ödemeksizin sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olması kapsamında sözleşmeyi feshettiği bu durumun sözleşmenin fesih bildirim,süre ve fesih sebebi olmaması hususu da dikkate alınarak feshin geçerli olduğu anlaşılmıştır. Davacı taraf Sözleşmenin diğer başlıklı kısımda yer alan 5 nolu bentte yer alan sözleşmenin mücbir sebep olmadığı sürece tek taraflı fesih edilemeyeceği hususu dikkate alınarak tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.
Yargıtay 15. HD... Esas ... Karar sayılı ilamı dikkate alındığında Türk hukukunda akit serbestliği (sözleşme özgürlüğü) temel ilke olarak kabul edilmiştir (BK.md.19/1, Anayasa md.48/1). Bu ilke gereğince taraflar özel borç ilişkilerini hukuk düzeninin sınırları içinde serbestçe kurabilme ve düzenleyebilme yetkisine sahiptir. Sözleşmeyi karşılıklı olarak ortadan kaldırma veya içeriğini değiştirme yetkisi de akit serbestliği ilkesinin içinde kalmaktadır. Akit serbestliğinin sınırları ve aşılması halinde sonuçları BK.nun 19 ve 20. maddelerinde düzenlenmiştir. İş bu sözleşme kapsamında da taraflar öncelikle 15 gün önceden yazılı bildirimde bulunmak kaydıyla dilediği zaman herhangi bir sebep olmaksızın tek taraflı irade açıklaması ile tazminat ödemeksizin sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olduklarını kabul etmekle alt bentte yer alan mücbir sebep olmaksızın sözleşmenin feshedilemeyeceği hususunda sözleşmenin ve tarafların iradesinin yorumlanması gerekmektedir.
Yargıtay HGK ... Esas ...Karar sayılı ilamı da dikkate alındığında "...17. Somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 18/1 maddesi; “Bir akdin şekil ve şartlarını tayininde, iki tarafın gerek sehven gerek akitteki hakiki maksatlarını gizlemek için kullandıkları tabirlere ve isimlere bakılmıyarak, onların hakiki ve müşterek maksatlarını aramak lazımdır” hükmünü haizdir. Buna göre bir sözleşmenin gerek şekil gerek içerik yönünden değerlendirilmesinde kullanılan söz ve deyimler değil, tarafların birbirine uygun gerçek iradeleri esas alınmalıdır. Sözleşmede yer alan kayıtların gerçek anlamını tarafların gerçek iradeleri bağlamında belirlemeye ve bu kayıtların hangi hukukî sonuçlara yöneldiğini tayin etmeye sözleşmenin yorumlanması denilmektedir. Dolayısıyla sözleşmenin yorumlanması, geçerli olarak kurulan, fakat uyuşmazlık konusu olan bir sözleşmenin veya bir maddesinin içeriğinin hâkimin tarafların birbirine uygun sözleşme iradelerine göre tespit etmesi ve belirlemesidir.
18. Sözleşmenin yorumlanmasının gündeme gelebilmesi için öncelikle tarafların geçerli olarak kurulmuş bulunan sözleşmenin içeriğini birbirinden farklı anlamaları ve bu konuda aralarında uyuşmazlığın bulunması gerekir. Hâkim yapacağı incelemeler sonunda tarafların sözleşmenin objektif ve sübjektif esaslı noktalarını farklı anladıkları kanısına varırsa irade beyanlarının birbirine uygun olmaması nedeniyle sözleşmenin kurulmadığına karar verebilir. Buna karşılık tarafların irade beyanları birbirine uygunsa (gerçek ve farazi uygunluk) sözleşme kurulmuş olacağından hâkim, sözleşmenin veya bir kaydının içeriğini tarafların gerçek veya farazi sözleşme iradelerine göre belirler. Zira yorumun amacı, tarafların birbirine uygun gerçek veya farazi sözleşme iradelerinin tespiti ve bu tespite göre sözleşmenin içeriğinin belirlenmesidir.
19. Sözleşme bir bütün olduğundan sözleşmenin bireysel maddeleri bütünden ayrı olarak tek başlarına yorumlanamaz. Başka bir deyişle sözleşmenin bireysel kısımları, sözleşmenin bütünü içinde ele alınarak yorumlanmalıdır. Ayrıca hâkim yorum yaparken kullanılan söz ve deyimlerin lafzı anlamları ile bağlı kalmamalı, tarafların gerçek ve farazi iradeleri araştırılmalıdır. Özellikle kullanılan söz ve deyimler sözleşmenin bütününe göre açık ve kesin değilse, muğlak ve birden çok anlama geliyorsa hâkim lafzı arka plana atmalıdır.
20. Sözleşmenin yorumlanmasında özellikle sözleşme metninde yer alan söz ve deyimlerin muğlak ve müphem olması hâlinde, sözleşme metnine yansımamakla birlikte, tarafların iradelerini belirlemeye imkân veren olgulara da başvurulmalıdır. Bu kapsamda sözleşmenin kurulması sırasında, özellikle sözleşmenin müzakeresi esnasında veya sözleşmenin kurulmasından sonra mevcut olan durumlar dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla sözleşmenin kurulduğu yer ve zaman, sözleşme görüşmeleri, tarafların bu esnada ya da sözleşme kurulduktan sonra birbirine karşı takındıkları tutum ve davranışlar, ifa hazırlıkları, sözleşmenin kurulduğu andaki menfaat durumları ve özellikle ilgili iş çevresindeki örf, adet ve teamüller sözleşmenin yorumlanmasında göz önünde tutulmalıdır.
21. Sözleşmenin yorumlanması sonrasında hâkim, olumlu ya da olumsuz bir sonuca ulaşarak taraflar arasındaki uyuşmazlık hakkında karar verir. Olumlu sonuçta hâkim, sözleşmenin veya bir maddesinin içeriğiyle ilgili uyuşmazlıkta tarafların birbirine uygun gerçek veya farazi sözleşme iradesine sahip olduklarını tespit eder ve uyuşmazlığı bu doğrultuda çözer. Buna karşılık olumsuz sonuçta hâkim, incelemeleri sonucunda tarafların birbirine uygun sözleşme iradesi bulunmadığını tespit ederse bu durumda sözleşmede boşluk olabilir ve bu boşluk şartları varsa sözleşmenin tamamlanması yoluyla doldurulur. " tarafların birbirine uygun gerçek iradeleri her sene davacının davalı taraftan taşıma hizmeti vereceği öğrencilerin listesi verilerek velilerle iletişime geçmesi ve organizasyonu yapması şeklinde olduğu, iş bu davaya konu sene yönünde de davacının davalı tarafın karar verip vermediği hususunu sorduğu sözleşme görüşmeleri, tarafların bu esnada ya da sözleşme kurulduktan sonra birbirine karşı takındıkları tutum ve davranışlar,sözleşmenin yorumlanmasında göz önünde tutulduğunda tarafların birbirine uygun gerçek iradesi sözleşmenin diğer başlıklı kısımda yer alan 3 nolu bent kapsamında kaldığı ve davalının fesih bildiriminin sözleşme kapsamında geçerli olduğu anlaşılmakla mücbir sebep olmadıkça sözleşmenin feshedilemeyeceği hususu gerçek iradelerini yansıtmadığı, aksinin kabulü davacı yararına haksız kazanç oluşturacağı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcının peşin yatırılan 3.415,50 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.683,50 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2026
KATİP
¸e-imzalıdır
HAKİM
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!