Anahtar kelimeler: İsmine Ohal Listede Özlük Talebiyle Eki Parasal Göreve Beşinci Yolunda
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No
: ██████████
Karar No
: ██████████
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı)
: ...
Vekili
: Av. ...
Karşı Taraf (Davalı)
: ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili
: Av. ...
İstemin Özeti
: 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarihli ve ... sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük hakları iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Hiçbir somut delil gösterilmeden, kişiselleştirme yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarıldığı, hakkındaki kesinleşmemiş ceza davasında yer verilen bilgi, belge ve tanık ifadelerinin dava konusu işleme gerekçe olarak gösterilmesiyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği, 15 Temmuz 2016 tarihi öncesinde FETÖ/PDY yapılanmasının silahlı örgütü olduğuna ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararının olmadığı, darbe girişimine iştirak etmemiş kişilerin yapı ile ilişkilerine sorumluluk yüklemeye esas alınacak tarihin 15 Temmuz 2016 olacağı, tavsiye niteliğinde ve bağlayıcılığı olmayan MGK kararlarının dayanak olarak gösterilmesinin Anayasaya aykırı olduğu, yargı yetkisinin bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılması gerektiği, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının bağlayıcı olduğu, hukuka uygun olarak elde edilmeyen delillerin maddi gerçeği yansıtsalar dahi dayanak olarak gösterilemeyeceği, hukuka aykırı delil ve şahsi kanaat, zan, harici bilgi, istihbari bilgi gibi hususların hiçbir şekilde vicdani kanaatin oluşmasında kullanılamayacağı, ByLock’a ilişkin ID numarası ve kullanıcı adı tespitinin yapılmadığı, haberleşmenin gizli olmasının ve bunu sağlamaya yönelik çabaların suç unsuru olarak kabul edilemeyeceği, mesaj içeriklerinin tespit edilmesi ve bu içeriklerin kullanıcının bir suç örgütünün üyesi olduğuna dair makul şüphe oluşturacak nitelikte olması gerektiği, IP adreslerinin sabit olmadığı ve internete bağlı olunan saatlere göre değişeceği, IP değişikliklerinin ne sıklıkla olacağının İnternet Servis Sağlayıcıları tarafından belirlendiği, MİT tarafından yapılan tespitlerin kişiye yönelik olmadığı, internet veya cep telefonu hattı üzerinden ByLock sunucusuna bağlanıldığına ilişkin tespitleri içerdiği, bağlantıya ilişkin kişiselleştirme yapılmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiği, Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu’nun "Mestan Yayman" kararında OHAL sürecinde görülen yargılamaların pek çok yönden açık hak ihlallerine neden olduğu hususunun belirtildiği, illegal eylemlere katılanlarla, sempati duyan ve destekleyenlerin ayrıma tabi tutulması gerektiği, ceza yargılamasının sonucuna bakılmamasının isabetli olacağı, yukarıda anılan Mestan Yayman kararı ışığında ByLock kullanımının düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, kimsenin işlendiği zaman suç sayılmayan bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı, OHAL KHK'larının amaç, konu ve süre unsurları yönünden Anayasa'ya uygunluk denetimine tâbi tutulması gerektiği, bir daha geri dönmemek üzere terörist damgasıyla kamu görevinden çıkarılması neticesinde özel sektörde dahi iş bulamaz haline geldiği, adeta sivil ölüme terk edildiği, AİHM tarafından bir kamu görevlisinin uzunca bir süre bazı meslekleri icra etmekten men edilmesinin AİHS’in 6. maddesi anlamında bir ceza olarak nitelendirildiği, hiçbir organın kaynağını Anayasa’dan almadığı bir devlet yetkisini kullanamayacağı, OHAL döneminde yalnızca durumun gerektirdiği türden geçici nitelikte kararlar alınabileceği, bir daha kamu görevine alınmamak üzere çıkarılması nedeniyle maaş, emeklilik ve sosyal güvencelerden yoksun kalmasıyla mülkiyet hakkının ihlal edildiği, kamu görevinden çıkarılması neticesinde mesleki yeterliliğini gösteren belgelerin geçersiz kılınması nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği, OHAL döneminde dahi işkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ya da cezaya tâbi tutulamayacağı, kanuna aykırı elde edilmiş bulguların delil olarak kullanılamayacağı, devletin denetim ve gözetimi altında yasal olarak faaliyetine devam eden bir bankaya para yatırmanın suç delili olarak gösterilemeyeceği, bilerek ya da bilmeyerek suç işlemediği ve suç işleme kastıyla hiçbir davranış içerisine girmediği, Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasanın 15. ve 121. maddelerine aykırı olduğu ve 30 gün içerisinde TBMM Genel Kurulunda görüşülmediği, söz konusu KHK’nın onaylanmasına dair Kanun'un iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması gerektiği, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, gerekçeli karar hakkı, mahkemeye erişim hakkı, hak arama özgürlüğü, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, suçta ve cezada kanunilik ilkesi, suçta ve cezada şahsilik ilkesi, suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkesi, kamu hizmetine girme hakkı, hukukun üstünlüğü ilkesi, duruşma hakkı, şeref ve itibara saygı hakkı, ayrımcılık yasağı, çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkesi, kanun önünde eşitlik ilkesi, yaşam hakkı, işkence yasağı, belirlilik ilkesi, öngörülebilirlik ilkesi gibi Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlerin ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti
: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi
: ...
Düşüncesi
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Öte yandan, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görülerek hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen davacının, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması suretiyle cezasından indirim yapıldığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmış olup; masumiyet karinesi ilkesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, ilgilisi lehine veya aleyhine bir sonuç doğurmayacağı açık olmakla birlikte, ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak, ceza yargılaması sırasında elde edilen delillerin, ilgililerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibat düzeyinde bir ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi noktasında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Bu itibarla; davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan: "...█████/2017 tarihli Tespit ve Değerlendirme Tutanağı ile sanığın üzerine kayıtlı ... numaralı GSM hattı aracılığıyla ... ID numaralı kullanıcı adının ''umutterenn'', şifresinin ''...'' olan ID yi kullandığı anlaşılmıştır. Sanığın kullandığı ... numaralı GSM hattının HTS kayıtlarının yapılan incelemesinde çok sayıda görüşmesinin bulunduğu M. E. ve E. B. isimli şahıslar ile ... ID numaralı Bylock programı aracılığıyla da görüştüğü tespit edilmiştir.
Tanık O. K. sanıkla ilgili olarak talimatla alınan beyanında: "ben 2011-2012 yılları arasında İstanbul'da polis memuru olarak görev yapıyordum, sanık ... benimle üç dört ay aynı birimde çalıştı. sanığı bu nedenle tanırım. İstanbul'da bulunduğum dönemde 2011 yılı Haziran ayından 2012 yılı Temmuz ayına kadar o dönem cemaat olarak bilinen yapının evlerinde kalmıştık. Sanık ... kaldığımız evle sorumlu olan kişiydi. Evde yapılan sohbetleri yapacak sivil kişileri sanık getirirdi. Sanıkla birlikte çalıştıkdan sonra sanığın tayini çıktı. Sanığın örgüt içerisinde başkaca bir görevi olup olmadığını bilmiyorum. Evde yapılan sohbetlere sanıkta katılırdı," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık F. D. talimatla alınan bayanında
: "Benim hakkımda benzer suçtan yapılan soruşturma sonucunda KYOK kararı verildi, ihraç olmadım, şuan açıktayım, ... beni 2011 yılında İstanbul'daki ... Sokak'taki eve götürdü, ev o zaman ki ismiyle cemaat eviydi, evde bir müddet kaldım, ... bu eve gelip giderdi, dini içerikli sohbetler yapardı, bizden himmet istemezdi, bylock kullanıp kullanmadığını bilmiyorum, örgütteki konumu hakkında bir bilgim yoktur, 2011-2012 yılları arasında bilgi ve görgü sahibiyim, ondan sonra kendisi ile tartıştım, bir daha da kendisini görmedim, konu ile ilgili bilgi ve görgüm bunlardan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
... Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan ... sayılı soruşturma dosyasında şüpheli sıfatıyla yer alan V. B. isimli şahsın şüpheli ...'ı teşhis ettiği ve alınan ifadesinde İstanbul ilinde polis memuru olarak çalıştığı dönemde şüphelinin daveti üzerine örgütün sohbet adı altında düzenlediği toplantılara katıldığını, şüphelinin bu toplantıları organize ettiği ve zaman zaman toplantıların şüphelinin evinde yapıldığını, şüphelinin kendisinden himmet istediğini, konuşmaları sırasında şüphelinin kendisine örgüte himmet verdiğini anlattığını beyan etmiştir.
... Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekle olan ... sayılı soruşturma dosyasında şüpheli sıfatıyla yer alan K. K. isimli şahsın şüpheli ...'ı teşhis ettiği ve alınan ifadesinde İstanbul ilinde polis memuru olarak çalıştığı dönemde örgüte ait evde başka polis memurları ile birlikte ikamet ettiğini, şüphelinin de kendisi ile birlikte örgüte ait evde kaldığını beyan etmiştir.
... Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan ... sayılı soruşturma dosyasında şüpheli sıfatıyla yer alan Ş. K. isimli şahsın şüpheli ...'ı teşhis ettiği ve alınan ifadesinde şüphelinin 2011-2012 yıllarında örgüte ait evlerde kaldığını ve örgüt tarafından düzenlenen bütün organizasyonlara katıldığını beyan etmiştir..." tespitleri dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıdaki gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilemeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!