Anahtar kelimeler: Cevapta Makbuzlarla Bağkur Döneme Ödemediğinden Emekli Kurumca Mükellefi Bedelli Borcunu
10. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 18.09.2001 tarihinde Bağ-Kur İl Müdürlüğüne başvurarak vergi mükellefi olması dolayısıyla 21.12.1992-04.10.2000 tarihleri arasındaki sigortalılığının tescilini talep ettiğini, bu döneme ait prim borçlarını 01.04.2002 tarihli ve 999.000.0 00... .000.000 TL ve 262.500.000 TL bedelli makbuzlarla ödediğini, davacının emekli olmak için 20.06.2018 tarihinde Kuruma yaptığı başvuruya, Kurumca verilen cevapta borcunu süresi içinde ödemediğinden sigortalılık süresinin geri çekilemediğinin ve aylık talebinin reddedildiğinin bildirildiğini belirterek davacının 21.12.1992-04.10.2000 döneminde Bağ-Kur sigortalısı olduğunun ve yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Kurum tarafından yapılan işlemlerde bir usulsüzlük ya da yasaya aykırılık bulunmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.11.2020 tarihli kararı ile davacının borçlanma talep ettiği 18.09.2001 tarihinde 1479 sayılı Kanun'un 24... . maddeleri hükümleri gereğince sigortalılık sürelerinin Kurumca re’sen gözetilerek priminin tahsili yoluna gidilmesi gerektiği ve nitekim Kurumun davacının başvurusuna cevaben gönderdiği 28.12.2001 tarihli yazısında davacının 04.10.2000 öncesi sigortalı sayıldığı dönemlere ait ödemesi gereken primlerin miktarlarının bildirildiği, davacının da bu primleri 01.04.2002 tarihinde geçerli prim miktarları üzerinden ödediği gözetildiğinde Kurum işleminde uyarlık bulunmadığı ve davacının 21.12.1992-03.10.2000 dönemindeki (7 yıl 9 ay 13 gün) 2803 günlük sigorta primini de ödediği Kurum kayıtları ile sabit olduğuna göre davacının bu dönemdeki sigortalılığının prim borcunu ödediği 01.04.2002 tarihindeki derecesi (2) ile sigortalı olduğunun kabulünün gerekeceği, 49 yaş şartını ve prim ödeme gün sayısıyla 5600 gün prim ödeme gün sayısı koşullarını karşılamış olarak emekliliğe hak kazandığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davacının 21.12.1992-03.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kaydının bulunduğu ve Sosyal Güvenlik Kurumuna primlerini ödediği 21.12.1992-03.10.2000 tarihleri arasındaki sürenin 2. basamaktan Bağ-Kur'luluk süresi olarak tespitine, davacının tahsis başvurusunda bulunduğu 04.10.2018 tarihinden sonraki aybaşı olan 01.11.2018 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, davacının yaşlılık aylığına hak kazandığı tarihten itibaren Kurum tarafından ödenmesi gereken aylıkların ay be ay yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 02.11.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 26.10.2022 tarihli kararıyla davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 26.10.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizce; "Mahkemece davacının 21.12.1992-03.10.2000 tarihleri arasında sigortalılığının tespitine karar verilmişse de Bağ-Kur sigortalılığının tespitine dayanak kılınan 21.12.1992 tarihinden devam eden vergi kaydının niteliği ve içeriği açıklığa kavuşturulmaksızın karar tesisi yerinde bulunmamıştır. Ne var ki davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanun'un 24... . maddeleri olup davacının şirket ortaklığı gözetilmek suretiyle öncelikle sigortalılık süresine ilişkin tespit hükmü kurulup, 21.12.1992-03.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı kabul edildiğinde, tahsis talep tarihi olan 04.10.2018 itibariyle prim borcu bulunup bulunmadığı Kurumdan sorularak açıklığa kavuşturulduktan sonra, tahsis talebi buna göre değerlendirilmelidir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davacının 04.10.2018 tahsis talep tarihinde, 21.12.1992 sigortalılık başlangıcına göre yaşlılık aylığı bağlama şartı olan 20 yıl sigortalılık, 5600 gün ve 49 yaş şartını (26 yıl sigortalılık, 6002 gün, 49 yaş) yerine getirdiği, ancak bu tarihte 1.485,00 TL borcunun bulunduğu, davacının söz konusu borcunu 07.12.2018 tarihinde ödediği, davacının borcunu ödediği tarihi takip eden aybaşı olan 01.01.2019 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerektiği" gerekçesiyle,
"Davanın kabulü ile
a-Davacının 21.12.1992-03.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kaydının bulunduğu ve Sosyal Güvenlik Kurumuna primlerini ödediği 21.12.1992-03.10.2000 tarihleri arasındaki sürenin Bağ-Kur sigortalılık süresi olarak tespitine,
b-Davacının emeklilik başvurusunda bulunduğu 04.10.2018 tarihine istinaden borcunu ödediği 07.12.2018 tarihini takip eden aybaşı olan 01.01.2019 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine,
c-Davacının yaşlılık aylığına hak kazandığı tarihten itibaren kurum tarafından ödenmesi gereken aylıkların ay be ay yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine," karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde;
1-Kurum kayıtları incelendiğinde davacı tarafın davasının sübut bulmadığının ortaya çıkacağını, davacının vergi borçlanması nedeniyle borçlandığı gün kadar sigortalılığının geriye yürümesi ve davacının vergi mükellefiyetinin başladığı tarih kadar geriye götürülmesi olanağı bulunmadığını,
2.Müvekkili Kurum tarafından yapılan işlemlerin yasal olup, işlemlerde bir hata bulunmadığını, bu nedenle; davacının istemlerinin haksız ve dayanaktan yoksun olmasına rağmen davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne ve ayrıca davanın açılmasına Kurumca sebebiyet verilmediğinden Kurum aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının da mutlak bozma nedeni olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 21.12.19 92... .10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun ve yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!