Anahtar kelimeler: İtme Yakası Müteferrik And Müd Asya Üsküdar Vefatı Boru Yaptırdığını

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2025NUMARASI
:████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU
: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı ... ...AŞ'nin çalışanı ...'ın, davalı nezdinde çalışırken iş kazası sonucu vefatı sebebi ile Üsküdar 2 İş Mah ████████ E- ████████ K sayılı kararı ile davacı idarenin aleyhine tazminata hükmedildiğini, And. 13 İcra Müd ... sayılı dosyasından ödeme yapıldığını, davacı idarenin davalı şirkete asya yakası 1.kısım müteferrik boru itme inşaatı yaptırdığını, teknik şartnamenin 9.maddesi ile sözleşmenin 33.10 maddesi gereğince yüklenicinin faaliyeti nedeni ile ortaya çıkan zararlarından yüklenicinin sorumlu olacağının kararlaştırıldığını, dava dışı işçiye yapılan ödemenin rucu edilmesi için And.13 İcra Müd ... sayılı dosyasında takip yapıldığını, ancak tahsilat yapılamadığından, toplam 190.676,08 TL'nin ödeme tarihi olan 11.03.2013 tarihinden yürüyen avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunmamış, yargılama sırasında davalı şirketin sicilden kaydı terkin edildiği anlaşılması üzerine ihyası yönünde verilen ara karar doğrultusunda Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde şirketin ihyasına ilişkin verilen karar kesirleştikten sonra davalı şirkete TK. Nun 35. maddesine göre yeniden tebligat yapılmak suretiyle yargılamaya devam olunmuştur.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, "...TBK'nun 115/son hükmü gereğince... ile ... Şirketi arasındaki sorumsuzluk anlaşmasının, işin uzmanlık gerektiren bir hizmetten kaynaklandığı sebebi ile kesin hükümsüz bulunduğu, dolayısı ile işçi ...'in eşi ve çocukları için ödemiş olduğu paradan ancak kusuruna isabet eden kısmını geri isteyebileceği kabul edilmiştir. Bilirkişinin raporunda, icra takip dosyasına ödenen ana para ve işletilen faizler ile icra masrafları ve ücreti vekaletler toplamının %20 kusura isabet eden kısmının 143.007,06 TL olarak hesaplandığı, bu hesabın mahkememizce hüküm kurmak için yeterli ve denetlenebilir nitelikte bulunduğu kabul edilerek " davanın kısmen kabulü ile toplam 143.007,06 TL'nin █████/2013 ödeme tarihinden yürüyen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair isteğin reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek; olayda davacı idarenin % 20 kusurlu olduğu tespitinin hatalı olduğunu, idarenin ödediği toplam tazminat bedeli üzerinden davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, hizmet alım sözleşmesi kapsamında davalı alt yüklenici bünyesinde çalıştırılan işçinin vefatı nedeniyle ödenen tazminatın rücuen tazmini istemine ilişkindir.Somut olayda; davalı şirkete ihale edilen, "... İnşaatı" işinin yapımı sırasında █████/2007 günü zeminin çökerek toprağın kayması sonucunda sigortalı çalışan dava dışı işçi ... ...'ın vefat etmesi sebebiyle eşi ve çocukları tarafından asıl işveren..., alt yüklenici ... Şirketi ile ... A.Ş aleyhine maddi ve manevi tazminat istemli açılan davada mahkemece hükmedilen maddi ve manevi tazminatın, Üsküdar 2. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyası ile takibe konulduğu, toplam 251.431,96 TL nin faizi, icra masraf ve vekâlet ücreti ile birlikte tahsilinin talep edildiği, ... A.Ş. Tarafından 19.02.2013 tarihinde 119.385,67 TL ödendikten sonra bakiye 190.676,08 TL 15.03.2013 tarihinde davacı... tarafından ödendiği, işin ifası sırasında meydana gelen zarardan davalı şirketin sorumlu olduğu iddiası ile ödenen bedelin rücuen tazmini amacıyla işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Dava dışı müteveffa işçinin yakınlarının açmış olduğu Üsküdar 2 İş Mah ████████ E - ████████ K sayılı kararının gerekçesinde "....Oluşa ve usule uygun bulunan mahkememizce de benimsenen kusur heyet bilirkişisi raporuna göre, mevcut yapım işleri genel şartnamesi hükümleri değerlendirildiğinde, davalı...'nin asıl işlerinin bir bölümünün teknolojik nedenlerle uzmanlık istemesi nedeni ile davalı ... Şirketine verdiği, bu nedenle davalı...'nin asıl işveren konumunda olup, ... Şirketinin ise alt işveren konumunda olduğu, asıl işveren... ve ... Şirketinin müştereken toplam %80 kusurunda oldukları, (bu kusurun %20'sinin davalı... idaresinde, %60'ının ise davalı ... Şirketinden kaynaklandığı) kazazede ...'ın %20 oranında kusurlu olduğu..." şeklinde kusur paylaşımı yapıldığı görülmüştür.Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin eki niteliğinde olan Yapı İşleri Genel Şartnamesinin 9. maddesinde, işyeri çevresinde yeterli güvenlik önlemi alınmaması nedeni ile doğabilecek hasar ve zararların ödenmesinden yüklenicinin sorumlu olacağı, yüklenicinin kendisinin veya alt yüklenicinin taksirinden, ihmalinden, ağır ihmalinden veya kusurlu herhangi bir hareketinden dolayı idareyi veya idare personelini sorumlu tutamayacağı kararlaştırılmış ise de mahkemenin gerekçesinde ifade edildiği gibi sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 99 gereğince, sözleşmede kararlaştırılan hükümlerinin somut olayda uygulanması mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.Sözleşmenin yapıldığı ve olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu 99. Maddesi " Hile veya ağır kusur halinde düçar olacağı mesuliyetten borçlunun iptidaen beraetini tazammun edecek her şart, batıldır.Hafif kusur halinde, borçlu iptidaen mesuliyetten beraeti tazammun eden şartın dermeyanı sırasında alacaklı borçlunun hizmetinde ise veya mesuliyet hükümet tarafından imtiyaz suretiyle verilen bir sanatin icrasından tevellüt ediyorsa; haiz olduğu takdir salahiyetine istinat ile hakim, bu şartı batıl addedebilir. "Sonradan yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun "Sorumsuzluk Anlaşması" başlıklı 115. Maddesi " Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.Borçlunun alacaklı ile hizmet sözleşmesinden kaynaklanan herhangi bir borç sebebiyle sorumlu olmayacağına ilişkin olarak önceden yaptığı her türlü anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür." şeklinde düzenlenmiştir.Mahkemece her ne kadar sonradan yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunun 115/son maddesi uyarınca ... ile ... Şirketi arasındaki sorumsuzluk anlaşmasının, işin uzmanlık gerektiren bir hizmetten kaynaklandığı sebebi ile kesin hükümsüz bulunduğu, dolayısı ile davacı...'nin işçi ...'in eşi ve çocukları için ödemiş olduğu paradan ancak kusuruna isabet eden kısmını geri isteyebileceği kabul edilmiş ise de somut olayda uygulanması gereken olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunun 99. Maddesidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 115. Maddesinin gerekçesinde açıklandığı üzere, TBK 115. maddenin, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 99 uncu maddesini karşıladığı, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 99 uncu maddesi iki fıkradan oluştuğu hâlde, üç ayrı konunun düzenlendiği göz önünde tutularak, madde, tasarıda üç fıkra hâlinde kaleme alındığı, ...maddenin ikinci fıkrasında kullanılan "hafif kusur" şeklindeki ibare, "hafif ihmal"i ifade ettiği, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 99 uncu maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan "hükümet tarafından imtiyaz suretiyle verilen bir sanatın icrasından tevellüt ediyorsa" şeklindeki ibare, Tasarının 114 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında "Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya san'at, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa" şeklinde değiştirilmiştir. Böylece, fıkra hükmünün, kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebilen her türlü faaliyet için değil, sadece uzmanlığı gerektiren hizmet, meslek veya san'atlar için uygulanması amaçlanmıştır.818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 99 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemeden farklı olarak, kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülen hizmetlerde hafif kusurdan sorumlu olunamayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma, bu tür hizmetleri yürütenlerin hafif kusurlarının varlığı hâlinde de olsa sorumsuzluk kaydına yer vermelerinin uygun görülmemesi nedeniyle, hâkime takdir yetkisi verilmeksizin, kesin hükümsüzlük yaptırımına bağlanmıştır.Somut olayda, taraflar arasındaki "... İnşaatı" işinin ihale suretiyle yetkili makamların izni ile davalı şirketçe üstlenildiği gözetildiğinde 818 sayılı Borçlar Kanunun 99. Maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, davacı asıl işverinin hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşmanın kesin hükümsüz olduğu kabul edilerek davacının ödediği tazminat tutarından kendi kusuruna isabet eden kısmın mahsup edilmek suretiyle tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, yatırılan 2.443,00 TL harçtan, alınması gerekli 732,00 TL harcın mahsubu ile arta kalan 1.711,00 TL'nin ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 20/2 maddesi uyarınca HMK'nın ek 1.maddesindeki değişiklik dikkate alınarak kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026