Anahtar kelimeler: Bam Esaskarar Vasi Eylemden Başkan Açılmadan Yazim Katip Üye Hallerden

T.C. ... BAM ..... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ..../... - .../...

T.C.
....
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
..... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO
: ..../...
KARAR NO
: .../...
BAŞKAN
: ....
ÜYE
: ......
ÜYE
: ....
KATİP
: ....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: .../...
KARAR NO
: .../....
KARAR TARİHİ
: ....
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
: ....
DAVACI
: .....
VEKİLİ
: Av. .....
DAVALI
: 1 -.........
VASİ
: ......
DAVALI
: 2 -......
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar)
B.A.M. KARAR TARİHİ
: ....
KARAR YAZIM TARİHİ
: ...........
Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde, █████/2016 tarihinde davalılardan...........adına kayıtlı, diğer davalı............'in sevk ve idaresinde bulunan ......... plakalı araç ile ................ plakalı aracın çarpışması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, müvekkili şirkete yapılan başvuru üzerine, müvekkili tarafından bağımsız aktüerler marifetiyle aktüerya incelemesi yaptırılarak hazırlanan raporlar doğrultusunda, kazada yaralanan dava dışı ......... için █████/2017 tarihi ile 77.483,00-TL, █████/2017 tarihinde dava dışı ........ adına 12.895,00-TL olmak üzere toplam 90.378,00-TL ödendiğini, .... İcra Müdürlüğünün ..../.... esas sayılı dosyası ile davalılar adına icra takibi başlatıldığını, davalı borçlular tarafından itiraz edildiğini, itirazın iptali ile takibin 90.378,00-TL asıl alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, borçluların icra takip alacağının % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .............. cevap dilekçesinde, davaya yetki yönünden itirazlarının bulunduğunu, mağduriyetinin yaralanmasının yok sayılarak hakkında icra takibi yapıldığını, takibe itiraz ettiğini, borcunun bulunmadığını, söz konusu davada sigortacılık kanunun 14. Maddesi ve Güvence Hesabı yönetmeliğinin 16. Maddesi uyarıca ......... yasada belirtilen nedenlerle yaptığı ödemeler için zarara neden olanlara işletenine, sürücüsüne ve diğer sorumlulara rücu etme hakkı tanınmış diyerek dava açıldığını ancak asıl mağduriyeti kendisinin yaşadığını, bu nedenlerle açılmış olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ......... cevap dilekçesinde, kazaya karışan aracın kendisine ait olduğunu, aracın satmak için ........ emlak isimli iş yerine █████/2016 tarihinde işyeri sahibi ........ ile aralarında yaptıkları protokol gereğince bıraktığını, protokol tarihinde itibaren araç ile ilgili tüm sorumlulukların galeri sahibi .......'e ait olduğunu, kazanın kendisi dışında geliştiğini, olaydan dolayı herhangi bir kusur ve kabahatinin olmadığını, zaten kazayı yapan ......... ve galeri sahibi olan .........'in sorumluluklarını kabul ettiklerini, bu sebeple adına açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemce, davanın kısmen kabulü ile, davalıların .......İcra Dairesi’nin .../...Esas sayılı icra takip dosyasına yaptıkları itirazların kısmen iptaline, takibin 89.553,30-TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacağın likit olmadığı, bilirkişi raporu ile tespit edildiği anlaşılmakla davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.
Davalı ........ istinafa başvuru dilekçesinde, suça konu aracın ruhsatını █████/2016 tarihinde, galeri sahibi .........’e yazılı protokol ile teslim ettiğini, o tarihten sonra yapılan bütün eylemlerin sorumlularının galeri olduğunu, savunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı......... istinafa başvuru dilekçesinde, dava konusu kazaya ilişkin █████/2019 tarihli uzlaşma protokolü ile sulh olunduğunu, █████/2016 tarihli kazada ......... e ait olan .......... Devlet Hastanesi’nden alınan kırığın kazadan önce olduğunu, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik olarak Güvence Hesabına yapılacak başvuruların █████/2016 tarihinden önce meydana gelen kazalar için geçerli olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
:
Dava, ........... açılmış rücu istemine ilişkin itirazın iptali davasıdır.
Yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı ...... ve .......... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. (Yargıtay 17 HD █████████E - █████████ K sayılı ilam). Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.
2918 sayılı KTK 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek öğretide, gerekse Yargıtay uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda, getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. (Yargıtay 17 HD █████████ E-████████ K sayılı ilam)
Öncelikle, davalı ....’nın dava konusu aracı haricen satışta bıraktığı, diğer davalı ........’in babası .............’in araçtan ve kazadan sorumlu olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, davalının ileri sürdüğü geçersiz satış sözleşmesinin davacı .... Hesabının alacağına halef olduğu, zarar göreni bağlamasının mümkün olmadığı anlaşılmakla, buna ilişkin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Diğer davalı .................’in kusura yönelik istinaf istemi, kaza tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde hükme esas alınan kusur raporunda belirtildiği üzere, dava konusu kazanın oluşumunda davalı sürücü Fırat Seymen’in %100 kusurlu olduğu, dava dışı diğer araç sürücüsü .....’ın kazanın oluşumunda bir kusurunun olmadığı anlaşılmakla buna ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Rücuen tazminat davaları; gerçek zararın giderilmesi amacına yöneliktir. Ödemesi gereken miktardan fazlasını ödeyen davacı diğer sorumlulara rücu edebilecektir. Zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı, ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusundan isteyebilir. Davacının, rücu edebileceği tazminat tutarı sürücünün kusur oranı ve zarar görenlerin gerçek zararı kadar olabilecektir (Yargıtay 17 HD █████████ E-███████ K sayılı ilam). Bu nedenle, zarar görene yapılması gereken gerçek ödeme miktarı tespit edilerek, davacı tarafça yapılan ödeme miktarı daha fazla olsa da davalının gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna karar verilmesi gerekir (Yargıtay 17 HD █████████ E- █████████ K sayılı ilam). Başka bir ifade ile rücuen tazminat davaları, ödenmesi gerekenin tespiti amacı güder.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Dava dışı ........ ve .........'ın yaralanmasına neden olan kazanın █████/2016 tarihinde meydana geldiği göz önüne alındığında ........ İhtisas Kurulu veya Üniversite Hastaneleri Adli Tıp Anabilim Dalı'ndan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, hükümleri kapsamında rapor alınması gerekirken ......... Hastanesi ve ............ Devlet Hastanesince düzenlenen Engelli Sağlık Kurulu raporlarıyla yetinilmesi ve bu raporda belirlenen maluliyet oranlarına göre tazminat hesabı yapılması usul ve yasaya aykırı olup dava dışı yaralanana ait tedavi evrakları, rapor ve diğer belgeler dosyaya celbedildikten sonra yaralanan dava dışı ........ ve ..........'ın, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, hükümleri kapsamında kaza ile illiyetli maluliyeti bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa iyileşme süresini belirler şekilde rapor alınması gerektiğinden davalıların maluliyete ilişkin istinaf istemlerinin kabulü gerekmiştir.
Ancak, yerel mahkemece dava dışı hak sahibinin gerçek zararının hüküm altına alınması gerektiği, bunun içinde hak sahibinin maluliyetinin Adli Tıp ya da Adli Tıp bölümü bulunan üniversite hastanelerinden alınacak rapor ile tespiti gerekirken davacının beyanı ve sunmuş olduğu özürlülük raporuyla yetinerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle yerel mahkemenin belirtilen şekilde maluliyet raporu alınarak karar vermek üzere kaldırılması gerekmiştir.
Her ne kadar, dava rücu istemine ilişkin olduğu için, davacı Güvence Hesabının dava dışı hak sahibinin halefi olarak açtığı dava mutlak ticari dava olmadığı gibi, dava dışı hak sahibi ve davalının tacir olmamasına göre, davaya bakmakla görevli olan Mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi ise de, .... Bölge Adliye Mahkemesi ........Hukuk Dairesi'nin görev uyuşmazlığına ilişkin kararı bağlayıcı olduğundan, Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olmadığı halde yazılı şekilde karar vermesi kaldırma nedeni yapılamamıştır.
HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, hükmün esasını etkileyecek tüm deliller toplanmadan karar verilmesi nedeniyle karar usul ve yasaya aykırı olup davalıların istinaf başvurularının bu sebeplerle kabulü ile mahkeme kararının HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalıların istinaf taleplerinin KABULÜ ile .... .....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ........... tarih ve .../...-.../... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
3-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
.....
Başkan
......
...
Üye
....
......
Üye
....
....
Katip
.........

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!