Anahtar kelimeler: Mücadele Kaçakçılıkla Eşyanın Görüşü İçeren Kaçak Müsaderesi Muhalefet Mahkûmiyet Karara

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.SUÇ
: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefetHÜKÜM
: Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesiEK KARAR
: Temyiz isteminin reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz isteminin reddi ile ek kararın onanmasıSanık hakkında İstanbul 57. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.05.2015 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile mahkûmiyet kararı verildiği, iş bu kararın sanık tarafından yasal süresinden sonra temyiz edilmesi üzerine Mahkemece 07.01.2016 tarihli ek karar ile temyiz isteminin reddine karar verildiği, ek karara yönelik sanığın süresinde temyiz talebinde bulunması üzerine ise dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 7242 sayılı Kanun'un 61... . maddeleri ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3 ve 5. maddelerinde sanık lehine hükümler içeren değişikliklerin yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu nedeniyle Mahkemesine iade edildiği, anılan Kanun uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen bu iade yetkisinin temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararları kapsamadığı, bu nedenle dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından mahalline iade edilemeyeceği, iade üzerine yapılan yargılamanın hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmakla, Mahkemenin 07.01.2016 tarihli ek kararına yönelik sanığın 14.01.2016 tarihli temyiz istemi hakkında yapılan incelemede sonucunda; sanığın yokluğunda verilen kararın dosya kapsamınagöre bilinen en son adresi olan ve yargılama aşamasında en son bildirdiği ''..... Cad. .....Mah. .....Konya'' adresine tebliğ edilmesi, tebligatın bila-tebliğ iade olması halinde ise 6099 sayılı Kanun ile değişik 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca MERNİS adresine tebligat yapılması gerekirken, bu hususa uyulmadan doğrudan "....,..... Konya" adresinde mahalle muhtarı imzasına yapılan 12.06.2015 tarihli tebligatın usûlsüz olduğu ve sanığın öğrenme üzerine 30.12.2015 tarihli temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşılmakla mahkemece verilen ek karar kaldırılarak 21.05.2015 tarihli asıl karara ilişkin yapılan inceleme sonucunda, kararın temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin öğrenme üzerine süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin, 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3. maddesinin 5. ve 10. fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde;10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 22. fıkrasının ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtarında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle;Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ile 6545, 72 42... sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/ 23... /2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.Açıklanan nedenle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usûlü Kanunu'nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 26.11.2025 tarihinde karar verildi.