Anahtar kelimeler: İstese Defasında Eft Ödünç Ödeyeceğini Ferilerine Akabinde Muaccel Borçluya Ödemediğini

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2022KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin █████/2017 tarihinde davalıya 15.000.000TL'yi işlem açıklamasını '' borç olarak verilen '' şeklinde belirterek EFT yaparak borç olarak gönderdiğini, müvekkilinin davalıdan verdiği iddia edilen borcu istese de davalının her defasında borcunu ödeyeceğini söylediğini ancak borcunu ödemediğini, müvekkili tarafından davalı borçluya ihtarname gönderildiğini ve borcun muaccel hale geldiğini, akabinde müvekkilinin -------- İcra Dairesi'nin --------- Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibine başladığını ancak davalının borca ve ferilerine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, davalının sürekli sermaye - şirket bölünmesine gittiğini ve sermayeyi farklı şirketlere aktardığını, borç miktarı yüksek olduğundan davalının taşınız, taşınmaz mal varlığı ile banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulmadığı takdirde davalının mallarını kaçıracağını ve müvekkilinin alacağının tahsil imkanının ortadan kalkacağını, bu nedenlerle müvekkilinin telafisi mümkün olmayacak zarara uğramaması için davalının taşınır ve taşınmaz mallarına ve banka hesaplarına alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere ihtiyati tedbir konulmasını, davanın kabulüne, davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ve takibin devamına, davalının icra takibine etmiş olduğu itirazın kötü niyetli olduğunu ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafın üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı --------Ş. Arasında █████/2016 tarihli taşınmaz vaadi sözleşmesi, █████/2016 tarihli taşınmaz gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ve █████/2016 tarihli taahhütname akdedildiğini, taraflar arasında akdedilen █████/2016 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi gereği müvekkilin yapımını ve satışını üstlendiği --------- adı ile bilinen projede yer alan ------ ve-------- bloklarından oluşan yapı grubunun,----------Ş.'ye 140.000.000.00USD bedel mukabilinde satışı konusunda anlaştıklarını, akabinde müvekkili şirketin yüklenici konumunda olduğu, dava dışı --------Ş. ile dava dışı ----------Ş. arasında Gayrimenkul Satış Vaadi sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasında akdedildiği iddia edilen sözleşmede ödemelerin ----------Ş. tarafından belirlenen tarihlerde gerçekleştirilmesinin hüküm altına alındığını ve davacının borç olarak gönderdiğini iddia ettiği tutarın dava dışı şirketin sözleşme gereğince ödemesi gereken bedel olduğunu ve dekontta bulunan '' borç '' ibaresinin mevcut borcun ödenmesine ilişkin olarak yazıldığını, sözleşme uyarınca yapılması gereken ödemelerin dava dışı ---------Ş. yerine davacı tarafından ödendiğini, davacı ve dava dışı şirket arasında organik bağ olduğunu, daha önce --------Ş. tarafından ödenen bir bedel ile davacı şirketin şube kodunun bile aynı olduğunu, müvekkilinin davacı ve dava dışı ---------Ş. ve dava dışı --------- ---------Ş. aleyhine icra takiplerinde bulunduğunu, davacı tarafından gönderilen paranın takibe dayanak ihtarnamede belirtildiği iddia edilen taraflar arasındaki ticari iş varlığından doğduğunu ve ödendiğini, ayrıca dekont tarihinin █████/2017 tarihli olduğunu ve sözleşmede belirlenen ödeme planı içerisinde yapılan bir ödeme olduğunu, sözleşmeye taraf dava dışı ---------Ş.'nin █████/2017 tarihinde sözleşme kapsamında 15.000.000,00TL ödeme gerçekleştirdiğini ve dekontlar incelendiğinde davacının █████/2017 tarihli ödemesinde davacı ile aynı şube kodu ile ödeme yaptığını, hatta kullanıcı kodları, terminal kodlarının da aynı olduğunu, yapılan ödemenin ticari ilişki kapsamında ödenen bir bedel olduğunu ve davacının belirttiği nitelikte olmadığını, davacının takip dosyası için aynı zamanda icra hukuk mahkemesinde itirazın kaldırılması davası açtığını, davacı tarafın bu davada icra inkar tazminatı talep edemeyeceği gibi kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle usulden reddine, itirazın iptali davasında muacceliyet şartı sağlanmadığından ve davacının kısmi dava açamayacağından davanın hukuki yarar yokluğundan reddine, davanın ve icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacının alacağın '20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı taraftan tahsiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava; davacının davalıya borç olarak havale ettiğini iddia ettiği paranın iadesi için başlatılan takibe itirazın iptali davası olup, davalı taraf bu davanın kısmi dava olarak açılamayacağını, alacağın zaman aşımına uğradığını, alacağın muaccel olmadığını, davacı tarafın bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, borç olarak verildiği iddia edilen bedelin dava dışı şirketle akdedilen sözleşme kapsamında ödenen bir bedel olduğunu, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, ispat yükününü davacıda olduğunu iddia etmektedir. Uyuşmazlık; Takip tarihi itibariyle davacının davalıdan "borç olarak verilen" açıklamasıyla havale edilen 15.000.000 TL'den dolayı alacaklı olup olmadığı, temerrüt var ise takip tarihine kadar işlemiş faiz tutarının ne olacağı, alacağın zaman aşımına uğrayıp uğramadığı ,muaccel olup olmadığı, davada hukuki yarar dava şartının mevcut olup olmadığı, davalının davacıya takip konusu miktar üzerinden borçlu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Dava konusu --------- İcra Dairesi'nin ---------- Esas sayılı icra dosyası celp edilmiş olup ilgili dosya incelendiğinde; davacı şirket tarafından borçlu şirket aleyhine 15.000.000,00TL asıl alacak ve 10.245.719,18TL işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam 25.245.719,18TL alacak yönünden takip başlatıldığı, borçlu davalı şirket tarafından borca yasal süresi içerisinde itiraz edildiği ve takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.Dosya safahatı incelendiğinde; Mahkememizin █████/2023 tarih-------- Esas-------- Karar sayılı ilamı ile "1-Davanın Kısmen kabulü ile, davalının ----------İcra Müdürlüğünün ----------- Esas sayılı dosyasında takibe itirazının iptali ile takibin 15.000.000 TL asıl alacak, 4.704.246,58 TL. İşlemiş faiz toplamı 19.704.246,58 TL. üzerinden devamına, takipten itibaren asıl alacağa değişen oranlarda avans faizi yürütülmesine, 2-Alacak likit olduğundan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine," şeklinde karar verildiği,----------- sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği,--------- sayılı ilamı ile; " Somut olaya uygulanması gereken TBK'nın 392. maddesi gereğince, ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamış ise ödünce konu paranın ilk istemden başlayarak altı hafta içinde geri verilmesi gerekir. Yani, madde metninde yazılı hususlar söz konusu değilse ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir. Dolayısıyla somut olayda, davacı iade talebinde bulunup altı hafta bekledikten sonra takibe geçebileceğinden, anılan süreye uyulmadan başlatılan takip usul ve yasaya uygun değildir. Bu nedenle açılan itirazın iptali davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir." kararının verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır.Yargıtay ilamında belirtilen hususlara istinaden mahkememizce █████/2025 tarihli tensip zaptı düzenlenerek duruşma günü verildiği, taraflara tebliğ edildiği anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında tüketim ödüncü sözleşmesine bağlı olarak verilmiş olduğu iddia edilen borç için ilamsız icra takibi başlatılmıştır. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 386'ncı maddesi "Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 392'nci maddesi; ''Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.'' hükmünü ihtiva etmektedir. Söz konusu hükümden, alacaklının ödünç verdiği şey için dava açması ya da takip başlatması için ilk istemden başlayarak altı hafta beklemesi gerektiği, alacağın bu süre sonunda muaccel olacağı sabittir. Muaccel olmayan bir alacak için dava ve takip başlatılması mümkün değildir. İtirazın iptali davasında geçerli bir takip bulunması dava şartı olarak düzenlenmiştir. Ayrıca tüketim ödüncünden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik takiplerde alacağın talep edilebilir olması gerekmektedir. Yukarıda yer verildiği üzere TBK 392.maddesine uygun olarak borçluya ödüncü iade etmesi için bildirimde bulunmadan alacak talep edilebilir olmadığından, bu yasal zorunluluk yerine getirilmeden icra takibi başlatılması ya da dava açılması mümkün olmayacaktır. İcra takibi yapıldığı esnada var olan bu eksikliğin sonradan giderilmesi de mümkün değildir. En geç takip tarihi itibariyle bu eksikliğin giderilmiş olması gerekmektedir.Somut olayda taraflar ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlemediğinden veya istenildiği zaman muaccel olacağı da kararlaştırılmadığından ilk istemden başlayarak 6 hafta sonra alacağın muaccel olacağı kabul edilmelidir.Somut olay ve ilgili yasal düzenlemeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, usul ve yasaya uygun Yargıtay bozma ilamına uyulması sonrasında yapılan yargılama neticesinde, davacı tarafından davalıya █████/2017 tarihinde 15.000.000,00-TL EFT gönderildiği, EFT işlemi yapılırken açıklama kısmına "borç olarak verilen" ibaresinin eklenildiği, tüketim ödüncü sözleşmesine bağlı olarak verilmiş olduğu iddia edilen borç için ----------İcra Müdürlüğünün --------- Esas sayılı takip dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki itirazın iptali davasının ise █████/2022 tarihinde açıldığı, davacının TBK md. 392 kapsamında icra takibinden 6 hafta önce iade talebinde bulunduğuna dair dosyada bilgi ve delil bulunmadığı, her ne kadar ---------- Noterliği'nin ---------- yevmiye numaralı █████/2019 tarihli ihtarnamesi ile ödüncün talep edildiği ileri sürülmüş olsa da, ilgili ihtarnamenin cari hesabın kapatılmasına ve ödeme talebine yönelik olduğu, ilgili ihtarnamede icra takibine konu edilen ödünç ilişkisinden bahsedilmediği, TBK md. 392 gereği davacı tarafından iade talebinde bulunulup 6 hafta bekledikten sonra takibe geçebileceğinden muaccel olmayan bir alacak için başlatılan icra takibinin geçersiz olduğu, itirazın iptali davasında geçerli icra takibinin bulunmasının dava şartı olduğu, geçerli bir takip bulunmadığı ve bu sebeple dava koşulunun gerçekleşmediği anlaşıldığından davanın usulden reddine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın USULDEN REDDİNE,-Davalı tarafın teminat mektubunun iadesi talebinin kabulüne,2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 304.173,10-TL'nin yatıran tarafa iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından yapılan 210,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T 7/2. maddesine göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Tarafların dava şartı olması nedeniyle başvurdukları ----------- Arabuluculuk Bürosu ----------- Arabuluculuk Numaralı görüşmeler neticesinde belirlenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,7-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026