Anahtar kelimeler: Holding Bam Meni Sinai Sınai İmalat Unvanının Fikri Başkan Katip

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20.HUKUK DAİRESİESAS NO
: █████████KARAR NO
: ███████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RBAŞKAN
: ... ...ÜYE
: ... ...ÜYE
: ... ...KATİP
: ... ...İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ███████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU
:Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Meni, Ticaret Unvanının TerkiniTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2022 tarih ve ███████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar ... Holding A.Ş. ve ... İmalat San. ve Tic. A.Ş. ile davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacılar vekili, "..." ibaresinin, 1969 yılından beri faaliyette bulunan müvekkili "... ... A.Ş." ve şirketler topluluğuna dâhil diğer şirketlerin ticaret unvanında kullanıldığını, ayrıca müvekkilleri adına marka olarak tescil edildiğini, şirketler topluluğu bünyesindeki diğer şirketlerin de lisans sözleşmeleri ile bu markayı kullandığını, yurt içinde ve yurt dışında faaliyette bulunan topluluğa dâhil tüm şirketlerin "..." markası ile tanındığını, itibar ve güven kazandığını, bu nedenle "..." ibaresinin geçtiği her yerde doğrudan şirketler topluluğunun anlaşıldığını, üçüncü kişilerce bu isme güvenilerek ve şirketler topluluğuyla bağlantı bulunduğu kanaatiyle ticari ilişkiler kurulduğunu, davalının ise müvekkillerinin ticaret unvanında yer alan ve markası da olan "..." ibaresini kullanarak, ticaret unvanı içinde tescil ettirerek, markaya tecavüzde bulunduğunu, bu hususta davalıya ihtarname tebliğ edilmesine rağmen davalının hiçbir düzeltme girişiminde bulunmadığını, TTK m.52 ve SMK m.7/2 ve 7/3 uyarınca davalının unvanından "..." ibaresinin terkin edilmesinin ve her türlü davalı kullanımına son verilmesinin gerektiğini ileri sürerek, müvekkillerinin ticaret unvanına ve marka haklarına tecavüzün tespiti ile menine, "..." ibaresinin, davalının ticaret unvanından terkinine ve her türlü kullanımına son verilmesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, müvekkilinin adresinin Silivri olup, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin Silivri mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin Silivri ilçesinde yaklaşık 30 yıldır elektrik malzemeleri satış ve işleri yaptığını, müvekkilinin isminin davacıların ticaret unvanları ile tamamen olduğunu, müvekkilinin logosu ile davacıların logosunun da farklı bulunduğunu, küçük bir beldede, küçük bir dükkan ile iş yapan müvekkilinin dükkanının davacı ile bağdaştırılmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, davalının "..." ibaresini, ticaret unvanı kullanımı ötesine geçen, ürünler üzerinde yani kataloglarda, ilan veya reklamlarda, ticari evrak üzerinde veya promosyon malzemeleri üzerinde veya hizmetler üzerinde, internet alan adları ve bu alan adları altında yayın yapan internet sitelerinde marka olarak kullandığını tevsik eden, işaretin mal ve hizmetlerde kaynak göstermesine sebep olabilecek şekilde kullanıldığını gösterir herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, davalının usulüne uygun olarak ticaret unvanını tescil ettirmesinin veya salt ticaret unvanı kullanımının marka hakkına tecavüz fiili olarak değerlendirilemeyeceği, davacılardan ... ... Sanayi Anonim Şirketinin unvanının 17.05.1969 tarihinde tescil edildiği ve bu kaydın 06.06.1969 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan olunduğu, davacılardan ... İmalat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin █████/1978 tarihinde, davacılardan ...nin unvanının ise 01.10.2013 tarihinde tescil edildiği, davalı Şirketin ise mevcut ticaret unvanı ile █████/2019 tarihinde kurulduğu, davalı şirketin esas sözleşmesinde amaç ve konu olarak belirtilen "…bayındırlık müteahhitleri: yurt içi yurt dışı bütün daire, müessese ve kurumların yer altı ve yer üstü her türlü bayındırlık hizmetleri, karayolu, demiryolu, kanal, köprü, tünel, menfez, liman, rıhtım, havuz, baraj, istinat duvarı, inşaatlarını yapmak, her türlü inşaat taahhütleri yapmak, İnşaat: her türlü inşaat taahhüt işleri, konut iş yeri, ticarethane inşaatlarını yapmak, satmak, kendi hesabına arazi ve arsalar almak, bunlar üzerine veya başkalarına ait arsa ve araziler üzerinde kat karşılığı binalar yapmak, her türlü resmi ve özel sektöre ait inşaat taahhüt ve montaj işleri yapmak ve müstakil konut, iş hanları, fabrikalar, yollar, barajlar ve göletler, tatil köyleri inşa etmek ve kiraya vermek, her türlü küçük ve büyük yapıların her türlü inşaat işlerini anahtar teslimi taahhüt etmek, her türlü kurumun inşaat, elektrik, tesisat, yol, su, kanalizasyon, doğalgaz, alt yapı, üst yapı, dekorasyon restorasyon işlerinim yeniden veya onarımı ihalelerine katılmak, teklif vermek, prefabrike inşaat ve meskenler yapmak, her türlü havuz inşaatı ve arıtma işleri yapmak," gibi faaliyetler ile davacılardan ... ... Sanayi Anonim Şirketinin esas mukavelesinin maksat ve mevzuu bölümünde yer alan "Her türlü mimarlık, mühendislik, müşavirlik, proje ve hizmetleri yapmak, inşaat taahhütleri yapmak, turistik tesisler inşa etmek" ve davacılardan ... İmalat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin “Her türlü mimarlık, mühendislik, müşavirlik etüd ve proje hizmetlerini yapmak,” konularının birbirine benzediği ve bu faaliyet konuları arasında bağlantı bulunduğu, tarafların tescil ve ilan edilen iştigal mevzuları arasında benzerlik bulunduğundan davalı vekilinin, şirketlerin çalışma alanlarının birbirinden farklı olduğu biçimindeki savunmasının yerinde olmadığı, davacı ... Şirketinin “yurt içinde veya yurt dışında kurulmuş ve kurulacak şirketlerin sermaye ve yönetimine katılarak şirket kurma, iştirak tesisi, elden çıkarma, işletme ve yatırım faaliyetleri, finansal faaliyetler, organizasyon hizmetleri, müşterek hizmetler, gayrimenkul tasarrufları, sosyal faaliyetler ve diğer faaliyetler” şeklinde belirtilen iştigal konularının ise holding şirketi olması sebebiyle tüm şirketlerle ve bu arada davalı şirketle bağlantılı olduğu, davacıların ticaret sicilinde tescil ve ilan edilen iştigal konuları aynı, bağlantılı ve benzer olduğu gibi tarafların ticaret unvanlarının asli ayırt edici unsuru olan “...” ibareleri arasında da aynılık bulunduğu, tarafların ticaret şirketi olması hasebiyle ticaret unvanlarının tüm yurtta korunmasının hem 6762 sayılı eski TTK, hem de meri 6102 sayılı TTK uyarınca yasal zorunluluk olup sonraki kurulan şirketin öncekilerden ayırt edilmesini sağlayacak ekleri kullanması gerektiği, dolayısıyla davalı vekilinin taraf şirketlerinin farklı yerlerde faaliyet gösterdiği biçimindeki savunmasının bu değerlendirmeyi etkiler nitelikte olmadığı, davalı şirketin kullandığı "teknik enerji mühendislik sanayi ve ticaret" ibarelerinin, faaliyet alanlarını gösteren, ticaret unvanına tam olarak ayırt edicilik katmayan ve unvanları farklılaştırmaya yeterli olmayan kelimeler olduğu, bu nedenle davacıların ticaret unvanı ile davalının ticaret unvanının asli ek unsurunun aynı bulunduğu, davacıların iştigal konuları ile davalının iştigal konusu arasında ayniyet, bağlantı ve benzerlik olduğu ve belirtilen nedenlerle davacıların ticaret unvanı ile davalının ticaret unvanı arasında 6102 sayılı TTK kapsamında da karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacıların ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinin terkini yönünde talepte bulunabileceği ve uyuşmazlıkta davalı ticaret unvanından “...” ibaresinin terkini koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönünden davanın reddine, davalı tarafın ticaret unvanınında bulunan "..." ibaresinin, TTK 52/1 maddesine göre haksız olarak kullanıldığının tespiti ile bu ibarenin davalının ticaret unvanından terkinine, TTK 52/2 md gereğince mahkeme hükmünün ülkede yayınlanan tirajı en yüksek 5 gazeteden birinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle ilanına karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacılar ... Holding AŞ ve ... İmalat San.ve Tic. AŞ vekili, ortalama tüketici açısından müvekkillerine ait "..." markası ile davalı şirketin unvanında yer alan "..." ibaresinin bıraktıkları genel izlenimin aynı olacağını, markanın koruma altına alınmasının asıl ve en önemli işlevinin, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini başka teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlamak olduğunu, dolayısıyla bir teşebbüs için tescil edilen markanın, başka bir teşebbüsün de kullanımına sunmanın yasal düzenlemenin amacına aykırı bulunduğunu, bu durumda markanın, yasal düzenlemenin aksine teşebbüsleri birbirinden ayırt etmeyi sağlayamayacağını, marka hukukunun işlevsizleşeceğini, marka sahiplerinin, yoğun emek, mesai ve para harcayarak kazandıkları marka tescilinin de hiçbir önemi kalmayacağını, davalı şirketin ticaret unvanında bulunan "..." ibaresinin, müvekkillerinin "..." markasından ayırt edilecek hiçbir farklılık taşımadığını, müvekkilleri markası ile işitsel, görsel, telaffuz ve kavramsal açıdan iltibas oluşturacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, müvekkil şirketin unvanının, davacıların unvanından farklı olduğunu, müvekkilinin Silivri'de küçük bir elektrikci dükkanının bulunduğunu, davacılar ile faaliyet alanları tamamen farklı olduğu gibi müvekkilinin logosunun da davacıların logosundan farklı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.GEREKÇE
:Dava, ticaret unvanına ve marka hakkına tecavüzün tespiti, meni ile ticaret unvanının terkini istemlerine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ihtiyari dava arkadaşlığı başlıklı 57. maddesi “ Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir: a) Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması. b) Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri. c) Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması.” hümünü haiz olup, aynı kanunun 58. maddesi ise “İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder.” düzenlemesini içermektedir.Somut olayda da her biri kendi adlarına tescilli markalarına ve ticaret unvanlarına dayalı olarak eldeki davayı açan davacılar arasında, davalıya atfedilen markaya ve unvana tecavüz fiili ortak vakıa olduğundan, HMK’nın 57/1-c maddesi çerçevesinde davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu açıktır.Bu durumda, ilk derece mahkemesince dava açılırken her bir davacı için ayrı ayrı başvurma ve peşin karar ve ilam harçlarının alınması gerekirken, dava açılırken tek bir harç alınarak yargılamaya bu şekilde devam edilmesi ve gerekçeli kararda da tüm davacılar için tek harca hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Nitekim benzer şekilde açılan başka bir dava hakkında verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████/2022 tarih, █████████-█████████ E-K sayılı ilamında da aynı tespitlere yer verilmiştir.Her ne kadar istinaf yoluna taraflarca bu yönde bir istinaf itirazında bulunulmamışsa da, harçlar kamu düzenine ilişkin olduğundan, bu hususun resen gözetilmesi gerekmiştir.Bu itibarla, mahkemece yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde eksik harcın tamamlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi için HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacılar ... Holding A.Ş. ve ... İmalat San. ve Tic. A.Ş. ile davalı vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Davacılar ... Holding A.Ş. ve ... İmalat San. ve Tic. A.Ş. ile davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2022 tarih ve ███████ E. - ████████ K. sayılı sayılı kararının KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,3-Davacılar ... Holding A.Ş. ve ... İmalat San. ve Tic. A.Ş. ile davalı vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,4-Davacılar ... Holding A.Ş. ve ... İmalat San. ve Tic. A.Ş. tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde anılan davacılara iadesine,5-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine,6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,8-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Başkan...Üye...Üye...Katip...