Anahtar kelimeler: Acente Acentelik Mevcuttur Primi Gerekse İlişki Edilir İstinaden Şti İmzalanan

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: ████████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
ESAS NO
: ████████ Esas - ████████ Karar
TARİHİ
: █████/2023
DAVA
: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "...Davalı ........ Şti. ile müvekkil şirket arasında 03.03.2015 tarihinde imzalanan Acentelik Sözleşmesine istinaden taraflar arasında ticari ilişki mevcuttur. Davalı ile müvekkil şirket arasında imzalanan Acentelik Sözleşmesi 21. Maddesinde " Sigorta primi peşin olarak tahsil edilir. Acente gerek kendi düzenlediği gerekse de Şirket tarafından düzenlenen poliçeler (Yenilemeler ve Zeyilnameler dahil) üzerinde yazılı primi, mevzuat esasları çerçevesinde tahsil eder. Taksitli prim tahsili ancak ilgili mevzuattaki sınırları aşmamak üzere Şirket tarafından öngörülen koşullarda yapılabilir. Acentenin tahsil ettiği primler emanet para hükmünde olup, Acente tahsil ettiği primleri en geç ertesi haftanın son iş gününün bitimine kadar Şirkete intikal ettirmek zorundadır." şeklinde düzenleme mevcuttur. İlgili sözleşme maddesinden anlaşıldığı üzere davalı acente tahsilat yetkisine sahiptir. Ancak davalı, yetkisi kapsamında tahsil ettiği primleri müvekkil şirkete intikal ettirmemiştir. Söz konusu cari hesaba istinaden......İcra Müdürlüğü'nün ... Esas dosyasında 202.217,98-TL asıl alacak ve bu asıl alacağa işleyecek ticari faiz ile birlikte davalı borçludan tahsilinin yapılması amacıyla icra takibi başlatılmıştır. Ancak borçlu 27.09.2019 tarihinde işbu icra takibine haksız ve kötüniyetli bir şekilde itiraz etmiştir. Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla; davamızın kabulü ile davalı hakkında yapılan İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas dosyasına yapıla itirazın 202.217,98 TL asıl alacak açısından iptali ile icra takibinin 30.08.2019 tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek mevduata uygulanan en yüksek ticari faiziyle birlikte devamına, borçlunun takibe ilişkin haksız itirazlarının iptaline, davalı borçlunun yerinde olmayan itirazları ile icrayı geciktirmek amacında olmasından dolayı %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, müvekkil şirketin alacaklarını korumak amacıyla davalının taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulması kararı verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "...söz konusu davada yetkili mahkeme İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemeleridir. Davacı sigorta şirketinin genel merkezi İstanbul ili .......... ilçesidir. Yetki kurallarına göre, sigorta şirketinin merkezinin olduğu yer yetkili mahkeme kabul edilmektedir. İşbu nedenlerle huzurda görülmekte olan davanın usuli açıdan reddine karar verilmesini talep ederiz. Müvekkil şirket ve davacı sigorta şirketi uzun yıllardan beri birlikte çalışmaktadır. Müvekkil şirket her zaman ödemelerini düzenli yapan, karşılıklı memnuniyet çerçevesinde seneler boyu süren iş ortaklıkları devam etmektedir. Müvekkil şirket birden çok kez sözlü ve yazılı olarak ödeme yapmak istediğini dile getirmiş olmasına rağmen huzurda görülen haksız ve hukuka aykırı dava aleyhine ikame edilmiştir. Müvekkil şirketin davacı sigorta şirketine firmaya yaptığı ödemelerin dökümleri; 25.04.2018 vade tarihli ....... çeki : 195.000TL bedelli-31.05.2018 vade tarihli ...çeki: 14.000TL bedelli -10.06.2018 vade tarihli .......çeki:35.000TL bedelli -28.08.2018 vade tarihli .......... çeki: 26.000TL bedelli-30.09.2018 vade tarihli .......çeki: 20.000TL bedelli -31.10.2018 vade tarihli ......... Çeki:25.000 bedelli -01.03.2019 vade tarihli ...... çeki:13.900 bedelli toplam; 152.400-TL Müvekkil şirket tarafından davacı şirkete verilen çeklerle ödenen rakamdır. Müvekkil şirket tarafından 10.000TL Tutarında havale davacı sigorta şirketine gönderilmiştir. Müvekkil şirkete ait olan hasar dosyalarından hesaplanan hasar bedelleri müvekkil şirketin talebi üzerine acenta hesabından mahsup edilmiştir. Yine müvekkil şirkete ait taşınmazın üzerine davacı sigorta şirketinin lehine 300.000TL bedelli ipotek tesis edilmiştir. 2017 ve 2018 yıllarında müvekkil şirket tarafından yapılan poliçelerden alınacak komisyonlar yani poliçe başına alınacak olan prim tutarları alınmamış hepsi davacı sigorta şirketine bırakılmıştır. Aynı şekilde davacı sigorta şirketine birçok kez kredi kartı ile ödeme yapılmıştır.18.05.2018 tarihinde davacı şirketin tahsilat müdürü olan ... tarafından müvekkil şirkete gönderilen detay poliçe listesi yine dilekçemiz ekinde yer almaktadır. Müvekkil şirket birden çok kez davacı firmayla iletişime geçmiş borcunu ödemek istediğini beyan etmiştir. Ancak davacı firma ile borçlu olduğu rakam konusunda mutabık kalamamışlardır. Davacı firmadan birden çok kez cari dökümünün tarafına gönderilmesini arada bir sürü ödeme yaptığını kredi kartı, banka havalesi, müşteri çekleri, komisyon bedelleri vs. beyan etmiş ancak sonuç alamamıştır. Müvekkil şirket yetkilisi, davacı şirketin tahsilat müdürü ... bey ile toplantı yapmış toplantı akabinde mutabık kalınan rakam ... Beyin defterine not düşülmüştür. Bu rakam üzerinden davacı sigorta firmasına birçok ödeme yapılmış olmasına rağmen hiçbir ödeme müvekkil şirketine cari hesabından düşülmemiştir. Haksız ve mesnetsiz davada her ne kadar Müvekkil şirketin borcu olsa da bu borç tutarı davacı şirketin belirttiği rakam değildir. Bu sebeplerle huzurda görülmekte olan haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep etme gerekliliği hasıl olmuştur. Haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve avukat vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini..." talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:
İlk Derece Mahkemesi █████/2023 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında; "........Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ile davalı arasında █████/2015 tarihli Acentelik sözleşmesinden kaynaklı olarak süregelen ticari bir ilişkinin bulunduğu, davacı tarafça sözleşme kapsamında davalı tarafça tahsil edilerek taraflarına ödenmediği belirtilen primlerden kaynaklı olarak davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle iş bu davanın açılmış olduğu; her iki taraf ticari defter ve kayıtlarına göre cari hesap farklılığı söz konusu ise de , hesap farklığının , davalının cari hesap ekstresinde poliçelerin, tahsil ettiği primlerin, davacı yana yapılan ödemelerin yer almamasından kaynaklı olduğu, bu sebeple tarafların cari hesaplarının birbirleriyle uyumlu olmadığı, bu durumda davacı taraf ticari defter ve kayıtlarının esas alınmasının gerektiği ve davacı taraf ticari defter ve kayıtlarına göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 202.217,98 TL alacağının bulunduğu, bu sebeple davalının takibi yapmış olduğu itirazın yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın kabulü ile takibe yapılan itirazın iptaline, Alacağın likit ve hesaplanabilir olması, davalı/borçluların itirazlarında haksız olduğunun anlaşılması karşısında hüküm altına alınan asıl alacak miktarı toplamının %20'si oranında İİK 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerektiği kanaatine varılmıştır." gerekçesi ile,
''1-Davanın KABULÜ ile davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 202.217,98 TL üzerinden ve takip talebindeki hal ve şartlar üzerinden devamına
2- 202.217,98 TL alacağın %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hukuka aykırı delillerle hüküm oluşturulamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın ispat külfetini ticari defter ve belgelerine dayanarak yerine getirmek üzere işbu davayı ikame ettiğini, fakat ticari defter ve belgelerini dosyaya süresinde ibraz etmediğini, yine bilirkişi heyetine ticari defter ve evrakların incelenmesi için yerinde inceleme yetkisi verildiğini, fakat bilirkişi heyetince yerinde inceleme yapılmayarak davacı şirketten mail üzerinden teslim aldığı evraklarla sınırlı tespitlerle hüküm kurulduğunu, bu hususa ilişkin muvafakatlerinin olmadığını süresinde yerel mahkemeye bildirdiklerini, ancak bilirkişinin yine de davacı şirketin ticari defter ve evraklarına inceleme yapmak üzere tespitte bulunduğunu, yerel mahkemece de davacı şirketin ticari defter ve belgelerine dayanarak davanın kabulüne ilişkin hüküm kurulduğunu, davacı şirketin icra takibi konusu alacağına ilişkin ispat külfetini yerine getiremediğinden davanın reddine şeklinde hüküm kurması gerekirken usul ve yasaya aykırı ticari defter ve belgelere dayanarak davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,Müvekkil şirketçe yapılan ödemeler ve aleyhine kurulan ipoteklerin hükümde esas alınmadığını, cevap dilekçesinde müvekkil şirket tarafından ödemeler yapıldığı, çekler ibraz edildiği ve müvekkil şirket aleyhine taşınmaz rehni tesis edildiğinin belirtildiğini, yine dava öncesi taraflar arasında yapılan karşılıklı görüşmelerde müvekkil şirketin yaptığı ödemelerin davacı şirketin ticaret defterlerine işletilmediğinin görüldüğünü, uyuşmazlığın davacı sigorta şirketinin kendi kusurlu davranışıyla icra takibi başlatıldığının iddia edildiğini, bunun üzerine taraflarınca yapılan ödemlere ilişkin davacı şirketin ticari evraklarda irdelenmesinin ve tespitinin talep edildiğini, fakat bilirkişice yapılan değerlendirmelerde savunmalarına ilişkin herhangi bir inceleme yapılmadan salt davacı şirketin dosyaya sunduğu cari hesap ekstresinin ticari defterleriyle uyumunun denetlendiğini, İşbu hususta spesifik olarak cevap dilekçelerinde ve bilirkişi raporlarına karşın sundukları itiraz dilekçelerinde açıkça belirtmelerine rağmen ve yapılan işlemlere ilişkin delilleri dosyaya sunmalarına rağmen hükümde dikkate alınmadan karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, nitekim banka kanalıyla ödemeler yapıldığını belirtmelerine ve bankaya müzekkere yazılmak üzere ödemelerin dosyaya celbini talep etmiş olmalarına rağmen yerel mahkemece bu hususa ilişkin herhangi bir karar verilmediğini veyahut işlemde bulunulmadığını, nitekim bilirkişice hesapların uyumlu olmadığı tespiti de yapılmış olduğunu, bu hususun giderilmeden hüküm oluşturulduğunun da görüldüğünü, dolayısıyla yerel mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmayarak veyahut değerlendirmeyerek karar verilmiş olduğunu, Cari hesap usulüne dayanılmasına rağmen müvekkil şirketin alacakları cari hesaba eklenmeden karar verildiğini, bilirkişice hukuka aykırı olarak elde edilen ticari defter ve belgelere istinaden cari hesap ekstreleri oluşturulduğunu, yapılan tespit neticesinde davacı şirketin 202.217,99 TL alacaklı olduğu, müvekkil davalı şirketin 297.514,05 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, bilirkişice yapılan tespit neticesinde toplamda müvekkil şirketin borçlu olduğunun aksine davacı şirketten alacaklı olduğu tespit edilmesine rağmen davanın kabulüne şeklinde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Müvekkil şirketin icra takibi konusu alacağa ilişkin olarak temerrüde düşürülmediğini, davacı şirketin iddia ettiği alacakların tahsili için müvekkil şirketi hiçbir şekilde ihbar veyahut ihtar etmeden müvekkil şirket aleyhine icra takibi başlattığını, bundan ötürü müvekkil şirketin icra takibi başlatılmasıyla temerrüde düştüğünün kabul edilmesi gerektiğini, fakat davacı şirketin icra takibini başlatırken sadece anapara değil sanki müvekkil davalı şirketi daha önce temerrüde düşürmüş gibi işlemiş faizi eklemek suretiyle icra takibi başlattığını, dolayısıyla müvekkil şirket aleyhine açılan itirazın iptali davası neticesinde davacı şirket müvekkil davalı şirketi temerrüde düşürmeden sadece anapara üzerinden takibin devamına kararı verilmesi gerekirken anapra ile birlikte takibin hal ve şartları üzerinden devamına karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin ispat külfetini yerine getiremediği ve yerel mahkemece verilen kararda ticari defterlerin usul ve yasaya aykırı olarak toplandığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava taraflar arasında akdedilen █████/2015 tarihli acentelik Sözleşmesinden kaynaklı prim alacağından oluşan cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davaya konu icra dosyası ile davacı tarafından davalı hakkında 202.217,98 TL. Asıl alacak + 1.404,45 TL. İşlemiş faiz olmak üzere toplam 203.622,43 TL. Üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe itiraz edilmesi üzerinden davacı tarafından 202.217,98 TL. Asıl alacak üzerinden itirazın iptali davası açılmıştır.Davacı ile davalı şirket arasında █████/2015 tarihli belirsiz süreli acentelik sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin ''prim tahsili ve şirkete intikali '' başlıklı 21. Maddesinde;''Sigorta primi peşin olarak tahsil edilir. Acente gerek kendi düzenlediği, gerekse de Şirket tarafından düzenlenen poliçeler (Yenilemeler ve Zeyiinameler dâhil) üzerinde yazılı primi, Mevzuat esasları çerçevesinde tahsil eder. Taksitli prim tahsili ancak ilgili mevzuattaki sınırları aşmamak üzere Şirket tarafından öngörülen koşullarda yapılabilir. Acentenin tahsil ettiği primler emanet para hükmünde olup, Acente tahsil ettiği primleri en geç ertesi haftanın son iş gününün bitimine kadar Şirkete intikal ettrmek zorundadır. Acente, tahsil ettiği primleri poliçeler itibarı ile ayrı bir hesapta tutmak zorundadır...., '' hükmü düzenlenmiş, davacı tarafça bu düzenleme uyarınca davalı taraftan prim alacağından kaynaklı cari hesap alacağı olduğunu ileri sürmüştür. İİK. 45 Maddesinde; '' Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoliyle takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir,'' hükmü düzenlenmiştir.Somut olayda davalı taraf cevap dilekçesinin 4. maddesi ile, davalı şirkete ait taşınmaz üzerine davacı lehine 300.000,00 TL. miktarlı ipotek tesis edildiği belirtildiği halde mahkemece bu taşınmaza ait tapu kaydı ile ipotek akit tablosunun getirtilip incelenmediği ve İİK 45 madde uyarınca ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılmadan genel haciz yolu ile takip yapılıp yapılmayacağı yönünde değerlendirme yapılmaması yerinde görülmemiştir.Mahkemenin kabulüne yönelik inceleme yapıldığında;Bilirkişilerce, taraflar arasındaki cari hesap farklılığının, davalının cari hesap ekstresinde poliçeler, tahsil ettiği primler, davacı yana yapılan ödemeler yer almadığından tarafların cari hesaplarının birbiriyle uyumlu olmadığı tespit edilmiş ise de, davacının ticari defterlerinde kayıtlı prim alacaklarının hangi poliçelerden kaynaklandığı tespit edilip buna ilişkin delillerin ibrazı sağlanarak, poliçe bazlı prim borcunun ödendiğine dair davalı defterlerinde kayıt bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise dayanak belgelerinin neler olduğu tespit edilip davalı tarafın cevap dilekçesinde belirttiği çeklerin özellikleri yazılarak bu çeklerin davacı tarafça tahsil edilip edilmediğinin ilgili banka şubesinden sorularak gelen cevabi yazılara göre davacı defterlerinde çekle yapılan bu ödemelerin kayıtlı olup olmadığına ilişkin konusunda uzman farklı bir bilirkişi heyetinden, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınıp davalı itirazlarını da karşılayacak denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK 297, 353/1-a6 m. uyarınca hükmün kaldırılması ve dosyanın mahkemesine iadesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
-İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../███████ Tarih ve 2020/...... Esas - 2023/.... Karar sayılı kararının HMK'nın 297, 353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat var ise talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!