Anahtar kelimeler: Haberciliği Mecralarda Adresli Logosu Kanalının Basılı İşitsel Dijital Aşkın Holding

T.C.

İSTANBUL
2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili, müvekkili ... A.Ş., “...” "..." ve "..." ibareli markalarının ve bu markalara bağlı pek çok seri markanın ... Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli sahibi olduğunu, müvekkili ... A.Ş. bünyesinde bulunan diğer müvekkili ...A.Ş.'nin 15 yılı aşkın süredir yayın hayatına devam eden, ... adresli ... sitesinin sahibi olduğunu, yine mezkur Holding kapsamında faaliyet gösteren müvekkillerinden ... A.Ş. ise “...” logosu ile yayın yapan televizyon kanalının sahibi olduğunu, “...” "..." ve "..." markalarının 2000'li yıllardan bu yana basılı, görsel, işitsel ve dijital mecralarda internet, gazete ve televizyon haberciliği başta olmak üzere, medya sektöründe aralıksız bir şekilde kullanıldığını, davalının ise izin almaksızın hukuka aykırı bir şekilde TPE nezdinde müvekkilleri adına tescilli “..." "..." ve "..." markalarını .../ internet sitesinde hemde "..." şeklinde tv yayın adında hukuka aykırı bir şekilde kullandığını, müvekkiline ait markaların tanınmışlığından haksız bir şekilde yararlandığını, davalının TV Yayın adının da müvekkilinin tescilli markalarıyla aynı veya iltibasa neden olacak derecede yakın olduğunu, davalının müvekkilinin markalarını kullanarak müvekkilin okuyucularını kendi sitesine yönlendirdiğini ve bu şekilde ticari menfaat elde ettiğini beyan ederek davalının ... adresli internet sitesinde ve TV Yayın Adında müvekkili şirketlerin tescilli "...” "..." ve "... " markalarının aynı marka sınıfında kullanılmaya devam etmesi halinde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, verilecek ihtiyati tedbir kararının dava sonunda verilecek esas hüküm kesinleşene kadar devamına karar verilmesine, davalının "...” "..." ve "..." markalarının, müvekkili şirketlerin marka tescil ve başvuruları kapsamında yer alan ürün veya hizmetler üzerinde tek başına yahut sair tali unsurlarla birlikte kullanmasının, müvekkili şirketlerin aleyhinde marka tecavüzü ve haksız rekabet yarattığının tespitine, marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 20.000,00 TL maddi tazminatın ve 100.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, "..." markasının zayıf karakterli bir marka olduğunu, doğrudan Türkiye'de gerçekleştirilen medya ve habercilik sektörüne yönelik açık tanım niteliğinde bir kelime veya ibarenin marka olarak seçilip tescil ettirilmesinin o kelime üzerinde marka sahibine tekel hakkı vermeyeceğini, davaya konu "..." markasının hak sahipliğine konu edilemeyeceğini, davacı markasının tanınmış marka olmadığının kanıtlandığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının iddialarının aksine markaların birebir aynı veya iltibasa neden olacak derecede yakın olması durumunun söz konusu olmadığını, markalar hakkında yapılacak değerlendirme, sadece kelime benzerliği üzerinden değil, görsel, fonetik ve konseptsel unsurlar da dikkate alınarak bütüncül bir şekilde ele alınması gerektiğini, ... ve ... ibarelerinin birebir aynı olmadığı, görsel ve konseptsel açıdan farklılıklar barındırdığı ve tüketici nezdinde doğrudan bir karışıklığa neden olmayacağını beyan ederek ihtiyati tedbir talebinin reddine, yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri olan kütahya mahkemeleri olduğundan davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine, aksi kanaat halinde işbu haksız davanın tümden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporu dosya içerisine ibraz etmiştir.
Mahkememizce alınan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda; "...Basın Yayın ve Marka Uzmanı Tespit Analizi Sonuç ve Nihai Görüş; dosya kapsamındaki inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, basın-yayın sektör tespitleri;
... Markasının Ayırt Edicilik Düzeyi
: “....” markası, bileşenleri itibarıyla zayıf ayırt edici karakterli bir ifadedir. ... yayıncılığı alanında tanımlayıcı ve jenerik kelimeler içerdiğinden, koruma kapsamı daha dar yorumlanmalıdır.
Davacı tarafın bu markaya atfettiği tekel hakkı iddiası, genel kullanımdaki sözcüklere dayandığı ölçüde sınırlıdır.
Markalar Arası Benzerlik ve Olası İltibas: “...” ile “...” ibareleri arasında kelime bazında benzerlik bulunsa da, görsel, işitsel ve konseptüel açıdan önemli farklılıklar vardır. Her iki marka da piyasada kendine özgü bir imajla yerleşmiştir.
Ortalama tüketici, markaların isimlerindeki benzerliğe rağmen, diğer ayırt edici unsurları dikkate alarak kaynaklarını ayırt edebilmektedir. Somut veriler ışığında, iki marka arasında tüketici nezdinde yanıltıcı bir karışıklık yaşandığına dair bulgu saptanmamıştır. Genel Kullanıma Açık İbarelerin Korunması“...” ve “...” gibi kelimeler, basın sektöründe herkesin serbestçe kullanabileceği ifadeler olduğundan, bunların birleşiminden oluşan bir markanın tek başına münhasır hak sağlaması hakkaniyete uygun düşmez. Yargı kararları da göz önüne alındığında, zayıf ve tasviri markalar arasındaki ihtilaflarda küçük farklılıkların iltibas iddiasını bertaraf edebileceği anlaşılmaktadır. Mevcut durumda da davalının kullandığı ibare, davacı markasından yeterli derecede uzaklaşmayı sağlayacak farklılıklar içerdiği, (özellikle “...” ibaresi, ayrı yazım, farklı logo tasarımı vs.). Davalı tarafın, kendi tescilli markasını kullanıyor oluşu ve sektörel normlara uygun
hareket etmesi, kötüniyet iddiasını zayıflatmaktadır. Dosyada, davalının davacı markasının ününden faydalanmak amacıyla kasıtlı bir algı karışıklığı yaratmaya çalıştığını gösterir somut delil bulunmamıştır. Aksine, davalının marka seçiminin kamuya açık kavramlardan oluştuğuve bu kavramların birden fazla kişi tarafından kullanılması durumunda katlanma yükümlülüğünün zayıf marka sahiplerinde bulunduğu, Davacı tarafından ileri sürülen itibar kaybı ve maddi zarar iddiaları, somut delillerle desteklenmemiştir. Bu nedenle, talep edilen tazminat kalemlerinin mevcut haliyle ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Yine de, mahkeme aksi yönde bir kanaate varıp davacıyı haklı bulacak olursa, maddi tazminat hesabının lisans bedeli esasına göre yapılması isabetli olacaktır. Davalının sunduğu lisans sözleşmesi bu bakımdan kullanışlı bir referans olup,tazminat miktarının belirlenmesinde hakkaniyete uygun bir ölçüt teşkil edebilir. Davacının, davalının marka kullanımına uzun süre kayıtsız kalıp yıllar sonra dava açması, dürüstlük kuralı açısından dikkate değer bir husustur. Bu durum, davanın esastan değerlendirilişinde davacı aleyhine sonuç doğurabilir kanaatini desteklemektedir. Zira piyasa koşullarında gerçek bir tecavüz hali olsa idi, hak sahibinin derhal reaksiyon göstereceği kabul edilir. Sessiz kalınan yıllar, zımni bir kabul veya en azından tolere etme izlenimi yaratmıştır.
Özetle sonuç;
Davalının kullandığı "..." markasının, medya sektörüne ilişkin açıklayıcı ve jenerik ibarelerden oluştuğu, tescilli bir marka olduğu ve kötü niyetli kullanıma ilişkin somut delil sunulmadığı,"..." markasının sektörel bağlamda zayıf marka olduğu ve tekelleştirilemeyecek jenerik unsurlar içerdiği, İki marka arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak iltibas yaratacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, Tüketici nezdinde karışıklık yaratacak ölçüde benzerliğin tespit edilemediği,
Tazminat hesabında davacı tarafından seçilen “emsal lisans bedeli” yönteminin esas alınması gerektiği, Davacının zarar ve itibar kaybı iddialarının somut delillerle desteklenmediği, Nihai olarak, basın-yayın ve marka uzmanı bilirkişi görüşü çerçevesinde, davalı tarafa atfedilen marka kullanımının, davacı markasının zayıf ayırt ediciliği ve sektörel yaygın kullanımı dikkate alındığında, ortalama tüketiciyi yanıltacak düzeyde bir benzerlik veya haksız rekabet durumu oluşturmadığı kanaatine varılmıştır. Dosya bulguları, iki markanın piyasada bir arada bulunmasının davacıya somut bir zarar vermediğini göstermektedir. Bu itibarla, davacı tarafın iddialarının önemli ölçüde dayanak eksikliği bulunduğu değerlendirilmiştir. Bilişim Yönünden Yapılan Teknik İnceleme Neticesinde; DAVACIYA AİT OLDUĞU BELİRTİLEN İNTERNET SİTELERİ VE DİJİTAL YAYIN PLATFORMLARINA YÖNELİK İNCELEME: Davacı tarafa ait olduğu belirtilen ... isimli internet sitesi üzerinde yapılan inceleme; Davacı tarafa ait olduğu belirtilen ... isimli sitenin aktif ve yayında olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafa ait olduğu belirtilen ... isimli internet sitesi üzerinde yapılan inceleme; Davacı tarafa ait olduğu belirtilen ... isimli dijital yayın platformunun aktif ve yayında olduğu tespit edilmiştir. Site Tescil Bilgilerinde; Alan adının ... firması tarafından kayıt edildiği, Alan adı sahibi kişi/kurum bilgilerinin gizli olduğu, Alan adının 06.05.2000 tarihinde kayıt ettirildiği ve 06.05.2033 tarihine kadar kayıtlı olduğu, Site erişim ve yer sağlayıcısının “...” olduğu tespit edilmiştir. Davacıya ait olduğu belirtilen ... isimli sitenin geçmiş kayıtlarına yönelik inceleme: Davalıya ait olduğu belirtilen ... isimli sitenin 20 Eylül 2000 ile 24 Eylül 2025 tarih aralığına ait 125.772 adet arşiv kaydının olduğu tespit edilmiştir.... uzantılı URL adresinin 02 Mart 2001 tarihli sayfa içeriğinde ... ibaresinin yer aldığı tespit edilmiştir.
SOSYAL MEDYA HESAPLARI ÜZERİNDE YAPILAN İNCELEME;
Davacı tarafa ait olduğu belirtilen ... uzantılı instagram sosyal medya hesabı üzerinde yapılan inceleme; Hesap bilgisinde; Hesap adının “...” olduğu, Hesabın Şubat 2013 tarihinde oluşturulduğu, Hesap açıklamasında “ ...-Gücü Özgürlüğünde #...” ibarelerinin yer aldığı, Hesaptan toplam 11.945 adet gönderi paylaşıldığı, Hesabın takipçi sayısının 958 B kişi olduğu tespit edilmiştir. DAVALIYA YÖNELİK İNTERNET SİTELERİ ÜZERİNDE YAPILAN İNCELEME: Davalı tarafa ait olduğu belirtilen ... adlı internet sitesiüzerinde yapılan incelemede; Davalı tarafa ait olduğu belirtilen ... isimli sitenin aktif ve yayında olduğu tespit edilmiştir.
Sitede yer alan firma bilgilerinde; Firma adresinin “...”,
İletişim numaralarının ..., E-posta adresinin bilgi@turkhabertv.com olduğu tespit edilmiştir.
Site Tescil Bilgilerinde;
Alan adının ...A.Ş. firması tarafından kayıt edildiği,
Alan adı sahibi kişi/kurum bilgilerinin gizli olduğu, Alan adının 20.08.2020 tarihinde kayıt ettirildiği ve 20.08.2026 tarihine kadar
kayıtlı olduğu, Site erişim ve yer sağlayıcısının “Çizgi Telekomünikasyon Anonim Şirketi” olduğu tespit edilmiştir. Davalıya ait olduğu belirtilen ...isimli sitenin geçmiş
kayıtlarına yönelik inceleme
:
Davalıya ait olduğu belirtilen ... isimli sitenin 23 Nisan 2012 ile 10 Ağustos 2025 tarih aralığına ait 106 adet arşiv kaydının olduğu tespit edilmiştir. ... uzantılı URL adresinin 23 Nisana 2012 tarihli sayfa içeriğinde “ Sitenin hacklendiği” uyarısının yer aldığı tespit edilmiştir.
...URL adresinin 23 Nisana 2012 tarihli sayfa içeriğinde “ ...” ibaresinin yer aldığı tespit edilmiştir.
... ARAMA MOTORUNDA “...” İBARESİNE YÖNELİK İNCELEME:
... arama motorunda “...” ibaresi yazılarak arama yapıldığında, sorgu sonuçlarında ilk sayfada ve 6. Sırada davacıya ait olduğu belirtilen ... isimli sitenin yer aldığı tespit edilmiştir.
MALİ AÇIDAN YAPILAN İNCELEME;
Davacı tarafından ileri sürülen itibar kaybı ve maddi zarar iddiaları, somut delillerle desteklenmemiştir. Bu nedenle, Sayın Heyet tarafından talep edilen tazminat kalemlerinin mevcut haliyle ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Yine de, mahkeme aksi yönde bir kanaate varıp, davacıyı haklı bulacak olursa, maddi tazminat hesabının lisans bedeli esasına göre yapılması isabetli olacaktır..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Dava; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ve ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı tarafa ait ... başvuru nolu ... ibaresini ve şeklini içeren marka tescillerinin bulunduğu, davalı tarafa ait ise ... başvuru nolu marka tescilinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı vekili, davalı tarafın ... alan adlı internet sitesinde davalı tarafın “...” ibaresini (ve varsa “...” şeklindeki ibareyi) medya sektöründe kullanmasının davacı tarafa ait ..." "..." ve "...ibareli markalar ile iltibas yarattığını ve davacı markalarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu belirtmiştir.
Bu bakımdan öncelikle karıştırılma ihtimali yaratmanın incelenmesi gerekir.
Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, tüketicilerin bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım veya bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta marka ve kullanım arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” bunların karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.06.2012 tarihli ve ...E.... K. sayılı kararı). Başka bir deyişle karıştırılma ihtimali; görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine tüketicilerin, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Ayrıca Avrupa Marka ve Tasarım Ağı Ortak Bildirgesinde de belirtildiği üzere, markalar düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir unsuru paylaşıyorsa, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde örtüşmeyen bileşenlerin markaların genel izlenimi üzerindeki etkisine odaklanılacaktır (Karasu, Rauf/ Suluk, Cahit/ Nal Temel: Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara, 2018, s. 189). Başka bir deyişle önceki markanın ayırt edici niteliği düşük ise markaların örtüşmeyen bileşenlerinin benzerlikleri/farklılıkları ve ayırt edicilikleri ele alınarak sonuca gidilecektir.
Davacıya ait “...” markası bitişik tek bir sözcük gibi kullanılırken (özellikle logo kullanımında ... ve ... kısımları alt alta getirilerek bir bütünlük sağlanmıştır), davalıya atfedilen “...” ibaresi genellikle ayrı iki kelime halindedir. Ayrıca, davalının tescilli markasında bulunan “...” kısaltmasının, markaya ilave bir öğe olarak eklendiği, bu “...” ibaresinin, görsel olarak iki marka arasında ilk bakışta farklılık yaratan bir unsur olduğu keza, harf sayısı itibarıyla da ... ibaresi (9 harf) ile ...ibaresinin (9 harf sayılıyor ancak arada boşluk olması ayrı bir algı yaratır) tam olarak çakışmadıkları anlaşılmıştır.
İlaveten, logoların tasarımının ve sunumlarının iki marka arasında ciddi ayrımlar oluşturduğu, ...'ün kurumsal logosunun, belirli renk kombinasyonları (kırmızı zemin, beyaz harfler gibi) ve tipografi ile yıllardır basın-yayın mecralarında yer edindiği,... ibaresinin ise davalının yayınlarında farklı bir font ve grafikle temsil edildiği, örneğin, olası bir ... ekran logosu ile ...logosu yan yana getirildiğinde, renk, biçim ve kompozisyon olarak ortalama bir izleyicinin dahi farklılıkları ayırt edebileceği kanaatine varılmıştır.
Sonuç itibarıyla, “...” ve “...” ibareleri benzer kelime öğeleri paylaşmaları nedeniyle isim düzeyinde benzeşse de, bunların sunuluş biçimindeki belirgin farklılıklar, kullanım mecralarının ayrı oluşu ve ibarelerin zaten jenerik olması gibi
etkenler, muhtemel bir karıştırılma ihtimalini önemli ölçüde azaltmaktadır. Her iki marka da ilgili sektörde kendine has bir imajla yerleşik olduğundan, salt kelime benzerliğinin ötesindeki unsurların dikkate alınması gereklidir. Bu çerçevede bakıldığında, benzerlik unsuru bulunsa bile bunun piyasada karışıklığa yol açacak düzeyde olmadığı kanaatine varılmıştır.
İçerisinde sektör bilirkişisinin de bulunduğu bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, medya sektörünün doğası gereği, “...” ve “...” gibi kelimelerin hiçbir zaman tek bir markaya özgülenmiş unsurlar olamayacağı, bu kelimelerin içerik veya hedef kitle tanımı yaptıkları, bu sebeple birden çok kuruluş tarafından bağımsız şekilde kullanılmakta olduğu, aynı kelime veya kelime grubunu paylaşan markaların bir arada var olmasının sektörce alışılagelmiş bir durum olduğu, tüketicinin de buna alışkın olduğu ve benzer isimli kanallar veya siteler olduğu halde bunları içerik ve kalite farklılıklarından, sunum biçiminden veya basitçe kurumsal logolarından ayırt edebilmekte oldukları kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde, davalının kullandığı "..." markasının, medya sektörüne ilişkin açıklayıcı ve jenerik ibarelerden oluştuğu, markanın tescilli bir marka olduğu ve kötü niyetli kullanıma ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belgenin bulunmadığı, davacıya ait "..." markasının da sektörel bağlamda zayıf marka olduğu ve tekelleştirilemeyecek jenerik unsurlar içerdiği, iki marka arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak iltibas yaratacak düzeyde benzerlik
bulunmadığı, tüketici nezdinde karışıklık yaratacak ölçüde benzerliğin tespit edilemediği anlaşılmakla davalının kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediği ve eylemlerin haksız rekabete sebebiyet vermediği anlaşılmakla davanın tümden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi olunmuştur.
HÜKÜM
: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL karar harcının, peşin yatırılan 2.049,30 TL'den mahsubu ile artan 1.317,30 TL harcın talebi halinde davacıya iadesine,
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden;
a)Marka hakkına tecavüz davası yönünden; A.A.Ü.T.'sine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
b)Maddi tazminat davası yönünden; A.A.Ü.T.'sine göre 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
c)Manevi tazminat davası yönünden; A.A.Ü.T.'sine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!