Anahtar kelimeler: Aksamdan Binek Şase Satıma Bayisi Sıfır Kilometre Servise Harçlandırma Teslimden

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)DAVA TARİHİ
: █████/2022KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:İDDİA
:Davacı vekili Mersin Nöbetçi Tüketici Mahkemesine sunmuş olduğu █████/2022 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; müvekkilinin davalı şirket bayisi ... Oto Servis ve Ticaret A.Ş. .... Şubesinden ... marka, ... plakalı, ... şase numaralı sıfır kilometre binek otomobili satın aldığını, aracın █████/2020 tarihinde teslim edildiğini, teslimden kısa süre sonra elektronik aksamdan kaynaklanan arızalar meydana gelmesi nedeniyle aracın zaman zaman kullanılamaz hâle geldiğini, müvekkilinin aracı defalarca yetkili servise götürmesine rağmen sorunların giderilmediğini ve her servis çıkışında aynı arızalarla yeniden karşılaşıldığını, davalı taraf ile yapılan görüşmelerde problemin üretim kaynaklı olduğunun ortaya konulmasına rağmen kalıcı bir çözüm sağlanmadığını, yalnızca geçici müdahaleler yapıldığını, müvekkilinin █████/2022 tarihinde garanti süresi içerisinde davalı tarafa ihtarname göndererek aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep ettiğini ancak davalı tarafından bu ihtara rağmen herhangi bir çözüm üretilmediğini, müvekkilinin aracı satın alırken gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini, araçta ilk inceleme sırasında fark edilmesi mümkün olmayan gizli ayıpların bulunduğunu ve satıcının malı ayıpsız olarak teslim etmekle yükümlü olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava konusu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
:Davalı vekili Tarsus ... Asliye Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu █████/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; dava konusu araçta üretim hatasından kaynaklanan herhangi bir ayıbın bulunmadığı, davacı tarafça “ayıp” olarak nitelendirilen hususların kullanım hatasına ve/veya müşteri memnuniyetsizliğine dayandığı, aracın hangi koşullar altında ve ne şekilde kullanıldığının belirsiz olduğu, bu nedenle kullanıcı hatası ile dış etkenlerin göz ardı edilemeyeceği ileri sürülmüştür. Ayrıca, ayıp iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının ücretsiz onarım seçimlik hakkını kullandığı, yetkili servis tarafından orijinal parçalar kullanılarak yapılan onarım nedeniyle araçta herhangi bir değer kaybının meydana gelmeyeceği, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde misli ile değişim yönünde bir karar verilmesinin satıcı açısından daha ağır sonuçlar doğuracağı savunulmuştur. Davacı tarafça dayanılan raporun müvekkili şirkete tebligat yapılmaksızın gıyapta düzenlendiği ve bu nedenle usul ve yasaya aykırı olduğu, ayrıca söz konusu bilirkişi raporunun yeterli teknik ve bilimsel inceleme içermediği, varsayımlara dayanılarak hazırlandığı belirtilmiştir. Bununla birlikte, ayıp iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davanın reddine karar verilmesi gerektiği; mahkemenin aksi kanaatte olması hâlinde ise davacının araçtan elde ettiği kullanım faydalarını ve araçta meydana geldiği iddia edilen hasarlar nedeniyle oluşan değer kaybını iade etmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Davacı tarafın onarım seçimlik hakkını kullandığı, bu hakkın sonradan değiştirilmesini mümkün kılan yasal koşulların oluşmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.DELİLLER ve GEREKÇE
:Ayıplı olduğu ileri sürülen aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi istemine ilişkindir.Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Bilirkişiler Dr. ..., Dr. ... ve Doç. Dr. ... tarafından mahkememize sunulan█████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle ;Dava konusu .... plakalı araçta tespit edilen arızaların üretimden kaynaklı ayıp niteliğinde olduğu ve ortaya çıkış şekli itibarıyla gizli ayıp özellikleri taşıdığı, ancak söz konusu ayıpların aracın iadesini veya ayıpsız misli ile değiştirilmesini gerektirecek seviyede bulunmadığı, sözleşmeye konu araçta gizli ayıpların mevcut olduğunun heyetin teknik üyesince tespit edildiği belirtilmiştir. Dosyaya sunulan belgeler arasında davacı tarafından ... Oto Servis ve Tic. A.Ş. muhatap gösterilerek ayıp ihtarnamesi keşide edildiğinin görüldüğü, ayrıca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararda aracın arıza nedeniyle davalının yetkili servisine götürülmüş olmasının ayıp ihbarı niteliğinde kabul edildiği, bu nedenle davalının ihbarın süresinde yapılmadığına ilişkin savunmasının ve istinaf nedeninin yerinde olmadığı yönündeki değerlendirmelerin de dikkate alındığı ifade edilmiştir. Bu çerçevede aracın yetkili servise götürülmesinin ihbar mahiyetinde olduğu, ayıptan doğan sorumluluğun maddi ve şekli şartlarının somut uyuşmazlıkta mevcut olduğu değerlendirilmiştir. Raporda ayrıca, davacının kural olarak sahip olduğu dört seçimlik haktan birini kullanabileceği, ancak aynı anda birden fazla seçimlik hakkın kullanılmasının mümkün olmadığı, dosya kapsamında davacının satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini talep ettiği, buna karşın heyetin teknik üyesi tarafından aracın iadesi veya misli ile değişimini gerektirecek seviyede bir ayıbın bulunmadığının tespit edildiği, nihai takdirin münhasıran mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Teknik değerlendirmeler ile Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 29.12.2022 tarihli ve “davacı aracın misli ile değişimini talep etmiş olsa dahi hâkimin somut olayın koşullarına göre satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebileceği” yönündeki kararının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, öncelikle satılanın onarım yoluna gidilebileceği, onarımın mümkün olmaması hâlinde ise nefaset bedeli olarak fatura bedeli üzerinden %20 oranında bedel indirimi uygulanabileceği yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.Bilirkişiler Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ... ve ... tarafından mahkememize sunulan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle ;dava konusu araçtaki mekanik arızaların kullanım sonucu ortaya çıkan arızalardan olmadığı, bu nedenle gizli ayıp niteliğinde imalat hatasından kaynaklandığı, araçta bulunan kapı ve sunroof parçalarının onarımının mümkün olduğu ve toplam tamir masrafının 20.000,00 TL olacağı, araçtaki navigasyon ve bluetooth bağlantıları ile aktif sürüş asistanı sistemine ilişkin arızaların yazılım yüklemesiyle giderilebileceği, söz konusu arızaların aracın kullanımından sürekli olarak mahrum kalınmasına neden olmadığı, bu nedenle aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini gerektirecek bir durumun bulunmadığı ve böyle bir değişimin davalı şirket aleyhine orantısız bir ekonomik kayba yol açacağı yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle satıcının ayıba karşı tekeffül sorumluluğunun kapsamı ile alıcının seçimlik haklarının hukuki sınırlarının belirlenmesi zorunludur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219. maddesinde düzenlenen ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca satıcı, satılanda alıcıya bildirdiği niteliklerin bulunmamasından sorumlu olduğu gibi, sözleşmenin amacı gereği malda bulunması gereken objektif vasıfların eksikliği nedeniyle kullanım amacını ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıplardan da sorumludur. Bu sorumluluk kusurdan bağımsız olup satıcının ayıbı bilmemesi veya bilmemesinin mümkün olduğunu ileri sürmesi sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti devretme borcunun tamamlayıcısı niteliğinde olup sözleşmesel dengeyi ve alıcının sözleşmeden beklediği ekonomik faydayı korumaya yöneliktir.Öğreti ve yerleşik içtihatlarda ayıp; satılanın vaat edilen nitelikleri taşımaması yahut dürüstlük kuralı gereğince bulunması gereken vasıflardan yoksun olması şeklinde tanımlanmaktadır. Ayıbın varlığından söz edilebilmesi için eksikliğin önemli nitelik taşıması, yarar ve hasarın alıcıya geçtiği anda mevcut olması ve alıcının ayıbı bilmeden malı edinmiş olması gerekir. Gizli ayıplar ise olağan bir inceleme ile tespit edilemeyen, ancak kullanım sürecinde ortaya çıkan teknik eksiklikler olup bu tür ayıplar bakımından alıcıdan ileri düzeyde araştırma yapması beklenemez. Bu yaklaşım, ayıba karşı tekeffül sorumluluğunun temelinde yer alan güven teorisi ile de uyumludur.6098 sayılı Kanun’un 225. maddesinde satıcılığı meslek edinmiş kişiler bakımından daha ağır bir sorumluluk rejimi öngörülmüş; profesyonel satıcıların bilmesi gereken ayıplar yönünden ihbarın süresinde yapılmadığı savunmasına dayanarak sorumluluktan kurtulamayacakları açıkça düzenlenmiştir. Otomotiv sektöründe faaliyet gösteren davalı şirketin teknik uzmanlığı, organizasyon yapısı ve ürün üzerindeki bilgi hâkimiyeti dikkate alındığında üretim veya montaj kaynaklı gizli ayıpların varlığını öngörebilecek konumda bulunduğu açıktır. Aynı Kanun’un 231/2. maddesinde ise satıcının satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu olması hâlinde iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu düzenleme, özellikle teknik ürün satışlarında profesyonel satıcıların sorumluluğunu daraltmaya yönelik zamanaşımı savunmalarının sınırsız biçimde ileri sürülmesini engellemeye yöneliktir. Somut olayda bilirkişi raporlarıyla sabit olan üretim kaynaklı teknik arızalar ve davalının profesyonel satıcı sıfatı birlikte değerlendirildiğinde ağır kusur unsurunun gerçekleştiği, bu nedenle iki yıllık zamanaşımı savunmasının hukuki korumadan yararlanamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.Ayıp hâlinde alıcının seçimlik hakları TBK’nın 227. maddesinde düzenlenmiş olup alıcı; sözleşmeden dönme, ayıpsız misli ile değiştirme, ücretsiz onarım veya semenin tenzili haklarından birini kullanabilir. Ancak seçimlik hakların kullanımı mutlak olmayıp 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ve menfaat dengesi ilkesi çerçevesinde değerlendirilmelidir. Yargıtay içtihatlarında ve özellikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu .... E., ... K. sayılı ilamında; malın kullanım süresi, ayıbın ekonomik etkisi ve sözleşmenin feshi hâlinde taraflar arasında doğacak sonuçlar birlikte değerlendirilerek fesih veya misli ile değişim talebinin davalı bakımından ağır sonuçlar doğuracağı durumlarda semenin tenziline hükmedilmesinin hakkaniyete daha uygun olacağı kabul edilmiştir. Bu yaklaşım, seçimlik hakkın sınırsız olmadığını ve hâkimin somut olayın özelliklerine göre objektif bir denge kurma yükümlülüğü bulunduğunu ortaya koymaktadır.Somut uyuşmazlıkta dosya kapsamındaki bilirkişi raporları, servis kayıtları ve teknik incelemeler birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından sıfır kilometre olarak satın alınan araçta teslimden kısa süre sonra aktif sürüş asistanı sistemi ve elektronik donanımlara ilişkin teknik arızaların ortaya çıktığı, bu arızaların kullanıcı hatasından kaynaklanmadığı ve üretim kaynaklı gizli ayıp niteliği taşıdığı anlaşılmıştır. Davacının garanti süresi içerisinde yetkili servise başvurduğu ve ihtarname ile ayıp ihbarında bulunduğu sabit olup ihbarın süresinde yapıldığı kabul edilmiştir. Davalı şirketin profesyonel satıcı sıfatı dikkate alındığında TBK m.225 kapsamında ihbar eksikliğine dayanamayacağı gibi, arızaların teknik niteliği ve ortaya çıkış şekli birlikte değerlendirildiğinde ağır kusur unsurunun gerçekleştiği ve bu nedenle TBK m.231/2 uyarınca iki yıllık zamanaşımı savunmasının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Davacı taraf her ne kadar aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep etmiş ise de bilirkişi raporlarında aracın tamamen kullanılamaz hâlde olmadığı, mevcut arızaların teknik olarak onarım ile giderilebilir nitelikte bulunduğu belirlenmiştir. Aracın kullanım süresi, ekonomik değerinin tamamen ortadan kalkmamış olması ve ayıbın giderilebilir mahiyette bulunması birlikte değerlendirildiğinde misli ile değişim talebinin kabulünün taraflar arasındaki menfaat dengesini aşırı ölçüde bozacağı açıktır. Hukuk Genel Kurulu kararında benimsenen yaklaşım doğrultusunda somut olayın özellikleri dikkate alındığında sözleşmenin feshi veya misli ile değişim yerine semenin tenzili yoluna gidilmesinin daha adil ve dengeli bir çözüm olduğu sonucuna varılmıştır.Ayıp nedeniyle semenden indirim belirlenirken ayıbın ekonomik etkisi esas alınmalıdır. Ayıbın kalıcı değer kaybı yaratmaktan ziyade giderilebilir teknik arıza niteliğinde olduğu hâllerde indirim miktarının tamir masrafı üzerinden belirlenmesi, zarar ile giderim arasında ölçülülük ve hakkaniyet dengesini sağlayacaktır. Dosyada mevcut bilirkişi tespitleri birlikte değerlendirildiğinde araçtaki gizli ayıpların onarım ile giderilebilir nitelikte olduğu anlaşılmış olup semenden indirimin değer kaybı üzerinden değil, ayıbın giderilmesi için gerekli tamir masrafı tutarında belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir.Açıklanan tüm maddi olgular ve hukuki değerlendirmeler birlikte ele alındığında; davacının ayıpsız misli ile değişim talebinin somut olayın özellikleri ve menfaat dengesi dikkate alındığında kabul edilemeyeceği, gizli ayıp niteliğindeki arızanın onarım ile giderilebilir olduğu, bu nedenle TBK m.227/3 uyarınca semenden indirim yoluna gidilmesinin gerektiği; araç bedelinin peşin ödendiği gözetilerek belirlenen 20.000,00 TL tamir gideri tutarının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.HÜKÜM/Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının, ayıplı aracın aynı nitelikteki ayıpsız misli ile değiştirilmesine ilişkin talebinin karşılıklı menfaat dengesi ile hakkaniyete uygun olmaması nedeniyle kabul edilmeyeceğinden gizli ayıp niteliğindeki arızanın onarım ile giderilebileceği dikkate alınarak talebin ayıp nedeni ile bedel indirimi olarak kabul edilerek ve araç bedelinin peşin ödendiği gözönüne alınarak 20.000,00.-TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili davacıya VERİLMESİNE,2-Davacının,fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,3-Alınması gerekli 1.366,20 -TL karar ve ilam harcının peşin alınan 13.092,32 -TL harçtan mahsubu ile bakiye 11.726,12 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,4-Davacı tarafından yatırılan 1.366,20.-TL peşin harç ve 25,60 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.391,80 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,5-Alınması gerekli 615,40 TL başvuru harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,6-Davacı tarafından yapılan 26 adet tebligat + posta ücreti 1.042,75 TL, iki bilirkişi inceleme ücreti 51.000,00-TL olmak üzere toplam 52.042,75- TL olan yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.366,10-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,7-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 20.000,00-TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,8-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/3.maddesine göre hesap edilen 20.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,9-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 200,00 TL x 2 saat= 400,00 TL ) X 2 = 800,00 TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 21,00-TL'sinin davalıdan, 779,00 TL'nin ise davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,10-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. . █████/2026Başkan ...☪e-imzalıdır.☪Üye ...☪e-imzalıdır.☪Üye ...☪e-imzalıdır.☪Katip ...☪e-imzalıdır.☪"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."