Anahtar kelimeler: İddiadavacı Orjinal İskonto Hasarlı Parçaların Fiilden Parça Çarpması Plaka Araca

T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:İDDİA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 31.07.2025 tarihinde ...'e ait, ...'in sevk ve idaresindeki --------- plaka sayılı aracın; davacıya ait -------- plaka sayılı araca çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, işbu kaza neticesinde tanzim edilen Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre davalı araçın tam ve asli kusurlu olduğunu, kaza neticesinde davacının --------- plakalı aracın tamamen hasar aldığını, davacının araçta değişmesi gereken parçaların tespit edilmesini, tespit edildikten sonra bu parçaların orjinal parça ile mi değiştirilip değiştirilmediğinin tespit edilmesini, gereğince iskonto yapılmaması gerektiğini, kaza sonucunda davacının aracındaki söz konusu hasar bedeli , hasar sonucunda ortaya çıkan reel değer kaybı bedeli ve davacının işbu kaza sebebiyle aracını kullanamadığı gün sayısınca uğramış olduğu hak mahrumiyet bedelinin ortaya çıktığını, davacının aracının uğradığı reel değer kaybının hesaplanması gerektiğini, arabuluculuk kurumuna başvurulduğu ancak anlaşma sağlanamadığını, davacının uğradığı zararın tazmin edilmesi ve alacağın semeresiz kalmaması için trafik kazasına sebebiyet veren davalılar adına bulunan taşınır, taşınmaz ve 3. Kişilerde ki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını, davanın kabulü ile şimdilik 30.000,00 TL araç değer kaybı tazminatının haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafa ait dava dışı --------- sevk ve idaresinde bulunan ---------- plakalı araç ile müvekkilim -------- sürücülüğünü yaptığı ve yine ...'nin maliki olduğu --------- plakalı araç arasında 30.07.2025 tarihinde trafik kazası yaşandığını, davacı tarafın meydana gelen bu trafik kazası neticesinde doğan hasar nedeniyle araçta değer kaybı ve hak mahrumiyeti yaşandığını iddia ettiğini ve bu nedenle tazminat talep ettiğini, ancak davacı tarafından ileri sürülen iddialar ve taleplerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın davalı ...’in sürücü olduğu kazanın meydana gelmesinde tam ve asli kusurlu olduğunu ileri sürmekte ise de, kazanın oluşumuna ilişkin tüm olgular, davalının tam kusurlu olmadığı gibi, davacı sürücüsünün de önemli ölçüde kusurlu olduğunu, davalının yaptığı sol genişleme manevrasının, keskin virajdan kaynaklanan zorunlu bir kaçınma manevrası olduğunu, kural ihlali kapsamında değerlendirilemeyeceğini, davalının bulunduğu araç çekici, dorse olduğunu, bu tür uzun ve geniş araçların dar ve keskin virajlarda şeridi tam olarak ortalama zorunluluğu ulusal uygulamada da teknik olarak kabul edilen bir durum olduğunu, bu genişleme “şeride tecavüz kusuru” olarak değil, araç geometrisinin gerektirdiği mecburi manevra olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacı araç sürücüsü ---------- aşırı hızlı araç kullandığını, Kaza Tespit Tutanağının kazanın gerçek seyrini yansıtmadığını, davalının yaptığı manevralar, olay yerinin ve aracın özelliklerinin gerektirdiği zorunlu hareketler olup, herhangi bir asli veya tam kusur oluşturmadığını, hız ihlali nedeniyle fren izlerinin olduğunu, davacı tarafın davalı tarafa ait malvarlığı üzerinde ihtiyati haciz talebine karşı ihtiyati haciz talebinde bulunan tarafın alacağının "kesin ve vadesinin gelmiş" olması gerektiğini, alacağın ihtiyati haciz kararını gerektirecek nitelikte olmadığını, henüz ispat edilmemiş, tazminat alacağının miktarı ve niteliğinin netleşmediğini, ihtiyat haciz talebinin reddini, davacı tarafın talep ettiği hasarlar öncelikle kendi sigorta şirketi aracılığıyla giderildiğini, gerekli ödemeler ve onarımların sigorta kapsamında tamamlandığını, kaza sonrası yapılan onarımların, aracın piyasa değerini etkilemediğini ve bu nedenle araçta herhangi bir değer kaybı meydana gelmediğini, davacının aracını uzun süre kullanamadığından dolayı hak mahrumiyeti yaşandığını ve tazminat talebinde bulunduğunu ancak hak mahrumiyeti tazminatı talep edebilmek için bu kaybın somut ve belgelenmiş olması gerektiğini, kazadan sonra davacının araç mahrumiyeti bedelinin ödenmesi amacıyla davalılar tarafından davacı adına 9.500,00 TL tutarında ödeme yapıldığını, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve davanın reddini talep etmiştir.İNCELEME ve GEREKÇE
: Dava, hukuki niteliği itibari ile tazminat isteminden kaynaklanmaktadır.Ticaret Mahkemelerinin görev alanı dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1.maddesinde; "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." ifadesi ile ticari davalar ile sınırlandırılmıştır. Ticari davalar ise TTK'nın 4. maddesinde sayılmıştır. Buna göre 4/1. maddesinde nispi ticari davalar 4/1-a fıkrasından f fıkrasına kadar sayılan hususlar ise mutlak ticari davalar olarak sayılmıştır.Mutlak ticari davalar,TTK'nın 4/1-a maddesinde her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ile yine TTK 4/1-f fıkrasına kadar sayılan yasalarda belirtilen davalar olarak sayılmıştır.Bir davanın nispi ticari dava sayılması için TTK'nın 4/1. maddesi birinci fıkrasında belirtildiği gibi her iki tarafında tacir olduğu ve her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bir dava olması gerekmektedir.6102 sayılı TTK'nın 12'nci maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adma işleten kişiye tacir denir." olarak tanımlanmıştır.Aynı Kanunun 16'ncı maddesinde "(1)Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.(2) Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar." şeklindedir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girmesi ile birlikte 5/3. maddesi gereği artık asliye hukuk mahkemeleri ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisinden çıkarak görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesine göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu belirtilmiştir.Somut olay ele alındığında; davanın trafik kazası sebebiyle davacının maddi tazminat talebinden kaynaklandığı, davacıya ait aracın hususi kullanımda olduğu ve davacının tacir ve tacir sayılacak kişilerden de olmadığı, kazaya karışan araçların her iki tarafın da ticari işletmesinden kaynaklanmadığı böylece davanın mutlak ticari dava ve nispi ticari dava niteliğinde olmadığı anlaşılmıştır.Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup mahkemece resen gözetilir. HMK'nın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. Davacının tacir olmadığı nazara alındığında TTK'nın 4/1. maddesinde belirtilen her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili ticari dava kapsamında bulunmayan maddi tazminat davasında, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli bulunması karşısında mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Dava dilekçesinin görev yönünden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 (iki) haftalık yasal süresi içinde başvurulması halinde dava dosyasının görevli nöbetçi ASLİYE HUKUK Mahkemesine gönderilmesine,3-6100 sayılı HMK.'nun 331/2. maddesi gereğince yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti konusunun görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması halinde kesinleşme tarihinden veya kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 (iki) hafta içinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, (ihtarat yapıldı)HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı ile davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026